Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6081, sondan 156. ayet; 93. sure ve Duhâ Suresinin 2. ayetidir. Duhâ Suresi 2. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 11 ve toplam ebced değeri ise 852 olarak hesaplanmıştır. Duhâ Suresinin toplam ebced değeri 12502 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Duhâ kelimesi “kuşluk” anlamına gelmekle birlikte çoğu müfessirler, 2. âyetteki “gece”nin alternatifi olarak burada bütünüyle gündüz vakti için kullanıldığı kanaatindedirler. İbn Âşûr’a göre ise kelime burada da kuşluk vaktini ifade etmekte olup bununla tıpkı kuşluk vakti güneş ışığının yeryüzünü bütünüyle kaplaması gibi vahiy ışığının da dünyaya inip aydınlatmaya başladığına imada bulunulmuştur. 2. âyetteki gece karanlığı da Hz. Peygamber’in bu vakitte evinde veya Kâbe çevresinde sesli olarak Kur’an’ı okuduğu, müşriklerin ise onu gizlice dinledikleri vakit olup bundan dolayı bu iki vakit üzerine yemin edilmiştir. Yeminin amacı putperestlerin artık Hz. Peygamber’e vahyin gelmez olduğu, Allah’ın onu terkettiği iddialarının gerçekle ilgisinin bulunmadığını kesin bir dille belirtmektir (XXX, 394-395).
Bir ara vahyin gelişi gecikti. Müşrikler: «Rabbi onu terketti, ona darıldı!» dediler. Bu konuşmalar ve sataşmalar Efendimize ağır geliyordu. İşte bu husus âyetlerle izah edildi.
Ve vahiyden yüz çeviren inkârcıların, bir kâbus gibi insanlığın başına sardığı, fakat Kur’an’ın gündeme gelmesiyle birlikte her geçen gün karanlığı biraz daha azalarak durulmaya yüz tutan geceye andolsun ki;
1 Duhâ: Güneşin parlayıp yükselmeğe başladığı, “gündüzün gençliği” diye bilinen kuşluk zamanıdır. Yahut kuşluk vakitleri içinde seçkin bir kuşluk vaktine ki, hakikat güneşinin Muhammed ufkundan doğup “âlemlere rahmet olarak” her tarafa elçilik göreviyle ışıklar saçmaya başladığı zamana işarettir.2 Yani tam tavına gelip durduğu, içindekilerin sakinleştiği vakit ki, gecenin başından bir süre geçtikten sonraki orta anlarıdır. O vakit karanlık artacağı kadar artmış, örteceğini örtmüş, kararını bulmuş, bir de ses seda kesilmiş, dinmiş olur.
[5775] İkinci vavı hal sayarsak, iki âyeti birlikte şöyle de çevirebiliriz: “Karanlığın sonuna dayandığı bir halde ortaya çıkan ilk sabahın aydınlığı şahit olsun”. Vahyin ilk inmeye başladığı Kadir Gecesi veya vahiy güneşi inmezden önceki cahiliyye gecesi. Bu durumda zımnen şöyle denilmiş olur: Ey muhatab! Eğer vahiyle içinden aydınlanmışsan, gündüz de sana şahittir, gece de.