Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2862, sondan 3375. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 7. ayetidir. Furkan Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 70 ve toplam ebced değeri ise 3648 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقالوا مال هذا الرسول يأكل الطعام ويمشي في الاسواق لولا انزل اليه ملك فيكون معه نذيرا
Müşrikler, aslında alay maksadı taşıyan bu sözleriyle Hz. Muhammed’in sıradan insanlarda görülen özellikleriyle peygamber olamayacağını iddia ediyor; kendisine inanmaları için yanında bu tür beşerî özellikler taşımayan bir melek bulunması ve Resûlullah’ın sürdürdüğü uyarıcılık görevini bu meleğin üstlenmesi gerektiğini veya genellikle yoksulluğun hüküm sürdüğü Mekke şartlarında, kendilerinden farklı olarak Resûlullah’ın krallar gibi özel hazinelere, mülklere sahip olması gerektiğini savunuyor; bunların hiçbiri yokken peygamberlik davasında bulunmasının ancak büyü yapılmış birinin saçmalıkları olduğunu ileri sürüyorlardı. Âyetin sonunda bunlar “zalimler” diye anılmışlardır. Çünkü onlar öncelikle gönül dünyalarından Allah’ı silip, O’nun yerine düzmece tanrılar edinerek onlara bağlanmışlar; lâyık olana kulluk ve itaati bırakıp lâyık olmayana itaat etmişlerdir. İkinci olarak, Hz. Muhammed’in hak peygamber olup olmadığının ölçüsü olarak, onun getirdiği dinin ilkelerinin, insanlığın maddî ve mânevî, bireysel ve sosyal sorunlarını çözmeye elverişli olup olmadığını, ihtiyaçlarına cevap verip vermediğini dikkate almaları gerektiği halde onlar, peygamberlik misyonuyla ilgisi olmayan haksız ve yersiz isteklerde bulunmuşlardır.
Mehmet Okuyan
(Kâfirler) şöyle dediler: “Bu ne biçim elçi! Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Kendisine bir melek indirilip o da onunla uyarıcı olmalı değil miydi?
Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Hicr 15:7; Mü’minûn 23:24; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53.
Bayraktar Bayraklı
Kâfirler bir de şöyle dediler: “Bu ne biçim peygamber! Bizler gibi yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilseydi de kendisiyle birlikte o da uyarıcı olsaydı!”
“Bu nasıl Peygamberdir ki, bizim gibi yiyip (içiyor, bizim gibi giyiniyor) ve çarşı pazarda gezip dolaşıyor. Ona kendisiyle birlikte uyarıcı bir melek de indirilmeli değil miydi?” demişlerdir.
Onlar bir de şöyle diyorlar: “Bu ne biçim peygamber ki, bizler gibi yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor? O'na kendisiyle birlikte, uyarıcı olarak görünür bir melek gönderilseydi ya.
“- Böyle peygamber mi olur? Bizler gibi yemek yiyor, çarşılarda, panayırlarda bilgi ve becerisini kullanarak dolaşıyor. Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte, o da sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılık görevi yapmalıydı.” dediler.
Dediler ki: 'Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?'
Bir de şöyle dediler: “- Bu peygambere ne oluyor? Yemek yiyor, çarşılarda yürüyor. O'na bir melek indirilse de beraberinde bir davetçi olsa ya! (Meleğin O'nu tasdiki ile hak peygamber olduğunu bilsek ya).
(Yine onlar) dediler ki: “Bu ne biçim resuldür ki, (bizim gibi) yemek yiyor ve çarşıda pazarda geziyor? Ona, kendisi ile birlikte uyarma görevi yürüten bir melek indirilseydi ya!”
Bkz. 6:8, 17:92İsra suresinin 17:94. ayetiyle bu ayetin muhtevası aynıdır. Peygamber hayatın içinde olmasaydı insanlara nasıl rehberlik ederdi? İnsanlarla aynı ortamı paylaşmayan, onların yediğinden yemeyen, giydiğinden giymeyen, onlarla beraber tasalanmayan, mutlu olmayan, vahyin uygulanmasında rol almayan bir insan nasıl peygamber olabilirdi? Peygamberlerin diğer insanlardan tek farkı elçi olarak seçilmiş olmaları ve Allah’tan vahiy almalarıdır. Peygamberler diğer insanlardan farklı olmamalı ki insanlara örnek olabilsin. Normal insanlardan farklı ya da üstün bir insan ümmetine nasıl örnek olabilir?
Diyanet İşleri (Eski)
7,8. Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
Onlar (bir de) şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı!
(Yine) dediler: «Bu, nasıl peygamber? (Bizim gibi) yemek yiyor, çarşılarda yürüyor! Ona bir melek indirilib de (bu suretle) maiyyetinde (kendisini tasdıyk eden) bir inzarcı (yasakçı) bulunmalı değil miydi»?
Bir de (onlar) şöyle dediler: “Bu nasıl peygamber ki, yemek yiyor, çarşılarda geziyor. Ona bir melek indirilmeli de onunla berâber (o da) bir korkutucu olmalı değil miydi?”(3)
(3)“O Zât-ı Mübârek’in (Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın) tamâm-ı mâhiyeti ve hakīkat-i kemâlâtı (hakīkī yüksek makāmı ve ahlâkı), siyer ve târihe geçen beşerî ahvâl ve etvâra (insânî hâllere ve tavırlara) sığışmaz.Meselâ: Hazret-i Cebrâîl ve Mikâîl, iki muhâfız yâver hükmünde Gazve-i Bedir’de yanında bulunan bir Zât-ı Mübârek’i, çarşı içinde bedevî bir Arabla at mübâyaasında (alış-verişinde) münâzaa etmek(tartışmak), bir tek şâhid olan Huzeyfe’yi şâhid göstermekle görünen etvârı içinde sığışmaz. İşte yanlış gitmemek için, her vakit mâhiyet-i beşeriyeti (kişiliği) i‘tibâriyle işitilen evsâf-ı âdiye (sıradan vasıflar)içinde başını kaldırıp, hakīkī mâhiyetine ve mertebe-i risâlette (peygamberlik makāmında) durmuş nûrânî şahsiyet-i ma‘neviyesine bakmak lâzımdır. Yoksa, ya hürmetsizlik eder veya şübheye düşer.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 10)Ayrıca bakınız; (sahîfe 128, hâşiye 1)
İlyas Yorulmaz
Dediler ki “Bu Elçi nasıl bir elçidir ki, yemek yiyor ve pazarlarda dolaşıyor. O’nun yanına bir melek indirilseydi de, o melekle beraber insanları uyarsaydı ya.”
Onlar dediler ki bu peygamber niye yemek yer? Niye pazarlarda dolaşıp alışveriş eder? Ona bir melek gönderilip de onunla beraber Allah azabıyle korkutmalıydı [²].
İsmail Hakkı İzmirli Furkan Suresi 7. Ayet Açıklaması
[2] Yani melek onu tasdik etmeliydi.
Kadri Çelik
Dediler ki: “Bu peygambere ne oluyor ki yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıp korkutucu olacak bir melek de indirilseydi ya!”
Bu tür iftiralarla bir yere varamayacaklarını anlayınca, “Bu nasıl Peygamber ki!” diyorlar, “Sıradan ölümlüler gibi yiyip içiyor, basit insanlar gibi ihtiyacını sağlamak için sokaklarda, çarşılarda gezip dolaşıyor! O gerçekten Peygamber olsaydı, ona Allah tarafından, gözlerimizle görebileceğimiz bir melek gönderilmeli ve onunla birlikte bizi uyarmalı değil miydi?”
Onlar (bir de): “Bu ne biçim1 Peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olarak bir melek indirilse, olmaz mıydı?” dediler.
1 (مَالِ هَذَا)’nın (مَالِهَذَا) şeklinde yazılması gerekir. Fakat ilk nüsha Kur’an’da ayrı yazılmış olduğu için böyle yazılmaya devam edilmiştir.
Muhammed Esed
Ama onlar yine de şöyle diyorlar: “Bu nasıl peygamber ki [diğer ölümlüler gibi] yiyip içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor? Onunla beraber bir uyarıcı olarak [görünür] bir melek gönderilseydi ya!
Bir de: – Bu nasıl bir elçi? Yiyor, içiyor, çarşı pazar dolaşıyor. Mademki o bir elçi hiç olmazsa ona bir melek verilmeli ve onunla beraber uyarmalıydı! Diyorlar. 6/8, 11/12, 15/6- 7, 25/20
Mustafa İslamoğlu Furkan Suresi 7. Ayet Açıklaması
[3088] Normal insan olmayı küçümseyen bir tasavvurun sonucu olarak… Kur’an bu tasavvuru açıkça reddeder. Allah Rasûlü bölge insanının bu tasavvurunu yıkmak için mücadele etmiştir. Bir gün Medine döneminde huzuruna çıkartıldığında dizleri heyecandan titreyen bir adama, “Neden titriyorsun! Ben de senin gibi kurutulmuş et yiyen bir ananın doğurduğu insanım!” demişti.
[3089] Melek peygamber istemekle zımnen kendi hallerine bakıp insan soyundan umut kestiklerini itiraf etmiş oluyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve dediler ki: «Bu Resûl için ne var ki, yemek yiyor ve çarşılarda yürüyor ona bir melek indirilmeli değil mi idi ki, artık O'nunla beraber bir korkutucu olsa idi!»
Yine: “Ne oluyor bu Peygambere, böyle Peygamber mi olur: Yemek yiyor, çarşı pazarda dolaşıyor! Bari yanında heybetli bir melek olsaydı da etrafındaki insanları korkutup uyarıda bulunsaydı! ” [21, 8; 23, 24; 6, 9; 17, 9]
Müşriklerin zihniyetine göre, insanlar üzerinde etkili olmak için beşer değil de, beşer üstü bir varlık, hiç değilse güçlü bir kral olup yanında, istediği her şeyi yaptıracağı heybetli bir melek bulunmalıydı.
Süleyman Ateş
Dediler: "Bu elçiye ne oluyor ki yemek yiyor, çarşılarda geziyor? Ona kendisiyle beraber uyarıcı olacak bir melek indirilmeli değil mi?"
Şunu da dediler: “ Bu nasıl elçi? Yiyor, içiyor, çarşıda pazarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de uyarıcılık işinde ona eşlik etseydi olmaz mıydı?
Şunu da söylemişlerdir: "Ne biçim resuldür bu; yemek yiyor, sokaklarda yürüyor. Üzerine bir melek indirilmeli, beraberinde özel bir uyarıcı olmalı değil miydi?"
Daḫı eyitdiler kāfirler ki: Niçün bu peyġamber yimek yir bizüm gibi vebāzārlarda yürür biz yürügen gibi? Niçün özine bir ferişteh inmedi ki özi‐y‐le yol gösterici ola‐y‐dı?