Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1938, sondan 4299. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 37. ayetidir. Nahl Suresi 37. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2723 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان تحرص على هديهم فان الله لا يهدي من يضل وما لهم من ناصرين
Hz. Peygamber, Allah’ın kendisine yüklediği tebliğ ve irşad görevini eksiksiz yerine getirme sorumluluğunun bir gereği olduğu kadar yüce ahlâkının, derin insanlık sevgisinin de bir tezahürü olarak, kendisine son derece haksız ve insafsız muameleleri revâ görenler de dahil olmak üzere, bütün insanların dünya ve âhiret esenliğine kavuşmaları için büyük bir istek taşıyor, elinden geleni yapıyor, Kur’an’ın anlatımıyla bu uğurda âdeta kendini tüketiyordu (Şuarâ 26:3). Konumuz olan âyette de Hz. Peygamber’in, putperestlerin hidayete ermelerini ne kadar çok istediğine işaret edilmektedir. Fakat burada şu husus özellikle hatırlatılmaktadır: İnsanların kurtuluşu için Peygamber’in böyle bir istek ve gayret içinde olması yetmez. İnsanlar bu dünyada bir imtihan hayatı yaşamakta olup kurtuluşu hak etmeleri, Allah’a karşı sorumlu oldukları bu imtihanı başarmaları ve iradelerini o yönde kullanmaları sonucunda, O’nun kendilerine hidayeti nasip etmesine bağlıdır; bu hususta insanların Allah’tan başka yardımcıları da yoktur. Şu halde kurtuluşu hak etmeyene Peygamber’in bile yardımı dokunamaz.
Mehmet Okuyan
Sen onların doğru yola ulaşmalarına çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah saptırdığı (sapkınlığını onayladığı) kimseyi (kişi dilemediği sürece) doğru yola ulaştırmaz. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.
Buradaki [lâ yehdî men yudıllü] ifadesi “(Allah’ın) sapkınlığını onayladığı kimseye hidayet etmemesi” anlamına gelmektedir. Buradaki [lâ yehdî] fiili, [lâ yühdâ] şeklinde “hidayet edilmez” anlamında [meçhul] kalıpta da okunabilir. Burada herhangi bir kaderden değil, azgın insanın bu azgınlıkta kararlılığından söz edilmektedir. Zira Yüce Allah Kur’an’da pek çok ayette kendileri sapanlara, kâfir olanlara ve azgınlaşanlara hidayet etmeyeceğini haber vermektedir.
Bayraktar Bayraklı
Rasûlüm, sen onların hidayete ermesine çok düşkünlük göstersen de, bil ki Allah'ın saptırdığı kimseyi kimse hidayete erdiremez. Onların yardımcıları da yoktur.
(Ey Resulüm!) Sen, onların hidayet bulmalarını ne kadar hırsla istesen de, şüphesiz Allah (çirkin işleri ve şirkleri nedeniyle doğru yoldan) saptırdığına hidayet vermez, onlar için yardım edecek de bulunmamaktadır.
Onları doğru yola sevketmek için üstlerine düştükçe düşsen de şüphe yok ki Allah, sapıklığı kabul edeni doğru yola getirmez ve onlara bir tek yardımcı da yoktur.
Onları doğru yola sevketmek için, üzerlerine düştükçe düşsen de şüphe yok ki, Allah sapıklığı kabul edeni, doğru yola getirmez ve onlara birtek yardımcı da yoktur.
Sen, kâfirlerin hidayete ermelerini, hak yolda olmalarını ne kadar istesen de, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti tercihlerine özgürlük tanıdığı akıllı ve sorumlu varlıkları Allah, doğru yola sevketme lütfunda bulunmaz. Onların yardım edenleri de yoktur.
(Ey Rasûlüm) sen, o kâfirlerin hidayet bulmalarına çok istekli isen (de çare yok), her halde Allah dalâlette bırakacağı kimselere hidayet vermez. Onların hiç bir yardımcısı da yoktur.
Sen onların doğru yola gelmeleri için hırs göstersen de, Allah, (hak ettikleri için) saptırdıklarını doğru yola iletmez. Onlar kendilerine yardımcılar da bulamazlar.
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) sapıklıkta bırakacağı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
(Resûlüm!) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur.
(Ey Muhammed!) Sen o kâfirlerin hidayete ermelerini ne kadar istesen de Allah, saptırdığı kimseyi hidayete erdirmez. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.
(Habîbim) sen onların hidâyet bulmalarına (ne kadar) hırs göstersen şübhe yok ki Allah dalâletde bırakacağı kimselere (bu) hidâyet (i) nasıyb etmez. Onların (azâblarını önleyecek) bir yardımcıları da yokdur.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Onların hidâyete ermelerine ne kadar hırs göstersen de, şübhesiz ki Allah, (hak ettiklerinden dolayı) dalâlete attığı kimseleri hidâyete erdirmez; onlar için hiçbir yardımcı da yoktur!
Onların doğru yola gelmeleri için, ne kadar çaba gösterirsen göster, şüphesiz ki Allah’ın sapıklık içinde bıraktıklarını doğru yola iletmez ve onların yardımcıları da yoktur.
Onların hidayet bulmalarına haris olsan ne fayda! Çünkü Allah yoldan çıkardığı kimselere hidayet etmez. Onların azaplarını defedecek hiçbir yardımcıları yoktur.
Ey Müslüman!Sen onların doğru yola gelmelerini ne kadar arzu etsen de, Allah koyduğu yasalar çerçevesinde saptırdığı hiç kimseyi —kendisi doğru yola yönelmediği sürece— hidâyete erdirecek değildir. Ve bile bile sapıklığı tercih eden bu insanlara, Hesap Gününde hiç kimse yardım edemeyecektir! Neden mi?
(Ey Muhammed!) Sen, onların doğru yolu bulmalarını son derece istesen de kesinlikle Allah sapkınlıkta bırakacağı kimseleri (dilemezse)1 hak yola ulaştırmaz. Onların (âhirette kendilerini azaptan kurtaracak) yardımcıları da yoktur.
İmdi, sen [o hakkı inkarda ısrarlı olanların] doğru yola erişmelerini tutkuyla istesen de, [bil ki,] Allah, sapıklık içinde kalmalarına hükmettiği kimseleri doğru yola eriştirmez; 37 ve böyleleri [Kıyamet Günü'nde] kendilerine yardımcı da bulamayacaklardır.
Sen, onların doğru yola girmelerini ne kadar çok istersen iste şu bir gerçek ki; Allah sapıklığı tercih edeni doğru yola yöneltmez ve bunların yardımcısı da olmayacaktır. 4/88, 7/186, 13/33, 30/29, 39/23
Sen onların doğru yolu bulmasını ne kadar istersen iste, ama unutma ki Allah’ın sapıklığa mahkûm ettiğini kimse doğru yola yöneltemez;[2122] onlara yardım eden de bulunmaz!
[2122] La yehdi men yudillu ibaresi farklı okunuşlara konu olmuştur. İbn Abbas’a nisbet edilen “Allah, saptırdığı kimseyi doğru yola ulaştırmaz” (yehdi ya da yehiddi) okuyuşunu problemli bulanlar (Ferrâ ve Taberî), Ubey okuyuşuna yakın olan “Allah’ın saptırdığı doğru yola getirilemez” (yuhdâ) okuyuşunu tercih etmişlerdir. Çevirimiz, bu ikinci okuyuşa dayanmaktadır. Kur’an’ın inşâ ettiği hidayet ve dalalet tasavvurlarına göre, insan ısrarı dolayısıyla Allah tarafından kendi tercihine mahkûm edilmektedir (Bkz: 10:25 ve 13:27, notlar).
Ömer Nasuhi Bilmen
Sen onların hidâyet bulmalarına haris olsan da (faidesizdir). Çünkü Allah Teâlâ dalâlete düşürdüğüne hidâyet etmez ve onlar için yardımcılardan bir kimse de yoktur.
Sen onların hidâyete gelmelerine ne kadar düşkün olsan da, şunu bil ki: Allah dalâlette bıraktığı kimselere hidâyet vermez. Onlara yardım eden de bulunmaz. [5, 41, 11, 34; 7, 186; 10, 96-97]