Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4232, sondan 2005. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 14. ayetidir. Fussilet Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 93 ve toplam ebced değeri ise 5380 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
اذ جاءتهم الرسل من بين ايديهم ومن خلفهم الا تعبدوا الا الله قالوا لو شاء ربنا لانزل ملئكة فانا بما ارسلتم به كافرون
Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından[477] gelmiş, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler, onlar da, “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz” demişlerdi.
Metindeki “min beyni eydîhim ve min halfihim” ifadesinin asıl anlamı “önlerinden ve arkalarından” şeklindedir. Tefsirlerde bu ifadeye mümkün mertebede sözlük anlamına yakın yorumlar getirilmeye çalışılmıştır (meselâ bk. Taberî, XXIV, 100-101; İbn Atıyye, V, 8). Ancak biz, Zemahşerî, Râzî, İbn Âşûr gibi müfessirlerin tercih ettiği deyimsel anlamı dikkate alarak söz konusu ifadeyi,“(ikna etmek için) her yolu deneyerek” şeklinde serbest bir çeviriyle karşılamayı uygun bulduk. Türkçe’de de “Birini ikna etmek için her yolu denedi” anlamında “Sağından girdi, solundan girdi” şeklinde benzer bir deyim kullanılmaktadır.
İnkârcıların, Allah katından gelecek elçinin insanlardan değil, mutlaka meleklerden olması gerektiği şeklindeki itirazları, Mekke müşriklerinin de ileri sürdükleri bir bahane idi (bu itirazın eleştirisi konusunda ayrıntılı bilgi için bk. En‘âm 6:8).
Mehmet Okuyan
Hani elçiler onlara önlerinden ve arkalarından gelerek “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin!” dedikleri zaman, (onlar) “Rabbimiz (peygamber göndermek) isteseydi elbette melekleri gönderirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz!” demişlerdi.
Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Hicr 15:7; Mü’minûn 23:24; Furkân 25:7; Zuhruf 43:53.,Önceki nesillerdeki kâfirlerin peygamberlerine yönelik olarak birbirine benzer tepkiler vermeleri nedeniyle Kur’an’da onların bu durumu aynı anda yaşanmış gibi sunulmakta, küfrün tek millet olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu konuda bkz. A‘râf 7:94-102; İbrâhîm 14:9-18; Mü’minûn 23:51-53; Sebe’ 34:34-35; Yâsîn 36:13-32; Teğâbun 64:5; Fecr 89:11-12.
Bayraktar Bayraklı
O vakit onlara, önlerinden ve arkalarından peygamberler gelmiş, “Allah'tan başkasına kulluk etmeyiniz” demişlerdi. Onlar da, “Eğer Rabbimiz dileseydi bize melekler gönderirdi. Biz, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz” demişlerdi.
Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, “Allah'tan başkasına kulluk etmeyin.” diye resûller gelmişti. Onlar, “Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyleri inkâr ediyoruz.” demişlerdi.
Onlara "Yalnız (ve katıksız olarak sadece) Allah'a kulluk edin" (ibadet ve dilek kastıyla O’ndan başkasına yönelmeyin!) diye, elçiler önlerinden ve arkalarından gelince, (her yönden ve her vesileyle gerçekleri bildirince) demişlerdi ki: "Eğer dileseydi, (mecburen iman etmemiz için) Rabbimiz (sizin yerinize) melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz.”
Hani onlara, kendilerinden önce de, kendilerinden sonra da peygamberler gelmişti de Allah'tan başkasına kulluk etmeyin demişlerdi. Onlar, Rabbimiz dileseydi demişlerdi, melekler indirirdi elbette, biz, gerçekten de sizin gönderildiğiniz şeyleri inkar etmedeyiz.
Hani onlara kendilerinden önce de, kendilerinden sonra da peygamberler gelmişti de; “Allah'tan başkasına kulluk etmeyin” demişlerdi, onlar da: “Eğer Rabbimiz sizin söylediklerinize inanmamızı dileseydi, mesajının tebliğcisi olarak, melekler gönderirdi. Bakın işte biz, getirdiğiniz şeylerin hepsini inkâr ediyoruz” dediler.
Rasuller onlara, önlerinden, arkalarından gelerek, bilgi alanları içinde, kavrama alanları dışındaki konularda konuşarak, açıklamalar yaparak:
“Allah'tan başkasını ilâh tanımayın, başkasına kulluk ve ibadet etmeyin" dedikleri zaman:
“Rabbimizin sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı elbette melekler indirirdi. Onun için, biz sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz, inkâr ediyoruz." dediler.
Onlara 'Yalnızca Allah'a kulluk edin' diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: 'Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz.”
Âd ve Semûd kavmine, Allah'dan başkasına tapmayın diye, her taraftan peygamberler geldiği vakit, onlar şöyle dediler: “- Eğer Rabbimiz dileseydi, muhakkak melekler indirirdi, (siz ise bizim gibi insanlarsınız, peygamber olamazsınız). Onun için biz sizinle gönderilen şeylere inanmayız.”
Hani, Allah’tan başka hiçbir şeye kulluk etmeyin diye, her taraftan onlara peygamberler geldi. Onlar: “Eğer Rabbimiz dileseydi, melekler indirirdi. Dolayısıyla biz, sizin getirdiğiniz mesajları inkâr ediyoruz” dediler.
Yalnız Allaha tapın!» diyerekten her yönden onlara, peygamberler gelende, dediler ki: «Tanrımız dileseydi melekler gönderirdi, bizlerse inanmayız, gönderilmiş olduğunuz nesneye!»
Hani onlara, kendilerinden önce de kendilerinden sonra da resuller gelmişti de Allah'tan başkasına kulluk etmeyin demişlerdi. (Onlar da:) “Rabbimiz dileseydi (bize elçi olarak) melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz” demişlerdi.
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diyen peygamberler gelmişti: "Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz" demişlerdi.
Bu kavimlere her devirde peygamberler gönderildiği ve peygamberlerin onlarla yakından ilgilendiği anlaşılmaktadır.
Edip Yüksel
Onlara, "ALLAH'tan başkasına tapmayın," diye önlerinden ve arkalarından elçiler gitmişti. Onlar ise, "Rabbimiz dileseydi bir melek indirebilirdi. Bundan ötürü sizin getirdiğiniz mesaja inanmıyoruz," dediler.
Onlara Allah'tan başkasına kulluk etmeyin diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman: "Eğer Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeylere inanmayız." dediler.
Onlara Allahdan başkasına tapmayın diye Resuller önlerinden ve arkalarından geldiği vakıt, «rabbımız: dilese idi Melâike gönderirdi, onun için biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmayız» dediler
Onlara «Allahdan başkasına tapmayın» diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği vakit dediler ki: «Eğer Rabbimiz dileseydi elbette (üstümüze) melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeylere küfredicileriz».
O vakit onlara: “Allah'dan başkasına kulluk etmeyin!” diye, önlerinden ve arkalarından peygamberler gelmişti.(2) (Onlar:) “Eğer Rabbimiz (peygamber göndermek)isteseydi, elbette melekleri indirirdi; onun için doğrusu biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz!” dediler.
(2)Buradaki “Önlerinden ve arkalarından” ta‘bîriyle kasdedilen husus, bütün peygamberlerin kendi kavimlerine her vesîle ile hakkı anlatabilmek için yeterince uğraşmaları, cansiperâne çalışmaları ve onlarla ciddî alâkadar olmalarıdır. (Beyzâvî, c. 2, 350)
İlyas Yorulmaz
Onlara, Allah’dan başkasına kulluk etmeyesiniz diye, onlardan öncede ve onlardan sonrada elçiler gelmişti. Onlarda “Rabbimiz dileseydi, meleklerden birini elçi olarak gönderirdi. Biz kesinlikle sizinle gönderilmiş olanı (vahyi, kitabı) kabul etmeyip inkâr ediyoruz” dediler.
Hani onlara önlerinden, arkalarından [³], her taraftan peygamberler gelip «Allah/tan başkasına tapmayın» demişlerdi. Onlarsa «— Rabbimiz dileseydi, bize tebligatta bulunmak üzere melekler indirirdi. Biz za/mınız veçhile sizinle gönderilen şeyi tanımıyoruz» dedilerdi.
İsmail Hakkı İzmirli Fussilet Suresi 14. Ayet Açıklaması
[3] Veya kendilerinden evvel ve sonra gelen peygamberler. Çünkü kendilerine gelen Hud ve Salih aleyhimesselâm evvel ve sonra gelen peygamberlere iman edin diyorlardı. Böylece gûya bütün enbiyâ kendilerine gelip hitap etmiş oluyorlardı.
Kadri Çelik
Onlara, “Yalnızca Allah'a kulluk edin” diye önlerinden ve arkalarından peygamberler gelince dediler ki: “Eğer dileseydi Rabbimiz, melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkârcılarız.”
Hani onlara, ardı ardına Elçiler gelmiş ve her fırsatı kullanarak, çeşitli yol ve yöntemlerle ve bıkıp usanmadan onları şu hakîkate dâvet etmişlerdi: “Sadece Allah’a kulluk etmeli ve yalnızca O’na boyun eğmelisiniz!” Buna karşılık onlar, “Eğer Rabb’imiz sizin söylediklerinize inanmamızı isteseydi, mesajının tebliğcisi olarak bize gökten melekler gönderirdi. Onun için biz, sizinle gönderilen bu mesajı reddediyoruz!” dediler. Böylece Ad kavmi de, Semud kavmi de gün geçtikçe azgınlaşmaya başladılar.
Onların öncesinden ve sonrasından kendi rasûlleri, “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin!” diye onlara geldiğinde:
-“Rabbimiz dileseydi, elbette melekler indirirdi.
Biz, birlikte gönderildiğiniz şeyleri inkâr etmekteyiz” dediler.
1 Kelime anlamıyla tercüme edilirse anlam: “onların önlerinden ve arkalarından yani her taraflarından Peygamberler geldi.” şeklinde olur. Ayrıca bu ifâdeyi, “her yönden çalıştılar, ilerisini-gerisini, geçmişi-geleceği anlatarak uyardılar” şeklinde de anlamak mümkündür.
Muhammed Esed
Hani, onlara [Allah'ın] elçileri gelmişti ve önlerine serilmiş olanla [halen] bilgi ve kavrayış alanlarının dışında tutulan 19 hakkında konuşmuşlardı, [ve onlara]: “Yalnız Allah'a kulluk edin!” [diye çağrıda bulunmuşlardı]. Onlar, “Eğer” demişlerdi, “Rabbimiz [sizin söylediklerinize inanmamızı] dileseydi, [mesajının tebliğcisi olarak] melekler gönderirdi. 20 Bakın işte biz, getirdiğiniz[i iddia ettiğiniz] şeyde bir gerçek payı bulunduğunu inkar e-diyoruz!”
Oysa onlara elçileri gelip her türlü ikna yoluna başvurarak “Allah’tan başka hiç bir şeye kulluk etmeyin” diyerek uyarmışlardı. Fakat onlar da; “Eğer Rabbimiz dileseydi elçi olarak melekleri gönderirdi. Bunun için biz sizin tebliğ ettiğiniz inancı reddediyoruz” diye karşılık vermişlerdi. 7/101-102, 30/47, 17/94-95
Hani elçiler onlara önlerinden ve arkalarından[4248] gelerek “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin!” demişlerdi. Onlar, “Rabbimiz (böyle bir şey) isteseydi, kesin melekleri indirirdi; şu halde biz, sizinle gönderildiğini (söylediğiniz) şeyleri ısrarla reddediyoruz” dediler.
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 14. Ayet Açıklaması
[4248] “Önlerinden ve arkalarından” şu iki vurguyu da taşır: “söz anlatmak için her yolu deneyerek” veya “helâk olan geçmiş kavimlerin kıssalarını ve âhirette kendilerini bekleyecek olan azabı anlatarak..”
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlara, peygamberler, «Allah'tan başkasına tapmayın» diye önlerinden ve arkalarından geldiği vakit dediler ki: «Eğer Rabbimiz dilemiş olsa idi elbette melekleri indirmiş, olurdu. Binaenaleyh şüphe yok ki, biz sizin kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar edicileriz.»
Kendilerinden önce (Ad’a) onlardan sonra (Semud’a) gelen elçiler “Allah’tan başkasına kul olmayın.” dediklerinde şu karşılığı almışlardı: “Rabbimiz (Sahibimiz) elçi gönderecek olsa melekleri gönderirdi. Biz, sizin elçiliğinizi tanımayız.”
Onlara peygamberleri “Allah'tan başkasına kulluk etmeyin” diye önlerinden ve arkalarından geldiği zaman: Rabbimiz isteseydi melekleri gönderirdi. Bunun için biz sizin gönderildiğinize inanmıyoruz, demişlerdi.
Onlara peygamberler gelmiş ve kendilerine her yönden yaklaşarak “Allah'tan başkasına kulluk etmeyin” demişlerdi. Onlar ise “Rabbimiz dileseydi bize melek indirirdi; sizinle gönderileni biz inkâr ediyoruz” dediler.
Hani, resuller onlara önlerinden, arkalarından gelerek şöyle demişlerdi: "Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmeyin!" Şöyle cevap vermişlerdi: "Eğer Rabbimiz isteseydi, kesinlikle melekler indirirdi. Bu yüzden biz sizinle gönderileni tanımıyoruz."
Ol vaḳt ki geldi anlara peyġamberler ileylerinden daḫı ardlarından ki ṭap‐mañuz, illā ki Tañrı Ta‘ālāya. Eyitdiler: Eger bizüm Tañrımuz dilese‐y‐di feriş‐tehler indürürdi. Taḥḳīḳ biz siz[e] gönderilen nesneye kāfirler‐biz, didiler.