Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 476, sondan 5761. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 183. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 183. ayetinin kelime sayisi 28, harf sayısı 120 ve toplam ebced değeri ise 8327 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (19) ل (18) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
الذين قالوا ان الله عهد الينا الا نؤمن لرسول حتى يأتينا بقربان تأكله النار قل قد جاءكم رسل من قبلي بالبينات وبالذي قلتم فلم قتلتموهم ان كنتم صادقين
Onlar, “Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
Sözlükte masdar olarak “yaklaşmak”, isim olarak da “Allah’a yakınlık sağlamaya vesile kılınan şey” anlamına gelen kurban kelimesi, dinî bir terim olarak “ibadet maksadıyla belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak veya bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir. İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulamalarının bulunduğu tesbit edilmiştir (bk. Mâide 5:27; Hac 22:28-34, 67; Kevser 108:2).
“Yakılan kurban” tabiri Kitâb-ı Mukaddes’te de geçmektedir (Levililer, 1, 7 vd.; Tesniye, 15:16; I. Krallar, 18:38). “Allah fakirdir, biz zenginiz” dedikleri bildirilen Medine yahudilerinden bir grup Hz. Peygamber’e gelerek, “Ey Muhammed! Sen peygamber olduğunu ve sana Allah tarafından bir kitap gönderildiğini iddia ediyorsun. Oysa Allah bizden, ateşin yakacağı bir kurban getirinceye kadar hiçbir peygambere inanmamamız hususunda söz aldı. Bize böyle bir mûcize gösterirsen seni tasdik ederiz” demişler, bunun üzerine bu âyet inmiştir (Râzî, IX, 121). Ancak âyetin devamından peygamberlerin bu tür mûcizeler getirdikleri anlaşılmakla birlikte bundan Allah’ın onlara “böyle bir mûcize getirmediği takdirde hiçbir peygambere inanmamalarını emrettiği” anlamı çıkmaz. Bilakis âyet onları yermekte ve iddialarında doğru olmadıklarına işaret etmektedir. Çünkü daha önce Zekeriyyâ ve Yahyâ gibi birçok peygamber, diğer mûcizelerin yanında onların istediği bu mûcizeyi de getirmişlerdi; ancak bunların ataları o peygamberleri öldürmüşlerdir (İbn Âşûr, IV, 186).
Rivayete göre eskiden bir kimse bir sadaka verdiğinde sadakasının kabul edilip edilmediğini öğrenmek için Allah’a bir kurban takdim ederdi, sadakası kabul edilmişse Allah tarafından gökten gönderilen bir ateş o kurbanın üzerine iner ve onu yakardı (Taberî, 1V, 197). Bu şekilde kurban takdim etme olayı İsrâiloğulları’na gönderilen peygamberler için bir mûcize olmuştu. Peygamberin, Allah tarafından gönderilmiş olduğunu ispat etmesi için bir kurban kesilir, peygamber kalkar dua eder, bunun üzerine gökten inen bir ateş o kurbanı yakardı. Bu durum o peygamberin iddiasında doğru olduğunu gösteren bir mûcize olurdu (krş. Zemahşerî, I, 234; I. Kırallar, 18:36-38). Ancak peygamberlerin mûcizeleri sadece bundan ibaret değildi. Her peygamber kendi zamanına ve hitap ettiği topluma uygun olarak çeşitli mûcizeler getirmiştir. Nitekim Hz. Îsâ’nın ve Hz. Muhammed’in mûcizeleri tamamen farklı şeylerdi. İsrâiloğulları’na gönderilen peygamberler onların istedikleri mûcizelerden fazla olarak başka mûcizeler de getirmiş olmalarına rağmen onlar birçok peygamberi öldürmüşlerdir. Yüce Allah onları kınamak üzere “Doğru söylüyorsanız onları (peygamberleri) niçin öldürdünüz?” buyurarak onların Hz. Peygamber’den kurban mûcizesi istemelerinde samimi olmadıklarına işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
(Yahudiler) “Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir Elçi’ye inanmamamızı emretti.” demişlerdi. De ki: “Size, benden önce apaçık deliller, (özellikle) dediğiniz (konu) ve elçiler elbette gelmişti. Doğruysanız peki onları niçin öldürdünüz?”
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 183. Ayet Açıklaması
Ayette yer alan “ateşin yediği kurban” ifadesi ile kastedilenin ne olduğu konusunda çeşitli ifadeler ileri sürülebilir. Bu çerçevede “ateşin yediği kurban” ifadesi, “yakılarak sunulan bir kurban” olabileceği gibi “ateşin bitirdiği bir kurban” anlamına da gelebilir. “Buna göre yanık kurbanları kutsal ayinlerin temel bir unsuru kılan Hz. Musa şeriatına uymayan bir risalet söylemi onlar tarafından reddedilme sebebi olarak kabul edilmekteydi. Hz. Musa şeriatının bu yönü Kudüs’teki İkinci Mabed’in yıkılmasından beri uygulanamaz durumda olduğundan, Talmud sonrası yahudileri kendilerine vadedilen Mesih’in Musevi ayinlerini eski bütünlüğü içerisinde yeniden hayata geçireceğine inanıyorlardı. İşte ayette onların söylemek istedikleri buydu” (Muhammed Esed, [Kur’an Mesajı,] s. 128’de 141. not). Onların bu konudaki söylemleri ve kanaatleri Kitab-ı Mukaddes’te Yaratılış 15:17, Levililer 1:7, tesniye 13:16, Birinci Kırallar 18:38’deki bilgilerle ilişkilidir. Demek ki onların ileri sürdüğü şart, risalet noktasında Musa şeriatının bütün ilkelerine uygunluğu içermekteydi. Ancak Tevrat tahrifata uğradığı için bu bilginin ilahi mesajlarda ne kadar yer aldığı veya ne kadarının doğru olduğu noktasında elimizde sağlam bir delil bulunmamaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Onlar derler ki: “Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamayı emretti.” De ki: “Benden evvel nice peygamberler en açık deliller ile ve sizin söylediklerinizle geldiler. Eğer doğru insanlar iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
Onlar dediler ki: Allah, bize: “Ateş tarafından yenen bir kurban¹ getirmedikçe, hiçbir resule inanmamamızı emretti.” De ki: “Kuşkusuz, benden önce nice resuller açık kanıtlarla ve sizin istediğiniz şeyi getirmişti. Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, onları niçin öldürdünüz?”
1. Tevrat'ta geçen, “Sahte nebi ile gerçek nebiyi ayırt etmek için bir kurban keserek Allah'a dua edin, gökten bir ateş iner de kurbanı yakarsa; bu nebi olduğunu söyleyenin doğru söylediğine işarettir.” şeklindeki habere atfen.
Ahmet Akgül
"Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe, hiçbir elçiye inanmamamız konusunda ahit (yemin) verdi" (şeklinde asılsız iddialarda bulunup, mucize bekliyoruz) diyenlere de ki: "Şüphesiz, Benden önce nice elçiler, apaçık belgelerle ve söyledikleriniz (cinsinden mucizelerle) geldi; eğer siz doğru idiyseniz, o halde (inanıp itaat edeceğiniz yerde) onları ne diye öldürüverdiniz?"
Kurban ettiğini, bir yıldırım düşüp yakmadıkça inanmayız hiçbir peygambere, bize böyle emretti Allah gerçekten de dediler. De ki: Benden önce apaçık mucizelerle ve söylediğiniz mucizeyle birçok peygamberler gelip geçti, doğruysa sözünüz ne diye öldürdünüz onları?
Ahd-i Atıyk'te, Âdem Peygamberin oğulları Kaabil'le Hâbil'den bahsedilirken "Ve bir vakitten sonra Kayın, yerin mahsulünden Rabbe takdime getirdi ve Hâbil, kendisi dahi sürüsünün ilk doğanları ile semizlerinden getirdi ve Rab, Hâbil ile takdimesine nazar eyledi, lâkin Kayın ile takdimesine nazar etmedi" deniyor "Tekvin, 4, 3-5). Aynı bölümün 22. babında İbrahim Peygamberin, gökten inen koçu, Tanrıya mahrika olarak sunduğu bildiriliyor (13). Gene aynı kitapta, günah kurbanının iç yağıyla karaciğerinin üst tarafındaki zarının ve daha bazı uzuvlarının yakılması emredilmekte (Huruc, 29, 104), kahin kurbanın etinden ve ekmeğinden sabaha kadar kalan kısmın da yakılması buyrulmaktadır (Aynı bab, 34). Laililer kısmında ve daha birçok yerlerde kurban yakmaktan bahis vardır (1). İlk zamanlarda kurbanın kabulü, yıldırım düşerek kurbanın yanmasıydı. Tanrının Habil'in kurbanına nazar edip kabul etmesi, bu inancın ifadesidir.
Abdullah Parlıyan
Doğrusu bize gökten inen bir ateşin yakıp yok edeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamız için Allah bizden söz almıştır diyenlere de ki: “Benden önce de peygamberler size hakikatin tüm delillerini ve bu dediğinizi getirmişlerdi. Peki söylediğinizde samimi iseniz, neden onları öldürdünüz?”
“Allah, bize gökten inen, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir Rasule güvenmememizi, itimat etmememizi emretti” diyenlere:
“Size, benden önce mûcizelerle, özellikle hak peygamber oldukları konusunda istediğiniz delillerle nice Rasuller geldi. Eğer dürüst kimseler olduğunuz iddiasında iseniz, niçin peygamberleri öldürdünüz?” de.
"Allah bizden, ateşin yediği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamız üzere söz aldı" diyenler var ya, onlara de ki: "Benden önce nice peygamberler size açık deliller ve sizin o söylediğinizi getirdiler. Eğer doğru sözlü idiyseniz onları niçin öldürdünüz?"
'Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda and verdi,' diyenlere de ki: 'Şüphesiz, benden önce nice elçiler, apaçık belgeler ve söylediklerinizle geldi; eğer, siz doğru idiyseniz, o halde onları ne diye öldürdünüz?'
O Yahûdiler şöyle dediler: “- Gökten mucize olarak gelecek ateşin yiyip tüketeceği bir kurban getirinceye kadar hiç bir Peygambere iman etmememizi Allah bize emretti.” (Rivayet edildiğine göre İsrailoğulları kurban eti yemezler ve kurban ettikleri hayvanın etini çatısız bir eve korlardı. Zamanın peygamberi orada dua yapardı. Halk da dışarda duanın kabulünü beklerdi. Gökten beyaz bir ateş gelip o kurbanı yakardı ve bu onun kabulüne bir alâmet sayılırdı). De ki:”- Size, benden önce bir çok peygamberler apaçık delillerle gelmiş ve o dediğinizi de elbet getirmişti. Ya, sadık kimseler idiyseniz niçin onları öldürdünüz?
Onlar öyleler ki; “Ateşte yanan bir kurbanla bize gelmeden hiçbir elçiye inanmamamız için, Allah bizden söz almıştır” dediler. Sen söyle: “Daha önce mucizelerle ve dediğiniz kurban ile size nice elçiler geldi. Eğer sözünüzde doğru iseniz, neden onları öldürdünüz?”
«Ateşin yiyeceği bir kurbanla gelmiyen hiçbir peygambere inanmayın, diye Allah bize buyurdu» diyenlere söyle ki : «Size benden önce de açık belgeler ile, dediğiniz nesne ile, peygamberler gelmişti, eger gerçek iseniz, neden dolayı onları öldürdünüz?»
Doğrusu onlar: “Allah, bize, (gökten mucize olarak inen) ateşin yiyeceği (yakacağı) bir kurban getirmedikçe hiçbir Resûle inanmamamızı (Tevrat'ta) emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice resuller, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 183. Ayet Açıklaması
Medine’de bulunan Yahudiler, Müslüman olmamak için bin türlü bahane ileri sürüyor, gereksiz ve manasız mucizeler istiyorlardı. Âyette zikredilen, gökten inmesini istedikleri kurban da bunlardan sadece bir tanesidir.
Diyanet İşleri (Eski)
"Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi" diyenlere sen, de ki: "Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?"
«Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti» diyenlere şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 183. Ayet Açıklaması
Bazı tefsirlerde nakledilen bir rivayete göre Medine’deki yahudilerin, müslüman olmamak için bahane olarak ileri sürdükleri bu özel mucize şartı, Hz. İsa’nın risaleti ile kalkmıştır.
Edip Yüksel
Onlar, "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda ALLAH bizden söz aldı," diyorlar. De ki, "Benden önce, apaçık delillerle birlikte bu dediğinizi de size getiren elçiler geldi. Sözünüzün eriyseniz niçin onları öldürdünüz?"
Edip Yüksel Âl-i İmran Suresi 183. Ayet Açıklaması
Adem'in çocuklarına kadar dayanan geleneğe göre, kurban etine yıldırım çarpıp yakarsa kurban kabul edilmiştir. (5:27).
Elmalılı Hamdi Yazır
"Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onlarıniçin öldürdünüz?"
onlar ki «Allah dediler: bize şöyle and verdi: bize ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiç bir Resule iyman etmiyeceğiz» de ki size benden evvel bir takım Resuller beyyinelerle gelmiş ve o dediğinizi de getirmiş idi ya onları niçin katlettiniz doğru iseniz?
«Hakıykaten, Allah hiç bir peygambere — o, (gökden inecek) ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar — îman etmememizi bize emretdi» diyen (Yahudi) ler (e) de ki: «Size benden evvel nice peygamberler apaçık deliller ve mu'cizelerle beraber o dediğinizi de elbet getirmişdi. O halde (sözü) doğru (insan) lar idiniz de onları neye öldürdünüz»?
Onlar ki: “Şübhesiz Allah, (gökten inen) ateşin kendisini yiyeceği (onu yakacağı)bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere îmân etmememizi bize emretti” dediler. De ki: “Size, gerçekten benden önce apaçık mu'cizelerle ve dediğiniz (mu'cize) ile (de) peygamberler gelmişti. O hâlde (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, onları niçin öldürdünüz?”
“Bir peygamberin bize ateşin yiyeceği (ateşe sunacağımız) bir kurban getirmedikçe, o peygambere inanmamamız hakkında Allah bizimle antlaşma yaptı” diyenler var. Onlara deki “Benden önce Allah’ın açıklayıcı ayetleriyle beraber ve sizin konuştuklarınızı size haber veren elçiler geldi. Peki onları niçin öldürdünüz? Doğru sözlü iseniz söyleyin.
«Bize ateşin yaktığı bir kurban [⁴] getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamaklığımızı Allah bize Tevratta emir ve vasiyet etti» diyenlere de ki «benden evvel birtakım peygamberler açık mucizatı, dediğiniz kurbanı getirmişlerdi. Dâvanızda gerçek iseniz neye onları öldürdünüz?»
“Kurbanın (fakirlerce yiyilmesi yerine) ateşte yakılması (hükmünü) getirmedikçe hiç bir peygambere inanmamak üzere Allah bizden ahit aldı” diyenlere de ki: “Benden önce peygamberler size apaçık belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?”
(el-Menar tefsiri esasınca Yahudiler bazı kurbanlarını yemiyor, yakıyorlardı. Peygamber onlara kurbanlıkların yakılmamasını, yenilmesini emredince bu defa Yahudiler, Allah’ın kendilerinden kurbanların yakılması hükmünü getirmeyen bir peygambere iman etmemek üzere ahit aldığını ileri sürerek akıllarınca teslim olmaktan kaçındılar.)
Mahmut Kısa
Ama gel gör ki onlar, Son Elçiye inanmamak için bin bir türlü bahane öne sürerek:“Allah’ın bize emrettiğine göre, gökten mûcize olarak inen ateş tarafından yakılan bir kurban getirmedikçe, hiçbir Peygambere iman etmeyeceğiz!” dediler. Onlara de ki:“Benden önce nice Peygamberler size apaçık mûcizeler göstermiş, o sözünü ettiğiniz kurban mucizesini de getirmişlerdi. Peki, iman etmek için bu şartı ileri sürerken samîmî idiyseniz, onları niçin öldürdünüz? Apaçık mûcizelerle size gelen —Zekeriya ve Yahya başta olmak üzere— bir çok Peygamberi öldüren, İsa’yı da öldürmeye teşebbüs eden sizler değil miydiniz? Atalarınız Peygamberleri öldürdüğü gibi, siz de bugün onların izinden gidip, Son Elçiye karşı aynı tavrı göstererek aynı suçu işlemiş olmuyor musunuz? Demek ki, inkârınız ikna olamamaktan değil, azgınlığınızdan kaynaklanıyor. Ayrıca Allah, “Yakılan kurban mûcizesi göstermedikçe, hiçbir Peygambere inanmayacaksınız.” diye bir şey emretmemiştir. Tevrat’ta yakılan kurbanlardan bahsedilmesine rağmen, bunlar Peygamberliğin işâretlerinden kabul edilmez. Bunlar sadece Allah’ın kurbanları kabul ettiğini gösteren sembollerdir. Gerçi Allah dileseydi, istediğiniz şeyleri bugün de gönderebilirdi. Fakat O sizin kuruntu ve heveslerinize göre değil, sonsuz ilim ve hikmetine göre hüküm verir.”
Onlar ki: -“ ‘Bize Ateş’in yiyeceği (yakmalık) bir kurban getirinceye kadar bir rasûle inanmayalım / güvenmeyelim’ diye Allah, bize ahid verdi” dediler.
De ki:
-“Benden önce size, Açık Belgeler / Beyyineler ve dedikleriniz ile rasûller geldi.
Doğru söyleyen / sadık idiyseniz, onları niçin öldürdünüz?”.
(Ey Muhammed!) “Allah, bize (gökten inen) bir ateşin yiyeceği kurban mûcizesini1 getirmedikçe, hiçbir Peygambere inanmamamızı emretti” diyen (Yahûdî)lere: “Size, benden önce de (bir takım) mûcizeler ve (özellikle) sözünü ettiğiniz mûcizeyi gösteren nice Peygamberler gelmişti. Eğer siz, gerçekten doğru insanlarsanız onları niçin öldürdünüz?” de.2
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 183. Ayet Açıklaması
1 Bu, “ateşin yiyeceği kurban mûcizesi,” Yahûdîler tarafından uydurulan bir yalandır. Tevrât olduğu iddiâ edilen kitapta, “yakılmış kurbanlardan” bahsedilmesi, Peygamberliğin işareti olarak böyle bir mûcizenin gerekliliğini Allah’ın emretmesini, asla gerektirmez. Yalnız âyetin son bölümü, bazı Peygamberlerin sağlıklarında bu şekilde bir mûcize gösterdiklerine işaret olabilir. Aslında Yahûdîler, “bu kurban mûcizesi gösterilirse îman edeceğiz” sözlerinde samimi değildirler. Çünkü daha önce bu mûcizeyi gösteren Peygamberleri, (Hz. Zekeriyya ve Yahya’yı) hâlâ inkâr etmektedirler. 2 Yahudilerin büyüklerinden, Kâ’b b. Eşref, Malik b. Sayf, Vehb b. Yehuza, Zeyd b. Manuh, Fenhas b. Azura ve Hüyey b. Ahtab Peygamberimize gelip: Ey Muhammed! Sen, Allah’ın seni bize bir Elçi olarak gönderdiğini ve sana bir kitap indirdiğini iddiâ ediyorsun, hâlbuki Allah bize Tevrât’ta, Allah tarafından gönderildiğini iddiâ eden bir Peygambere bize ateşin yiyeceği bir kurban mûcizesi getirmedikçe îman etmememizi emretmiştir. Eğer sen, bu mûcizeyi gösterirsen sana îman ederiz.” demişlerdi. (Vâhidî)
Muhammed Esed
“Allah, yakılarak sunulan bir kurban 141 getirmedikçe, hiçbir elçiye inanmamamızı bize emretmiştir” iddiasında bulunanlara gelince, [Ey Peygamber, onlara] de ki: “Benden önce de peygamberler size hakikatin tüm kanıtlarını ve o hakkında konuştuğunuzu getirmişlerdi: Peki, söylediğinizde samimi idiyseniz neden onları katlettiniz?” 142
Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız için bizden ahit/söz aldı, diyenlere de ki: “Benden önce size nice elçiler apaçık belgelerle ve sözünü ettiğiniz o şeyler ile gelmişti. Eğer doğru sözlü iseniz peki onları niçin öldürdünüz?” 3/21, 17/90...94
Onlar ki, “Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamızı emretmişti” diyenlerdir.[696] De ki: “Benden önce de size rasuller gelmiş, hem hakikatin apaçık belgelerini hem de sözünü ettiğiniz şeyi getirmişlerdi. Peki, madem doğru söylüyordunuz da niçin onları öldürdünüz?”[697]
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 183. Ayet Açıklaması
[696] Krş: Eski Ahid: Yaratılış 15:17; Levililer 1:7; Tesniye 13:16; I. Krallar 18:38. Mucize isteyenlerin yaman çelişkileri âyetin devamında dile geliyor.
[697] “Kudüs! Ey peygamberlerini öldüren Kudüs!” (Matta). Bu konuda ayrıntılı bir sayım-döküm için bkz: 2:61, not 112.
Ömer Nasuhi Bilmen
O kimseler ki, «Şüphe yok Allah bize ahdetti ki, Ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiçbir peygambere imân etmeyelim,» dediler. De ki: «Şüphe yok benden evvel size peygamberler mûcizeler ile ve dediğiniz şey ile gelmişlerdi. Artık ne için onları öldürdünüz, eğer siz sâdık kimseler iseniz?»
Onlar dediler ki: “Allah, ateşin yakıp kor haline getireceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti. ” Onlara cevaben de ki: “Benden önce birçok peygamber açık delillerin (mûcizelerin) yanında, sizin öne sürdüğünüz kurbanı da getirdiler. Peki sözünüzde tutarlı iseniz, onları niçin öldürdünüz? ” [5, 27; 2, 91] {KM, Levililer 9, 23-24; I Kırallar 18, 38}
Suat Yıldırım Âl-i İmran Suresi 183. Ayet Açıklaması
Bu, o Yahudiler tarafından Allah’a iftiradır. Tevrat’ta yakılmış kurbanlardan bahsedilmekle beraber (Hakimler, 6,20-21; Levililer 9,24; II Tarihler 7,1-2) bunlar peygamberliğin asıl işaretlerinden sayılmazlar. Bunlar sadece Allah’ın yapılan takdimeyi kabul ettiğini gösteren alâmetlerdir. Onlar güya Hz. Muhammed’in nübüvvetini reddetmek için bu bahaneyi ileri sürdüler. Kur’ân, itirazlarını ağızlarına tıkadı, dürüst olmadıklarını şöyle ispatladı: “Söyleyin bakalım bu şartınıza uyan peygamberlerinizi neden öldürdünüz?” (Mesela İlyas (a.s.)’a yaptıkları: I Krallar, 18 ve 19)
Süleyman Ateş
Onlar: "Allah bize, and verdi ki, bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmayalım." dediler. De ki: "Size benden önce açık deliller ve bu dediğinizi de getiren elçiler gelmişti. Eğer doğru idiyseniz niçin onları öldürdünüz?"
O sözü söyleyen (Yahudiler) şöyle dediler: “Allah bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe bir elçiye inanmama görevi yükledi.” Onlara de ki “Benden önce birçok elçi hem açık belgelerle, hem de bu dediğinizle gelmişti. İddianızda haklı iseniz söyleyin: Onları niye öldürdünüz?”
-Allah, bizden ateşin yediği bir kurban bize getirinceye kadar bir peygambere inanmamamız için söz aldı, diyenlere de ki: -Benden önce size peygamberler apaçık delillerle ve söylediğiniz (mucize) ile gelmişti. Eğer doğru söylüyorsanız/sözünüzde samimi iseniz niçin onları öldürdünüz?
“Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” diyenlere sen de ki: “Benden önce size hem apaçık delilleri, hem de söylediğiniz şeyi getiren peygamberler geldi. Eğer doğru söylüyorsanız, onları neden öldürdünüz?”
Onlar şöyle demişlerdi: "Allah bize ant verdi, kendisi bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir resule inanmayacağız." Söyle onlara: "Size benden önce o dediğinizle birlikte açık deliller getiren resuller gelmişti. Peki, madem doğru sözlülerdiniz neden onları katlettiniz?"
anlar kim eyittiler: “bayıķ Tañrı” ıśmarladı bize kim inanmayavuz hįç yalavaca; tā getüre bize ķurbān kim yir anı od.” eyit: “bayıķ geldi size yalavaçlar benden ilerü ḥüccetler-ile daħı anuñ-ile kim eyittüñüz pes nişe depeledüñüz anları eger olasız girçekler?”
Anlar eyitdiler: Tañrı Ta‘ālā bize ‘ahd eyledi ki biz īmān getürmeyevüz birpeyġambere, getürmeyince bize bir ḳurbānı ki od anı yiye, yandura. Eyit yāMuḥammed: Geldi size peyġamberler benden burun mu‘cizātlar bilesiz istedügüñüz ḳurbānlıḳ bile. Daḫı pes niçün anları öldürdüñüz eger siz girçekler‐iseñüz?