Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1740, sondan 4497. ayet; 13. sure ve Ra'd Suresinin 33. ayetidir. Ra'd Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 39, harf sayısı 138 ve toplam ebced değeri ise 8677 olarak hesaplanmıştır. Ra'd Suresinin toplam ebced değeri 239045 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (19) ل (21) م (15) ر (5) bulunuyor.
Arapça Metin
افمن هو قائم على كل نفس بما كسبت وجعلوا لله شركاء قل سموهم ام تنبؤنه بما لا يعلم في الارض ام بظاهر من القول بل زين للذين كفروا مكرهم وصدوا عن السبيل ومن يضلل الله فما له من هاد
Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
Müfessirler, “Söyleyin bakalım onların isimlerini!” meâlindeki cümleyi sahte tanrıların hiçbir isimlendirmeye, nitelendirmeye veya tanımlamaya değmeyecek kadar anlamsız şeyler olduğuna işaret eden küçültücü bir ifade olarak yorumlamışlardır. Bir görüşe göre de bu cümle tehdit ifade etmektedir yani, “İddia ettiğiniz gibi onları ilâh olarak isimlendirin, sonunda ne olacağını göreceksiniz!” anlamındadır (Şevkânî, III, 96).
“Kuru laf” diye tercüme ettiğimiz zâhir mine’l-kavl ifadesini müfessirler, “gerçek olmayan, yok olmaya mahkûm, boş, yalan söz veya müşriklerin iddiasına göre zâhirî bir delil” anlamlarında yorumlamışlardır (Şevkânî, III, 96). Yerlerde ve göklerde olup biten her şeyden haberdar olan yüce Allah sahte tanrıların şefaatçi olacaklarına dair iddiaların bâtıl olduğunu da bilmektedir. Buna rağmen müşrikler O’na ortak koştukları için, “Siz Allah’a yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi bildiriyorsunuz? Yoksa kuru laf mı söylüyorsunuz?” sorusuyla onları kınamaktadır. Allah’ın yeryüzünde ortağının bulunmadığının ifade edilmesi başka yerlerde bulunduğu anlamına gelmez. Şüphesiz ki gökte de yerde de ilâh sadece Allah’tır (Zuhruf 43:84).
Allah’ın saptırmasından maksat, inkârcılıkta ısrar edenleri kendi hallerine bırakmasıdır. Allah’ın yardımsız olarak kendi haline bıraktığı kimseyi doğru yola iletecek kılavuz yoktur. Böyleleri hem dünyada hem de âhirette Allah’ın azabını hak etmişlerdir.
Mehmet Okuyan
Herkesin kazandığının başında duran (onları gözetleyen kişi, hiç böyle yapamayan kişi gibi olur) mu! (Buna rağmen) onlar Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onlara isim verin (onlar neciymiş bakalım)! Yoksa siz O’na (Allah’a) yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz? Veya boş laf mı ediyorsunuz?” Doğrusu kâfir olanlara hileleri süslü gösterildi ve onlar (doğru) yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa, artık) ona hiçbir yol gösteren olamaz.
Bu cümle Yûnus 10:18 ve Hucurât 49:16. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Yüce Allah’ın saptırdığını yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Rûm 30:29; Zümer 39:23, 36; Mü’min 40:33; Câsiye 45:23.
Bayraktar Bayraklı
Herkesin elde ettiğini gözeten Allah'a kim eşit olabilir? Onlar, Allah'a ortak koştular. De ki: “Onlara bir ad bulun. Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş laf mı ediyorsunuz?” Doğrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkoydular. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek yoktur.
Peki, herkesin ne yaptığını gözeten O değil mi? Onlar yine de ilahlarını Allah'a ortaklar koştular. De ki: “Onları¹ istediğiniz isimle isimlendirin bakalım. Yoksa siz, O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa boş sözlere mi aldanıyorsunuz?” Aslında gerçeği yalanlayan nankörlere planları güzel gösterildi de doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa artık ona hidayet edecek kimse olamaz.
Her nefsin (hayır-şer herkesin) bütün kazandıkları (ve davranışları) üzerinde gözetici olana (Allah’abaş kaldırılır mı? Buna rağmen) Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: “Bunları (putları ve tağutları uyduruk isim ve sıfatlar takarak) adlandırıp (durun bakalım) . Yoksa siz yeryüzünde (hâşâ Allah’ın) bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz? Yoksa sözün zahirine (veya boş ve süslü olanına) mı (kanıyorsunuz) ? Hayır, doğrusu inkâr edenlere kendi hileli-düzenleri süslü-çekici gösterilmiştir ve onlar (şeytanlar ve tağutlar tarafından, doğru) yoldan alıkonulmuşlardır. Allah (müstahak olduğu için) kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için hiçbir yol gösterici (hidayet edici) yoktur, bulunmayacaktır.
Herkesin yaptığı ve elde ettiği şeyi bilip görene ve karşılığını verene benzer mi onlar, tutup Allah'a eş tanıyorlar onları. De ki: Bir ad takın onlara. Yoksa yeryüzünde bilmediği birşeyi mi haber veriyorsunuz ona, yahut da geçici bir boş laf mı ediyorsunuz? Kafir olanlara düzenleri hoş ve sevimli görünmede ancak ve yoldan çıkarılmadalar ve Allah, kimi doğru yoldan saptırırsa onu doğru yola sevkedecek yoktur.
Herkesin ne kazandığını görüp gözeten Allah, bunu yapmaktan aciz olan putlar gibi midir? Bununla beraber onlar, Allah'a ortaklar koşuyorlar. De ki, o putlara ve ortak koştuklarınıza istediğiniz ismi verin. Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber verdiğinizi sanıyorsunuz? Yoksa boş ve anlamsız sözlerle mi kendinizi avutuyorsunuz? Hayır! Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin sinsi oyun ve düzenleri kendilerine süslü gösterilip sevdirildi de, doğru yoldan alıkonuldular. Zaten sapıklık isteyip de Allah'ın kendisini sapıklıkta bıraktığı kimseye yol gösteren bulunmaz.
Herkesin işlediği ameller, hakettiği mükâfatlar ve cezalar sebebiyle, sorumluluklarının gereğini yapmalarını isteyeni, denetleyeni, üzerlerinde hükümranlığının icabını, hükmünü icra edeni, Allah'ı mı alaya alıyorlar? Bir de tutup ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortaklar koştular.
“- Onlara (düzmece tanrılar olarak) isimler verip durun bakalım. Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz? Yahut boş laf mı ediyorsunuz? Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, hileleri, mü'minlere karşı yaptıkları sinsi planları süslenip güzel gösterildi. Onlar doğru yoldan İslâm'a girmekten, alıkonuldular. Allah kimlerin hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa, onları kimse doğru yola sevkedemez.” de.
Her canın ne kazandığını görüp gözetene (ortak koşulur) mu? (Ama) onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onları adlandırın." O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sözler mi söylüyorsunuz? Hayır. İnkâr edenlere düzenleri süslü gösterildi ve yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
Her nefsin bütün kazandıkları üzerinde gözetici olana mı (baş kaldırılır?) Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: 'Bunları adlandırın (bakalım). Yoksa siz yeryüzünde bilmeyeceği bir şeyi O'na haber mi veriyorsunuz? Yoksa sözün zahirine (veya boş ve süslü olanına)mi (kanıyorsunuz)? Hayır, inkâr edenlere kendi hileli-düzenleri süslü-çekici gösterilmiştir ve onlar (doğru) yoldan alıkonulmuşlardır. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için hiç bir yol gösterici yoktur.
Böyle herkesin iyi veya kötü bütün yaptığına gözcü olan Allah'a küfredilir, ortak koşulur mu? Bir de tuttular Allah'a ortaklar tanıdılar. (Ey Rasûlüm), de ki: “- O ortakların isimlerini söyleyin bakayım; içlerinde Allah'a ortak olabilecek var mı? Yoksa yeryüzünde Allah'a bilmediği şeyi mi haber vereceksiniz? Yahud gerçeği olmıyan sırf görünüşte bir lâf mı söyliyeceksiniz? Doğrusu küfredenlere hile ve tuzakları allı-pullu gösterildi ve doğru yoldan saptırıldılar. Kimi de Allah saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse yoktur.
Her canlının ne yaptığını görüp elinden tutan ile (hiçbir hayat belirtisi olmayan bir olur mu?) Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “O ortakları adlandırın, (tanıtın bakalım, necidirler?) Yoksa Allah’ın yeryüzünde bilmediği şeyleri mi, O’na haber veriyorsunuz? Yoksa anlamsız lafları mı ona söylüyorsunuz?. Hayır, hayır!... Hilebazlıkları onlara güzel gösterilmiş ve yoldan saptırılmışlar. Allah kimi saptırırsa, onun için hiçbir doğru yol gösteren bulunmaz.
İmdi, herkesin ne yaptığın bilenle, bir mi eş koştukları? Diyesin ki: «Ad veriniz onlara, yeryüzünde bilmediği bir şeyi, siz mi ona bildirirsiz? Yoksa kuru bir lâfla mı? Hayır, kâfir olanlara hoş görünür hileleri de, yoldan döndürmeleri de, Allahın saptırdığı kimseye bir kılavuz bulunmaz!»
Herkesin ne yaptığını görüp gözeten (Allah, hiçbir şeye güç yetiremeyen düzmece ilâhlarla bir tutulabilir) mi? Onlar, (Allah'ın yarattığı varlıklardan) Allah'a birtakım ortaklar koşuyorlar. Onlara de ki: “Bunları adlandırın (kim olduklarını ve özelliklerini söyleyin)! Yoksa siz Allah'a, yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş sözlerle mi oyalanıyorsunuz?” Doğrusu inkârcılara entrikaları çekici göründü de doğru yoldan saptırıldılar. Allah, (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) kimi sapıklıkta bırakırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
Bkz. 4:88 ve dipnot, 6:39, 39:23, 42:46Şirk ve sömürü düzeninin baronları toplumlar üzerinde daha etkili olabilmek için sürekli sahte tanrılar ve kurtarıcılar icat ediyor. Bu sahte tanrılarla ve onların öncülüğünü yaptığı uydurma dinlerin sahte ve sapkın telkinleriyle bilinçli ve planlı olarak toplumlar özgür düşünmekten, özne olmaktan, karşı çıkmaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan, uyanık ve farkında olmaktan, tepki vermekten habersiz yetiştiriliyor. Dünyanın gidişatını ve toplumun sosyolojik yapısını bozmasına rağmen maksatlı olarak insanlar evrensel ahlaki değerlerden uzak tutuluyor. Böylece Allah’ın öğretilerine ve insanın doğasına ters düşen sistemlerle insanlar âdeta uyuşturuluyor. Sonra da kurulan tâğûtî sistemlerle insanlar figüran olarak kullanılıyor, musibetler başımızdan eksik olmuyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu? Onlar Allah'a ortak koştular. De ki: "Onlara bir ad bulun bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sözlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah'ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz.
Herkesin kazandığını gözetleyip muhafaza eden, (hiç böyle yapamayan gibi olur mu?). Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: «Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş laf mı ediyorsunuz?» Doğrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
Herkesin yaptığını kontrol eden O değil midir? Buna rağmen ALLAH'a ortaklar koştular. De ki: "Onları (dilediğiniz) isimlerle tanımlayın! Siz O'nun yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz, yoksa boş sözler mi uyduruyorsunuz?" Aslında, inkarcıların hileleri kendilerine süslü gösterilir ve böylece yoldan saparlar. ALLAH kimi saptırırsa ona doğruyu gösterecek yoktur.
Bütün kazandıklarıyla her bir nefsin üzerinde böylesine hükümran olan başka kim vardır? Böyle iken tuttular da Allah'a ortaklar uydurdular. De ki: "Onlara isimler verip durun bakalım. Siz O'na yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz? Yoksa anlamı olmayan kuru bir laf mı? Doğrusu küfre sapanlara kendi oyunları güzel gösterildi de yoldan saptırıldılar. Allah her kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse yoktur.
Böyle her nefsin bütün kazanciyle üzerinde kaim olan zata küfredilirmi? tuttular Allaha şerikler koştular, de ki: Söyleyin bakalım onların isimlerini, ya ona bu Arzda bilmediği bir şeymi haber vereceksiniz? Yoksa ma'nâsı yok sırf zahirî bir lâf mı? Doğrusu küfre saplananlara mekirleri hoş gösterildi ve hak yolundan saptırıldılar, her kimi de Allah saptırırsa artık onu yola getirecek yoktur
Her nefsin (hayır ve şer) bütün kazandığına naazır olan (zât-i ecell-ü a'lâ böyle olmayan gibi midir?) Onlar Allaha ortaklar tanıdılar. De ki: «Bunlara ad takın (necidir, ne iş yaparlar bunlar?). Yoksa siz yer yüzünde ona (Allaha) bilmeyeceği bir şey'i mi haber veriyorsunuz? Yahud (gelişi güzel) sözün dış yüzü ile mi (kendinizi aldatıyorsunuz?) Hayır, o kâfirlere (mü'minlerin aleyhindeki) tuzakları süslü (ve hoş) göründü ve onlar doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi şaşırtırsa artık onun için hiçbir hidâyet veren yokdur.
Öyleyse herkesin (hayır ve şerden) ne yaptığını O görüp gözeten (Allah, hiç böyle olmayan putlarla bir) midir? Hâlbuki (onlar) Allah'a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini söyleyin bakalım! (Kimdir onlar?) Yoksa O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa boş lâf ile (kendinizi) mi (aldatıyorsunuz)?” Hayır, inkâr edenlere hîleleri süslü gösterildi ve (hak) yoldan men' edildiler. Hâlbuki Allah, kimi (böy le inkârları yüzünden) dalâlete atarsa, artık onu hidâyete erdirecek kimse yoktur.
Peki, şimdi onlara “Her nefse kazandığının karşılığını veren kimdir?” diye sorsan, hala bu konuda Allah’a ortaklar koşuyorlar. Deki “Onlara (taptıklarınıza) isimler verin, yoksa onlar yeryüzünde Allah’ın bilmediği bir şey veya (duymadığı) açıkça söylenenler varda, bunları Allah’a mı haber veriyorsunuz?” Hayır, doğruları inkâr edenlerin hazırladıkları tuzaklar ve insanları doğru yoldan vazgeçirtip çevirmeleri, kendilerine güzel gösterildi. Allah’ın sapıklık içinde bıraktığını doğru yola iletecek hiçbir kimse yoktur.
Herkesin kazancını gözeten Allah putlar gibi midir? Onlar Allahı için birtakım şerikler koştular. De ki onlara ad takın, yeryüzünde bilmediği bir şeriki Allah/a mı haber veriyorsunuz? Veya sözün zâhirî ile mi ad takıyorsunuz? [⁷]. Hayır, kâfirlere kötü fikirleri hoş göründü, yoldan da çevirildiler. Allah her kimi şaşırtırsa onun için hiçbir rehber yoktur.
İsmail Hakkı İzmirli Ra'd Suresi 33. Ayet Açıklaması
[7] Hakikate bakmayıp zâhire mi bakıyorsunuz veya asılsız söze mi aldanıyorsunuz?
Kadri Çelik
Her nefsin bütün kazandıkları üzerinde gözetici olana (ortak koşulur mu?). Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: “Bunları nitelendirin (bakayım)! Yoksa siz yeryüzünde bilmediği bir şeyi (şerikleri) mi O'na haber veriyorsunuz? Yoksa (söylediklerimiz hakikati olmayan salt) zahiri sözler mi (diyorsunuz)? Hayır, küfre sapanlara kendi düzenleri süslendirilmiştir ve onlar (doğru) yoldan alıkonmuşlardır. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için hiç bir hidayetçi yoktur.
Öyle ya, her bir canlının yapıp ettiğini görüp gözetleyen Allah, hiçbir şeye güç yetiremeyen yaratılmışlarla bir tutulabilir mi? Elbette tutulamaz! Fakat gel gör ki, bazı câhiller, Allah’ın yarattığı varlıkları mutlak itaat makâmına yücelterek Allah’a ortaklar koşuyorlar. Onlara de ki: “Eğer Allah birtakım varlıkları kendisine ortak edindiyse, onların isimlerini ve özelliklerini bize söyleyin de bunları biz de tanıyalım. Mesela onların arasında, her benlik sahibinin yapıp ettiklerini kontrol eden bir yaratıcı var mı? Böyle birileri var da, Allah’ın bundan haberi mi yok? Yoksa siz, göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz; ya da öylesine lâf olsun diye mi bu iddiaları ortaya atıyorsunuz?” Hayır, işin aslı şu ki, şirk düzeninin önderleri, halk üzerinde güçlü bir etki uyandırmak için birtakım sahte ilâhlar, kurtarıcılar icat ettiler. Böylece halkın sırtından büyük bir nüfuz, güç ve servet elde eden küfrün elebaşları, uydurdukları ilâhların adını da kullanarak, bilinçli ve plânlı bir şekilde insanları saptırmaya, Allah’ın mutlak egemenliğine dayalı bir toplum düzeninin kurulmasını engellemek için mücadeleye giriştiler. Bunun sonucunda, Allah’ın koyduğu yaratılış kanunları devreye girdi: Bu kâfirlerin kurdukları sinsi plânları ve hileleri, zamanla kendilerine çekici göründü ve dünyanın cazibesine kapılarak bile bile kötülüğü tercih eden bu insanlar, ilâhî yasalar uyarınca doğru yoldan alıkonuldular. Fakat tövbe etmek için hâlâ fırsatları var. Bunun için tek yapmaları gereken, zulüm ve haksızlıktan vazgeçip samîmî olarak Allah’a yönelmektir. Zira unutmayın ki, Allah kimi sapıklık içinde bırakırsa, O’ndan başka hiç kimse onu doğru yola iletemez! Ve eğer tövbe etmeyecek olurlarsa:
Kazandığı şeyler sebebiyle her bir nefse kâim (yönetici, hâkim gözetici) olan kimdir, öyle mi?
Allah’a ortaklar koştular.
De ki: -“Onları adlandıradurun!
Yoksa O’na Yeryüzü’nde bilmeyeceği şeyleri mi bildiriyorsunuz; yoksa Söz gelimi (boş) şeyleri mi?
Kurdukları tuzaklar inkâr edenlere güzel gösterildi; Yol’dan saptırıldılar.
Allah kimi saptırırsa, ona hiçbir yol gösterici yoktur”.
(Şimdi de) herkesin yaptıklarına hâkim olan Allah’a, ortaklar koşarak (alay) mı (ediyorlar?) (Ey Muhammed! Onlara): “Söyleyin adlarını (da bilelim kimmiş onlar?) Yahut siz (Allah’a) yeryüzünde bilmeyeceği bir şeyi haber mi veriyorsunuz,1 yoksa saçmalıyor musunuz?” de. Bilakis, kâfirlere kendi kâfirlikleri (nefisleri tarafından) süslü gösterildi ve onlar, hak yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
1 Yani Allah biliyor ki kendisinden başka, “herkesin yaptıklarına hâkim olan” hiçbir varlık yoktur. Şüphesiz putlarınızın isimlerini söyleyecek olursanız, Allah’a ortak olacak bir isim bulamazsınız.
Muhammed Esed
PEKİ, kimdir -elbette O!- yaşayan her varlığı, 58 hak ettiği şeye 59 bakarak görüp gözeten? Yine de Allah'a ortak koşuyorlar (öyle mi?). De ki: “Onlara [istediğiniz] ismi verin: 60 sanki O'na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber verdiğinizi sanıyorsunuz? Yoksa sadece sözcüklerle mi oynuyorsunuz?” 61 Hayır, tersine, hakkı inkara şartlanmış olanların çarpık tasavvurları 62 kendilerine güzel gösteriliyor; ve böylece [doğru] yoldan döndürülüveriyorlar: ve zaten Allah'ın sapıklık içinde bıraktığı kimseye yol gösteren bulunmaz. 63
Herkesin ne kazandığını bilen ve bununla yargılayacak olan kimmiş? Buna rağmen onlar hala Allah’a birtakım ortaklar koşuyorlar.1 De ki: “Onlara birtakım isimler ve sıfatlar vererek kutsayın bakalım.2 Yoksa Allah’ın, yeryüzünde bilmediği bir şey var da Allah’a onu mu haber veriyorsunuz?3 Yoksa siz bu boş sözle oyalanıyor musunuz?4” Aslında gerçeği örtbas eden kâfirlere bu kurdukları düzen cazip görünüyor, böylece gerçek yoldan sapıyorlar.5 Zira Allah kimin sapıklığını onaylarsa, artık ona doğru yola getirecek kimse yoktur.6, 110/30, 27/90, 74/38, 212/40, 53/23, 37/28, 10/18, 423/3, 31/6-20, 56/43, 16/63, 35/8, 614/4, 39/36-37
O DEĞİLSE kimmiş bakayım kazandıkları nedeniyle her canlı varlığın tepesine dikilip duran? Buna rağmen, hâlâ Allah’a ortak koşuyorlar! De ki: “Onları (keyfinize göre) isimlendirin;[1974] yani siz, yeryüzünde bilmediği bir şeyi O’na haber veriyorsunuz, öyle mi? Belki de sözü (hakiki anlamda değil), sırf zahirî anlamda kullanıyorsunuzdur?[1975] Hayır, inkârda ısrar edenlere hileli mantıkları cazip gösterildi ve doğru yoldan engellendiler. Zira Allah kimi engellerse, onu doğru yola iletecek kimse bulunmaz!
[1974] Müfessirlerimizi hayli yoran bu ibarenin bağlamına en uygun anlam bu olsa gerektir. Zımnen: Siz onları “şefaatçi, Allah’a yaklaştıran vesileler” vs. diye isimlendirin durun; bu onların kendilerine yüklenen bu işleri yapamayacakları gerçeğini asla değiştirmez.
[1975] Veya: “Yahut yekten, dobra dobra tam bunu mu demek istiyorsunuz?” Belli ki, Allah dışında taptıkları varlıklara atfettikleri “ilâhlık” ve “ortaklığı” tevil ediyorlardı. Şirklerinin hakikî değil mecazî olduğunu iddia ederek, bunda bir sakınca olmayacağını düşünüyor olabilirler. Çünkü onlar Allah dışında taptıklarını hiçbir zaman Allah’a eşit tanrılar olarak görmediler (Bkz: 39:3). Şu tarihsel malumat da bunu doğrulamaktadır: Ebrehe, Taif üzerinden Mekke’ye yürürken, Taifliler en büyük putları Lat’a zarar vermesin diye Ebrehe’ye kılavuzluk yaparak tepeler arasından Mekke’nin yolunu gösterdiler. Kâbe’yi “Allah’ın beyti” olarak tanıyan Araplar bu ihaneti hiç unutmadılar. Ebrehe’ye rehberlik yapan kişinin kabrini yıllarca taşa tuttular. Bu ibareye verilen alternatif bir anlam da şudur: “Gerçekte inanmayıp sırf laf olsun diye söyledikleri söz”. Bu mânayı elde etmek için em (ya da) edatına bel (bilakis) anlamı veren Zemahşerî, verdiği anlama Tevbe 30’u referans gösterir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Herbir nefsin kazanmış olduğu ile üzerine nazır olanı mı? (Öyle bir Hâlık-i Alîm'i mi inkâr ediyorlar?) Ve Allah için ortaklar edindiler. De ki: «Adlarını söyleyiniz! Yoksa O'na, o Hâlık-ı Kainat'a yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. Yoksa sözün zahiri ile mi kendinizi aldatıyorsunuz?» Belki kâfir olanlara kendi desiseleri süslenilmiş oldu ve doğru yoldan alıkonuldular ve her kimi ki, Allah Teâlâ sapıttırırsa artık onun için bir rehber-i hidâyet yoktur.
Tek tek her insanın ne işlediğini görüp gözeten Allah, hiç bunu yapmaktan âciz olan gibi olur mu? Bununla beraber, tutmuşlar Allah'a ortak koşuyorlar. De ki “Haydi tavsif edin, adlandırın bakayım onları! Kimdirler, necidirler, hangi işleri gerçekleştirmişler? Ne o, yoksa Allah'a kendi mülkünde var olup da bilmediği bir şeyi mi bildireceksiniz. Veya hiçbir gerçeğe tekabül etmeksizin sırf boş laf mı edeceksiniz? ” Doğrusu kurdukları tuzaklar o kâfirlere hoş gösterildi, hoşlandılar bundan ve hak yoldan menedildiler. Her kimi de Allah saptırırsa artık onu yola getirecek yoktur. [10, 61; 6, 59; 11, 6; 20, 7; 53;23; 16;37]
Her nefsin yaptığı işin başında duran, (hiçbir şeyden haberi olmayanla bir olur) mu? Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onları isimlendirin (nitelendirin bakalım tapılmağa değer bir yanları var mı?) Yoksa siz Allah'ın, yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Kendisine haber veriyorsunuz? Yoksa boş söz mü söylüyorsunuz? Hayır, inkar edenlere tuzakları süslü gösterildi. (Hak) yoldan çıkarıldılar. Allah kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz!
Ayetleri görmezlikten gelmeyi (kafirliği), herkesin kazancını takip eden Allah’a ortaklar oluşturarak mı yapıyorlar? De ki “Onları yüceltin bakalım. Yoksa siz Allah’a, bu yerde bilmediği bir şeyi haber veriyor ya da içi boş sözler mi söylüyorsunuz? ” Ayetleri görmezlikten gelenlerin oyunları kendilerine güzel görünür de Allah’ın yolundan çıkıverirler. Allah’ın sapık dediğini yola gelmiş sayacak yoktur.
Herkesin yaptığını gözeten, bunu yapamayanlarla bir olur mu? Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki:-Onları kutsayın bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz? Yoksa boş sözlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Allah'ın sapıklıkta bıraktığına yol gösteren bulunmaz.
Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah, başkalarıyla bir tutulur mu? Fakat onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: Haydi, onlara isim verin.(13) Siz yeryüzünde bilmediği birşeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz? Yoksa boş sözlerle kendinizi mi aldatıyorsunuz? Aslında, kurdukları tuzak o kâfirlerin hoşuna gitti de böylece doğru yoldan alıkondular. Allah kimi saptıracak olsa, artık onu yola getirecek kimse bulunmaz.
(13) Allah’ın güzel isimlerine benzer bir ismi onlara yakıştırabilecek misiniz? Onlar böyle bir ismi hak edecek ne yaptılar? 7:180’in açıklamasına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'a ortaklar tanıdılar. Peki, her benliğin yaptığı işin başında duranla bunlar bir mi? De ki: "Onları isimlendirin. Yoksa siz Allah'a, yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? Yoksa, anlamsız bir laf mı ediyorsunuz?" Hayır, küfre sapanlara, tuzakları süslü gösterildi de yoldan döndürüldüler. Allah'ın şaşırttığına kılavuzluk edecek yok.
pes ol kim ol durıcıdur her bir nefs üzere andan ötürü kim ķazandı Tañrı’ya ortaķlar. eyit virüñ anlara. yā ħaber virür misiz aña anı kim bilmez yirde yā görinür ile sözden? belki bezenildi anlara kim kāfir oldılar yavuz śanmaķlıķları daħı yıġdılar yoldan. daħı her kimi azdura Tañrı yoķdur anuñ yol gösterici.
Pes ol kim ṭurıcıdur her bir nefs üzere ya‘nī gözedicidür, anuñlaḳazandı. Daḫı ḳıldı Tañrıya ortaḳlar. Eyit: Ad virüñ anlara, yā ḫaber virürmisiz aña anı kim bilmez yirde, ya görinür sözden. Bel ki bezenildi anlarakim kāfir oldılar, yavuz ṣanmaḳlıḳları daḫı yıġdılar yoldan. Daḫı her kimi azdura Tañrı, yoḳdur aña yol gösterici.