Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
6017, sondan
220. ayet;
89. sure ve
Fecr Suresinin
24. ayetidir.
Fecr Suresi 24. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
21 ve toplam ebced değeri ise
1660 olarak hesaplanmıştır.
Fecr Suresinin toplam ebced değeri
47998 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
يقول يا ليتني قدمت لحياتي
Yekûlu yâ leytenî kaddemtu lihayâtî
“Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım” der.
Kıyamet sahnelerini tasvir eden bu âyetler, benlik iddiasına, mal-mülk ihtirasına kapılarak Allah’a ve insanlara karşı sorumluluğunu unutan insana, hayatın geçiciliğini, kıyametin dehşetini, bunun ardından kendisini bekleyen, hak ettiği büyük cezayı ve sonuç vermeyecek pişmanlığı hatırlatmaktadır. “Rabbin gelip melekler de saf saf dizildiğinde” diye çevirdiğimiz 22. âyeti selef dediğimiz daha çok ilk dönem müfessirleri herhangi bir te’vile gitmeksizin, âyetin lafzına bağlı kalarak anlamışlardır. Bu âlimler, hesap gününde Allah’ın geleceğine inanırlar, fakat “gelmek”ten maksadın ne olduğu bilgisini Allah’a bırakırlar. Halef denilen sonraki müfessirler ise tenzih ilkesinden hareket ederek âyeti, “Allah’ın gelmesinden maksat O’nun emrinin gelmesidir” şeklinde te’vil etmişlerdir. Buna göre âyetin meâli şöyle olmaktadır: “Rabbinin emri gelip melekler de saf saf dizildiğinde...” Allah’ın veya emrinin gelmesi ve meleklerin saf saf olması gayb âleminden olduğu için bunların mahiyeti hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. Müminlerin görevi ise âhiret hayatına ve dünyada yaptıklarından dolayı orada Allah’ın huzurunda hesap vereceklerine iman etmektir.
(O insan:) “Ah, keşke, bu hayatım için (dünyadayken iyi) bir şeyler gönderseydim!” diyecektir.
“Âh, keşke bu hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım!” der.
“Ah keşke hayattayken, ahiret hayatım için hazırlık yapmış olsaydım.” der.
“Keşke (bu ahiret) hayatım için, (önceden yararlı ve kurtarıcı bir şeyler hazırlayıp) takdim edebilseydim” diyerek (hayıflanıp duracaktır).
Keşke der, önceden, daha sağken iyilik etseydim.
İnsan o gün: “Ah keşke gelecek hayatım için önceden bir hazırlık yapsaydım” diyecek.
“Keşke hayatım için, önceden bir şeyler yapsaydım, iman edip hayırlı ameller işleseydim.” der.
Der ki: "Ah keşke! (Bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!"
Der ki: 'Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim.'
(O, şöyle) der: “- Ah, ne olurdu! Keşke ben (ebedî olan ahiret) hayatım için, önceden (fani dünyada) salih ameller yapmış olsaydım.”
(O gün insan:) “Keşke hayatım için bir şeyler hazırlamış olsaydım” der.
İmdi o gün, onculayın, kimse azap yapamaz
(İşte o zaman insan:) “Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım” der.
"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der.
(İşte o zaman insan:) «Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!» der.
"Keşke bu hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım," der.
"Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
Ah der; nolurdu ben önce hayatım için (sağlığımda hayırlar) takdim etmiş olsa idim
«Ah, diyecek, keşki hayâtım için önden (saalih ameller) yapsaydım».
(O zaman insan:) “Keşke ben, (bu ebedî) hayâtım için önceden (dünyada iken iyi ameller) yapsaydım!” der.(1)
(1)“Bil ki: Uzun ve kısalığı nisbetinde iki hayâtın levâzımâtını (ihtiyaçlarını) tahsîl etmek için Mâlik-i Kerîm(herşeyin sâhibi ve bol ikrâm edici olan Allah) sana, bir sermâye-i ömür verdiği hâlde; sen o sermâyenin kısm-ı a‘zamını (büyük bir kısmını) -hayât-ı bâkıyeye (ebedî hayâta) nisbeti, bir bahrin (denizin) bir katre(damla) serâba nisbeti gibi olan- şu hayât-ı fâniyede (geçici hayatta) zâyi‘ ettin. Eğer aklın varsa, elde kalan kısmının yarısını veya üçte birini veya lâekall (en azından) onda birisini, hayât-ı bâkıyeye sarf et! Yoksa, eyvahlar olsun diyeceğin bir zaman gelecek!” (Nûrun İlk Kapısı, 36)
“Keşke hayatım için bir şeyler yapıp hazırlasaydım” der.
«— Vah vah! Keşki bu hayatım için önden iyi bir amel göndermiş olsaydım!» diyecek.
“Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim!” der.
Bu yüzden, “Ah; keşke fırsat varken Rabb’ime kulluk edip bu hayatım için bir hazırlık yapsaydım!” diye feryat edecek.
Der ki: -“Ah keşke, hayatım için ön-hazırlık yapsaydım!”.
Ve o: “Keşke (dünya) hayatımda (iyi şeyler yapıp da önceden)1 gönderseydim.” der.
1 Bu hayat, âhiret hayatı değil, dünya hayatıdır. Zîrâ kâfirlerin âhiretteki durumuna, hayat denilemez. Buradaki (ل) harfi cerri de (فِي) anlamındadır.
O, “Âh, keşke [gelecek] hayatım için önceden bir hazırlık yapsaydım!” diyecek.
O zaman “Keşke bu hayatım için önceden iyilikler yapsaydım” diyecek. 2/110, 63/10
O diyecek ki: “Ah n’olaydım, keşke bu hayatım için hazırlık yapmış olaydım!”
Der ki, «Keşke hayatım için (güzel ameller) takdim etmiş olsa idim.»
“Keşke sağlığımda bu hayatım için hazırlık yapsaydım! ” der.
(O zaman insan): "Ah, keşke ben bu hayatım için (iyi işler yapıp) gönderseydim!" der.
Der ki: “Ah! Keşke hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım.”
(Oysa dünya hayatının ve imtihanın sona erdiği o gün öğüt alma günü değil, karar günüdür. Orada gerçeği anlamak artık işe yaramaz. Ve insanlar her şeyin gerçekliğinin bütün çıplaklığı ile gözler önüne serildiği o gün) şöyle der:
-Keşke hayatım için hazırlıkta bulunsaydım.
“Eyvah,” der. “Keşke bu hayat için bir hazırlık yapsaydım!”
Der ki: "Keşke şu hayatım için önden bir şeyler gönderseydim."
eyide “iy keşki ben ilerü dutmışmışsam dirligüm içün!
Eyide: Kāşki ben ilerü ilete‐y‐düm yaḫşı ‘amel dirligüm‐çün.
O: “Kaş ki, mən əvvəlcədən (axirət) həyatım üçün (yaxşı əməllər) edəydim!” – deyəcəkdir.
He will say: Ah, would that I had sent before me (some provision) for my life!
He will say: "Ah! Would that I had sent forth (good deeds) for (this) my (Future) Life!"