Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1269, sondan 4968. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 34. ayetidir. Tevbe Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 139 ve toplam ebced değeri ise 7903 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا ان كثيرا من الاحبار والرهبان ليأكلون اموال الناس بالباطل ويصدون عن سبيل الله والذين يكنزون الذهب والفضة ولا ينفقونها في سبيل الله فبشرهم بعذاب اليم
Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
İlk âyette önce, yahudi din âlimlerinden ve hıristiyan din adamlarından birçoğunun, dini istismar etmek suretiyle haksız kazanç elde ettiklerine ve bu şekilde sağladıkları güçle insanları Allah’ın gösterdiği yoldan alıkoyma çabası içinde olduklarına dikkat çekilmiştir. Bu kimselerin din üzerinden çıkar sağlamalarıyla ilgili olarak, verdikleri hükümler için rüşvet almaları, ilâhî kitapta değişiklik yapıp yazdıkları tahrif edilmiş nüshaları satmaları, Allah katında duaların kabulüne aracı olacağı izlenimi vererek bağış almaları, günah çıkarma karşılığında bir gelir elde etmeleri ve birçok dolambaçlı yollarla kendileri için malî kaynaklar oluşturmaları gibi izahlar yapılmıştır. Allah yolundan alıkoymanın şekli ile ilgili olarak da tefsirlerde, zaman ve mekâna göre değişik çabaların sarfedildiğine dair açıklamalar yer alır (Taberî, X, 117; Reşîd Rızâ, X, 395-402). Âyette daha sonra, topluma iyi örnek olacak yerde kişisel ihtiraslarını bütün değerlerin üstünde tutan bu din temsilcileriyle birlikte, –özellikle o günkü şartlarda– temel iktisadî mübâdele araçları olan altın ve gümüşü stok ederek ekonomiyi durağanlaştıran ve böylece toplumun çeşitli mahrumiyetlere mâruz kalmasına sebebiyet veren kimselerin de acı veren bir azaba çarptırılacakları bildirilmiştir. Müteakip âyette de, bu cezanın ne kadar ağır olacağını gösteren bir tasvire yer verilmiştir. 34. âyette, Allah’ın hoşnut olacağı yollara harcamak üzere mâkul birikim sağlayan kişilerin bu kapsamda düşünülmemesi için konan özel kayıttan, burada, iktisadî hayatın canlılığını sağlayan mübâdele araçlarını sırf kişisel servetlerini artırma amacıyla kilitleyenlerin kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu ifadenin tefsiri sırasında Hz. Peygamber’e ve sahâbîlere atfen zikredilen birçok rivayet de, başta zekât ödemeleri olmak üzere gereken vecîbeleri ihmal etmeksizin ve üzerinde kul hakkı bulundurmaksızın servete sahip olmanın buradaki yergi ifadesinin kapsamında olmadığını göstermektedir. İbn Âşûr, esasen âyetin bu konuya sırf servet sahibi olma ve mal stoklamayı yerme veya hayır yollarına harcama yapmayı övme bağlamında değinmediğini, âyetteki tehdit ifadesinin harcama yapmaksızın (ekonominin tıkanmasına yol açacak tarzda) servet biriktirmeyle ilgili olduğunu belirtir (X, 177).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! (Bilin ki) hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını [batıl] yollarla yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda infak etmeyenler (vermeyenler) var ya, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!
Yüce Allah yahudilerin hahamlarının ve hristiyan rahiplerinin yaptığı büyük bir yanlışa değinmektedir. Burada genellemeci bir tavır değil, ayrıştırıcı bir üslup tercih edilerek, din adamlarının içinden bu türden yanlışlıklara düşmeyenlerin bulunduğuna da dikkat çekilmiş olmaktadır. Çünkü ayette yer alan [kesîran] kelimesi “çoğu”, “çoğunluğu” anlamına gelmektedir. Çoğunluk hatalı olsa da onlardan ayrı olan bir başka grup benzer yanlışlıkları yapmamayı başarmışlardır.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!
Ey iman edenler! Doğrusu, ahbâr¹ ve ruhbân¹ kimselerin çoğu, insanların mallarını haksız şekilde yerler. İnsanları Allah'ın yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar var ya işte onları can yakıcı bir azaptan haberdar et.
Ey iman edenler! (Uyanık bulunun) Ahbar ve Ruhbanın (Yahudi hahamları ve Hristiyan papazları gibi her dini dünyalık kazanç kapısı yapan bilgin takımının) birçoğu insanların malını, hakkı olmadan (din istismarı ve sahtekârlıkla) alıp yemekte (kendisine itimat ve itibar eden kimseleri zalim sistemlere uşak haline getirmekte) ve onları Allah yolundan çevirmektedir. Altını ve gümüşü (parayı ve serveti) biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar(a gelince), onlara acı bir azabı müjdele. (Ki bunlardine hizmet perdesi altında servet ve şöhret edinmektedir.)
Ey inananlar, o bilginlerle rahiplerin çoğu, boş sebeplerle insanların mallarını yerler ve halkı Allah yolundan menederler. Altını, gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanları elemli bir azapla müjdele.
Ey iman edenler! Bilin ki, hahamların, rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızca yiyip yutuyor ve onları Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Fakat bütün o altını, gümüşü toplayıp Allah yolunda harcamayanlara, işte onlara sonraki hayatta çok çetin azabı müjdele.
Ey iman edenler, yahudi hahamları ile hristiyan rahiplerinin bir çoğu, insanların mallarını haksız yere yerler, insanları Allah yolundan, İslâm'a girmekten, İslâmî hayatı yaşamaktan alıkorlar, engelleyici tedbirler alırlar. Altın ve gümüşü biriktirip de, Allah yolunda, İslâm uğrunda, ferdî ve içtimaî yardımda bulunmazlar. Karşılık gözetmeden, gönüllü harcamazlar. Onlara, can yakıp inleten müthiş azâbı haber ver.
Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin çoğu insanların mallarını haksızlıkla yemekte ve Allah'ın yolundan alıkoymaktadırlar. Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azapla müjdele!
Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (hristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele.
Ey iman edenler! Gerçekten Yahudi bilginlerinden ve Hristiyan râhiblerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan çevirirler; bir de altını ve gümüşü biriktirerek saklayıp onları Allah yolunda harcamayan kimseler! İşte bunları acıklı bir azap ile müjdele...
Ey iman edenler! Haham ve ruhbanların çoğu, haksız bir yolla insanların mallarını yerler. Ve insanları Allah yolundan engellerler. Artık altın ve gümüş stok edenler ve Allah yolunda harcamayanları elem verici bir azap ile müjdele!
Ey inanmış olanlar! Hahamlarla, rahiplerin birçokları bâtıl olarak herkesin malını yerler, hak yolundan alıkorlar; altın, gümüş toplayıp da, Allah yolunda harcamayan kimseleri, pek acı bir azapla hemen müjdele
Ey inananlar! Doğrusu (Yahudi) hahamların ve (Hıristiyan) rahiplerin pek çoğu insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (onları) Allah yolundan alıkoyarlar. (Bir de) altını ve gümüşü biriktirip, Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onları pek acıklı bir azapla müjdele!
Bu din istismarının devam edebilmesi ve sömürü sektörünün ayakta kalabilmesi için dinin kaynağına doğrudan ulaşmak isteyenleri yanlış dini telkinlerle, aslı astarı olmayan fetvalarla Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Aynı durum İslâm dünyası için de geçerlidir. Nikâh ve sünnet merasimleri, cenaze ve kabir başı organizasyonları, mevlit okumalar ve hatim indirmeler, ıskat-ı salât ve telkin aldatmacaları, muska yazmak, vs. gibi hiçbir dini dayanağı olmayan ritüeller icat edip fiyat borsaları oluşturulmaktadır. Bunları ve benzerlerini hahamlar ve rahipler yaptığı zaman yanlış oluyor da Müslüman sözde din adamları yaptığı zaman neden doğru oluyor? Din sömürüsü yaparak insanları gerçek dininden uzaklaştıran hahamlar ve rahipler azabı hak ederken, aynı işi yapan İslâm’ın sözde temsilcileri neden cenneti hak ediyor?
Diyanet İşleri (Eski)
Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.
Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!
Yahudi hahamları ile hıristiyan râhipleri Mukaddes Kitaplarındaki âyetleri dünya menfaatı (aldıkları rüşvet) karşılığında ya değiştiriyorlar veya hükmünü menfaatleri doğrultusunda yorumluyorlardı. Özellikle Hz. Muhammed’in peygamberliği ile ilgili âyetleri tahrif ettiler. İşte bu âyette onların bu çirkin işlerine işaret edilmektedir. Ayrıca altın ve gümüşü veya nakit parayı ya da malı biriktirip de zekâtını vermeyen, hayırlı ve yararlı işlerde kullanmayanların ahirette şiddetli azap ile ceza göreceklerini de haber vermektedir.
Edip Yüksel
Ey inananlar, din bilginlerinin ve din adamlarının çoğu halkın parasını hakketmeden yerler ve ALLAH'ın yolundan saptırırlar. Altın ve gümüşü yığıp ALLAH yolunda harcamayanlara acı bir azap müjdele.
Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele!
Ey o bütün iyman edenler! haberiniz olsun ki Ahbar ve Ruhbandan bir çoğu nâsın mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan çevirirler, altını, gümüşü hasineye tıkıb da onu Allah yolunda sarfetmiyenler ise işte onları elîm bir azâb ile müjdele
Ey îman edenler, şu muhakkak ki, (Yahûdi) bilginleri (ni)n ve (Hıristiyan) râhibleri (ni)n bir çoğu baatıl (sebebleri) le insanların mallarını yerler, (onları) Allahın yolundan men ederler. Altını ve gümüşü yığıb ve birikdirib de onları Allah yolunda harcamayanlar (yok mu?) işte bunlara pek acıklı bir azabı muştula!
Ey îmân edenler! Doğrusu hahamlardan ve râhiblerden bir çoğu insanların mallarını bâtıl (haksız) sebeblerle yerler ve (onları) Allah yolundan men' ederler. Ve o kimseler ki, altın ve gümüşü biriktirirler ve onları Allah yolunda sarf etmezler. İşte onları (pek) elemli bir azâb ile müjdele!
Ey İman edenler! Yahudi hahamlarından ve Hıristiyan rahiplerinden pek çoğu, insanların mallarını batıl yollarla yiyiyorlar ve insanları hak olan Allah’ın yolundan (dininden) uzaklaştırıyorlar. (İnsanlardan yaşadığı hayatta) Altını ve gümüşü biriktirenler var. Biriktirdiklerini Allah yolunda harcamayan (tüm insan) ları acıklı bir azapla müjdele.
Ey iman edenler! Şüphe yok ki Yehûd âlimlerinin, hıristiyan rahiplerinin birçoğu haksız yere halkın mallarını rüşvet ile yerler. Halkı da Allah yolundan geri koyarlar. Altın, gümüş biriktirip Allah yolunda harcetmeyenlere elim bir azap müjdele.
Ey iman edenler! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda infak etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.
Ey iman edenler! Doğrusu, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yemeyi ve bu din sömürüsünün devam edebilmesi için, gerçek dini araştırıp öğrenmek isteyen insanları Allah’ın yolundan alıkoymayı alışkanlık edinmişlerdir. O hâlde, gerek bu gibi din adamları, gerek başkaları olsun; altını ve gümüşü biriktirip yığan ve onlardan gerektiği kadarını Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara can yakıcı bir azâbı müjdele!Öyle bir azap ki;
Ey iman edenler!
Ahbâr’dan ve Ruhbân’dan çoğu, İnsanlar’ın mallarını bâtıl ile yerler; Allah’ın yolundan alıkoyarlar.
Allah yolunda harcamayan, Altın’ı ve Gümüş’ü biriktirenlere gelince; onlara, acıveren bir azabı müjdele!
Ey îman edenler! Şu bir gerçektir ki, hahamlar ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yere yerler ve (onları) Allah’ın yolundan saptırırlar.1 Bir de altın ve gümüşü, hazineye doldurup da onları, Allah yolunda harcamayanlar var ya işte onları, acıklı bir azap ile müjdele!2
1 Buradaki “haksız yere yeme”; aslı astarı olmayan fetvalar vererek, ölüm, evlenme gibi dini tören ve ayinler icat ederek veya dünyadayken cenneti satarak, yapılmaktadır. Bazı Müslümanların da nikâh, sünnet, mevlit, hatim, ıskat-ı salât, muska yazmak, ğaybdan haber vermek v.s gibi aslı esası olmayan şeyleri, meslek haline getirip fiyat borsaları oluşturması, haham ve rahiplerin haksız kazançlarına ne kadar da benzemektedir.2 Altın ve gümüşün hakkı, insanlığın faydalanması için, para olarak kullanılmasıdır. Bunları toplayıp, gerek gömerek, gerekse ziynet eşyası olarak tedavülden çekmek ve bunlardaki Allah’ın hakkı olan zekâtı vermemek, yasaklanmıştır. Bu işi yapanlar, ister hahamlar ve ruhbanlar, isterse zekâtını vermeyen Müslümanlar olsun durum aynıdır.
Muhammed Esed
Siz ey imana erişenler! Bilin ki, hahamların, rahiplerin çoğu, insanların mallarını, haksızcasına yiyip yutuyor ve [onları] Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Fakat bütün o altın ve gümüşü toplayıp Allah yolunda harcamayanlar 51 var ya, (işte) onlara [sonraki hayat için] çok çetin azabı müjdele:
– Ey İman edenler! İyi bilin ki âlimler ve din adamlarının çoğu, insanları Allah’ın yolundan saptırır ve mallarını batıl/Allah’ın dininde olmayan yollarla yerler. Altın ve gümüşü biriktirip onları Allah yolunda harcamayanlara can yakıcı azabı haber ver. 9/31, 14/2-3, 16/88, 4/138, 1/7
Siz ey iman edenler! Bilin ki hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu insanların mallarını, (ürettikleri) bâtıl inanç karşılığı[1439] boğazlarına geçiriyorlar; böylece (onları) Allah’ın yolundan çeviriyorlar. Hem altın ve gümüş toplayarak servet yapıp, hem de onu Allah yolunda sarf etmeye yanaşmayan kimseler var ya: işte onları elem verici bir azap ile müjdele.
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 34. Ayet Açıklaması
[1439] Bu ifadeyi, istismarcı Yahudi ve Hıristiyan din adamlarının Kutsal Kitab’ın üzerine örttükleri hurafeleri gelir getiren bir sektöre çevirerek adamına göre fetva servisi yaptıklarını ve bu amaçla tahrif ettikleri mukaddes metinlerin yerine kendi “yorumlarını” Allah’a isnat ederek pazarladıklarını bildiren
âyetlerle birlikte anlamak gerekir (Bkz: 2:41,79; 3:187; 5:44). Râzî de bu ibareyi böyle açıklamıştır. Söz konusu sektör, varlığını sürdürebilmek için dinin kaynağına doğrudan ulaşmaya engel oluyordu. Aç gözlü din adamlarının önce vahyi hurafeyle, sonra hurafeyi bedelle takas ettikleri istismar sürecini ele veren anahtar olan bi’l-bâtıl ifadesini “haksız yere” şeklinde karşılamak, işte bu nedenle yetersiz kalmaktadır. İbarenin başındaki bâ harfinin “bedel” anlamına vurgu yapmadan verilecek her karşılığın, maksadın anlaşılması için yeterli olmayacağı açıktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey İmân etmiş olanlar! Yehûd bilginlerinden ve rahiplerden birçoğu nâsın mallarını elbette haksız yere yerler ve Allah'ın yolundan çevirirler. Ve o kimseler ki, altını ve gümüşü toplarlar da onları Allah yolunda sarfetmezler, artık onları acıklı bir azap ile müjdele.
Ey iman edenler! Doğrusu hahamların ve rahiplerin çoğu halkın mallarını haksız yollardan yerler ve insanları Allah'ın yolundan uzaklaştırırlar. Altını, gümüşü yığıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onları acı bir azabın beklediğini müjdele!
Ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele!
Ey inanıp güvenenler! Bilginlerin ve din adamlarının birçoğu insanların mallarını haksız yolla yer ve onları Allah’ın yolundan engellerler. Altını ve gümüşü kasalarda saklayıp da Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azap ile müjdele.
-Ey İman edenler! Alimler ve din adamlarının çoğu, insanların mallarını haksız olarak yerler ve Allah'ın yolundan alıkorlar. Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele!
Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, halkın malını haksız yere yiyor ve onları Allah'ın yolundan alıkoyuyor. Altını ve gümüşü istifleyip de Allah yolunda harcamayanları sen acı bir azapla müjdele.(10)
(10) Bu âyetin inişinden sonra “Arkamızda evlâdımız için hiç mal bırakamayacak mıyız?” şeklinde endişelenen Sahâbîlerin soruları üzerine Peygamberimiz şu açıklamayı yapmıştır: “Allah elinizde kalan malları temizlemek için zekâtı, arkanızda bıraktığınız malı temizlemek için de mirası farz kıldı.” (Müstedrek, 2:363 no. 3281.) Yine bu âyetle ilgili olarak “Hangi malın hayırlı olduğunu bilsek de onu edinsek” diyen Ashabına, Peygamberimiz şu cevabı vermiştir: “Zikreden bir lisan, şükreden bir kalp, eşine imanında yardım eden bir mü’min zevce.” (Tirmizî, Tefsir 9:9.)
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıka basa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula!