Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2281, sondan 3956. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 31. ayetidir. Meryem Suresi 31. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 49 ve toplam ebced değeri ise 1912 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (0) ي (4) ع (1) ص (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وجعلني مباركا اين ما كنت واوصاني بالصلوة والزكوة ما دمت حيا
Hz. Meryem kavminin, “Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın!” şeklindeki ağır ithamına (âyet 27) cevap vermedi; olayı çocukla konuşmaları için ona işaret etti. Fakat onlar, “Beşikteki bebekle nasıl konuşalım?!” diyerek hayretlerini ifade ettiler. Bunun üzerine çocuk dile geldi ve bu âyetlerde geçen cevabı verdi. Yüce Allah, hıristiyanların gelecekte Hz. Îsâ’ya ilâhlık yakıştıracaklarını bildiği için, burada ona her şeyden önce Allah’ın kulu olduğunu söyletti. Böylece Hz. Îsâ kendisinin bir ilâh değil bir kul ve bir peygamber olduğunu, ilâhî varlığın üç öğesinden biri olmadığını ilân etmiş oldu. Kendisinin namaz, oruç ve benzeri kulluk görevlerini yerine getirmekle yükümlü kılındığını, diğer insanlar gibi doğduğunu, yaşayacağını, öleceğini ve kıyamet vakti geldiğinde tekrar diriltileceğini ifade etti. Bu ifadelerden namazın, –vakitleri ve rek’at sayıları gibi şeklî yönlerinde farklılıklar bulunsa da– en azından Hz. İbrâhim’den sonra peygamberler geleneğinde mevcut bir ibadet olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Îsâ’ya verilen kitaptan maksat İncil’dir. Âyetin “O, bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı” anlamına gelen kısmı için, Îsâ’nın bu sözü söylediği sırada peygamber kılındığı ve kendisine kitap verildiği yorumunu yapanlar varsa da bu yorum zayıf bulunmuştur. Bu sözden, daha bebek iken yaptığı konuşmada Allah’ın ezelde kendisi için peygamberliği ve kitap verilmesini takdir ettiğini açıklamasının istendiği anlaşılmaktadır (Şevkânî, III, 374). Hz. Îsâ babasız olarak bakire bir anadan dünyaya geldiği için, “Allah beni ana babama saygılı olmayı emretti” dememiş, sadece “Anneme saygılı olmayı emretti” demiştir. 14. âyette Hz. Yahyâ’dan söz edilirken “Ana babasına çok iyi davranırdı” dendiği halde aynı tema Hz. Îsâ açısından işlenirken “Anneme saygılı kıldı” denmesi onun babasız dünyaya geldiğine işaret eder. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de hep Meryem oğlu Îsâ olarak anılmıştır.
Mehmet Okuyan
Beni bulunduğum her yerde bereketli kıldı. Yaşadığım sürece [salât]ı (namazı) ve zekâtı bana emretti.
1- Kutlu. 2- Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek; ibadete layık yegâne ilahın Allah olduğuna inanmak. 3- Benliğini arındırmayı, ruhen, kalben, manen temizlenmeyi, arı duru hale gelmeyi. 4- Hükme bağladı.
Ahmet Akgül
"Nerede olursam (olayım, Rabbim) beni kutlu mübarek kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekâtı vasiyet (emr) etti." (İbadet disiplini altına aldı.)
“Nerede olursam olayım, beni, hayırlı bilgileri öğreten kullarına faydalı biri haline getirdi. Yaşadığım müddetçe bana namaz kılmayı, kıldırmayı, imamlık etmeyi, vicdanı, serveti ve sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekât vermeyi, zekâtı tahsil etmeyi ve gerekli yerlere harcamayı emretti.”
Cemal Külünkoğlu Meryem Suresi 31. Ayet Açıklaması
Burada “salat” sözcüğünden kastedilen namaz kılmak, ibadet etmek, zulmün ve zalimin karşısında dik durarak Haktan yana yer almaktır.Yani şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmeyi, yaratılış safiyetini koruyarak bütün kötülüklerden uzak durmayı, kötülüğün yayılmaması için mücadele vermeyi, ruhen, kalben, manen ve ahlaken temiz kalmayı öğütledi.
Diyanet İşleri (Eski)
30,31,32,33. Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi.
(1)Bir rivâyette denilmiştir ki: Hz. Meryem, oğlu Îsâ (as)’ı kâtiblere yazı öğrenmesi için dövmemeleri şartıyla teslîm etti. Derken hocası ona: “Yaz!” dedi. “Neyi yazayım?” deyince de: “Ebced yaz!” dedi. Bunun üzerine Hz. Îsâ (as) başını kaldırarak: “Ebced’in ne demek olduğunu bilir misiniz?” dedi. Hocası kızarak dövmek üzere çubuğuna uzanınca: “Beni dövme! Bilmiyorsan bana sor, öğreteyim. Elif, Âlâüllah (Allah’ın ni‘metleri); Be, Bahâüllah (Allah’ın kadr u kıymeti); Cim, Cemâlüllah; Dal da Edâüllah(Allah’ın hakkını yerine getirmek)dir.” dedi. (Râzî, c. 11:21, 215)
İlyas Yorulmaz
“Her nerede olursam olayım beni, verdiği bereketiyle şereflendirdi. Yaşadığım sürece, bana namaz kılmayı ve zekât vermeyi tavsiye etti.”
30, 33. İsa söze başlayıp dedi ki «— Ben Tanrı/nın kuluyum. Bana kitap verdi, beni peygamber kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana namazı, zekâtı emretti. Beni valideme şefkatli ve iyilik edici kıldı, beni kendine karşı serkeş, bedbaht kılmadı. Doğduğum gün, öldüğüm gün diri olarak kalkacağım gün Allah tarafından bana selâm olsun.»
nerede bulunursam bulunayım beni kutlu kıldı; ve bana hayatta olduğum sürece ibadeti diriltmeyi[2488] ve arınmak için verilmesi gerekeni vermeyi emretti;