Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3327, sondan 2910. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 75. ayetidir. Kasas Suresi 75. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 70 ve toplam ebced değeri ise 4030 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ونزعنا من كل امة شهيدا فقلنا هاتوا برهانكم فعلموا ان الحق لله وضل عنهم ما كانوا يفترون
Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere), “Kesin delilinizi getirin” deriz. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.
Bu soru, yukarıda 62. âyette geçen sorunun aynıdır (cevabı hakkında bilgi için bk. 62-64. âyetler). Sorunun burada tekrar edilmesi, günahkârların dünyadaki tutumlarını aklen hiçbir şekilde haklı gösterebilecek durumda olmadıklarını vurgulamak içindir. Nitekim bir sonraki âyette de bu hususa dikkat çekilmektedir. Müfessirlere göre 75. âyette her ümmetten çıkarılacağı bildirilen şahitten maksat peygamberlerdir (Taberî, XX, 104; Şevkânî, IV, 178; İbn Âşûr, XX, 173). Yüce Allah, bütün insanları mahşerde bir araya topladığında her milletin peygamberini çağırıp kendisinden o millete vaktiyle Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ edip etmediğini, tebliğ ettiyse nasıl cevap verdiklerini soracak ve onlar hakkında tanıklık etmesini isteyecektir; Hz. Muhammed de kendi ümmeti hakkında tanıklık edecektir (bk. Nisâ4:41). Allah’tan başka tanrıların var olduğunu iddia edenlere, “Kesin delilinizi getirin!” denilerek iddialarını ispatlamaları istenecektir. Bunu ispatlamaları mümkün olmadığı için cevap veremeyeceklerdir. Dünyada iken bâtıl bir inançla kendilerine şefaat edeceğine inandıkları düzmece tanrıları da ortalıkta gözükmeyecek; nihayet “hakikatin Allah’a mahsus olduğu”, yani yalnız O’nun hakkında “gerçek var olandır” denebileceği, putperestlerin gerçek sayıp tanrı diye niteledikleri nesnelerin ise hakikatte uydurma şeylerden ibaret bulunduğu herkes için ayan beyan ortaya çıkacaktır.
Mehmet Okuyan
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarmış olacağız ve (inkârcılara) “Kesin delilinizi getirin!” diyeceğiz. (İşte o zaman) bilecekler ki gerçek, Allah’a aittir ve uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden kaybolmuşlardır.
Her ümmetten bir tanık çıkarır ve “Kesin delilinizi ortaya koyunuz” deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.
Her ümmetten bir tanık çıkarırız. Sonra da: “Burhanlarınızı¹ getirin.” deriz. Böylece hakikatin Allah'a ait olduğunu anlarlar. Uydurdukları şeyler, onlardan ayrılıp kaybolurlar.
1- İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici.
Ahmet Akgül
(Hesap günü) Her ümmetten bir şahit ayırıp çıkaracağız ve: 'Kesin kanıt (burhan) ınızı getirin' buyuracağız. Artık öğrenmiş olacaklar ki, Hakk gerçekten (ve sadece) Allah'ındır (Kur’an’ın buyruklarıdır) ve uydurdukları (İslam’a aykırı nizamlar ve sahte kurtarıcılar da) kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
Ve biz her ümmetten bir tanık getirir de getirin bakalım deriz, delillerinizi. Artık bilirler ki şüphesiz gerçek, Allah'ındır ve uydurdukları şeylerin hepsi de gözlerinden kaybolup gider.
Ve bu soru cevapsız kalacak, çünkü biz o sırada, her ümmetten birini şahit olarak çekip çıkarırız da, inkâr ettiklerinize dair delilinizi getirin deriz. Onlar o zaman gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilip anlarlar ve uydurageldikleri düzmece ilahların hepsi de, gözlerinden kaybolup gider.
O gün, her milletten kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler çıkarır, kâfirlere:
“Kesin delilinizi getirin” deriz. O zaman, hak ilâh olma vasfının Allah'a ait olduğunu, uydura geldikleri şeylerin, putların da kendilerinden ayrılıp kaybolduğunu anlarlar.
O gün her ümmetten bir şahit çıkarır ve: "Delilinizi getirin" deriz. Böylece hakkın Allah'a ait olduğunu bilirler. Uydurageldikleri de onlardan kaybolur.
Her ümmetten bir şahid ayırıp çıkardık da: 'Kesin-kanıt (burhan)ınızı getirin' dedik. Artık öğrenmiş oldular ki, hak, gerçekten Allah'ındır ve uydurdukları kendilerinden uzaklaşıp-kaybolmuşlardır.
(O gün) her ümmetten (peygamberlerini) birer şahid çıkaracağız da: “- (Ey peygamberleri yalanlıyan ümmetler, yolunuzun hak olduğuna ve ortaklarım bulunduğuna dair) delilinizi getirin.” diyeceğiz. O vakit (her ümmet), hak Allah'ın olduğunu bilecektir; ve uydurdukları şeyler de kendilerinden ayrılıb kaybolacaktır.
Ve (o gün) her bir ümmetten bir şahit çıkarırız. “Delilinizi getirin!” deriz. Onlar, bütün haklılığın Allah’ın olduğunu bileceklerdir. Ve iftira ettikleri şeyler, onlardan kaybolup gidecektir.
(O gün) her topluluktan (peygamberlerini) birer şahit olarak çıkaracağız (ve onlara diyeceğiz ki): “(Geçmişte öne sürdüğünüz batıl iddialarınızı ispatlayan) delillerinizi getirin (bakalım)!” O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilecekler ve uydurdukları şeylerin kendilerini yüzüstü bırakıp kaçtığını anlayacaklar.
Her ümmetten bir şahit çıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, (kâfirlere): Kesin delilinizi getirin! deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) da kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.
Her ümmetten çıkarılıp çağrılacak olan şahitler, o ümmetlere gönderilen peygamberler olarak açıklanmaktadır.
Edip Yüksel
Her bir toplumdan bir tanık seçer ve, "Delilinizi getirin," deriz. Böylece, tüm gerçeğin ALLAH'a ait olduğunu öğrenecekler ve uydurmuş oldukları şeyler kendilerini bırakıp kaybolacaktır.
(O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, "Haydin, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.
Hem her ümmetten birer şâhid çıkardık ta haydin bürhanınızı dedik mi o vakıt hakk Allahın olduğunu bilmişler ve o uydurdukları şeyler kendilerinden gaib olup gitmişlerdir
(O gün) her ümmetden birer şâhid (çekib) çıkarmışızdır da «Burhanınızı getirin» demişizdir. (O vakit) bilmişlerdir ki hak muhakkak Allahındır ve uydurageldikleri şeyler (putlar) da kendilerinden ayrılıb gaalib olmuşdur.
Hem (o gün) her ümmetten (kendi peygamberlerini) bir şâhid (olarak) çıkarırız da(o ümmetlere): “(Sizi emirlerime uymaktan alıkoyan) delîlinizi getirin!” deriz; o zaman şübhesiz hakkın Allah'a âid olduğunu bilmişlerdir ve uydurmakta oldukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiştir.
Her inancın temsilcileri arasından bir şahit çıkarırız ve onlara “Yaptıklarınızın doğru olduğuna dair kanıtlarınızı getirin” deriz. O zaman onlar, bütün gerçeklerin (Hakkın) Allah’a ait olduğunu öğrenirler ve uydurdukları şeyler onlardan uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
Her bir ümmetten kendi peygamberini onlara karşı hakkıyle bir şahit çıkaracağız [¹] da burhanınızı getirin diyeceğiz. Artık onlar o zaman hak olan tevhid ve ibadetin Allah/a mahsus olduğunu anlayacaklardır, uydurdukları putlar da onlardan nihan olup gidecektir.
İsmail Hakkı İzmirli Kasas Suresi 75. Ayet Açıklaması
[1] O şahitler onların dediklerine şehadet edecekler.
Kadri Çelik
Her ümmetten bir şahit çıkarır ve “Kesin delilinizi ortaya koyun” deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu ve de uydurduklarının kendilerinden uzaklaşıp kaybolduklarını anlarlar.
Ve daha sonra, biz her ümmetten bir şâhit çıkarıp, “Haydi bakalım,geçmişte öne sürdüğünüz bâtıl iddialarınızı ispatlayan delillerinizi koyun ortaya!” diyeceğiz. Fakat müşrikler, utanç içerisinde başlarını öne eğmekten başka bir şey yapamayacaklar. Böylece, hak ve hakîkatin bütünüyle Allah’a ait olduğunu ve O’na dayanmayan, O’ndan kaynaklanmayan her şeyin bâtıl olduğunu görecekler ve gerek şefaatçi diye bel bağladıkları sözde ilâhları, gerekse din adına uydurdukları bâtıl inançları, onları yüzüstü bırakıp ortadan kaybolacak.Hal böyleyken, onlar hâlâ Rabb’lerine kulluk etmekten kaçınacak; makâm, şöhret, servet ve benzeri değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek, bunları Allah’a ortak mı koşacaklar? O hâlde, şu ibret verici olaya kulak versinler:
Her ümmetten bir şahid çıkardık:
-“Hadi, bürhanınızı / kanıtınızı getirin!” dedik.
Bildiler ki; Hakk, Allah’a aittir.
Uyduruyor oldukları şeyler onlardan saptı gitti.
Biz (o gün,) her ümmete kendilerinin içerisinden (Peygamberlerini) şahit getirerek; “(haydi) kesin delilinizi getirin (bakalım)!” deriz. İşte o zaman, değişmez doğruların Allah’a ait olduğunu ve uydurdukları şeylerin de kendilerini terk ettiğini çok iyi anlarlar.
Ve [bu soru cevapsız kalacak, çünkü] Biz [o sırada] her ümmetten bir şahit 80 çıkarmış olacağız ve [günahkarlara:] “Geçmişteki iddialarınızı doğrulayan bir delil getirin!” 81 diyeceğiz. Ve böylece görecekler ki, gerçek bütünüyle Allah'tan yana 82 ve kendi çarpık muhayyilelerinin ürünü bütün o düzmece tanrılar onları terk etmiş. 83
Ve biz her toplumdan bir şahit çıkarırız da: “Haydi kulluk ettiklerinizin ilah olduğuna dair delillerinizi getirin!” deriz. İşte o zaman ibadete layık gerçek ve tek varlığın Allah olduğunu anlarlar ve uydurmuş oldukları onları yüzüstü bırakıp kaybolup giderler. 40/47...50
Zaten (o demeye kalmadan) Biz, her ümmetten bir tanık çıkarmış olacağız;[3446] ve dönüp “Haydi, getirin delilinizi!” diyeceğiz. Sonuçta onlar anlayacaklar ki, gerçek bütünüyle Allah’tan yana ve (çarpık tasavvurlarının) ürettiği sahte ilâhlar kendilerini yalnız bırakmış.[3447]
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 75. Ayet Açıklaması
[3446] Bu âyet 65 ile birlikte A’râf 6. âyetteki hakikati ifade etmektedir (65’in notuna bkz).
[3447] Yamuk tasavvur sahte tanrı imalathanesidir. Bir Allah’a kul olmaz da, kul olacağı binlerce tanrı icad eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve her ümmetten bir şahit çıkarmış, «Artık deliIlerinizi getiriniz!» demiş olacağız. Binaenaleyh bileceklerdir ki, şüphe yok hak Allah içindir ve onlardan iftira eder oldukları şey gaip olup gitmiş olacaktır.
O gün her ümmetten birer şahit çıkarırız. Resulleri yalancı sayanlara da: “Haydi bakalım, varsa delilinizi ortaya koyun! ” deriz. O zaman onlar, hak ve hakikatin Allah'a ait olduğunu kesinlikle anlar ve uydurdukları tanrılar ise ortada görünmez olur.
(Bu sözü), her toplumun içinden bir şahit çıkardığımız ve onlara; “Haydi, delilinizi getirin.” dediğimiz sırada söyleriz. O sırada bunlar, Allah’ın haklı olduğunu öğrenmiş olurlar. Zaten uydurup durdukları şey de kaybolup gitmiştir.
Her toplumdan bir şahit çıkarırız ve:-Haydi delillerinizi getirin! deriz. İşte o zaman gerçeğin Allah'a ait olduğunu anlarlar. Uydurmuş oldukları şeyler onlardan kaybolup gider.
O gün her ümmetten bir şahit(10) çıkarmış, onlara da “Haydi, getirin delilinizi” buyurmuşuzdur. Ve onlar da hak ve hakikatin tümüyle Allah'a ait olduğunu anlamışlar; uydurdukları şeyler ise onları bırakmış, yok olup gitmiştir.
Her ümmetten bir tanık çıkarmış da şöyle demişizdir: "Getirin susturucu kanıtınızı!" Bunun üzerine onlar hakkın Allah'a ait olduğunu bilmişlerdir. O iftira aracı yaptıkları şeyler de onları yüzüstü koyup kaybolmuşlardır.
daħı çıķarduķ her bir bölükden ŧanuķ pes eyiddük “getürüñ ḥüccetlerüñüzi!” pes bildiler kim ḥaķ ya'nį tevħįd Tañrı’nuñdur daħı bāŧıl oldı anlardan ol kim oldılardı yalan baġlarlar.
Daḫı çıḳaruruz her ümmetden bir ṭanuḳ ki nebīlerdür. Pes eydevüz anlaraki ḥüccetüñüz getürüñüz. Bileler ol vaḳtda ki ulūhiyyet‐i Allāh ẟābitdür, hīçşerīki yoḳdur. Daḫı azdı anlardan ol iftirā itdükleri bāṭıl ma‘būdlar.