Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 325, sondan 5912. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 32. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 47 ve toplam ebced değeri ise 1840 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (10) م (0) bulunuyor.
Arapça Metin
قل اطيعوا الله والرسول فان تولوا فان الله لا يحب الكافرين
Tefsirlerde âyetin nüzûl sebebi hakkında şöyle bir rivayet yer alır: Önceki âyette Hz. Peygamber’e uyulması istenince münafıkların başı Abdullah b. Übey “Gördünüz mü? Muhammed kendine itaat edilmesini Allah’a itaat gibi görüyor; bizim de hıristiyanların Îsâ’yı sevdikleri gibi kendisini sevmemizi istiyor!” şeklinde bir ithamda bulunmuştu. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme indi ve Hz. Peygamber’e Allah’ın elçisi sıfatıyla ve yine O’nun buyruğunun bir gereği olarak itaat edilmesinin istendiği bildirildi (Râzî, VIII, 19).
Mehmet Okuyan
De ki: “Allah’a ve Elçi’ye itaat edin! Yüz çevirirseniz (bilin ki) Allah kâfirleri sevmez.”
1. İslam dininin “atalar” dinine dönüştürülmesi, büyük oranda “Allah'a ve Resûl'üne itaat” etmeyi buyuran ayetlerdeki Resûl sözcüğüne “sünnete ve hadise itaat etme” anlamı verilerek yapılmıştır. Oysaki Kur'an'da peygamber sözcüğü geçmez. Peygamber, Farsça bir sözcüktür. Kur'an'da Resûl ve Nebi sözcükleri geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resûl'e itaat vardır. Çünkü Resûl'e itaat etmek demek, bildirdiği ayetlere itaat etmek demektir. Yani Resûl'e itaat etmek aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resûl'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. “Kur'an, Allah'ın kelamı, Resûl'ün beyanıdır/sözüdür.” Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri “ayettir”, Nebi'nin sözleri ise “hadistir.” Resûl'ün söyledikleri Allah'a aittir. (69:40) Resûl, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resûl ilahi koruma altındadır. Resûl'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resûl'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resûl'ün şahsına değil, onun söylediklerine itaat ederek, Allah'a itaat anlamına gelmektedir. Yani “Allah ve Resûl'ü” terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ın otoritesini ifade eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan “ve” edatı, “atf-ı beyan” ve “atf-ı tefsir” için de kullanılmaktadır. Bu durumda “ve” edatı, kendinden önceki sözcüğü kendinden sonraki sözcük ile açıklar. Bu kurala göre Allah ve Resûl'ü demek, anlam olarak “Allah'a demektir.”
Ahmet Akgül
De ki: “(Her hususta ve hayatın her safhasında) Allah'a (Kur’an’a) ve Resulüne (sünnetine ve sistemine) itaat ediniz. (İslam’ın hükümlerini her halde ve her devirde yerine getiriniz.) Eğer (bazıları İslam’ın hükümlerinden) yüz çevirirlerse, (biliniz kionlar kâfirdir ve) Allah asla kâfirleri sevmemektedir.”
Onlara:
“Allah'a itaat edin, Kitabındaki hükümleri uygulayın. İlâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulüne itaat edin. Sünnetini uygulayın. Eğer Allah'a ve Rasulüne itaatten yüz çevirir, güç ve iktidarınızı kullanarak, halkı istediğiniz istikamette yönlendirir, Kur'ân'ı ve sünneti uygulamazsanız, Allah'ın azabından kurtulacağınızı mı zannediyorsunuz? Bilin ki Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri sevmez.” de.
De ki: “Allah’a ve elçisine itaat edin. Eğer sırt çevirirlerse, bilin ki Allah kâfirleri sevmez. (Allah’ın sevgisi ise, bütün insanların dostluklarından ve onlardan gelecek dünyevî ve siyasî yararlardan daha hayırlıdır. Biri fani, diğeri ebedidir. Fakat kâfirler yalnız maddeyi gördükleri için, ebediyeti hissedemiyorlar. Tarih, kâfirlerin sonlarının helak olduğunu, ehl-i imanın sonuçta haklı çıktığını göstermiştir. Bunun çok delilleri vardır:)
De ki: “(Hayatın her safhasında) Allah'a ve (O'nun mesajlarını hayata geçiren) Resûl'e itaat edin!” Eğer (Allah'a ve elçisine rağmen gerçeklerden) yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah hakikati inkâr edenleri sevmez.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 32. Ayet Açıklaması
Bu ve bunun gibi daha birçok âyette Allah’a ve Resulü’ne itaat emrediliyor. Ancak bu âyetleri dinin iki kurucusu ya da Allah’ın ortağı varmış gibi anlamamak gerekir. Din yalnızca Allah’ındır. Hz. Peygamber şari değil müteşerridir yani şeriat koyucu, yasa koyucu değil; Allah tarafından konan şeriati, yasaları uygulayandır. Haşr suresi 59:7 ayetinde “Resûl size ne verirse onu alın, sizi neden sakındırırsa ondan da uzaklaşın” cümlesini alarak Allah’ın resulünü hüküm koyucu olarak görmek doğru olmaz. Çünkü bu ayetin üst kısmında ganimetlerin nasıl ve kimlere paylaştırılacağı anlatılıyor ve bu konuda Hz. Peygambere yetki verildiği ifade ediliyor, yoksa peygambere tek başına hüküm koyma yetkisi verilmiyor.Hz. Peygamberin vazifesi tebliğdir, dinde hüküm koymak değildir. Resûl’e itaati bu minvalde anlamak gerekiyor. "Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3:144) “Ey Nebi! Eşlerinden herhangi birini memnun etmek için neden Allah'ın sana helal kıldığı bazı şeyleri kendine haram kılıyorsun. (Tahrim 66:1) Bu konuyu daha iyi anlamak için Nisa suresi 4:64 ve 65. ayetlere bakmak faydalı olacaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Allah'a ve Peygambere itaat edin". Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez.
Allah’ın Elçisini devre dışı bırakarak Allah’a itaat edebileceklerini sanan o şaşkınlarade ki: “Allah’a ve O’nun mesajını size ileten şu son Elçiye itaat edin!” Eğer yüz çevirirlerse, şunu iyi bilsinler ki, Allah’ın elçisine karşı gelmek Allah’a karşı gelmek demektir; bu da onu inkâr etmek anlamına gelir ki, Allah da inkâr edenleri sevmez! Sevmediği için de onları doğru yola iletmez.Oysa elçiye itaat edilmesi gerektiğini, en iyi Yahudi ve Hıristiyanların bilmesi gerekirdi. Zira, daha önce nice elçiler gelip geçmişti:
1 Bu âyetten; Allah’a itaatin göstergesinin Peygambere itaat olduğu, Peygambere itaati ne şekilde olursa olsun reddetmenin ise küfür olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır.2 Sünnet: Kelime anlamı olarak; yol, tabiat, şeriat, yüz ve alışılmış yol anlamına gelir. Dini terim olarak ise, Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirlerinin bütününü ifade eder. Sünnet, Kur'ân-ı Kerim'den sonra ikinci ana kaynaktır. Fıkıh usulünde delil olarak kullanılan sünnet, Hz. Peygamber'den geliş şekline göre; söz, fiil veya uygun bulma (takrir) olmak üzere üçe ayrılır. 1- Kavlî sünnet: Hz. Peygamber'in çeşitli vesilelerle söylemiş olduğu sözlerdir. 2- Fiilî sünnet: Hz. Peygamber'in çeşitli vesilelerle din adına yaptığı uygulamalardır. (Hz. Peygamber'in namaz kılışı gibi...) 3- Takriri sünnet: Hz. Peygamber'in görüp işittiği bir işe karşı çıkmaması ve onu kabul etmesidir. Sünnetin, Kur'ân-ı Kerim'den sonra, ikinci asli delil olduğunda görüş birliği vardır. Bu yüzden Hz. Peygamber'e nispeti sahih olan sünnetin gereğine göre amel etmenin vücubu üzerinde bütün âlimler ittifak etmiştir. Rasûlüllah (s.a.v)'e itaatı emreden, âyetlerden bir kaçı şunlardır: “Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. (Onlara karşı gelmekten) sakının. Eğer yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki Elçimize düşen, apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir.” (Mâide: 92). “Peygambere itaat eden, Allah’a itaat etmiş demektir.” (Nisâ; 80). “Peygamber, size neyi emrettiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan hakkıyla korkun. Şüphesiz Allah, cezâsı çok şiddetli olandır.” (Haşr: 7). “De ki; Eğer siz, Allah’ı gerçekten seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, pek de merhamet edicidir.” (Âlu İmrân: 31). Hz. Peygamber (s.a.v)'in ticaret, ziraat, savaş tedbirleri, hastalık tedavisi gibi dünyevî işlerde kendi görgü ve tecrübesine dayanarak yaptığı davranışlarla amel edilmez. Sonuç olarak sünnet, Kur'ân'dan sonra ikinci asıl kaynak olup, İslâm'ın pek çok hükmü ve belki İslâmî müessese ve esasların bütünlüğü sünnetle tamamlanmıştır. Sünneti reddedip peygamberi devre dışı bırakmak isteyen bazı akl-ı evveller, “rivayetinde bir sıkıntı var” sözüne can simidi gibi sarılırken, tarihin çöplüğüne atılmış ve ne idüğü belirsiz bazı âlim bozuntularının görüşlerine hiç bir tahkik yapmadan sarılmada bir sakınca görmemektedirler. Demekki aradıklarını oralarda bulmaktadırlar. Evet, bazı hadislerde rivayet sıkıntısı olabilir ama bunlar elimizdeki sahih kaynaklarda zaten belirtilmiştir. Bilhassa fakihler bu konuyu kılı kırk yaracak şekilde titizlikle incelemişlerdir. Bu tip adamlar, lafı eveleyip gevelemeden niyetlerini açıkça söyleseler içinde bulundukları şaşkınlıkları daha rahat anlaşılabilir.
Muhammed Esed
De ki: “Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin.” Eğer (bundan) yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah hakikati inkar edenleri sevmez.
De ki: “Allah'a ve Resulullaha itaat ediniz. Şayet yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez. ” [3, 132; 8, 1. 20. 46; 58, 13] {KM, Luka 10, 16}
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 32. Ayet Açıklaması
[*] Resul (رسول) kelimesine "gönderilen" anlamı verilebilir. Çünkü bir bilgiyi iletmek için gönderilen kişiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir. (Müfredat). Bilgi daha önemli olduğundan Allah Teâlâ şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3:144) Allah'ın son Nebîsi öldüğü için resul kelimesine, yerine göre elçi veya Allah'ın gönderdiği kitap anlamını vermek gerekir.
Şaban Piriş
De ki: -Allah'a ve Resulüne itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kafirleri sevmez.
(9) Allah ve Resulünü sevmenin ölçüsü, onları dinlemek ve itaat etmek olarak böylece bildirilmiştir. Kim Allah’ı sevmekten bahsediyorsa, bunun doğruluğunu, Peygambere itaat etmekle gösterecektir. Bu konuya 2:165’te de değinilmişti. Bu iki âyet, ayrıca, Peygambere kayıtsız şartsız itaati de Allah’a itaat ile eş anlamlı olarak göstermektedir ki, ileride aynı anlamı vurgulayan daha başka âyetler de gelecektir. Örnek olarak, 4:64-65’e bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söyle: "Allah'a ve resule itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse, Allah küfre sapanları sevmez.