Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4668, sondan 1569. ayet; 50. sure ve Kaf Suresinin 38. ayetidir. Kaf Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4585 olarak hesaplanmıştır. Kaf Suresinin toplam ebced değeri 106894 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ق (2) bulunuyor.
Arapça Metin
ولقد خلقنا السموات والارض وما بينهما في ستة ايام وما مسنا من لغوب
Eldeki Tevrat nüshalarında Allah’ın evreni altı günde yarattığı, yedinci gün –yaratmayı bitirmiş olduğu için– istirahat ettiği ve o günü kutsal kıldığı belirtilir (Tekvin, 1-2). Konumuz olan âyette ise göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı gerçeği teyit edilmekte, fakat yedinci gün dinlenme haberi ve inancı reddedilmektedir; çünkü yorulma ve dinlenme kavramları Allah’ın bildirdiği yüce sıfatlarına ters düşmektedir. Yerin ve göklerin altı günde yaratılması da yoruma açık bir ifadedir. Bu sözü lugat mânasıyla alıp dünyevî zaman ölçülerine göre yirmi dörder saatten oluşan altı gün şeklinde değerlendirmek de doğru olmaz (bu konuda bilgi için bk. A‘râf, 7:54).
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (dönemde) yarattık. Bize hiçbir yorgunluk da ulaşmadı.
38.Hakim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime yahudilerin Yüce Allah`ın altı gün içinde yaratıkları kademe kademe yarattığını yedinci gün yani cumartesi günü de istirahata çekildiğini ileri sürmeleri üzerine indirildi.
Ali Bulaç
Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiç bir yorgunluk dokunmadı.
Bu âyetle, yahudilerin «Allah, cumartesi günü istirahate çekildi. Arşın üstüne bağdaş kurup oturdu» şeklindeki sözleri reddedilmiştir. Bazı tefsircilere göre «altı gün»den maksat, altı dönemdir.
Edip Yüksel
Gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Hiç bir yorgunluk da duymadık
(1)“Kudret-i İlâhiyeye nisbeten en büyük şey, en küçük şey kadar kolaydır. (...) Cenneti halk etmek(yaratmak), bir bahar kadar kolaydır. Bir baharı îcâd etmek, bir çiçek kadar rahattır. (...) Kudret-i İlâhiyeye nisbeten herşey müsâvî (eşit) olduğuna delîl-i kātı‘ ve bürhân-ı sâtı‘ (kesin ve parlak delil) şudur ki, hayvanât ve nebâtâtın îcâdında, gözümüzle görüyoruz: Hadsiz bir sehâvet (cömertlik) ve kesret (çokluk) içinde, nihâyet derecede bir itkan (sağlamlaştırmak), bir hüsn-i san‘at (güzel san‘at) bulunuyor. Hem nihâyet derecede karışıklık ve ihtilât içinde, nihâyet derecede bir imtiyâz ve tefrik (ayırd etme) görünüyor. Hem nihâyet derecede mebzûliyet (bolluk) ve vüs‘at (genişlik) içinde, nihâyet derecede san‘atça kıymetdarlık ve hılkatçe(yaratılış cihetiyle) güzellik bulunuyor. Hem nihâyet derecede san‘atkârâne bir sûrette, çok cihâzâta ve çok zamâna muhtaç olmakla berâber, gāyet derecede sühûletle (kolayca) ve sür‘atle îcâd ediliyor. Âdetâ birden ve hiçten o mu‘cizât-ı san‘at (san‘at mu‘cizeleri) vücûda geliyor. İşte bilmüşâhede her mevsimin rûy-i zeminde(yeryüzünde) gördüğümüz bu fa‘âliyet-i kudret, kat‘iyen delâlet eder ki: Şu ef‘âlin menba‘ı (fiillerin kaynağı)olan kudrete nisbeten; en büyük şey, en küçük şey kadar kolaydır ve hadsiz efrâdın îcâdı ve idâreleri, bir ferd kadar rahatça îcâd ve idâre edilir.” (Mektûbât, 20. Mektûb, 77)
İlyas Yorulmaz
Şüphesiz ki biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları altı günde yarattık. Bu yaratmadan dolayı da bize hiçbir yorgunluk dokunmamıştır.
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan Biziz ve Yahudilerin iddia ettiği gibi herhangi bir yorgunluk duymuş veya evreni yarattıktan sonra bir kenara çekilip mahlukâtı kendi kaderiyle baş başa bırakmış değiliz. Aksine, kâinâtın mutlak hâkimi olarak her an Egemenlik Tahtında oturmaktayız!
[4693] Lafzen: “altı günde”. Yaratılışın aşamalılığını ifade eder. Kâinatın yaratılışından önceki yokluk 1 gün olarak telâkki edilirse, buradaki 6 ile birlikte toplam 7 eder. Bu rakam O’nun her an iş başında olduğunu söyleyen Rahmân 29 ışığında ilâhî yaratışın sürekliliğine delâlet eder (Krş: 25:59, not 72). Nüzul sürecinde âlemin altı evrede yaratıldığını ifade eden ilk âyet budur. Yevm (gün) kelimesi Kur’an’da bağlamına göre değişen vurgulara sahiptir (Bkz: 70:4, not 5). Burada bildiğimiz güne işaret etmediği açıktır. Çünkü henüz yer ve göğün oluşumu tamamlanmamıştır.
[4694] Eski Ahid’de (Tekvin 2:2) yer alan Allah’ın uluhiyyetine aykırı Yahudi itikadını red için. Zira Yahudi ilâhîyatında Yahve’nin varlığı haftanın 6 gününde yaratıp 7. günü istirahate çekildiği yorumu akide haline gelmiştir. [Tanrı yedinci günde tüm işini bırakıp dinlendi (Şavt; şevita:grev) Tevrat 1:31-2:1.] Bu yorum, icad edilmiş bir kimlik olan Yahudilik’te sık rastlanan mücessem (antropomorfik) tanrı anlayışıyla örtüşmektedir. Tanrı’yı haftalık mesaiye tâbi tutan bu problemli yaklaşım, Yaratıcı’nın zamanın mahkûmu değil hâkimi ve hâlıkı olduğunu ıskalamış gözükmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kasem olsun ki, gökleri ve yeri ve bunların aralarındakilerini altı günde yarattık ve Bize yorgunluktan bir şey dokunmadı.