Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6121, sondan 116. ayet; 96. sure ve Alak Suresinin 15. ayetidir. Alak Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 26 ve toplam ebced değeri ise 1156 olarak hesaplanmıştır. Alak Suresinin toplam ebced değeri 20564 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Perçeminden yakalayacağız” sözü mecazi bir ifade olup, “Onu tutup cehenneme atacağız, yüzünü kara çıkaracağız, alnını damgalayacağız, alçaltacağız” gibi değişik şekillerde açıklanmıştır (bk. Râzî, XXXII, 23). Kendini kendine yeterli gördüğü için azgınlık eden ve Allah’ın kullarının ibadet etmelerine, dinin emirlerini yerine getirmelerine engel olan kişinin, imtihan gereği bir süre veya dünya hayatı boyunca serbest bırakılsa da sonunda bir gün gelip yakasına yapışılacağı, hak ettiği cezayı göreceği bildirilmektedir. Âyette bu cezanın dünyada mı yoksa âhirette mi verileceğine dair bir açıklama yapılmadığına göre her ikisini de kapsadığı düşünülebilir. Nitekim Ebû Cehil ve benzerleri müslümanlar karşısındaki yenilgileri ve tükenişleriyle bu dünyada cezalarını görmüşlerdir; ayrıca âhirette de cezalandırılacakları birçok âyette haber verilmektedir.
Mehmet Okuyan
Hayır! Bundan vazgeçmezse (onu) perçeminden yakalayacağız!
Buradaki [le nesfe‘an] fiilinin sonundaki [tenvîn], şeddesiz [nun] (te’kîd [nun]’u) yerindedir. Benzer bir kullanım da Yûsuf 12:32’de [le yekûnen] fiilinde söz konusudur. Bu iki [tenvin], bu kelimelerin isim değil, anlamı pekiştiren konumda fiil olduklarını göstermektedir.
Bayraktar Bayraklı
15,16,17,18. Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkâr alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.[781]
Hayır! (Olmaz böyle şey!) Eğer (bu zulümden) vazgeçmezse, onu alnına (uzayan) saçından yakalayarak (cehenneme sürükleyip atacağız da kimse elimizden alamayacaktır.)
(Peygamberi namazdan alıkoymak isteyen kâfir Ebu Cehil, teşebbüs ve düşüncelerinden) vazgeçsin. Celâlim hakkı için, eğer (aklını başına alıb) vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden yakalayıb (ateşe) sürükleyeceğiz:
15, 16, 17, 18, 19. Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), o yalancı, günahkâr alından (perçemden) yakalarız (cehenneme atarız). O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. Biz de zebânîleri çağıracağız. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!
15,16. Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.
Sakın ha; zannetmesin ki, yaptıkları karşılıksız kalacak! Çünkü eğer bu çirkin davranışlarına bir son vermeyecek olursa, onu perçeminden tutup cehenneme sürükleyeceğiz!
15,16. Hayır, (gerçek onun zannettiği gibi değil.) Eğer o, (bu davranışından) vazgeçmezse, yemin olsun ki Biz onu, perçeminden, hem de o yalancı ve günâhkâr perçeminden1 tutup (cehenneme) sürükleyeceğiz.2
1 Nâsıye: Alındaki saç, yani “perçem” demektir. Alına, alnın üstüne, başın ön tarafına da nâsiye, denilir. Burada kastedilen, kinâye olarak o şahsın kendisidir.2 (لَنَسْفَعاً)’in sonundaki tenvin, te’kid içindir. Nun-i te’kid-i muhaffefe’nin farklı yazılış şekli de olabilir. Çünkü fillerin sonuna tenvin gelmez.
Muhammed Esed
Hayır, eğer vazgeçmezse, onu alnından 8 tutup sürükleyeceğiz,
15, 16. Hayır! Hayır! Olmaz böyle şey! Eğer bu tutumundan vazgeçmezse, onu perçeminden tutup cehenneme sürükleriz. Evet, o yalancı ve suçlu perçeminden tutup sürükleriz.