Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4167, sondan 2070. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 34. ayetidir. Mü'min Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 30, harf sayısı 105 ve toplam ebced değeri ise 7981 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (12) bulunuyor.
Arapça Metin
ولقد جاءكم يوسف من قبل بالبينات فما زلتم في شك مما جاءكم به حتى اذا هلك قلتم لن يبعث الله من بعده رسولا كذلك يضل الله من هو مسرف مرتاب
Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.
Kur’an-ı Kerîm’de 12. sûrenin hemen tamamı Hz. Yûsuf’la ilgili olup onun ismini taşımaktadır. Orada görüldüğü üzere Hz. Yûsuf, kardeşlerinin bir ihaneti sonucunda Mısır’a götürülüp köle olarak satılmış, iftiraya uğrayarak hapse atılmış, Allah’ın kendisine verdiği ilim ve hikmet sayesinde rüyaları yorumlamadaki maharetiyle ismini Mısır hükümdarının sarayına kadar duyurmuş, hükümdarın rüyasını yorumlayarak onun ilgisini kazanmış ve hazine işlerine bakmakla görevlendirilmişti.
Hz. Yûsuf’a özel bir kitap indirilmediği bilinmektedir. Ayrıca Yûsuf sûresinde (12:55) onun, kendisinin dürüstlüğünden söz ederek hazinenin yönetimine atanmasını talep ettiği bildirilmekle beraber açık bir dinî tebliğde bulunduğuna dair bilgi verilmemektedir. Bununla birlikte daha hapishanedeyken yanındakilere Allah’ın kendisine özel bir bilgi öğrettiğini söylüyor; ayrıca Mısır halkının Allah’a ve âhiret gününe inanmadıklarını belirtip bunu eleştiriyor; kendisinin, ataları İbrâhim ve İshak ile babası Ya‘kub’un dinî geleneğine tâbi olduğunu açıklıyordu (Yûsuf 12:37-38). Bu şekildeki beyanlarını hapishaneden çıktıktan ve önemli devlet görevine getirildikten sonra da devam ettirmiş olabilir. Bu durumda konumuz olan 34. âyette Yûsuf’un Mısırlılar’a getirdiği bildirilen “açık kanıtlar” (beyyinât), muhtemelen onun, bir peygamber olarak Mısır yöneticilerine ve halkına İbrâhimî gelenekteki temel dinî inançlara dair zaman zaman yaptığı açıklamalar ve bu konularda verdiği açık seçik bilgiler, gösterdiği kanıtlar olmalıdır. Ne var ki Mısırlılar, dünya işleri konusunda Yûsuf’un bilgisinden ve dürüstlüğünden istifade ederken, 34. âyetten anlaşıldığına göre dinî meselelerde ortaya koyduğu bu açık gerçekleri kuşkuyla karşılamışlar; Hz. Yûsuf vefat ettikten sonra da âdeta ondan kurtulduklarına şükrettikleri anlamına gelen sözler söylemişlerdi.
İşte konumuz olan âyetlerde sözleri nakledilen mümin kişi, Mûsâ dönemindeki Mısırlılar’a yüzyıllar önce atalarının Yûsuf karşısında takındıkları olumsuz tavrı hatırlatıyor ve atalarının yaptıkları yanlışları tekrar etmemeleri gerektiği yönünde onları uyarıyordu.
Bu âyetlerde, peygamberler karşısında inkârcı ve isyankâr tutumlar sergileyenlerin niteliklerini ifade etmek üzere seçilmiş olan kelimeler özellikle dikkat çekicidir. Bunlardan müsrif, gerçeklik, adalet ve dürüstlük ölçülerini aşan her türlü inanç, düşünce ve eylemin sahibini ifade eder. Kur’an’da bu kelime yoğun olarak, peygamberler ve onların ortaya koydukları ilâhî hakikatler karşısında sağduyulu, adaletli ve gerçekçi davranış ölçüsünden sapan; çıkar kaygılarının veya öfke ve şiddet duygularının etkisine kapılıp tepkisel davranışlar sergileyen, taşkınlık yapan putperest ve inkârcılar için kullanılır. Meâlde “kuşkulara boğulmuş” diye çevirdiğimiz mürtâb kelimesi, müsbet anlamda hakikati arayıp bulmaya yönelik iyi niyetli kuşkuculukla ilgisi olmayan; aksine, vicdanen doğruluğuna kani olsa bile çıkar kaygılarının, bencil duygu ve tutkularının etkisinde kalan kimsenin ilâhî gerçekler hakkında kuşku uyandırmaya yönelik kötü niyetli çabalarını gösterir. “Büyüklük taslayan, kendini beğenmiş” anlamına gelen mütekebbir de saçma ve küstahça bir benlik duygusuyla Allah, peygamber ve vahiy karşısında bile gurur ve kibir taslayan, bu sebeple de peşin bir red ve inkâr tavrına kendini kaptıran inkârcı kişiyi ifade eder. “Zorba” diye çevirdiğimiz cebbâr ise bu bağlamda anılan üç olumsuz ruh halinin bir bakıma sonucu olmak üzere zalim, baskıcı ve despotça davranış ve uygulamalar sergileyen kişi ve yönetime işaret eder. Böylece gizli olarak Mûsâ’ya inanmış olan mümin kişinin ifadesini aktaran bu âyetler, dolaylı olarak tam da Firavun’u hatırlatan bir tiran tipinin yanında, bir toplumsal zihniyeti, sınıf ve zümre psikolojisini tanımlamaktadır.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki (Musa’dan) önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti; onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Sonunda o vefat edince “Allah ondan sonra asla elçi göndermez!” demiştiniz. İşte Allah aşırı giden (bütün) şüphecileri böyle sapkınlıkta bırakır.
Andolsun ki daha önce de Yûsuf size açık deliller getirmişti. Siz onun getirdiklerinden de şüpheye düşmüştünüz. Yûsuf ölünce, “Allah ondan sonra bize asla bir peygamber göndermeyecek” demiştiniz. Allah aşırı giden, çok şüpheci olanları işte böyle saptırır.
Ant olsun ki daha önce Yûsuf size açık kanıt içeren belgelerle gelmişti. Ancak o zaman onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Yûsuf ölünce de: “Bundan sonra Allah asla Resûl göndermez.” dediniz. Allah, haddi aşan kuşkucu kimseyi işte böyle saptırır.
Andolsun Yusuf da, daha önce size apaçık deliller getirmişti. Onun size getirip (haber verdiklerin) den (dolayı) da kuşkulara kapılıp gitmiştiniz. Nihayet O ölünce (bu sefer) “Allah bundan sonra, asla hiçbir peygamber göndermez (bunun gibisi dünyaya gelmez) ” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden, şüpheci kimseleri böyle şaşırtıp (Hakk’tan çevirir).
Ve andolsun ki daha önce Yusuf da, apaçık delillerle gelmişti de size getirdiği şey hakkında bir türlü şüpheden kurtulamamıştınız, sonunda ölünce de artık dediniz, bundan sonra Allah, başka bir peygamber göndermez kesin olarak; işte Allah, haddini aşan şüpheli kişiyi böyle saptırır.
Ve andolsun ki, daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti de, size getirdiği şey hakkında, bir türlü şüpheden kurtulamamıştınız. Sonunda o vefat edince, değerini anlayıp dediniz ki: Bundan sonra, Allah başka peygamber göndermez. Allah vahyine karşı şüpheye düşenleri ve ölçüyü taşıranları böyle saptırır.
“Daha önce size, apaçık delillerle Yûsuf gelmişti. Onun size getirdiği dinî hakikatlerden şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o vefat edince, Allah ondan sonra özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere asla rasul görevlendirmez, dediniz. İşte geçmiştekilerin başına gelenlere benzer şekilde, Allah cahilce davranarak meşruiyyet sınırını aşan, ağır-adaletsiz hükümler içeren kanunlar koyup uygulayan, hak dinde şüpheye düşürecek konular arayan, ithamlarda bulunan isyankârların, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti tercihlerine özgürlük tanır.” dedi.
Andolsun daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti. Onun getirdiklerinden de kuşkulanıp durmuştunuz. Sonunda o ölünce: "Artık ondan sonra Allah bize peygamber göndermeyecek" dediniz. İşte Allah aşırıya giden şüpheci kimseyi böyle saptırır.
'Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kuşkuya kapılıp durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince, demiştiniz ki; 'Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez.' İşte Allah ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır.'
Doğrusu Mûsa'dan önce Yûsuf da size mucizelerle gelmişti. O vakit de onun size getirdiği şeyler hakkında şübhe edib durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de: “- Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez” dediniz. İşte Allah, (dininde) haddi aşan şübheciyi böyle saptırır.
(O mümin adam devamla:) “Andolsun! Yusuf daha önce mucizelerle size geldi. Onun size getirdiklerinde tereddüt içinde kaldınız. Nihayet vefat ettiği zaman: “Ondan sonra Allah asla peygamber göndermeyecektir.” dediniz. İşte Allah, müsrif ve şüpheci olanları böylece saptırır.
Önce size, belgelerle Yusuf dahi gelmişti; getirdiği şeye karşı şüphelenip durdunuz; öldüğünde dediniz ki: «Bundan sonra Allah hiçbir peygamber göndermez!» Her taşkını, şüpheciyi Allah böyle saptırır
Bundan önce size delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o ölünce de: “Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri (yaptıkları yüzünden) böyle sapıklıkta bırakır.
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 34. Ayet Açıklaması
Hz. Yusuf, lakabı İsrail olan (A. İmran 3:93) Yakup Peygamberin on iki oğlunun sondan ikincisidir. En küçüğü olan Bünyamin’in ağabeyidir. İsrailoğullarını meydana getiren on iki boydan birinin başıdır. Kur’an’ın 111 ayetten oluşan 12. suresi, Hz. Yusuf’un hayatını anlatmaktadır. Kur’an, Yusuf 12:3’de Hz. Yusuf’un kıssasını ihtiva ettiği derinlik ve içerdiği mesajlar bakımından “kıssaların en güzeli” olarak vasıflandırmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
"And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır."
Andolsun ki, (Musa'dan) önce Yusuf da size açık deliller getirmişti ve onun size getirdiği şeyler hakkında şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o vefat edince «Allah ondan sonra peygamber göndermez» dediniz. İşte Allah o aşırı giden şüphecileri böyle saptırır.
Bazı müfessirler «Buradaki Yusuf’tan maksat, Hz. Yusuf’un torunu Yusuf b. Efrâîm’dir» demişlerse de Yusuf b. Ya’kup’dur diyen rivayet daha kuvvetli görülmektedir.
Edip Yüksel
Daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti; fakat size getirdiği mesajı sürekli olarak kuşku ile karşılamıştınız. Nihayet o ölünce, "ALLAH ondan sonra elçi göndermeyecektir (O son elçidir)," demiştiniz. ALLAH, kuşkuda sınırı aşanı böylece saptırır."
Aynı şekilde Yahudiler kendilerine gelen İsa'yı reddettiler, Hristiyanlar da Muhammed'i. Muhammed'i putlaştıranlar da ondan sonra gelen ve gelecek elçileri peşinen reddediyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bundan önce size delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği hakikatte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez" dediniz. İşte aşırı şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır.
Bundan evvel size beyyinelerle Yusüf gelmişti: o vakıt da onun size getirdiği hakıkatte şekketmiş durmuştunuz, nihayet vefat ettiğinde de bundan sonra Allah aslâ Resul göndermez dediniz! işte müsrif şübheci olanları Allah böyle şaşırtır
«Andolsun, (Mûsâdan) evvel Yusuf da size apaçık bürhanlar getirmişdi. O vakit da onun size getirdiği şeyler hakkında şübhe edib durmuşdunuz. Hattâ o vefat edince de dediniz ki: «Bundan sonra Allah asla bir peygamber göndermez». İşte Allah, o haddi aşan şübheci kimseleri böyle şaşırtır.
And olsun ki, daha önce Yûsuf da size mu'cizeler getirmişti de, onun size getirdiği o şeylerden dâimâ şübhe içinde oldunuz. Nihâyet (o) vefât edince: “Allah ondan sonra aslâ bir peygamber göndermez!” dediniz. İşte Allah, (kendi irâdeleriyle) haddi aşan şübheci kimseleri böyle saptırır.
Yusuf da size açık delillerle gelmişti. Getirdiği delillere karşı kendi kendinize şüphe etmekten vazgeçmediniz. Sizi helak ettiğinde bile “Allah bize, bundan sonra elçi göndermeyecek” demiştiniz. Böylece Allah, düzensiz, şüphe içinde olanları sapıklık içinde bırakır.
«— Bundan evvel Yusuf da size açık mucizeler [¹] getirmişti. Siz onun getirdiği dinde şüphe içinde kalıp durdunuzdu. En nihayet vefat edince «— Allah ondan sonra asla peygamber göndermeyecek» demiştiniz. Allah haddin geçen, şüpheye düşen kimseyi,
İsmail Hakkı İzmirli Mü'min Suresi 34. Ayet Açıklaması
[1] Veya açık burhanlar, yani Sûre-i Yusuf'taki dağınık Rabler mi hayırlıdır. Yoksa tek ve kahhar olan Allah mı? Mealindeki âyet-i kerime.
Kadri Çelik
“Şüphesiz daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kuşkuya kapılıp durmuştunuz. Sonunda o vefat edince de, “Allah, ondan sonra kesin olarak bir peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, ölçüyü taşıran şüpheci kimseyi böyle saptırır.”
“Hatırlayın; daha önce Yusuf da size apaçık delillerle gelmişti fakat siz Mısır halkı, onun getirdiği inanç sistemine de her zaman şüpheyle bakmıştınız! Nitekim o öldükten sonra, “Allah ondan sonra hiçbir Elçi göndermeyecektir!” dediniz. Çünkü size adâleti, doğruluğu emreden bir dine inanmak işinize gelmiyordu. İşte Allah, hak hukuk tanımayarak sınırı aşan, dupduru hakîkate şüphe karıştıran günahkârları böyle saptırır!”
And olsun, önceden Yûsuf size Beyyineler / Açık Belgeler ile geldi!
Derken, onunla gelenlerden şüphe edip durdunuz.
Sonunda helâk olduğu / öldüğü zaman:
-“Allah ondan sonra hiçbir rasûl göndermeyecek” dediniz.
Allah, kuşku verici müsrif / aşırı gitmiş kimseyi böyle saptırıyor.
“Yemin olsun, size daha önce Yûsuf da apaçık deliller getirmişti. O zaman onun size getirdikleri hakkında da şüphe edip durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince: ‘Allah, ondan sonra da kesinlikle bir Peygamber göndermeyecek’1 demiştiniz.2 Allah ölçüyü kaçıran şüphecileri işte böyle saptırır.”
1 Böylece, Hz. Yûsuf’un Peygamberliğini inkâr etmekle kalmayıp, ondan sonra gelecek Peygamberleri de inkâr edeceklerini söylemiş oldular. İnanmadıkları Allah’ın ne yapıp ne yapmayacağını da bilme ukalâlığını yaptılar.2 Hz. Mûsa’nın Firavunu ile Hz. Yûsuf’un Firavunu aynı Firavun değildir. Hz. Yûsufun Firavunu Amâlika kabîlesinden, Hz. Mûsa’nın Firavunu ise Kıbtîdir. (Kurtubî)
Muhammed Esed
Ve [hatırlayın:] Yusuf da size daha önce hakikatin bütün kanıtlarıyla gelmişti; ama size getirdiği [mesajların tümü]ne karşı şüphe duymaktan kaçınmadınız, sonunda Yusuf ölünce de, ‘Allah o'ndan sonra hiçbir elçi göndermeyecek!’ dediniz. 24 Allah, [vahyettiklerine karşı] şüpheye kapılarak kendi kendilerine yazık edenleri işte böyle saptırır.
Bundan önce Yusuf da size apaçık belgelerle gelmişti. Fakat siz, onun getirdiği deliller konusunda sürekli şüphe içinde oldunuz. Sonunda o öldüğü zaman: Allah ondan sonra artık asla bir elçi göndermeyecektir demiştiniz. Allah, taşkınlık eden ve hep şüphe içinde olanları işte böyle sapkınlıkları içinde bırakır. 10/94, 57/14
“Ve doğrusu daha önce Yusuf da size hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti; ama onun size getirdiklerine karşı sürekli bir şüphe taşıdınız; en sonunda Yusuf ölünce, kalkıp ‘Allah ondan sonra bir daha elçi göndermeyecek’[4194] dediniz!” İşte Allah düştükleri kuşku bataklığında debelenerek kendilerini harcayanları böyle yoldan çıkarır.
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 34. Ayet Açıklaması
[4194] Bu iki anlama gelir: Birincisi, Hz. Yusuf’tan sonra peygamberlik kurumunu toptan inkâr etmek. İkincisi, “Yusuf’tan sonra Yusuf gibi bir nebî asla gelmeyecek” demek. Her iki anlamda da bir ikiyüzlülük, bir samimiyetsizlik görülmektedir. Yaşarken nebîliğine kuşkuyla bakılan Hz. Yusuf, vefatından sonra geriden gelen peygamberleri inkâra malzeme yapılmaktadır. Bu küfür, onu över gibi yaparak icra edilmektedir. Bu da, 5. âyette dile getirilen “bâtıl uğruna hakikati kendisiyle alt etmeye çalışma”nın bir başka yöntemidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Andolsun ki, evvelce Yusuf size açık bürhanlar ile gelmişti, o vakit O'nun size getirdiği şeylerden dolayı şüphe içinde durmaktan ayrılmamıştınız. Vaktâ ki vefat etti, dediniz ki, «Allah O'ndan sonra elbette bir peygamber göndermeyecektir.» İşte Allah haddi tecavüz eden, şekk içinde bulunan kimseyi böyle şaşırtır.
“Daha önce Yusuf da size açık açık delillerle gelmiş, siz onun getirdiği gerçek hakkında da şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat edince: “Ondan sonra Allah artık hiçbir peygamber göndermez! ” demiştiniz. İşte Allah haddi aşan, şüpheci kimseleri böyle şaşırtır.
Bundan maksat şudur: “Sizin selefleriniz de vaktiyle Mûsâ’nın ecdadından Yusuf’u reddetmişlerdi. Fakat sonra onun faziletini kabule mecbur kaldılar ve onun ülkeye büyük faydasını gördüler. Ona o derece makam verdiniz ki “Artık onun üzerine peygamber olamaz!” diye başka peygamberleri reddetmeye bile bahane yaptınız. Öyleyse dikkat edin, bu sefer göz göre göre yanlış bir iş yapmayın!”
Süleyman Ateş
Daha önce Yusuf da size açık kanıtlar getirmişti. Onun getirdiklerinden de kuşkulanıp duruyordunuz. Nihayet o ölünce: 'Allah ondan sonra elçi göndermez,' dediniz. İşte Allah, aşırı giden, şüpheci kimseleri böyle saptırır."
Daha önce Yusuf da size o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Getirdiği şeylerden hep şüphe duymuş, öldüğü zaman da “Ondan sonra Allah, artık elçi göndermez” demiştiniz. Allah, aşırı şüpheci birini işte böyle sapık sayar.
Daha önce de size Yusuf, açık belgelerle gelmişti. Fakat siz, onun getirdiklerinden hep şüphe edip durdunuz. Sonunda o öldüğü zaman: Allah, ondan sonra bir peygamber göndermeyecektir, dediniz. Allah, haddi aşan (saçmalayan) şüpheciyi işte böyle dalalette bırakır.
“Daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti. Ama siz onun getirdikleri hakkında şüphe edip durdunuz. O öldüğünde ise 'Allah ondan sonra bir daha peygamber göndermez' demiştiniz. Allah, haddini aşan şüphecileri işte böyle saptırır.”
Yemin olsun, daha önce Yûsuf da size açık-seçik mesajlar getirmişti de onun size getirdikleri hakkında hep kuşku duymuştunuz. Daha sonra o ölünce de şöyle demiştiniz: "Allah ondan sonra bir daha asla resul göndermez." Allah, sınır tanımaz kuşkucuları işte böyle saptırır.