Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1322, sondan 4915. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 87. ayetidir. Tevbe Suresi 87. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 2798 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
رضوا بان يكونوا مع الخوالف وطبـع على قلوبهم فهم لا يفقهون
“Geride kalanlar” diye tercüme edilen havâlif kelimesi, Arap dilinde daha çok kadinlari ifade etmek üzere kullanilir; fakat belirli bir iste kendisinden verim alinamayacak olanlar anlamina da gelir. Kelimenin yer aldigi baglamda sadece kadinlarin degil, kadinlarla birlikte yasli erkekler, çocuklar, engelliler gibi savasa katilamayacak kimselerin kastedildigi anlasildigindan, meâlinde bu genis anlam tercih edilmistir. Bazi müfessirlere göre kadinlara benzetmek onlarin agirina giden bir ifade oldugu için kelime bu anlamiyla kullanilmistir. Öte yandan bu kelimenin, “karsi çikanlar” seklinde tercüme edilmesi de mümkündür (Ibn Atiyye, III, 68; Râzî, XVI, 151, 156-157). Yine bu âyette geçen “kalpleri mühürlendi” ifadesinde edebî sanatlardan istiare türü kullanilmis olup, onlarin kalplerinin inkârcilik ve sapkinlikla kaplanmis oldugunu, bu durumun da imanin ve hidayet isiginin girmesini engelledigini belirtmektedir (Ibn Atiyye, III, 68; bu sonucun insanin irade hürriyeti açisindan degerlendirilmesi için bk. Bakara 2:7).
Mehmet Okuyan
Geride kalan kadınlarla birlikte olmaya (kalmaya) razı oldular; (bu nedenle) onların kalplerine mühür vuruldu. Artık (gerçeği) anlamazlar.
Ayette geçen “Onların kalplerine mühür vuruldu. Artık anlamazlar” cümlesi, geçerli mazereti olmamasına rağmen müslümanları savaş zamanlarında yalnız bırakıp kadınlarla birlikte şehirde kalmayı tercih eden münafıkların kalplerinin mühürlendiğini ve artık gerçekleri anlayamayacaklarını ifade etmektedir. Diğer konularda ise kişilerin kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü’min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.
Bayraktar Bayraklı
Geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Artık kalpleri mühürlenmiştir ve bu yüzden anlamazlar.
(Münafıklar cihaddan ve din yolunda sorumluluktan kaçarak) Geri kalıp (evinde oturanlarla) birlikte olmayı uygun bulmuşlardır. Onların kalpleri mühürlenip damgalanmıştır, (bundan dolayı artık onlar “Hayat iman ve cihaddır” gerçeğini) anlayamaz ve kavrayamaz (olmuşlardır).
Savaşa giden orduya katılmayan, dışlanmış aşağılık bozguncularla birlikte kalmaya râzı oldular. Kalpleri, kafaları anlayışsız hale getirildi. Onların anlayacak kabiliyetleri kalmadı, düşünemez oldular.
Kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Onların kalbleri üzerine nifak damgası vuruldu. Artık onlar, cihaddaki saadeti ve geri kalmaktaki şekaveti anlayamazlar.
Onlar (kalplerindeki nifaktan dolayı) evlerinde oturan güçsüzlerle (kadınlarla ve çocuklarla) birlikte (geri) kalmaya razı oldular. (Bunun için) kalplerine mühür vuruldu. Artık onlar anlayamazlar.
Yani münafıklıkları sebebiyle basiretleri bağlanmış olan ve bu yüzden, gazilerle birlikte olmak yerine, kadınlar, çocuklar ve âcizlerle birlikte evlerinde kalmayı tercih eden bu insanlar, hakkın gerçekleşmesi ve kötülüğün ortadan kaldırılması uğruna savaşmanın önemini anlamazlar.
Edip Yüksel
Geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Sonunda kalpleri mühürlendi. Bundan ötürü anlayamazlar.
Onlar oturanlarla beraber olmalarını hoş gördüler. Kalblerine mühür vurulmuş onların. Bundan dolayı onlar (cihâdda olan hikmeti, gaayeyi, Resule muvaafakatdaki seâdeti, ondan geri kalmanın şekâavetini) iyice anlamazlar.
Böylece, Allah yolunda savaşmaktan kaçarak, geride kalan çocuk ve kadınlarla oturmayı içlerine sindirebildiler. Bu yüzden de, kalplerine öyle bir mânevîmühür vuruldu ki, artık hiçbir gerçeği duyamaz, kendilerine sunulan hiçbir hakîkati idrâk edemez hâle geldiler.
Evet onlar savaşa katılmak yerine geride kalanlarla birlikte olmaktan hoşnut oldular, böylece kalplerine mühür basıldı artık gerçeği kavrayamazlar. 9/81, 48/11
Kadınlarla birlikte (geride kalmış) olmaya razı oldular; sonunda kalplerine mühür basıldı:[1506] artık onlar (bunun ne anlama geldiğini) kavrayamazlar.[1507]
Savaştan geri kalan kadınlarla birlikte oturmaya razı oldular. Kalplerine mühür vuruldu, artık onlar (cihattaki hikmeti, Resullullaha itaat etmedeki mutluluğu) anlayamazlar. [47, 20; 33, 19]