Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1321, sondan 4916. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 86. ayetidir. Tevbe Suresi 86. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 83 ve toplam ebced değeri ise 5199 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذا انزلت سورة ان امنوا بالله وجاهدوا مع رسوله استأذنك اولوا الطول منهم وقالوا ذرنا نكن مع القاعدين
“Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler.
“Allah’a iman edin ve resulünün maiyetinde cihad edin” buyruğunu içeren bir sûre indirildiğinde, içlerinde imkânı olanlar bile kalmak için senden izin istediler ve “Bırak bizi, kalanlarla birlikte olalım” dediler.
Mehmet Okuyan
(Onlara) “Allah’a inanın, Elçisi ile birlikte [cihad] edin (fedakârlık yapın)!” diye bir sure indirildiği zaman, içlerinden servet sahibi olanlar senden izin istemişler ve “Bizi bırak; (evlerinde) oturanlarla birlikte olalım.” demişlerdi.
“Allah'a inanınız ve Peygamberinin yanında savaşınız” diye bir sûre indirildiği zaman, onların güçlüleri savaşa gitmemek için senden izin isterler ve “Bizi bırak, oturanlarla beraber kalalım” derler.
“Allah'a iman edin, Resulü ile birlikte cihad edin.” diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: “Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım.” dediler.
“Allah'a inanın, O'nun Elçisi ile cihada çıkın” diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar (dünyalık rahat, menfaat ve makam peşinde koşanlar), Senden izin isteyip: “Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım (hayatımızı ve çıkarlarımızı riske atmayalım) ” deyip (bozuk niyetlerini ve mahiyetlerini ortaya koyacaklardır.)
Allah'a inanın ve Peygamberinin maiyetinde savaşın diye bir sure indirilince içlerinden malı, kudreti olanlar, senden izin isterler ve bırak bizi de oturanlarla kalalım derler.
Allah'a iman edin ve peygamberiyle birlikte savaşın, diyen bir sûre indiği zaman, onlardan servet sahipleri, senden izin isterler. Bizi bırak ta, savaştan geri kalanlarla birlikte kalalım derler.
“Allah'a iman edin, Rasûlüyle birlikte hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihad edin, savaşın” diye bir sûre indirildiği zaman onlardan savaşa katılmaya güçleri yetebilecek olanlar senden izin istediler.
“Bırak bizi, savaşa giden orduya katılma mükellefiyetleri olmayan, sakatlar, düşkünler, hastalar, mazeret sahipleri ve çoluk çocukla beraber biz de burada kalalım” dediler.
"Allah'a iman edin ve Peygamberiyle birlikte cihad edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan varlık sahibi olanlar senden izin istediler ve: "Bizi bırak, oturanlarla birlikte olalım" dediler.
'Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın' diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: 'Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım' dediler.
“Allah'a iman edin ve Rasûlünün maiyyetinde cihada gidin” diye bir süre indirildiği zaman, içlerinde servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve : “- Bırak bizi oturanlarla beraber olalım” dediler.
“Allah’a inanın ve Resulü (elçisi) ile beraber savaşın” diye bir sure indiğinde, onlardan güç sahibi olanlar senden izin istediler. Ve: “Bizi bırakın, oturanlarla beraber olalım” dediler.
«Allaha inanınız, peygamberle birlikte savaşa çıkın!» diye bir sûre inince, onların zenginleri senden izin istemekte, «Bizi bırak oturalım» demektedirler
“Allah'a (yürekten) iman edin ve resulü ile birlikte cihada katılın” direktifini içeren bir pasaj/ayet indiğinde onların içinde servet sahibi olanlar senden izin isteyerek: “Bizi bırak evlerinde oturan (şu kadınlarla, çocuklarla ve hasta)larla birlikte kalalım” demişlerdi.
"Allah'a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın" diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım" derler.
«Allah'a inanın, Resûlü ile beraber cihad edin» diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım, dediler.
"ALLAH'a inanın, elçisiyle birlikte cihad edin," diye bir sure indiği zaman, onların güçlü ve varlıklı olanları bile senden izin istediler ve, "Bizi bırak oturanlarla beraber olalım," dediler.
"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sahibi olanlar senden izin istediler ve "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.
Allaha iyman edin ve Resulünün maiyyetinde cihada gidin diye bir Sûre indirildiği zaman içlerinde servet sahibi olanlar senden izin istediler ve «bırak bizi oturanlarla beraber olalım» dediler
«Allaha îman edin, Resulünün maiyyetinde cihâda gidin» diye bir sûre indirildiği zaman içlerinden servet saahibi olanlar senden izin isteyib: «Bırak bizi, (harbe gidemeyib) oturanlarla beraber olalım» dediler.
Allah’a inanmaları ve Allah yolunda savaşmaları için bir sure indirildiğinde, gerçekten savaşabilecek güçte oldukları halde senden, “Bırak bizi, oturanlarla beraber oturalım” diyerek izin isteyenler var.
«— Allah/a iman getirin, peygamberi ile beraber duruşun» diye tamamen veya kısmen bir sure indirildi mi? Münafıklardan servet sahipleri [⁷] senden izin isterler, «— Bizi bırak da oturanlarla beraber bulunalım» derler.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 86. Ayet Açıklaması
[7] Veya münafıkiynin ele başları.
Kadri Çelik
“Allah'a iman edin ve peygamberi ile birlikte cihad edin” diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve “Bizi bırak da oturanlarla beraber kalalım” derler.
“Allah’a yürekten boyun eğerek iman edin ve Elçisiyle birlikte Allah yolunda cihâda katılın!” diye bir ayet indirildiği zaman, içlerinde servet sahibi olanlar bile, “Bizi bırak da, evlerinde oturan şu kadın ve çocuklarla birlikte kalalım!” diyerek senden izin istemişlerdi.
Bir de, “Allah’a iman edin, O’nun rasûlünün yanında cihad edin!” diye bir sûre indirildiği zaman onlardan Tavl / Güç sahipleri senden izin istedi.
-“Bizi bırak; Oturanlar’la birlikte kalalım!” dediler.
O (münafıkların) içlerinden, servet sahibi olanlar; “Allah’a inanın ve Elçisiyle beraber savaşın!” diye bir sûre indirilince, senden izin istediler ve: “Bizi bırak! Biz oturan (kadın ve çocuklarla) beraber oturalım.” dediler.
[Gerçekten de hakkı inkar ediyor onlar:] çünkü, vahiy yoluyla: “Allah'a inanın ve O'nun Elçisi'yle beraber [O'nun yolunda] savaşın” diye çağrıldıklarında, 119 onlardan [savaşa katılmaya] pekala güç yetirebilecek durumda olanlar [bile], “bizi bırak, evde kalanlarla birlikte kalalım” diyerek senden izin istediler. 120
‘Allah’a iman edin ve O’nun Elçisiyle beraber cihat edin’ diye bir sure indirilse; onlardan imkân sahibi olanlar bile: ‘Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!’ diyerek senden izin isterler. 3/167, 9/42- 81- 93, 33/9...20
Hem, ne zaman “Allah’a güvenip iman edin ve Elçisiyle birlikte cihad edin!” diyen bir pasaj[1504] indirilse; içlerinden durumu gayet müsait olanlar (bile) senden izin isteyerek derler ki: “Bırak bizi, oturanlarla birlikte oturalım!”[1505]
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 86. Ayet Açıklaması
[1504] Lafzen: “sûre”. Burada kastedilenin sonradan kazandığı anlamıyla “sûre” olmayıp “pasaj” anlamına geldiği açıktır.
[1505] Bu âyette izin isteyenler ve iznin mahiyeti ile 43-45. âyetlerde izin isteyenler ve iznin mahiyeti farklı olsa gerektir. 43-45’te bir sefer ilanı durumunda izinsiz gelip orduya katılma teamülüne rağmen “Sefere bizim de katılmamız gerekir mi?” diye dolaylı kaytaran münafıklar, burada ise doğrudan sahte mazeret beyan eden kalbi mühürlüler söz konusudur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ'ya imân edin ve peygamberinin mâiyetinde cihadda bulunun diye bir sûre indiği zaman, onlardan kudret ve servet sahipleri senden izin dilediler ve, «Bizi bırak, oturanlar ile beraber olalım,» dediler.
“Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin. ” diye bir sûre indiği zaman, onlardan servet ve imkân sahibi kimseler senden sefere katılmamak için izin istediler ve “Bırak, biz de evlerinde oturan kadınlar ve özürlülerle birlikte oturalım” dediler.
Allah'a inanın, Elçisiyle beraber cihadedin! diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler.
Allah’a inanıp güvenin, elçisiyle beraber mücadele (cihad) edin” diye bir sure indirilse onların varlıklı olanları hemen senden izin ister ve “Bırak da oturanlarla birlikte biz de kalalım” derler.
Allah'a iman edin ve O'nun Resulü'nün yanında cihad edin! diye bir sûre indirilse; onlardan gücü yetenler: 'Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!' diyerek senden izin isterler.
“Allah'a iman edin ve Onun Resulüyle birlikte cihad edin” diye bir sûre indirildiğinde, onlardan gücü ve imkânı yerinde olanlar senden izin istediler ve “Bizi bırak da evlerinde oturanlarla birlikte kalalım” dediler.
"Allah'a inanın, O'nun resulüyle yan yana cihat edin!" anlamında bir sure indirildiği zaman, onların imkân ve servet sahibi olanları, senden izin isteyerek şöyle demişlerdi: "Bırak bizi, oturanlarla beraber olalım!"