Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1339, sondan 4898. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 104. ayetidir. Tevbe Suresi 104. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 3950 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم يعلموا ان الله هو يقبل التوبة عن عباده ويأخذ الصدقات وان الله هو التواب الرحيم
Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
Gerek henüz tövbeye yönelmemiş olanlara gerekse tövbe edip de sonucu hakkında endişe duyanlara hitap edilerek, yalnız Allah’ın tövbeleri kabul etme yetkisine sahip olduğu ve başka kapılardan medet umanların hayal kırıklığına uğrayacakları hatırlatılmakta, Allah’ın engin rahmetine gönülden inanmış olanların ise samimiyetle yaptıkları tövbe ve yakarmanın, Allah katında mutlaka karşılık bulacağından şüphe etmemeleri istenmektedir. “Sadakaları kabul buyuran da O’dur” diye çevirdiğimiz cümle lafzî karşılığı, “Sadakaları da O alır” şeklindedir. Cenâb-ı Allah’ın kendisi hakkında bu ifadeyi kullanması şöyle açıklanabilir: Resûlullah’a sadakaları alması emredildikten sonra bu malî vecîbenin asıl kaynağının ilâhî irade, gerçek kabul merciinin de Allah Teâlâ olduğu belirtilerek, bu buyruğa konu olan fiilin ve buyruğa uyanların O’nun katında ne kadar değer taşıdığına işaret edilmiştir (İbn Atıyye, III, 79; Şevkânî, II, 455).
Mehmet Okuyan
Yalnızca Allah’ın, kullarının tevbesini kabul edip [sadaka]ları alacağını (geri çevirmeyeceğini) ve şüphesiz ki Allah’ın tevbeleri çok kabul eden, çok merhametli olduğunu (hâlâ) bilmezler mi?
Bu ayet Tevbe 9:75-76 ile ilişkilendirilen Sa‘lebe olayının ne kadar asılsız olduğunun apaçık delilidir. Zira sadakaları kabul eden makam Yüce Allah’tır; başkalarının bu konuda yetkisi yoktur. Dolayısıyla Sa‘lebe’nin getirip vermek istediği zekâtı Hz. Muhammed’in ve sonraki halifelerin kabul etmediği iddiaları asla ve asla doğru olamaz.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini, sadakaları O'nun alacağını ve Allah'ın, tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?
1- Daha önce vermedikleri sadakayı vererek, hatalarını düzeltenlerin, hatalarını düzeltmesini.
Ahmet Akgül
Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edip (bağışlayandır.) Ve O, sadakaları (cennet karşılığı) alandır. Şüphesiz Allah, tevbeleri çokça kabul eden, esirgeyen O'dur. (İşte O’na güvenip yönelin ki yegâne Rabbinizdir.)
Bilmezler mi, şüphe yok ki Allah, öyle bir mabuttur ki odur kullarının tövbelerini kabul eden ve sadakaları alan ve şüphe yok ki Allah öyle bir mabuttur ki odur tövbeleri kabul eden rahim.
Bilmiyorlar mı ki, kulların tevbesini kabul eden Allah'tır. Sadakaları da alıp kabul eden O'dur. Ve iyi bilin ki, tevbeleri çok kabul eden ve kullarına acıyan da O'dur.
Allah'ın, kullarının tevbesini, günah işlemekten vazgeçerek kendisine itaate yönelişlerini kabul edeceğini, imanda sadâkatlerinin ve kemallerinin ifadesi olan zekât, vergi, ceza ve keffaret sadakalarını alacağını; Allah'ın, sadece O'nun insanları tevbeye sevkedeceğini, tevbeleri kabul edeceğini çok merhametli olduğunu bilmiyorlar mı?
Onlar, Allah'ın kullarının tevbelerini kabul eden, onların sadakalarını alan, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?.
Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O'dur. Şüphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O'dur.
O tevbekârlar bilmediler mi ki, bizzat Allah kullarından tevbeyi kabul eder ve sadakaları alır. Gerçekten Allah tevbeleri kabul edicidir, çok merhametlidir.
Bilmediler mi? Kullarından tevbeleri kabul eden, sadakaları alan yalnızca Allah’tır. Ve Allah tevbeleri çokça kabul eden, insanlara acıyıp rahmet edendir.
(Pişmanlıkla kendisine yönelen) kullarının tevbesini ancak Allah'ın kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeleri çokça kabul eden ve merhameti bol olan (bir ilah) olduğunu bilmiyorlar mı?
Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâla bilmezler mi?
Onlar bilmediler mi ki şübhesiz Allah, kullarından (saadır olan) tevbeyi kabul edecek, sadakaları alacak olan ancak kendisidir ve hakıykatde tevvab ve rahıym yalınız Odur (Tevbeleri kabul etmek ve kendilerine fazliyle, rahmetiyle muamele eylemek ancak Onun şânındandır).
Bilmediler mi ki, kullarından tevbe'yi kabûl eden ve sadakaları alan şübhesiz ancak Allahdır; Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden), Rahîm (kullarına çok merhamet eden)de ancak Allah'dır.
Onlar bilmiyorlar mı? Allah kullarının tövbelerini kabul edendir ve sadakaları da kabul eden O dur. Şüphesiz ki Allah tövbeleri kabul eden ve merhamet edendir.
Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O Allah'tır. Şüphesiz Allah, (evet işte) O, tevbeleri çok kabul edendir, esirgeyendir.
Allah’ın, yürekten bir pişmanlıkla kendisine yönelen kullarını affedeceğini ve içtenlikle yapılan iyilikleri ve bağışları kabul edeceğini, çünkü O’nun, kendisine yönelip sığınan kullarına karşı çok affedici ve merhametli olduğunu bilmiyorlar mı?
Bilmiyorlar mı ki, kullarının tevbelerini kabul eden 138 Allah'tır; O'nun için sunulan şeyleri kabul eden de O. (Evet, bilmiyorlar mı ki kendisine yürekten yönelen, sığınan herkesi) acıması-esirgemesiyle kuşatıp tevbeleri kabul eden Allah'tır?
Onlar Allah’ın, evet O’nun, kullarının tövbesini kabul ettiğini, sadakalarını da alıp kabul ettiğini ve Allah’ın tövbeleri, her zaman kabul eden ve merhametli olduğunu bilmiyorlar mı? 2/37, 25/68...73, 39/53, 57/18, 64/17
Bilmiyorlar mı ki[1529] Allah, evet yalnızca O’dur kullarının tevbelerini kabul eden; O’na sadâkatlerini ifade için mallarından sunduklarını kabul buyuran da O:[1530] hem unutmasınlar ki Allah, tevbeleri hep kabul edendir, merhametiyle muamele edendir!
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 104. Ayet Açıklaması
[1529] Yani: “Pekâlâ biliyorlar” anlamında (Ebu Müslim’den Râzî).
[1530] 102-104. âyetlerde vahiy seçip ayırmayı (temyiz) öğretiyor: Hata edip tevbe edenler ve etmeyenler. Etmeyenler de kendi içlerinde ikiye ayrılıyor: hata edip hatasını sahte bir özür ve yalandan bir mazeretle kapatmaya kalkan nazik münafıklar ve buna bile ihtiyaç duymayan kaba-bedevî münafıklar…
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar bilmediler mi ki, muhakkak Allah Teâlâ o Mabud-i Kerîm kullarından tevbeyi kabul eder ve sadakaları alır. Ve şüphe yok ki tevbeleri kabul eden, pek merhametli olan ancak O (Hâlık-i Azîmüşşan)dır.
Bilmediler mi ki: ancak Allah, kullarının tövbelerini kabul eder, zekât ve bağışlarını alır. Tevvab ve rahîm (tövbeleri kabul buyuran ve pek merhametli) olan da ancak Allah'tır.
Bilmiyorlar mı ki kullarının kendine yönelmesini (tevbesini) kabul eden de bu zekatları (sadakaları) alan da Allah’tır. Allah, kendine yönelenlerin dönüşünü (tevbesini) kabul eder, ikramı boldur.
Onlar şunu bilmiyorlar mı: Allah kullarının tevbesini de kabul eder, sadakalarını da kabul eder; çünkü O, tevbeleri kabul eden ve merhameti çok geniş olan Allah'tır.(24)
(24) Bu âyeti açıklayan bir hadisinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Allah sadakayı kabul eder ve onu eline alarak, tıpkı sizin bir tayı besleyip büyütmeniz gibi büyütür. Nihayet, bir lokmalık bir sadaka, Uhud Dağına denk gelecek kadar büyür.” (Tirmizî, Zekât: 28; Müsned, 2:471.) 2:261’de de bu anlamı destekleyen bir örnek vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Bilmediler mi ki, Allah'tır kullarından o tövbeyi kabul eden, o sadakaları alan. Ve Allah'tır, O Tevvâb, O Rahîm...