Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2135, sondan 4102. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 106. ayetidir. İsrâ Suresi 106. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 3099 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقرانا فرقناه لتقراه على الناس على مكث ونزلناه تنزيلا
Kur’an’ın “gerçeğin bilgisi” olmasından maksat, onun yalnızca gerçeği, doğruyu içermesi; Allah’ın varlığı, birliği, aşkın sıfatları, peygamberlik ve âhiret hayatı gibi temel dinî akîdeleri, bütün ilâhî dinlerde ortak olan evrensel hakikatleri bildirmesidir. Âyet aynı zamanda Kur’an’ın da hak olduğunu, yani hem Allah’ın kelâmı olduğunda kuşku bulunmadığını, hem de ebedî olarak kalacak olan değişmez hakikat olduğunu, gerçeğin ortaya konması dışında başka bir amaçla indirilmediğini dile getirmektedir (Râzî, XXI, 67-68). Taberî’ye göre Kur’an’ın hak olarak indirilmesinden maksat, onun adalet ve insafı, güzel ahlâkı, iyi ve övgüye değer davranışları emretmesi; zulüm, haksızlık, kötü huy ve çirkin davranışları yasaklamasıdır (XV, 177). Kur’an, Hz. Peygamber’e kırk yaşından itibaren yirmi üç seneye yakın bir sürede âyetler ve sûreler halinde kısım kısım indirilmiş; bu da Resûlullah’ın ilâhî tebliğleri insanlara zamana, zemine ihtiyaçlara ve şartlara göre yavaş yavaş, anlata anlata, hazmettirerek okuması, duyurması imkânını getirmiştir. Bu durum aynı zamanda müminlerin de ilâhî hükümleri merhale merhale, alışa alışa uygulamalarını sağlamıştır. Hatta içki yasağıyla ilgili âyetlerde olduğu gibi bazı âyetler, insanların doğal olarak birden terketmeleri mümkün olmayan kötü alışkanlıklarını, yanlış inanç ve telakkilerini zaman içinde terketmelerini kolaylaştıracak bir süreçte indirilmiştir.
Mehmet Okuyan
Biz onu (Kur’an’ı), insanlara yavaş yavaş okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve onu bu şekilde indirdik.
Bu ayette Kur’an’ın topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: Furkân 25:32.
Bayraktar Bayraklı
Biz onu Kur'ân olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik.
1- “Takrae” sözcüğünün bu ayetteki anlamı okumak değil, “duyurmak”tır. Kur'an, okunsun diye değil; insanlara duyurulsun, iletilsin diye gönderilen bir hitaptır.
Ahmet Akgül
Biz Onu bir Kur’an olarak, insanlara (anlamaları için) dura dura okuman üzere (bölüm bölüm, surelere ve ayetlere) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.
Sana bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, okunan bir kitap, Kur'ân verdik. Onu insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet, sûre sûre ayırdık. Biz onu bölüm bölüm indirdik.
(*) Vahiy, gökte yazılmış bir kitap olarak gelmez. Vahiyde acelecilik olmaz. O, ihtiyaca göre, evrendeki doğal dağılıma benzer bir şekilde peygamberlerin kalbine iner.
Besim Atalay
İnsanlara, yavaş yavaş okumançin, Kur'anı da parça parça gönderdik, gereğince indirdik
Bkz. 25:32Bu ayetler, Kur’an’ın hakikatleri ihtiva etmek konusunda yeterli olmadığını ve aynı zamanda anlaşılmasının imkânsız olduğunu iddia edenlere bir cevaptır. Allah, hem “bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım” (Maide, 5:3) diyecek hem de eksik kitap gönderecek. Kamer, 54:17’da “Andolsun Biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık…”ve Meryem 19:97’de “Biz onu senin dilinle kolaylaştırdık…” buyuracak hem de anlaşılmayan bir mesaj gönderecek. Olacak iş midir? Herkes Kur’an’ı olması gerektiği gibi anlayamayabilir ama Kur’an her sınıftan insana yolunu gösterecek, imanını güçlendirecek, ahlakını zenginleştirecek ve manevi olgunluğa ulaştıracak sadelikte gelmiştir. Arapça gelmiş olması anlaşılması için bir problem değildir. Kur’an’ın ilk muhatapları Arapça konuştuğu için Arapça gönderilmiştir. Yusuf sûresi 12:2’de “mubîn” ifadesi kullanılıyor. Kur’an’ın “mubîn” olması, mesajın hem rahat anlaşılması ve hem de her dile dönüştürülebilir olmasıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu gerektikçe indirdik.
Hem onu, bir Kur'ân olarak (âyet âyet) kısımlara ayırdık ki, insanlara onu (iyice anlayabilmeleri için) dura dura okuyasın! Çünki onu (hâdiselere göre, size bir ders olmak üzere) azar azar indirdik.
Kur’an’ı insanlara okuduğunda, onların üzerinde (hafızalarında) kalıcı olsun diye, okunan (sure, sure - ayet ayet) bölümler halinde ayırdık ve indirdikçe (parçalar halinde) indirdik.
Ve bu kitabı sûre sûre, ayet ayet bölümlere ayırdığımız bir Kur’an halinde gönderdik ki, onu insanlara yavaş yavaş ve sindire sindire okuyarak insanları uyarasın ve bu amaçla onu, bir defada toplu olarak değil, yirmi üç yıl boyunca, azar azar ve aşama aşama indirdik.
Ayrıca biz bu Kuran’ı, insanlara uzun süreye yayarak okuman için onu kısım kısım indirdik. Bunun için de sana bu vahyi yavaş yavaş indirdik. 2/97, 25/32-33, 26/192...195
Ayrıca onu hep okunan bir Kur’an kılmak için bölüm bölüm açıkladık (ki), üzerinde dura dura onu insanlara okuyasın;[2337] çünkü Biz de onu, (hayata geçirsinler) diye dura dura, parça parça indirmiştik.
Mustafa İslamoğlu İsrâ Suresi 106. Ayet Açıklaması
[2337] Kur’an ile ilgili lügavî bir açıklama için bkz: 10:15 ve 25:30, ilgili notlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onu Kur'an olarak vakit vakit (müneccemen) indirdik, onu nâsa teennî ile (dura dura) okuyasın diye. Ve onu birbiri ardınca (müteferrik surette) indirmiş olduk.
Süleymaniye Vakfı İsrâ Suresi 106. Ayet Açıklaması
[*] Kur'ân, kök anlamı "toplama" olan karaa قرأ 'nın mastarı, kur' القُرْء veya kar' القَرْء'dan türemiştir. Mastar olarak kullanıldığı gibi makrû' (مقروء) = bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. (Lisan'ul-arab) Arapçada Kur'ân قُرْآنً'ın çoğulu yoktur; tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'ân = قُرْآن kelimesine kur'ânlar diye de anlam verilebilir. [*] Beklenti diye meal verdiğimiz müks = مُكْث, "durup bekleme" anlamındadır. (Müfredat) Demek ki Resulullah zamanında, bir ayet inince onu açıklayan ayetin inmesi bekleniyordu. Bu da kümeleri oluşturan ayetlerin aynı anda indirilmediğini gösterir. Şu ayetler; müks konusuna açıklık getirmektedir: Böylece onu, Arapça kur'ânlar halinde indirdik. Çekinip korunsunlar ya da yeni bilgi edinsinler diye içine tehditleri, değişik şekillerde yerleştirdik. Gerçek yetki elinde olan Allah pek yücedir. Vahyi tamamlanmadan o kur'ânlar ile hüküm vermekte acele etme; "Rabbim ilmimi artır" de. (Tâhâ 20:113-114)
Şaban Piriş
Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye kısım kısım indirdik. O'nu yavaş yavaş indirdik.