Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1226, sondan 5011. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 66. ayetidir. Enfal Suresi 66. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 107 ve toplam ebced değeri ise 7663 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الـن خفف الله عنكم وعلم ان فيكم ضعفا فان يكن منكم مائة صابرة يغلبوا مائتين وان يكن منكم الف يغلبوا الفين باذن الله والله مع الصابرين
Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.
Savaşın amacı ne kadar meşrû, hatta kutsal olursa olsun yine de istenmeyen, korkulan, acı ve ıstıraplara sebep olan bir harekettir; bu sebeple savaşanların maddî-mânevî teşvike ihtiyaçları vardır. Peygamberimiz savaşlarda bunu yapmış, Allah’ın gazilere, şehidlere vaad ettiği muhteşem ödülleri hatırlatarak askerlerine şevk vermiştir. Bu sünnet o günden bugüne bütün İslâm ordularında uygulanmış, kumandanlar askeri coşturmak için mehter gibi mûsiki dahil değişik yöntemlere başvurmuşlardır. Tefsirlerde bire on savaşma yükümlülüğünün bire iki nisbetine indirilmesi konusunda Bedir Savaşı gibi bazı olaylara atıf yapılmış ve 66. âyetin bir öncekini neshettiğinden söz edilmiştir. İbn Abbas’ın bir yorumuna (Buhârî, “Tefsîr”, 8:6) dayanan Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye göre (II, 877), Bedir dahil hiçbir zaman sahâbe bire on savaşmamıştır. Bu âyet bir olaya bağlı olmaksızın bir mümine, on düşmana karşı olsa da savaşmasını, bu şart içinde dahi savaştan kaçmamasını farz kılmış, sonra farz olma hükmü kaldırmıştır (savaştan kaçmanın hükmü için bk. 16. âyetin açıklaması). Kurtubî’nin şu açıklaması, İslâm âlimlerinin nesih anlayışları bakımından da ilgi çekicidir: “İbn Abbas’tan gelen rivayet bunun farz olduğunu gösteriyor. Sonra bunun müminlere ağır geldiği sabit olunca farz, bir kişinin iki kişi karşısında sebat etmesi yükümlülüğüne indirildi. Böylece müminlerin yükleri hafifletildi, yüz kişinin iki yüz kişi karşısında kaçmaması farz kılındı. Buna göre, yapılan bir hafifletmedir, nesih değildir ve bu anlayış güzeldir. Maamafih Kadı İbnü’tTayyib, ‘Bir hüküm tamamen ortadan kaldırılmasa bile aslında veya niteliklerinde bir değiştirme yapılmasına da nesih denebilir; çünkü bu takdirde ikincisi, birincinin aynı değildir’ demiştir” (VIII, 45). Bize göre bu iki âyet ortaklaşa şunu ifade etmektedir: Gerektiği ve kaçınılmaz hale geldiği zaman bire on bile savaşılabilir; karşı tarafı savaşa iten sebep ve sâiklerle müminlerinki farklı olduğu için bu bilinç farkı gücü ve dayanmayı (sabrı) etkiler, Allah rızâsı için savaşan ve şehid olduğu takdirde kendisini dünyadakinden daha mutlu bir hayatın beklediğine inanan müminlerin gücü on katına çıkar ve Allah’ın izniyle zafer kazanılabilir. Bu iman ve bilinç zayıfladıkça güç de azalır. Ancak müminlerle kâfirlerin, hak yolunda savaşanlarla ona karşı savaşanların, maddî güce eklenen mânevî güçleri bire ikiden aşağı düşmez. Müminler güç dengesi hesabını yaparken terazinin kefesine bu moral güç farkını da koymalıdırlar.
Mehmet Okuyan
Şimdi Allah yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. Sizden sabırlı yüz (kişi) olursa, (onlardan) iki yüz (kâfir)e galip gelebilir. Sizden bin (kişi) olursa, Allah’ın izniyle (onlardan) iki bin (kâfir)e galip gelebilir. Allah sabredenlerle beraberdir.
Bu iki ayet arasında [nesh] yani “hüküm iptali” yoktur. Kaliteli olan az sayıdaki mümin grubun bu özellikte olmayan çok sayıdaki insanlara galip gelebileceği müjdelenmekte, oran yarı yarıya gelince de savaştan kaçılmaması gerektiği hükme bağlanmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, sizde bir zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, onlardan iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle onlardan iki bin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.[161]
[161] Sabır hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 74-76.
Erhan Aktaş
Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti. Çünkü sizde bir zayıflık olduğunu bilmektedir. Yine de, eğer sizden sabırlı yüz kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden bin kişi olursa Allah'ın izni ile iki bin kişiye galip gelir. Allah, sabredenlerle beraberdir.
Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi(ği için sayı oranını değiştirdi. Artık) Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratabilir; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
Fakat şimdi Allah size savaştaki hükmü hafifletti ve bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var. Artık sizden yüz tane sabır ve sebat sahibi, ikiyüzü yener ve siz bin kişi olsanız Allah'ın izniyle iki binini altedersiniz ve Allah, sabır ve sebat edenlerle beraberdir.
Ama yine de Allah, şimdilik yükünüzü hafifletmiş bulunuyor. Çünkü zayıf olduğunuzu biliyor. Şöyle ki: Sizden eğer zor durumlarda, sabretmesini bilen yüz kişi çıkarsa, bunlar ikiyüz kişiyi yenip alteder ve sizden böyle bin kişi çıkarsa, Allah'ın izniyle ikibin kişiyi yenip altedebilir. Çünkü Allah zor durumlarda göğüs gerip dirençli davrananlarla beraberdir.
Şimdi Allah sizin yükünüzü hafifletti. Sizde bir zaaf olduğunu bildi. Sizden sabırlı, eğitimli, kararlı, cesur yüz kişilik özel bir birlik oluşursa, iki yüz düşmana galip gelirler. Sizden bin kişilik özel bir birlik oluşursa, Allah'ın izniyle iki bin düşmana galip gelirler. Allah sabrederek mücadeleye devam edenlerle beraberdir.
Şu an Allah üzerinizdeki yükü hafifletti ve sizde zaaf olduğunu bildi. Sizden sabırlı yüz kişi bulunursa iki yüz kişiyi yener. Eğer sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.
Şimdi Allah, sizden yükü hafifletti. (Bir kişiye karşı on düşmanla savaşı, bire karşı iki düşmana indirdi). Bildi ki, sizde bir zayıflık var. Şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa, iki yüzü yenerler. Eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle iki bine galebe çalarlar. Allah, sabredenlerle beraberdir.
Şimdi Allah yükünüzü hafifletti. Ve sizde zayıflık olduğunu gördü. Eğer sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiyi yener. Allah’ın izniyle, bin kişi olursa, iki bin kişiyi yener. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.
Sizlerde zayıflık bulunduğunu Allah bildiği için, şimdi yükünüzü hafifletmiştir, içinizden yüz sabırlı, iki yüzü alt eder, Allahın izniyle sizden bin kişi, iki bini alt eder, Allah da biledir katlananlarla
Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, çünkü sizin güçsüz olduğunuzu iyi biliyor. Bu durumda, sizden sabretmesini bilen (dirençli) yüz kişi çıkarsa, bunlar iki yüz kişiye galip gelir ve sizden böyle bin kişi çıkarsa, Allah'ın izniyle iki bin kişiye galip gelir. Çünkü Allah (zulme karşı) direnenlerle beraberdir.
Tefsir otoritelerinin çoğu, bu âyetin Müslümanların zayıf olduğu Bedir Savaşı’ndan hemen sonra geldiği yönünde kanaat belirtmişlerdir. Bedir’de Müslümanlar kendilerinden sayı bakımından üç kat daha fazla olan ve silah ve teçhizat bakımından çok daha güçlü olan bir orduyu yenilgiye uğratmışlardı. Buna rağmen bu ayetlerin gelmesi ve ikinci ayette müminlerin zayıflığından bahsedilmesi aslında onların savaşı inanarak ve sabrederek kazandıklarına ama yüksek nitelikte olmadıklarına işaret edilerek uyarılması anlamına da gelir. İnsanın içinde, insanlar arasında ve evren bağlamında çalışan bu mekanizmaya ilişkin bu ayette verilen yüze iki yüz ve bine iki bin rakamlarının oranı bire ikidir. Önceki ayette ise bire ondu. Her iki ayette ifade edilen oranlar, nitelik-nicelik karşılaştırmalarında üst ve alt oranları vermektedir. Tarafların nitelik-nicelik kalitelerine bağlı olarak söz konusu oran, bire on ile bire iki arasında değişebilir. Ancak yine de bu oranlar, mutlak tavan-taban oranlar olarak görülmeyebilir.
Diyanet İşleri (Eski)
65,66. Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
İlk zamanlarda müslümanların sayısı azdı, bir kişi on kişiye karşı savaşmak mecburiyetinde idi. Sayıları çoğalınca Allah Teâlâ yüklerini hafifletti, bir müslümanın iki kâfire karşı savaşması emrolundu ve sabır gösterdikleri takdirde galibiyetin kendileri için olacağı ifade edildi.
Bedir savaşında müslümanlar 70 kâfiri esir almışlardı. Resûlullah (s.a.) bu esirler hakkında ne gibi bir işlem yapılacağına dair arkadaşları ile görüştü. Neticede fidye alınarak serbest bırakılmalarına karar verildi. Bunun üzerine 67. âyet nâzil oldu.
Edip Yüksel
Ancak, ALLAH sizde zayıflık bulunduğunu bildiğinden şimdi sizden yükü hafifletti. Sizden dirençli yüz kişi olsa, iki yüz kişiyi yenebilir. Sizden bin kişi olsa, ALLAH'ın izniyle iki bin kişiyi yenebilir. ALLAH sabredip direnenlerle beraberdir.
Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve bildi ki sizde bir za'f var, şimdi sizden sabredecek yüz kişi olursa iki yüze galebe ederler, sizden bin olursa Allahın izniyle iki bine galebe ederler, ve Allah sabredenlerledir
Şimdi Allah sizden (yükü) hafîfletdi. Bildi ki size muhakkak bir za'f vardır. O halde eğer içinizden (azimli) sabırlı yüz (kişi) olursa iki yüzü yenerler, eğer, sizden bin (kişi) olursa iki bine galebe çalarlar, Allahın izniyle. Allah sabr-u sebat edenlerle beraberdir.
Şimdi Allah, muhakkak sizde bir zayıflık bulunduğunu bildiğinden sizden(yükünüzü) hafifletti.(2) Artık eğer sizden sabreden yüz kişi olursa, (onlardan) iki yüz kişiye galib gelirler. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle iki bin kişiye galib gelirler.(3) Allah ise, sabredenlerle berâberdir.
(2)Allah, bir kişinin mukābele etmekle sorumlu olduğu düşman sayısını on adedden, ikiye indirdi. Yani artık bire karşı ikiden fazla olan düşmanla karşılaşmaya sabretmezseniz mes’ûl olmazsınız. Bunun içindir ki İbn-i Abbâs (ra): “Üç kişiden kaçan mü’min firâr etmiş olmaz. Ama iki kâfirden kaçan, firâr etmiş sayılır!” der. (Kurtubî, c. 4:8, 45)(3)İttifâkın ehemmiyeti hakkında bakınız; (sahîfe 40, hâşiye 1)
İlyas Yorulmaz
Allah sizin içinizdeki zafiyetleri bildiği için, bundan böyle (şu an) Allah sizden yükü hafifletti ve eğer sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelir. Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi ise sizden ağır yükü hafifletti. Sizlerde zaaf bulunduğunu bildi [¹]. İçinizden sabırlı yüz kişi iki yüz kişiye, yine içinizden sabırlı bin kişi iki bin kişiye Allah/ın izni ile galebe eder. Allah sabırlı olanlarla beraberdir.
İsmail Hakkı İzmirli Enfal Suresi 66. Ayet Açıklaması
[1] Vukuuna ilmi taallûk etti. Bunu ilmi zuhuriyle bildi.
Kadri Çelik
Şimdi Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve içinizde zaaf bulunduğunu bildi. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan iki yüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi Allah, içinizde zaman zaman gaflet, yılgınlık ve zayıflık olacağını bildiğinden, aslında bire-on olması gereken oranı düşürerek yükünüzü hafifletmiş bulunuyor. O hâlde, eğer içinizden zorluklara karşı göğüs gererek sabreden yüz kişi olursa, kâfirlerden iki yüz kişilik bir bölüğü yenebilirler; yine sizden böyle bin kişi olursa, kâfirlerden iki bin kişilik bir orduyu Allah’ın izniyle yenebilirler. Demek ki İslâm ordusu, —kendisinin iki katından fazla olmadığı sürece— düşman karşısında geri çekilemez, savaşmak zorundadır. Eğer müminler Allah’a dayanır ve zorluklar karşısında sabrederlerse, kesinlikle galip geleceklerdir. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.Ama hâlâ içinizde, Peygamberin görevini ve gönderiliş gayesini tam anlamıyla kavrayamamış olanlar var! O hâlde ey Müslümanlar, iyi bilin ki:
Şimdi Allah sizden hafifletti.
İçinizde bir zayıflık olduğunu bildi.
Bu sebeple sizden sabırlı “yüz” olursa, “iki yüz”e galip gelir.
Sizden “bin” olursa, Allah’ın izni ile “iki bin”e galip gelir.
Allah Sabredenler’le birliktedir.
Şimdi ise Allah sayınızın arttığını1 bildiği için size bunu hafifletti. O halde sizden Allah’ın izniyle sabreden yüz kişi olursa (kâfirlerden) iki yüz kişiye galip gelir ve yine sizden bin kişi olursa (kâfirlerden) iki bin kişiye galip gelir. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.
1 Yukarıdaki ifade, (ضَعُفَ) fiili, faili için “artmak, fazla olmak” anlamına da geldiği için tercih edilmiştir.
Muhammed Esed
[Ama yine de] Allah, şimdilik yükünüzü hafifletmiş bulunuyor, çünkü zayıf olduğunuzu biliyor: Şöyle ki: Sizden eğer zor durumlarda sabretmesini bilen yüz kişi çıkarsa, bunlar ikiyüz kişiyi tepeleye[bile]cektir; ve sizden böyle bin kişi çıkarsa, Allah'ın izniyle ikibin kişiyi tepeleye[bile]cektir; çünkü Allah zor durumlara göğüs germesini bilenlerle beraberdir. 71
Allah, içinde bulunduğunuz durum itibariyle ve sizdeki zaafı bilmesinden dolayı yükünüzü hafifletti. Bu durumda bile sizden çıkacak yüz dirençli ve cesur yiğit iki yüz kişiyi yenebilir. Eğer sizden bin kişi çıkarsa bu durumda da Allah’ın izniyle iki bin kişiyi mağlup edebilir. Zira Allah, davasında direnenlerle beraberdir. 2/153, 5/54, 29/6- 69, 47/7
Mevcut şartlarda Allah yükünüzü hafifletmiştir; zira sizin güçsüz olduğunuzu iyi biliyor: O hâlde, sizden dirençli yüz kişi çıkacak olursa, bunlar iki yüz kişiyi alt eder; ama eğer sizden bin kişi çıkarsa, Allah’ın izni sayesinde iki bin kişiyi alt eder: zira Allah (hakta) direnenlerle beraberdir.
Şimdi Allah Teâlâ sizden (yükü) hafifleştirdi ve bilmiştir ki, sizde muhakkak bir zaaf var. İmdi sizden sabredici yüz kişi bulunursa iki yüze galip olurlar. Ve eğer sizden bin kişi bulunursa iki bine galebe ederler, Allah Teâlâ'nın izniyle. Ve Allah Teâlâ sabredenler ile beraberdir.
Ama şimdi Allah yükünüzü hafifletti, çünkü sizde savaşma konusunda bir zayıflık olduğunu müşahede etti. O halde sizden sabırlı yüz kişi, Allah'ın izniyle onlardan iki yüz kâfire üstün gelir ve eğer sizden bin kişi olursa, onlardan iki bin kişiye galip gelir. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi Allah sizden hafifletti, sizde zayıflık bulunduğunu bildi. Bundan böyle sizden sabreden yüz kişi olsa, iki yüz(kafir)i yenerler. Ve eğer sizden bin kişi olsa Allah'ın izniyle iki bin(kafir)i yenerler. Allah, sabredenlerle beraberdir.
Bedir'de İslâm ordusu kırk kâfiri öldürmüş ve kırkını da esîr almıştı. Allah'ın Elçisi (s.a.v.), alınan esîrlere yapılacak işlem hakkında ashâbıyle istişâre etti. Düşüncelerini sorduğu Ömer, esîrlerin öldürülmesini; Ebubekir ise fidye karşılığında salıverilmesini önerdi. Ebubekir'in düşüncesini uygun bulan Hz. peygamber, fidye karşılığında bu esîrleri serbest bıraktı.
Süleymaniye Vakfı
Şimdi Allah, sizde bir zayıflık olduğunu bildi ve yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiyi yener. Sizden bin kişi de Allah’ın izniyle onlardan iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti ve içinizdeki zayıfları bilmektedir. Bu sebeple sizden sabırlı yüz kişi iki yüz kişiye galip gelir. Sizden bin kişi olursa Allah'ın izni ile iki bin kişiye galip gelir. Allah sabredenlerle beraberdir.
Şimdi ise Allah sizde bir zaaf bulunduğunu bildiği için, yükünüzü hafifletti. Bu durumda, sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden bin kişi de Allah'ın izniyle iki bin kişiyi mağlûp eder. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.(12)
(12) Son iki âyet, bu sûrenin 45’inci âyetine açıklık getirmektedir. Söz konusu âyette mü’minler düşman topluluğu karşısında sebat etmekle emrolunmuş; bu âyetlerde ise, karşısında sebat edilmesi gereken düşman kuvvetinin büyüklüğü belirlenmiş, sebat yükümlülüğünün sınırları çizilmiştir. Yukarıdaki âyetlerden ilkinde bu sınır bire ondur. Ancak daha sonraki yıllarda İslâma giren pek çok kişi ile sayı kalabalıklaşmış olmakla birlikte, yeni girenlerin birçoğu eskilerin kuvvet ve sabrına ulaşamamış, ayrıca bu arada İslâm toplumuna sızan ve sürekli olarak fitne kazanlarını kaynatan münafıklar da toplumda ister istemez bir zaaf sebebi oluşturmuş, böylece sayıca kalabalık olan yeni toplum, içindeki her seviyeden insanlarla birlikte, kendilerinin on misli değil, iki misli bir düşman kuvvetine karşı sebat etmekle yükümlü kılınmıştır. Bu, bir mü’minin sebatı için alt sınırı teşkil etmektedir. Kiminin imanı ise, on değil, belki bin de değil, bütün bir dünyaya meydan okuyacak güçtedir ve tarih böyle insanları da, toplumları da görmüştür. Sonuç olarak, yukarıdaki iki âyetin ikisi de değişik seviyelerdeki toplumların durumuna göre sınırlar koymaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Şimdi, Allah yükünüzü hafifletti. Bilmiştir ki, sizde bir zaaf var. İçinizden sabırlı yüz kişi olsa, iki yüz kişiye galip gelir; sizden bin kişi olsa, Allah'ın izniyle iki bin kişiye galebe çalar. Allah, sabredenlerle beraberdir!
şindi yiyni eyledi Tañrı sizden daħı bildi kim bayıķ sizdedür ża'iflıķ. pes eger ola sizden yüz ķatlanıcı yiñeler iki yüzi. daħı eger ola sizden biñ yiñeler iki bini Tañrı destūrıyıla. daħı Tañrı ķatlanıcılar iledür.
İmdi yeyniltdi Tañrı Ta‘ālā sizüñ üstüñüzden, bildi ki sizde ża‘īflıḳ vardur.Eger sizden yüz ṣabr idici kişi olsa yiñerler iki yüz kişiyi ve eger sizden biñṣabr idici kişi olsa iki biñ kişiyi yiñerler Tañrı buyruġı‐y‐la. Daḫı Tañrı me‐dedi ṣabr eyleyiciler biledür.