Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1985, sondan 4252. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 84. ayetidir. Nahl Suresi 84. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 51 ve toplam ebced değeri ise 4734 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ويوم نبعث من كل امة شهيدا ثم لا يؤذن للذين كفروا ولا هم يستعتبون
Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
Müfessirlere göre her ümmetten çıkarılacak tanıktan maksat, tarihin çeşitli dönemlerinde gönderilmiş bulunan peygamberlerdir. Her peygamber kendi ümmeti içinde kimlerin iman ettiği, kimlerin inkâr ettiği hususunda şahitlik edecektir. Âhirette yükümlülük söz konusu olmadığı için (Zemahşerî, II, 430; Şevkânî, III, 211) artık insanların ne yapacaklarına değil, dünyada iken ne yaptıklarına bakılacaktır. Bu sebeple âyette insanlardan Allah’ın hoşnutluğunu kazanma yönünde çaba göstermelerinin istenmeyeceği ifade buyurulmuştur.
Mehmet Okuyan
Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz (getireceğimizi) gün, artık (özür dilemeleri için) kâfir olanlara izin verilmez; onların özür dilemeleri de istenmez.
Her ümmetten bir şahit getireceğimiz (ve herkesin amellerini ortaya dökeceğimiz) gün; (artık ondan) sonra inkâr edenlere (özür dilemeleri için) izin verilmeyecek, (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri de kabul edilmeyecektir.
Ve o gün her ümmete bir tanık getiririz de sonra kafirlere, ağız açıp özür dilemeye bile izin verilmez ve yaptıkları kötülüklerden vazgeçeceklerine dair verdikleri söz de kabul edilmez.
Ama biz, bir gün gelecek ki, her toplumdan bir şahit çıkaracağız. O gün gerçekleri örtbas edenlere, özür dilemeleri için izin verilmeyecek, yaptıkları kötülüklerden vazgeçeceklerine dair verdikleri söz de kabul edilmeyecektir.
Her milletten kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler ve doğruları konuşan tek tek şâhitler görevlendireceğimiz gün, artık, ne kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfir olanların özür dilemelerine izin verilir, ne de, onların hoşnut etmeleri, özür dilemeleri istenir.
Her ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne inkâr edenlere (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecek.
Kıyamet gününde her ümmetten Peygamberlerini bir şâhid göndereceğiz ki, müminlerin imanına ve kâfirlerin küfrüne şâhidlik etsinler. Sonra o kâfirlere, (özür dilemek için) ne izin verilecek, ne de Allah'ın razı olduğu şeye dönüş kendilerinden istenecek veya kabul olunacak.
Bkz. 4:41 ve dip notu, 16:89, 77:35-36“Her ümmetten bir şahidin gelmesi” peygamberlerin gelmesi demektir. Nitekim Bakara 2:143 ve Nisa 4:41 ayetleri de bunu doğrulamaktadır. İlgili ayetlere baktığımız zaman görüyoruz ki, ahirette her peygamber kendi kavmi için tanık olacak. İnkârcılar, mazeret öne sürdükçe, onlara doğru yolu gösterip göstermedikleri sorulacak. Haklı olmadıkları ortaya çıktıktan sonra özür dilemeleri için kendilerine fırsat verilmeyecek.
Diyanet İşleri (Eski)
Kıyamet günü her ümmetten bir şahit getiririz; inkar edenlere itiraz için izin de verilmez, onların özürleri de dinlenmez.
Her ümmetten bir şâhid çıkaracağımız gün ise,(3) artık inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilir, ne de onlardan (Rablerini) râzı etmeleri istenir.
(3)Burada geçen “her ümmetten çıkarılacak olan şâhid”den maksad, her ümmetin kendi peygamberidir. Onlar, kavimleri hakkında lehde veya aleyhde şâhidlik edeceklerdir. (Beyzâvî, c. 1, 554)
İlyas Yorulmaz
O gün (hesap günü) her toplumun içerisinden şahitler getiririz ki, inkâr edenlerin gereksiz konuşmalarına ve kendilerine göre mazeret uydurmalarına izin verilmez.
O gün her toplumun içinden, vaktiyle onlara hak dini tebliğ etmiş olan Peygamber veya onun takipçisi olan dâvetçilerden birer tanık getirip ümmetiyle yüzleştirerek hepsini hesaba çekeceğiz! O zaman, şefaat konusunda kâfirlere herhangi bir izin verilmeyeceği gibi, tövbeleri de asla kabul edilmeyecektir!
Her ümmete (peygamberlerini) şâhit1 olarak göndereceğimiz o (kıyamet) günü, kâfirlerin (özür dilemelerine) izin verilmediği gibi onların dilekleri de asla kabul edilmeyecektir.
Ama Biz gün gelecek her ümmetten 100 bir tanık çıkaracağız: o Gün, hakkı inkara şartlanmış olanlardan [bilgisizlik gibi] bir 101 mazeret kabul edilmeyecek, af dilemeleri de asla kâle alınmayacaktır.
Gün gelecek biz her toplumdan bir şahit çıkaracağız. İşte o zaman kâfirlerin özür beyan etmelerine izin verilmeyecek1 ve geri dönüş istekleri de kabul edilmeyecektir.2, 16/26...28, 45/34-35, 27/53, 14/44, 16/89, 23/99...108, 33/45-46, 39/69, 42/44, 63/10-11
Fakat bir gün gelecek Biz, her ümmetten bir şahit çıkaracağız. Sonra inkârda ısrar edenlere ne mazeret beyan etme izni verilecek, ne de suçlarını itiraf ile af dileme imkânı.[2174]
Gün gelir, o gün her ümmetten birer şahit getiririz. Artık ne o kâfirlere konuşmaları için izin verilir, ne de özür dileme imkânı bırakılacak. [77, 35-36]
Her toplumdan(ümmetten) bir şahit çıkardığımız gün, şahitlerden sonra kâfirlere konuşma izni verilmeyecek ve bağışlanma dileğinde bulunmaları bile istenmeyecektir.
Her ümmetten birer şahit(21) tuttuğumuz gün, artık kâfirlere ne özür beyan etmeleri için izin verilir, ne de onlardan kusurlarını affettirecek birşey istenir.