Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2887, sondan 3350. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 32. ayetidir. Furkan Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 69 ve toplam ebced değeri ise 5591 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقال الذين كفروا لولا نزل عليه القران جملة واحدة كذلك لنثبت به فؤادك ورتلناه ترتيلا
İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.[392]
Kur’an’a inanmamak için bahaneler üreten müşriklerin başka bir iddiası dile getirilmektedir. Aslında Kur’an’ın hepsi birden indirilseydi onlar yine inanmayacaklardı. Çünkü amaçları gerçeği bulmak değil, taassup duygularıyla bağlandıkları bâtıl inançlarını, maddî ve sosyal çıkarlarını korumaktır. Ayrıca bu tutum sadece Câhiliye müşriklerine özgü bir hal de değildir. İnsanlardan bir kısmı, günümüzde bile asıl niyetlerini ve amaçlarını saklayarak –istedikleri yerine getirilse iyi bir dindar olacakmış gibi– böyle mâsum görünüşlü iddialar, gerekçeler, talepler, görüş ve öneriler ileri sürebilmektedir.
Müşriklerin, “Kur’an ona bütünüyle bir defada indirilseydi ya!” derken asıl maksatları Allah’ın mâlûmu olmakla birlikte, bu sözlerin iyi niyetli insanların zihnini karıştırması ihtimali bulunduğu için âyette iddiaya kısaca cevap verilmiştir. Buna göre Allah Teâlâ, Kur’an’ın tamamını bir defada değil de yaklaşık yirmi üç sene zarfında, âyet âyet, bölüm bölüm indirmekle Resûlullah’ın her gelen âyeti gerek metni gerekse anlamıyla zihnine iyice yerleştirmesini, ruhuna sindirmesini amaçlamış; Resûlullah da Kur’an’ın bütününü eksiksiz ve yanlışsız olarak hâfızasına yerleştirdiği gibi, diğer insanlara tebliğ etmeden önce bizzat kendisi, başta iman esasları olmak üzere Kur’an’ın ilkeleriyle kişiliğini bütünleştirmiş, Hz. Âişe’nin ifadesiyle Kur’an onun ahlâkı haline gelmiştir (Müslim, “Müsâfirîn”, 139).
Mehmet Okuyan
Kâfir olanlar “Kur’an ona bir kerede (topluca) indirilseydi ya!” dediler. İşte böylece, kalbini onunla iyice pekiştirmek için (peyderpey indirdik) ve onu tane tane okuduk.
Bu ayette Kur’an’ın topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, muhatapların gönlünü pekiştirmesi, sağlamlaştırması, vahyin bir anlamda hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: İsrâ 17:106.
Bayraktar Bayraklı
İnkâr edenler, “Kur'ân ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece yaptık ve onu tane tane okuduk.
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Kur'an ona bir defada ve topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Oysaki bu, onu kalbine iyice yerleştirelim diyedir. Onu düzenli bir şekilde pekiştire pekiştire indirdik.
(Yine bir bahane olarak) İnkâr edenler: “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Oysa Biz Kur’an’la Senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik.
Kafir olanlar, ona Kur'an dediler, birden ve toplu olarak indirilseydi ya. Biz, onu, gönlüne iyice yerleştirmen için böyle indirdik ve onu ayetayet ayırdık, birbiri ardınca indirdik.
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler: “Kur'ân O'na topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz O'nu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle, parça parça indirdik ve O'nu tane tane, ağır ağır okuduk.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler:
“Kur'ân ona, bir defada, topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbine, hâfızana iyice yerleştirip güven sağlamak için böyle bölüm bölüm indirdik. Onu tane tane okuduk.
İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an ona bir kerede topluca indirilmeli değil miydi?" Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için bu şekilde (ayet ayet indirdik) ve belli bir düzen üzere ağır ağır okuduk.
İnkârcılar dediler ki: 'Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?' Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.
Bir de kâfirler dediler ki: “- Kur'ân, O'na toptan indirilseydi ya!” Biz, onu kalbine iyice yerleştirelim diye böyle âyet âyet indirdik (topluca indirmedik); ve onu güzel bir şekilde beyan edip âyet âyet okuduk.
O kâfirler: “Neden bu Kur’an, bir defada toplu olarak indirilmedi?” dediler. Evet, senin kalbini onunla sağlamlaştıralım diye, onu peyderpey indirdik. Ve onu ağır ağır okuduk.
İnkârcılar: “Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Oysa Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek (ve insanların kavramasını kolayca sağlamak) için tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde ayet ayet, sûre sûre okuduk/indirdik.
İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.
İnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
İnkarcılar, "Kuran, ona neden bir defada indirilmedi," dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.
Yine o inkâr edenler dediler ki: "O Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
Yine o küfredenler dediler ki: o Kur'an ona cümlesi birden indirilseydi ya! Biz onu gönlüne iyi tesbit edelim diye böyle ındirdik ve fevkal'âde bir tertil ile tertil eyledik
O küfredenler (şöyle) dedi (ler): «Ona Kur'an bir (hamlede), toplu bir halde indirilmeli değil miydi»? Biz onu senin kalbine iyice yerleşdirmek için böyle (yapdık). Onu (çok güzel bir nizaam ile) âyet âyet ayırdık (ve aheste aheste bildirdik).
İnkâr edenler ise: “Kur'ân, ona bir def'ada topluca indirilmeli değil miydi?” dedi(ler). Onunla senin kalbini kuvvetlendirmek için böyle (azar azar indirmişiz)dir ve onu(sana) ağır ağır okuduk.(2)
(2)“Onları şübheye düşürten, güyâ Kur’ân’ın def‘aten (bir seferde) nâzil olmamasıdır. Demek Kur’ân def‘aten nâzil olmuş olsa idi, Allah’ın kelâmı olduğunda şübheleri olmayacaktı. Lâkin Kur’ân’ın parça parça nâzil olması, onların şübhelerini bâis olmuştur, ve: ‘Bu beşer kelâmıdır (insan sözüdür), parça parça yapılışı kolaydır, biz de yapabiliriz.’ diye şübheye düşmüşlerdir. Kur’ân-ı Kerîm dahi onların kolay zannettikleri yolu, ****** [bir sûre] ta‘bîri ile ihtâr etmiş ve: ‘Haydi sizin kolay zannettiğiniz parça parça şekilde olsun mislini getiriniz’ diye, onları kolay addettikleri yolda boğmuştur. Ve kezâ Zemahşerî’nin beyânına göre, Kur’ân-ı Kerîm’in sûrelere taksîm edilmiş bir şekilde nâzil olmasında çok fâideler vardır. Evet çok garib letâifi (güzellikleri) hâvi olduğu (taşıdığı) için, şu üslûb-ı garib (görülmemiş bir üslûb) ihtiyâr edilmiştir (seçilmiştir).” (İşârâtü’l-İ‘câz, 186)
İlyas Yorulmaz
Doğruları inkâr edenler “Bu Kur’an tek bir seferde toplu olarak indirilseydi ya” dediler. Böylece, biz de o’nu senin kalbine parçalar halinde yavaş yavaş yerleştirdik.
İsmail Hakkı İzmirli Furkan Suresi 32. Ayet Açıklaması
[7] Nazmını ezberlemesini, mânasını anlamasını, ahkâmının zapt olunmasını, hüküm ve nıesalihin tefasiline ıttıla olunmasını kolaylaştırmak için.[8] Veya âyet âyet ayırdık, birbiri ardınca yaptık. Azar azar okuduk.
Kadri Çelik
Küfre sapanlar, “Kur'an ona bir defada indirilmeliydi” derler. Oysa onunla senin kalbini sağlamlaştırıp pekiştirmek için onu azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.
Ey Muhammed! Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, “Kur’an ona neden toptan bir defada indirilmedi de, yirmi üç yıllık uzun bir süre içinde, bölümler hâlinde indirildi?” diyorlar. Biz, Kur’an’ı böyle ayet ayet, sûre sûre indiriyorve onu belli bir düzen içinde, ağır ağır ve sindire sindire sana okuyoruz ki, böylece senin imanını sürekli canlı ve taze tutarak kalbini pekiştirelim.
İnkâr edenler de:
-“Ona Kur’ân cümleten (topluca) indirilseydi ya?” dediler.
İşte böyle, senin gönlüne onu iyice yerleştirelim diye, tertîl üzere / tek tek âyetler halinde okuduk.
Kâfirler: “Kur’an ona bir defada indirilse olmaz mıydı?” dediler. Biz onu, senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu (sana) en güzel bir şekilde okuduk.
İmdi, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler: “Kur’an ona bir bütün olarak bir kerede 26 indirilseydi ya!” diyorlar. Oysa, Biz onu [sana] böyle tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde 27 belli bir düzen içinde ağır ağır vahyediyoruz ki onunla senin kalbini pekiştirelim.
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: - Kuran ona bir defada toptan indirilseydi ya! Dediler. Oysa biz bu Kuran’ı senin yüreğini güçlendirmek ve onu yerleştirmek için işte böyle kısım kısım indiriyor ve tane tane okuyoruz. 2/97...99, 11/2...3, 17/105...107, 26/192...195, 87/6
Bir de inkârda ısrar edenler dediler ki: “Kur’an ona topyekûn olarak tek bir seferde indirilseydi ya!”[3116] İşte Biz, bütünü oluşturan parçaları ait oldukları yere biri diğerini açıklayacak şekilde yerleştirerek,[3117] onunla senin iç dünyanı inşâ edip pekiştirelim diye böyle yaptık.[3118]
Mustafa İslamoğlu Furkan Suresi 32. Ayet Açıklaması
[3116] Bu talepte bulunanlar sadece vahyin kaynağından kuşkulanmış olmuyorlar, aynı zamanda vahyin hayat sorusuna verilmiş ilâhî bir cevap oluşundan da rahatsızlık duymuş oluyorlar.
[3117] Rattelnâhu tertîlânın açılımı şudur: Bütünlüğü olan bir öğretiyi, onun iç bütünlüğünü bozmadan anlaşılmasını, öğrenilmesini, yaşanmasını ve korunmasını sağlamak için bir süreç ve sıra içerisinde talim ettirmek (şey’en ba‘de şey’in ‘allemnâkehû). 30. âyette Allah Rasûlü’nün ümmetini kıyamette şikâyet edeceği hecr’in panzehiri tertildir. Zira tertil vahyi hayata okumaktır (Bkz: 73:4, not 4).
[3118] Bu son cümle Kur’an okumanın amacını ifade eder: İnsanın iç dünyasını imar ve inşâ (li-nusebbite bihî fu’âdek). Bu amaç gerçekleşmiyorsa, Kur’an okunmuyor demektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve kâfir olanlar dedi ki: «Kur'an O'nun üzerine toplu bir halde indirilmiş olmalı değil mi idi?» Onunla kalbini takviye etmek için böyle müteferrikan indirdik. Ve onu âyet âyet beyan ettik.
Bir de o kâfirler dediler ki: “Bu Kur'ân ona toptan, bir defada indirilmeli değil miydi? ” Halbuki Biz vahiyle senin kalbini pekiştirmek için böyle ara ara indirdik ve onu parça parça okuduk. [17, 106]
İnkar edenler: "Kur'an, ona bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk.
Küfredenler:-Kur'an ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi? dediler. Biz, onu senin kalbine yerleştirmek için böyle indirdik. Onu düzenli ve yerli yerince indirdik.
Bir de o kâfirler “Kur'ân ona bir defada indirilmeli değil miydi?” dediler. Oysa Biz onu senin kalbine böylece yerleştirmek için tane tane, ağır ağır okuduk.
Gerçeği örten nankörler/inkârcılar dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilseydi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.