Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4357, sondan 1880. ayet; 43. sure ve Zuhruf Suresinin 32. ayetidir. Zuhruf Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 111 ve toplam ebced değeri ise 12096 olarak hesaplanmıştır. Zuhruf Suresinin toplam ebced değeri 253993 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (4) م (13) bulunuyor.
Arapça Metin
اهم يقسمون رحمت ربك نحن قسمنا بينهم معيشتهم في الحيوة الدنيا ورفعنا بعضهم فوق بعض درجات ليتخذ بعضهم بعضا سخريا ورحمت ربك خير مما يجمعون
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.
Önceki âyetlerde Hz. İbrâhim ve ümmeti örnek gösterilerek peygamberlerin yürüttüğü tevhit mücadelesi hatırlatılmıştı. Tarih boyunca bu mücadele karşısında iki tavır oluştu: İman ve inkâr. Allah dünyada murat buyurduğu imtihanı gerçekleştirmek için her iki tavır erbabına da dünya nimetlerini lutfetti, onlara yaşama imkânı verdi, nesiller birbirini takip etti ve nihayet sıra Hz. Muhammed ve ümmetine geldi. O, ilâhî mesajı kavmine tebliğ edince inanmayanlar, kendi değerler kültürüne uygun bir tepki gösterdiler. Onlara göre değerli olan soy sop, zenginlik, iktidar, sosyal itibar gibi maddî, dünya ile ilgili ve tabii olarak geçici şeylerdi; insanları ancak bu değerler büyük kılardı. Peygamberlik değerli bir şey idiyse Muhammed’e değil, kendilerine göre Mekke ve Tâif’in büyüklerinden birine gelmeliydi. Bu mantığa Kur’an’ın verdiği cevap aynı zamanda İslâm’ın hedeflediği sosyal ve ahlâkî değişimin nirengi noktalarına ışık tutmaktadır: Allah maddî, dünyada geçerli olan ve orada kalan nimeti, imtihan gereği herkese verir; peygamberlik gibi, Allah nezdinde değerli ve bu yüzden rahmet olan mânevî nimetini ise herkese değil, üstün meziyetleri sebebiyle seçtiğine verir ve bu rahmet (nimet) onların değer verdiği asaletten, servetten, iktidardan çok daha iyidir, hayırlıdır, insanlar için kurtuluş ve mutluluk vesilesidir.
Mehmet Okuyan
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar! Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden hayırlıdır.
Bu cümle Bakara 2:105-106 ve En‘âm 6:124. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Burada geçen [rahmet] kelimesi aslında Yüce Allah’ın insanlara en büyük nimeti demek olan vahiydir, risalettir.
Bayraktar Bayraklı
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Biz onların dünya hayatındaki geçimliklerini taksim ettik ve bir kısmının diğerlerine iş gördürebilmesi için, bir kısmını bir kısmından derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha iyidir.
Rabb'inin rahmetini onlar mı dağıtıyorlar? Dünya hayatındaki geçimliklerini Biz paylaştırdık. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye, onların bir kısmını bir kısmının üzerine derecelerle yükselttik. Rabb'inin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.¹
1- Allah'ın yol göstericiliği, doğru yolda olma dünya nimetlerinden daha değerlidir.
Ahmet Akgül
(Ey Resulüm!) Rabbinin rahmetini (ve kullarına faziletini) kendileri (servet ve siyaset sahipleri) mi bölüştürüyorlar? (ki kendilerini işçi ve ücretlilerden ve halk kesiminden üstün görüyorlardı.) Halbuki dünya hayatında insanların geçimlerini (ve kazanç biçimlerini) Biz taksim (ve takdir) ettik ve birbirlerini işçi tutup çalıştırabilsin ve (böylece nizâm-ı âlem korunabilsin) diye, kimini kimine (servet, kuvvet ve kabiliyet yönünden) derece derece üstün kıldık. (Eğer bilseler) Rabbinin rahmet (ve mükâfatı,o servet ve sermaye sahiplerinin; işçilerin, hizmetlilerinin ve fakirlerin hakkını keserek) biriktirdikleri şeylerden çok daha hayırlıdır.
Onlar mı Rabbinin rahmetini pay edecekler? Biziz geçimlerini, aralarında paylaştıran dünya yaşayışında ve bir kısmı, bir kısmına hizmet etsin diye bazılarını derece bakımından bazılarından üstün halkettik ve Rabbinin rahmeti, onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
Onlar mı Rabbinin rahmetini paylaştıracaklar. Dünya hayatında onların geçimliklerini pay eden biziz ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki, biri diğerine iş gördürebilsin. Rabbinin rahmeti onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dünya hayatında onların maîşetlerini, rızıklarını ve servetlerini aralarında taksim eden biziz.
Allah'ın koyduğu kurallara, insan haklarına riayet ederek birbirlerine işlerini gördürsünler, istihdam etsinler diye, onların bir kısmını maddî-manevî bakımlardan diğerlerinden derece derece üstün kılan da biziz. Rabbinin rahmeti ve merhameti ile muamelesine mazhar olmak, onların kazanıp biriktirdikleri servetten daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık ve biri birine iş gördürebilsin diye bazılarını bazılarından derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında maişetlerini aralarında biz paylaştırdık ve onlardan bir bölümü (diğer) bir bölümünü 'teshir etmesi için, bir bölümünü bir bölümü üzerinde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti; toplayıp-yığdıklarından daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüyorlar? Onların bu dünya hayatındaki geçim rızıklarını aralarında biz böldük. Bir kısmını da derecelerle diğerinin üstüne çıkardık ki, bir kısmı bir kısmını tutub çalıştırsın (işinde kullansın ve kaynaşsınlar). Rabbinin rahmeti ise, kâfirlerin (mal ve mülk olarak dünyada) toplayıb durduklarından daha hayırlıdır.
Acaba onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar? (Peygamberlik onların taksimine göre mi inmeliydi?) Biz dünya hayatında onların geçim kaynaklarını aralarında bölmüşüz. Bazılarını diğerlerinden derece derece üstün kılmışız ki, birbirlerini çalıştırabilsinler. Ve Rabbinin rahmeti, onların topladığı (mal ve servetten) daha yararlıdır.
Tanrının rahmetini onlar mı üleştirir? Dünya dirliğinde onların geçimini, kendi aralarında biz dağıtmışız, birtakımlarını, birtakımlarından koruyup çalıştırsınlar diye, bir nicesini, bir nicesinden üstün kıldık; Tanrının rahmeti onların toparlamış olduklarından çok daha hayırlıdır
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, kimini kimine, derecelerle üstün/farklı kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
Cemal Külünkoğlu Zuhruf Suresi 32. Ayet Açıklaması
Hayatın devam etmesi için zorunlu olarak insanların farklı işlerde çalışması gerekir. İsra 17:84. ayette “Herkes kendi varlık yapısına/kabiliyetine/istidadına/mizacına göre iş yapar…” buyrulmaktadır. Ayetteki “kimini kimine, derecelerle üstün/farklı kıldık” ifadesi, bir sınıfın diğer bir sınıfa ya da bir ferdin diğer bir ferde egemenliği anlamında değildir. Hayat çarkı tüm insanları kendisiyle birlikte döndürüyor ve bu dönüşte insanların kabiliyetlerine göre ortaya koydukları çalışmalarla dünyanın dengesi sağlanıyor. Onun için Allah insanların kabiliyetlerini, isteklerini ve mesleklerini farklı yaratmıştır. İşveren mühendise ve işçiye iş kurar, işçi mühendise ve işverene çalışır, mühendis işçiye ve işverene hizmet eder. Böylece sahip oldukları farklı yetenek ve niteliklerle hayatın akışına katkıda bulunurlar.
Diyanet İşleri (Eski)
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir.
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık; birbirlerine iş gördürebilmeleri için onları birbirlerine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha iyidir.
Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye biz onların bir kısmını diğerlerinden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
Rabbının rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Onların o Dünya hayattaki maışetlerini aralarında biz taksim ettik ve bir kısmını diğerinin derecelerle üstüne çıkardık ki ba'zısı ba'zısını tutsun, çalıştırsın rabbının rahmeti ise onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaşdırıyorlar?! Dünyâ hayâtında onların maişetlerini bile aralarında (onlar değil) biz taksîm etdik. Kimini derece derece diğer kiminin üstüne çıkardık ki bir kısmı bir kısmını iş adamı edinsin. Rabbinin rahmeti onların toplayageldiklerinden daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayâtında onların geçimliklerini aralarında, biz paylaştırdık; bir kısmı bir kısmını hizmetkâr edin(erek yanında çalıştır)sın diye, kimilerini kimilerinin üstünde derecelerle yükselttik.(2) Rabbinin rahmeti ise, (onların)biriktirmekte oldukları şeylerden hayırlıdır.
(2)“Nev‘-i beşerin fıtratı (insanlığın yaratılışları) ve sırr-ı hikmeti, müsâvât-ı mutlaka (mutlak eşitlik)kānûnuna zıddır. Çünki Fâtır-ı Hakîm (hikmetle yaratan Allah), kemâl-i kudret ve hikmetini (hikmet ve kudretinin nihâyetsizliğini) göstermek için, az bir şeyden çok mahsûlât aldırır ve bir sahîfeden çok kitabları yazdırır. Bir şey ile çok vazîfeleri yaptırdığı gibi, beşer nev‘iyle de binler nev‘lerin vazîfelerini gördürüyor.İşte bu sırr-ı azîmdendir (büyük sırdandır) ki; Cenâb-ı Hakk, insan nev‘ini binler nev‘leri sünbül verecek ve hayvanâtın sâir binler nev‘leri kadar tabakāt (tabakaları) gösterecek bir fıtratta yaratmıştır. Sâir hayvanât gibi insan nev‘inin kuvalarına (kābiliyetlerine), latîfelerine ve duygularına hadd (sınır) konulmamış; serbest bırakılmış ve hadsiz makāmâtta gezecek isti‘dâd verdiğinden, bir nevi‘ iken binler nevi‘ hükmüne geçtiği içindir ki, insan nev‘i arzın halîfesi ve kâinâtın netîcesi ve zîhayâtın (canlıların) sultânı hükmüne geçmiştir.” (Lem‘alar, 22. Lem‘a, 178-179)
İlyas Yorulmaz
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip dağıtıyorlar. Onların dünya hayatındaki geçimliklerini, biz taksim edip aralarında dağıtıyoruz. İnsanlardan bir kısmını rızık olarak, bir kısmının üzerinde daha çok vererek üstün tuttuk ki, iyi durumda olanların, az verilenleri çalıştırıp işlerini gördürsünler diye. Rabbinin rahmeti, onların topladıklarından daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmeti olan peygamberliği onlar mı taksim edip dilediklerine peygamberlik veriyorlar? Biz dünya diriliğinde onların mâişetlerini aralarında taksim ettik, birini diğerine iş gördürmek için [³] birinin derecesini öbürünün üstüne geçirdik. Rabbinin rahmeti onların topladıkları paradan daha iyidir.
İsmail Hakkı İzmirli Zuhruf Suresi 32. Ayet Açıklaması
[3] Ta ki beraber yaşamış olsunlar, aralarında ülfet hasıl olsun, böylece mesalih-i âlem nizamında kalsın.
Kadri Çelik
Senin Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırmaktadırlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık ve birbirlerine işlerini gördürsünler diye bir bölümünü bir bölümü üzerinde derecelerle yükselttik. Senin Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır.
Allah Kur’an’ı kime indireceğini onlara mı soracaktı? Ne o, Rabb’inin rahmetini yoksa onlar mı paylaştırıyorlar? Oysa onların bu dünyadaki geçimliklerini aralarında paylaştıran ve birbirlerini istihdam edip yeniiş alanları meydana getirebilmeleri için akıl, yetenek, zenginlik ve benzeri yönlerden bir kısmını diğerlerinden üstün konuma getiren Biziz! Öyleyse, dilediğimize mânevî bağışlarda bulunan ve dilediğimize Peygamberlik veren de Biziz! Fakat onlar, dünya menfaatini tercih ederek gönderdiğimiz mesajdan yüz çevirdiler. Oysa Rabb’inin en büyük rahmeti olan bu Kur’an, onların yığıp biriktirdikleri bütün servetlerinden daha hayırlıdır. Sonsuz ilâhî nîmetler yanında bu dünyanın zevkleri o kadar değersizdir ki;
Senin rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyor?
Dünya Hayatı’nda onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık.
Birbirine iş gördürsünler (ve birbirini yönetsinler) diye derece derece bazısını bazıları üzerine yükselttik.
Senin rabbinin rahmeti onların toplayacaklarından daha hayırlıdır.
Yoksa Rabbinin rahmeti (olan Peygamberliği) onlar mı dağıtıyorlar? Biz, dünya hayatında geçim kaynaklarını aralarında paylaştırdığımız gibi birbirlerine iş gördürsünler diye onların bir bölümünü diğerlerinden derecelerle de üstün kıldık. Senin Rabbinin rahmeti, onların topladıkları (dünyalıklardan) daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini yoksa onlar mı bölüştürüyorlar? [Hayır, nasıl ki] bu dünyada geçim araçlarını onlar arasında bölüştüren ve onların bazısını başkalarına yardım etmeleri için diğerlerinin üstüne çıkaran Biziz; [aynı şekilde, dilediğimize manevî bağışlarda bulunan da Biziz]: Rabbinin bu rahmeti, onların yığabilecekleri bütün [dünyevî servetler]den daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini taksim etmek onlara mı kalmış? Hâlbuki dünya hayatında onların rızıklarını taksim eden ve bir kısmı diğer bir kısmını istihdam etsin diye onları farklı alan ve oranlarda birbirlerine üstün kılan da biziz. Rabbinin sana olan rahmeti onların biriktirdiği her şeyden daha değerlidir. 3/73-74, 6/165, 16/71
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Asıl onlar arasında, bu dünya hayatındaki geçimlerini paylaştıran ve bir kısmı diğer bir kısmını istihdam etsin diye[4391] birbirlerine farklı oran ve alanlarda[4392] üstün kılan Biziz:[4393] Rabbinin rahmeti var ya: onların biriktirdiği her şeyden daha değerlidir.
Mustafa İslamoğlu Zuhruf Suresi 32. Ayet Açıklaması
[4391] Zımnen: Farklılıkları övünme ya da yerinme gerekçesi değil, hayatı paylaşma ve inşâ etme vesilesi bilsinler diye. Suhriyyen, “kendi fonksiyonunu oynamaya mecbur olarak” mânasındadır.
[4392] Lafzen: “derecelerle”.
[4393] Dolayısıyla bunu, kerameti kendinden menkul bir statü aracı değil, bir sınav vesilesi saymalılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Biz onların aralarında dünya hayatındaki mâişetlerini taksim ettik ve bazılarını bazıları üzerine dereceleri itibariyle yükselttik. Tâ ki bazıları bazısını istihdam edebilsin ve Rabbinin rahmeti ise onların topladıklarından hayırlıdır.
Senin Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Halbuki bu dünya hayatında onların maişetlerini aralarında taksim eden, bir kısmının diğer kısmını çalıştırması için, kimini kimine üstün kılan Biziz. Senin Rabbinin rahmeti ise, onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.
Dünyada rızıklar, rızık vesileleri, içtimaî hayatın teşkilatlanması, geçimlerin takdir edilmesi âciz insanlara bırakılsa elbette dünya hayatı altüst olurdu. İnsanlar dünya hayatını bile tanzimden âciz iken, nerede kaldı ki nübüvvet meselelerini, nebî olmaya kimin lâyık olduğu gibi meseleleri bilebilsinler?
Süleyman Ateş
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik ve onlardan kimini ötekine derecelerle üstün kıldık ki biri, diğerine iş gördürebilsin. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yığdıklarındandaha hayırlıdır.
Sahibinin ikramını onlar mı paylaştıracak? Oysa dünya hayatında yaşamalarına sebep olan şeyleri (farklı malları, farklı bölgelere) biz paylaştırdık. (İnsanlardan) Birini diğerinden bir kaç derece üste çıkardık ki biri diğerinin işinden yararlansın. Ama Sahibinin ikramı, onların birikimlerinden iyidir (Allah vermezse bir şey elde edemezler)
Rabbin'in rahmetini onlar mı taksim ediyor? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Onlardan bir bölümünü, birbirlerine iş gördürebilsinler diye diğerlerinin üzerinde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır.
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyor? Oysa dünya hayatında onların geçimlerini Biz bölüştürdük ve birbirlerini istihdam etmelerine imkân verecek şekilde kimini diğerlerinden üstün düzeylere yükselttik. Fakat Rabbinin rahmeti, onların toplayabileceği herşeyden daha hayırlıdır.(6)
(6) Peygamberimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Allah nasıl rızıklarınızı aranızda bölüştürdüyse, ahlâkınızı da öylece bölüştürdü ve dünyayı sevdiğine ve sevmediğine, dini ise sadece sevdiklerine verdi. Kime Allah din nasip etmişse, onu sevmiş demektir.” (Müstedrek, 2:485, no. 3671.)
Yaşar Nuri Öztürk
Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır.
iy anlar ķısmet mı eyler çalabunuñ raḥmetin? biz ķısmet eyledük 'aralarında dirliklerini yaķın dirlik içinde daħı yüceltdüķ bir nicesini bir nice üzere derecetler tā duta bir niceleri bir niceyi yañśuya. daħı çalabuñ raḥmeti ya'nį uçmaķ yigrekdür andan kim dirşürürler.