Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 95, sondan 6142. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 88. ayetidir. Bakara Suresi 88. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2537 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (9) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
وقالوا قلوبنا غلف بل لعنهم الله بكفرهم فقليلا ما يؤمنون
Yahudiler, tarihleri boyunca, kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler, onlara işkence etmişler, onları öldürmüşler, olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. Bundan sonraki âyetler, Yahudilerin Hz.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir.
Medine yahudileri, Hz. Peygamber’in davetine karşı, “Kalplerimiz perdelidir” yani “Senin söylediklerinden bir şey anlamıyoruz, söylediklerin aklımıza yatmıyor” veya “Kendi dinimize o kadar bağlıyız ki, bizi inancımızdan uzaklaştıracak hiçbir sözü, üzerinde düşünmeye değer bile görmeyiz, hemen reddederiz” diyerek olumsuz karşılık veriyorlardı. Yüce Allah ise, onların bu duyarsızlığının asıl sebebinin, tabiatlarında böyle bir kavrama ve anlama kıtlığı bulunması veya dinlerine bağlılıkları olmadığını; tam tersine, öteden beri peygamberleri ve onlara indirilen ilâhî hakikatleri inkâr etmeleri, böylece inkârcılığın kendilerinde âdeta bir alışkanlık ve huy halini alması yüzünden Allah’ın rahmetinden mahrum kaldıkları için bu şekilde Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği ilâhî hakikatlere karşı kapalı hale geldiklerini belirtmektedir.
Mehmet Okuyan
(Yahudiler) “Kalplerimiz perdelidir.” demişlerdi. Hayır! Küfür ve inkârları sebebiyle Allah onlara lanet etmiştir. Ne kadar da azı inanır!
Ve onlar, “Kalplerimiz örtülüdür.” dediler. Hayır, öyle değil, Allah; onları, gerçeği yalanlayarak nankörlük etmelerinden dolayı lanetlemiştir.¹ Bu yüzden çok azı inanır.
Dediler ki: “Bizim kalplerimiz mühürlüdür, örtülüdür.” (Bu yüzden anlatılanlar aklımıza girmiyor.) Hayır; inkâr (ve isyan) larından dolayı Allah onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. (Büyük çoğunluğu zulüm ve küfür içindedir.)
Onlar: “Kalplerimiz örtülü ve kılıf içindedir, bizi hiçbir şey etkilemez” dediler. Hayır öyle değil, Allah onların hakkı örtbas etmelerinden dolayı, rahmetinden uzaklaştırdı. Onun için pek azı inanır.
Peygamber yahudileri İslâm'a davet ettiği zaman onlar:
"- Bizim kafalarımız, kalplerimiz kılıflıdır, Hakka hakikate kapalıdır, Allah'a verdiği taahhüdü bozmuştur." dediler. Tam tersine, inkârları, küfürleri sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu sebeple içlerinden inananlar ve inandıkları şeyler ne kadar az.
16.Bu sözleriyle sahip oldukları inançlarına çok sıkı bağlandıklarını, artık kalplerinin bu inanç dışında bir şeyi kabul etmeyeceğini söylemek istiyorlardı.
Ali Bulaç
Dediler ki: 'Bizim kalplerimiz örtülüdür (ahdi bozmuştur).' Hayır; Allah, inkârlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder.
Yahûdiler, Kur'an'ı anlamak ve bu kelâmı kabul etmek hususunda: “-Kalblerimiz örtülü ve kılıflıdır.” dediler. Öyle değil, bilâkis Allah onları küfürleri sebebiyle rahmetinden kovmuştur. Onlardan (İbni Selâm ve arkadaşları gibi) ancak az kimseler iman ederler.
Onlar, “kalplerimiz kapalıdır” dediler. Hayır, (kalpleri kapalı olduğu için değil) bile bile inkâr ettiklerinden dolayı Allah onları mahrum bırakmıştır… Artık onlar çok az inanırlar.
Onlar: “(Kur'an'ı anlamak hususunda) kalplerimiz perdelidir (Hak adına başka bilgiye ihtiyacımız yok).” dediler. Aksine, hakikati kabullenmeyi reddettikleri için Allah onları rahmetinden dışlamıştır. Bunun içindir ki onların çok azı iman eder.
(Yahudiler peygamberlerle alay ederek) «Kalplerimiz perdelidir» dediler. Hayır; küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar.
(Yahudiler, peygamberimize karşı alaylı bir ifade ile): "Bizim kalblerimiz kılıflıdır." dediler. Bilakis Allah, onları kâfirlikleri yüzünden lanetledi. Bundan dolayı çok az imana gelirler.
(Yahudiler, Peygamberle istihza yolunda) dediler: «Kalblerimiz perdelidir (kaşerlenmişdir. Bize ne söylersen kâretmez)». Öyle değil. Allah onları küfürleri yüzünden rahmetinden koğmuşdur. Onun için ancak birazı îman edeceklerdir.
Hem (Peygambere:) “Kalblerimiz perdelidir! (Dediklerini anlamıyoruz)” dediler. Hayır! İnkâr etmeleri sebebiyle Allah onlara lâ'net etmiştir (rahmetinden uzaklaştırmıştır); bu yüzden pek az inanırlar.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 88. Ayet Açıklaması
[5] Artık bize hiçbir söz tesir etmez, demek olur.[6] Lânet lügatte tart manasınadır, rahmet-i ilâhiyeden tart manasına alınırsa ancak kâfirlere ıtlak olunur, fakat derece-i ebrardan tart manasına alınırsa müslümanlara da ıtlak olunabilir. Bazan zem manasında da istimal olunur. Burada «her hayırdan, rahmet-i ilâhiyeden uzaklaştırdı» demektir.
Kadri Çelik
“Kalplerimiz perdelidir” dediler. Hayır! Allah küfre sapmalarından dolayı onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az şeye iman ederler.
Ve işte şimdi de, inananlarla güya alay ederek: “Size ve söylediklerinize karşı kalplerimiz kapalıdır, ne dediğinizi anlamıyoruz. Aslında bizim kalplerimiz bilgi ve irfan dağarcıklarıdır. Yani bizim inancımız tam ve sağlamdır, sizin yol göstericiliğinize de ihtiyacımız yoktur!” diyorlar. Hayır, kalpleri bilgi kapları değildir. Bilakis Allah,apaçık hakîkati inkâr ettikleri için onları lânetlemiştir. Bu yüzden, ne kadar da zayıf bir imana sahipler!
(Yahûdîler) bir de: “Bizim kalplerimiz (senin davetine) kapalıdır.”1 dediler. (Hayır, o öyle değil) tam tersine Allah, onları kâfirlikleri sebebiyle lânetlemiştir. Bundan dolayı onların, pek azı îman eder.
1 Buradaki (قُلُوبُنَا غُلْفٌ) ifâdesi, “bizim kalplerimiz ilimle doludur.” veya “bizim kalbimiz temizdir.” şeklinde de anlaşılabilir.
Muhammed Esed
Ama onlar: “Kalplerimiz zaten bilgi ile dolu!” 73 derler. Hayır, bilakis Allah, onları hakikati kabullenmeyi reddettikleri için gözden çıkarmıştır: Zira onlar, sadece basmakalıp birkaç şeye inanırlar. 74
Bir de kalkıp “Kalplerimiz kapalıdır” dediler. Hayır, gerçeği örtbas etmelerinden dolayı Allah’ın lânetine uğradılar. Onların çok azı hariç inanmazlar. 12/103, 11/17, 41/5
“Kalplerimiz (bilgi ile) kaplıdır” dediler.[160] Aksine hakikati inkâr ettikleri için, Allah onlara lanet etmiştir. Baksanıza, ne kadar da az inanıyorlar.[161]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 88. Ayet Açıklaması
[160] Nisâ 155’te de geçen kulûbuna ğulfun İbn Abbas’a göre “kalplerimiz ilim ve hikmetle ağzına kadar doludur” anlamına gelir. Aynı ibareyi “kalplerimiz kılıflıdır, mühürlüdür, senin söylediklerinden etkilenmez” şeklinde açıklayanlar, görüşlerine Fussilet 5’i delil olarak göstermişlerse de, Fussilet sûresi Mekkîdir ve adı geçen âyetteki kulûbuna fî ekinnetin (Kalplerimiz örtüler içerisindedir) ifadesinin kendisine izafe edildiği kimseler de Mekke müşrikleridir. Yahudilerin sözünde istiğna ve kibir, müşriklerin sözünde istihza ve alay vardır. Yahudiler bilgi ve hikmete karınlarının tok olduğunu iddia ediyorlardı, müşrikler ise vahyin kendilerini etkilemeyeceğini iddia ediyorlardı.
[161] 84. âyette kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmeleri dikkate alındığında bu ibare “kitabın azına inanmayı” ifade eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve dediler ki: «Bizim kalblerimiz perdelidir.» Öyle değil, Allah Teâlâ onlara küfürleri sebebiyle lânet etmiştir. Onun içindir ki az, pek az imân ederler.
“Kalplerimiz perdelidir. ” dediler. Öyle değil! Kâfirlikleri sebebiyle Allah onlara lânet etti. Onun için pek az iman ederler. [41, 5; 4, 155] {KM, Tekvin 17, 7; Levililer 12, 4; Tesniye, 30, 6; Yeremya 9, 26}
Âyette geçen gulf, ağlef’in çoğuludur. Gulfe veya gılaf’dan “kabuklu” yani “sünnetsiz” ya da “kılıflı” demektir ki, burada kelime “kaşarlanmış” mealindedir. O Yahudiler böyle diyerek Hz. Muhammed (a.s.)’ın dâvetine karşı kalplerinin kapalı olduğunu ve bunları dinlemeye, anlamaya yanaşmak niyetinde olmadıklarını, alay ve küçümseme ile söylemek ve akıllarınca iftihar etmek istediler. “Sünnetsiz kalb” tabirinin “nankör, inkârcı kalb, Allah’a verdiği ahdi bozan kalb” mânasına Tevrat’ta da kullanıldığını görmekteyiz. Bazı Beni İsrail peygamberleri Yahudileri “sünnetsiz kalb” taşıdıklarından ötürü acı bir şekilde kınamışlardır (Tesniye 30,6; Yeremya 9,26).
Süleyman Ateş
Kalblerimiz, perdelidir, dediler. Hayır, ama inkarlarından dolayı Allah onları la'netlemiştir, artık çok az inanırlar.