Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1317, sondan 4920. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 82. ayetidir. Tevbe Suresi 82. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 2213 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فليضحكوا قليلا وليبكوا كثيرا جزاء بما كانوا يكسبون
Tebük Seferi’ne katılmamak için bahaneler uyduran, özellikle havaların aşırı sıcak olduğu gerekçesine sığınan, fakat aynı zamanda müminleri de sefere çıkmaktan caydırmaya çalışan münafıkların âkıbetinin çok acı olacağı belirtilmekte; Hz. Peygamber’in bu kişilerden sağ kalanlarla karşılaşması halinde onların kendi maiyetinde bir sefere çıkmalarına müsaade etmemesi istenmekte, ölenlerinin ise imansız olarak can verdikleri bildirilip onlar için bir dinî vecîbe ifa etme cihetine gitmemesi emrolunmaktadır. Müslümanların ölen din kardeşlerine karşı ifa etmeleri gereken dinî vecîbelerin başında cenaze namazı kılınması ve bunun için gerekli hazırlıkların yapılması gelmektedir. Âyette bu hususa işaret edildikten sonra yer alan, “mezarı başında da durma” ifadesini Hz. Peygamber’in cenazenin defninden sonraki tatbikatına göre açıklamak uygun olur. Resûl-i Ekrem bir müslümanın cenazesi defnedildikten sonra kabri başında bir süre durur ve etrafındakilere şöyle derdi:“Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret dileyiniz ve sorulanlara şaşırmadan cevap verebilmesi için dua ediniz; zira şu anda o sorguya çekilmektedir” (Ebû Dâvûd, “Cenâiz”, 69; krş. Tirmizî, “Cenâiz”, 70). (Münafıkların malları ve evlâtlarının dünyada eziyet vesilesi kılındığını ve Allah’ın onların canlarının da kâfir olarak çıkmasını murat ettiğini belirten 85. âyetin açıklaması için 55. âyetin tefsirine bk.). 87. “Geride kalanlar” diye tercüme edilen havâlif kelimesi, Arap dilinde daha çok kadınları ifade etmek üzere kullanılır; fakat belirli bir işte kendisinden verim alınamayacak olanlar anlamına da gelir. Kelimenin yer aldığı bağlamda sadece kadınların değil, kadınlarla birlikte yaşlı erkekler, çocuklar, engelliler gibi savaşa katılamayacak kimselerin kastedildiği anlaşıldığından, meâlinde bu geniş anlam tercih edilmiştir. Bazı müfessirlere göre kadınlara benzetmek onların ağırına giden bir ifade olduğu için kelime bu anlamıyla kullanılmıştır. Öte yandan bu kelimenin, “karşı çıkanlar” şeklinde tercüme edilmesi de mümkündür (İbn Atıyye, III, 68; Râzî, XVI, 151, 156-157). Yine bu âyette geçen “kalpleri mühürlendi” ifadesinde edebî sanatlardan istiare türü kullanılmış olup, onların kalplerinin inkârcılık ve sapkınlıkla kaplanmış olduğunu, bu durumun da imanın ve hidayet ışığının girmesini engellediğini belirtmektedir (İbn Atıyye, III, 68; bu sonucun insanın irade hürriyeti açısından değerlendirilmesi için bk. Bakara 2:7).
Mehmet Okuyan
Artık yapıp ettiklerinin bir karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!
(1)“Nasıl ki bu yaz ve güzün âhiri (sonu) kıştır. Öyle de, gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah (kabir âleminin) kışıdır.Geçmiş zamânın elli sene evvelki hâdisâtı (hâdiseleri) sinema ile hâl-i hazırda (şimdi) gösterildiği gibi, gelecek zamânın elli sene sonraki istikbâl (gelecek) hâdisâtını gösteren bir sinema bulunsa, ehl-i dalâlet ve sefâhetin (haktan sapan ve günahlara dalan insanların) elli-altmış sene sonraki vaziyetleri onlara gösterilse idi, şimdiki güldüklerine ve gayr-ı meşrû‘ (haram) keyiflerine nefretler ve teellümlerle (acılarla)ağlayacaklardı.” (Asâ-yı Mûsâ, 3. Mes’ele, 8)
İlyas Yorulmaz
Onlar az gülsünler, kazandıkları şeylerin cezasına karşılık çok ağlasınlar.
81,82. Sırf Allah’ın Elçisine muhalefet etmek için sefere çıkmayarak oturmaları ile sevinip, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmeyenler (bir de); “Bu sıcakta savaşa gitmeyin.” dediler. (Sen) onlara: “Cehennem ateşi, çok daha sıcaktır!” de. Ah (o münâfıklar dünyada) az güleceklerini, kazandıkları günahın cezâsını (âhirette) çekerken çok ağla yacaklarını bir anlayabilseler!1
1 Bu 82. âyetteki (ل)’lar emir için değil, tehdit içindir. Asıl harekeleri ise kesra’dır. (Kurtubî) Yukarıdaki tercüme, bu duruma göre yapılmıştır. Ancak emir için de düşünülebilir. O zaman âyetin tercümesi; “(O münâfıklar) kazandıkları günâhın cezâsı olarak, (bundan sonra) az gülsünler ve (hallerine) çok ağlasınlar.” şeklinde olur. Her iki tercümede de hitâp, Müslümanlara değil, münâfıklaradır. Birçokları bu âyeti neredeyse tamamen Müslümanlar için indirilmiş gibi anlatıp kendi mistik meşreplerinin aracı olarak kullanmışlar, ağlayarak, nutuklar atarak, Müslümanları bu sapkınlıklarına alet etmişlerdir. Her ne kadar Müslüman, vara-yoğa gülen, hayatı kahkahalardan ibaret olan, hafif meşrep kimseler değilse de Peygamberinin ve ashâbının güldükleri kadar gülmeye, sevindikleri kadar da sevinmeye hakkı olan kimsedir. Bu âyete göre Müslüman dünyadaki kazançlarına, meşru bir şekilde sevinip gülecek veya sevinip gülemeyeceği kazançları yapmaktan kaçınacak, âhirette ise çok fazla gülüp-sevinecektir. Yoksa dünyasını çilehaneye dönüştürüp, Hint mistikleri gibi somurtmayacaktır.
Muhammed Esed
Bundan böyle artık az gülsün onlar, çünkü kazandıklarından ötürü çok ağlayacaklar. 113
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 82. Ayet Açıklaması
[1499] Parantez içi açıklamaları metin zorunlu kılmaktadır. Ve’lyebkû (ağlasınlar), emir formunda haberdir. Haberin emir formunda gelmesi, muhataplar için tehdidin kaçınılmazlığını ifade eder (el-Bahru’l-Muhît). Lafzen “ağlasınlar” anlamındaki kelimeyi bu bağlamda gelecek zaman kipiyle “ağlayacaklar” şeklinde çevirimizin gerekçesi budur. İkiyüzlüler tek dünyalıdır, o da bu dünya. Eğer çift dünyası olsaydı tek yüzü olurdu. Zira âhiret, maskelerin düştüğü gündür. İşbu yüzden, iki dünyası olanın iki yüzü olmaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık onlar kazanmış oldukları şeyin cezası olmak üzere pek az gülsünler ve pek ziyâde ağlasınlar.