Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4188, sondan 2049. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 55. ayetidir. Mü'min Suresi 55. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 4253 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (3) م (1) bulunuyor.
Arapça Metin
فاصبر ان وعد الله حق واستغفر لذنبك وسبـح بحمد ربك بالعشي والابكار
“Allah’ın vaadi”, peygamberlerine ve inananlara mutlaka yardım edeceğine dair 51. âyetteki sözüdür. Mekke döneminin en sıkıntılı günlerinde indiği anlaşılan bu âyetlerde Hz. Muhammed’e, “Sen şimdi sabret” buyurularak, Mûsâ ve ona inananlar hakkında olduğu gibi kendisi ve ümmeti hakkında da bu vaadin mutlaka gerçekleşeceği müjdelenmektedir.
Âyette Hz. Peygamber’den, günahının bağışlanması için dua etmesi istenmektedir; Fetih sûresinde ise ona gelmiş geçmiş bütün günahlarının bağışlandığı müjdelenmiştir. Müfessirler bu durumu, Mü’min sûresinin Fetih sûresinden önce inmiş olduğuna kanıt göstermişlerdir. Bu sûrenin Fetih’ten önce indiği kesin olmakla birlikte gösterilen bu kanıt isabetli değildir. Nitekim en son inen sûrelerden olan Nasr sûresinde de Resûlullah’a, Allah’ı hamd ile tesbih ederek O’ndan mağfiret dilemesi emredilmektedir.
İslâm inancına göre diğer peygamberler gibi Peygamber efendimiz de mâsum (günah işlemekten korunmuş) olduğu için bazı müfessirler, “Günahının bağışlanmasını dile” buyruğunun, peygamberlikten önceki hatalarıyla ilgili olduğunu veya bu buyruğun asıl muhatabının Resûlullah’ın şahsında onun ümmeti olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak bize göre peygamberi bu buyruğun dışına çıkarma çabaları pek anlamlı görünmemektedir. Zira her şeyden önce tövbe ve istiğfar da birer ibadettir. Nitekim Resûlullah, kendisinin günde yetmiş veya yüz kere istiğfar ettiğini yeminle ifade etmiştir (Buhârî, “Da‘avât”, 3; Müsned, IV, 211; bu konuda ayrıca bk. Fetih 48:1-7).
Bazı müfessirler “Sabah akşam rabbini hamd ile tesbih et” cümlesiyle ikindi ve sabah namazlarının veya beş vakit namazın farz kılınmasından önce uygulanan iki vakit namazın kastedildiğini ileri sürmüşlerse de (bk. İbn Atıyye, IV, 565; Şevkânî, IV, 569), İbn Âşûr’un da haklı olarak belirttiği gibi (XXIV, 171) bu âyetin namazın farz olması veya namaz vakitleriyle ilgisi yoktur; Nasr sûresinde olduğu gibi burada da sadece hamd, tesbih ve istiğfar emredilmiştir.
Mehmet Okuyan
Sabret! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste!Akşam sabah Rabbini [hamd] (övgü) ile [tesbih] et (yücelt)!
Benzer mesajlar: Rûm 30:60; Mü’min 40:77. ,Muhammed 47:19, Fetih 48:2 ve Nasr 110:3’te de belirtildiği üzere, Hz. Muhammed’in de bağışlanmayı gerektirecek hataları vardı. Bu ayetlerde verilen bilgilere göre, Hz. Muhammed hem kendi hataları için hem de bütün mümin erkek ve kadınların günahları için Yüce Allah’tan bağışlanma dileğinde bulunması gerektiği noktasında bilgilendirilmiştir.
Bayraktar Bayraklı
O halde sabret! Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini övgü ile an!.[504]
(Ey Nebim!) Şu halde Sen sabret (ve dayan ki) ; gerçekten Allah'ın va'adi Hakk’tır. Günahın için mağfiret dileyerek, akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih ederek (mü’minlere örnek olmalı ve rehberlik yapmalısın).
Akşam çağlarında Rabbi tenzîh, akşam ve yatsı namazlarını kılmaktır. Sabah çağlarındaki tenzîh, sabahtan akşama dek geçen vakit içinde, gün doğmadan sabah namazını, zeval vaktinden sonra öğleyi, ondan sonra da ikindiyi kılmaktır.
Abdullah Parlıyan
O halde sen de, sana gönderilen son kitaptan dolayı, başına gelen sıkıntıların hepsine karşı sabırlı ve dirençli ol. Çünkü Allah'ın, peygamberlerine ve mü'minlere karşı yardım sözü mutlaka gerçekleşecektir. Günahların için bağışlanma dile ve Rabbinin şanını sabah akşam yücelt.
Sen sabrederek mücadeleye devam et. Allah'ın va’di haktır, doğrudur. Günahından dolayı bağışlanma, koruma kalkanına alınma dile. Rabbini, akşama doğru ve sabahları erken hamd ile tesbih et, namaz kıl, ibadet et.
O halde (Ey Rasûlüm, müşriklerin eziyetlerine) sabret; çünkü Allah'ın (zafere dair) vaadi gerçektir. (Müminler âdet edinsinler diye) günahın için mağfiret dile, akşam-sabah hamd ile Rabbini tesbih et (veya beş vakit namaz kıl).
Artık sen sabret! Çünkü Allah’ın vadi haktır. Günahların için bağışlanma dile. Ve akşam-sabah Rabbinin mükemmelliğini bildirerek (O’na hamd ederek) O’nu tesbih et.
(O halde Ey Muhammed!) Sen sıkıntılara karşı sabırlı ol! Zira Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahların için bağışlanma dile! Rabbinin şanını sabah akşam yücelt.
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 55. Ayet Açıklaması
Bu pasajın ilk muhatabı doğrudan Hz. Peygamber olsa da aslında bu onun aracılığıyla bütün mü’minleri kapsamaktadır. Kur’an’daki Hz. Peygambere yapılan hitapların çoğunda görülen emirler, yasaklar, örnekler genel bir muhteva taşımaktadır ve bütün insanlar için geçerlidir. “Günahların için bağışlanma dile!” emri; peygamber de olsa hiç kimsenin günahsız ve masum olamayacağı anlamına gelmektedir. Nitekim Hz. Âdem ile Havva’nın yasak olan meyveden yemeleri ve ceza olarak cennetten çıkarılmaları (Taha, 20:115), “… Böylece Âdem, Rabbinin emrine karşı gelerek günah işlemiş oldu.” (Hud 20:121) Hz. Yunus’un Allah’tan izinsiz tebliğ bölgesini terk etmesi ve ceza olarak balık tarafından yutulması (Saffat, 37:139-145), Hz. Eyyub’un, gittiği yerden geç dönen karısına yüz sopa vuracağına dair yemin etmesi ve bunun yanlış olduğunun Allah tarafından kendisine bildirilmesi (Sâd, 38:44) de bu gerçeği doğrulayan Kur’an örneklerindendir.
Diyanet İşleri (Eski)
Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.
Allah’ın vâdi dostlarını muzaffer kılması biçiminde yorumlanmıştır. Firavun’un karşısında Musa’nın durumu bunun delilidir. Hz. Peygamber’in sabah-akşam hamd ve tesbihi, aynı zamanda ümmete bırakılan bir sünnettir.)
Rivayet edildiğine göre bir takım yahudiler Resûlullah (s.a.)’a gelerek «Ahir zamanda Deccal bizim içimizden gelecek ve olacaklar işte o zaman olacak!» dediler. Bunun üzerine bu âyet nâzil oldu.
Edip Yüksel
Öyleyse sabret. Çünkü ALLAH'ın sözü gerçektir. Günahların için de bağışlanma iste ve Rabbini akşam sabah överek yücelt.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Artık sabret! Çünki Allah'ın va'di haktır; günâhının bağışlanmasını dile(2) ve akşam ve sabah Rabbine hamd ile (O'nu) tesbîh et!(3)
(2)“(Âyetteki mağfiret) hakīkī günahlardan değil; çünki ismet (günahlara karşı korunmuş olmak) var, günah yok. Belki makām-ı nübüvvete (peygamberlik makāmına) lâyık bir ma‘nâ ile mağfirettir.” (Lem‘alar, 7. Lem‘a, 27)(3)Buradaki sabah-akşam tesbîh etmek ta‘bîrinden maksad, beş vakit namazdır. (Celâleyn Şerhî, c. 6, 486)“Namazın ma‘nâsı, Cenâb-ı Hakk’ı tesbîh (Sübhanallah diyerek kusurlardan temiz olduğunu i‘lân etmek) ve ta‘zîm (azamet ve büyüklüğünü i‘lân etmek) ve şükürdür. Yani, celâline karşı kavlen (sözle) ve fiilen ******* deyip takdîs etmek (kusurlardan temizlemek). Hem kemâline (mükemmel sıfatlarına) karşı, lafzan ve amelen ******* deyip ta‘zîm etmek. Hem cemâline (Zât ve sıfatlarının güzelliğine) karşı, kalben ve lisânen (dil ile) ve bedenen ******* deyip şükretmektir. Demek tesbih ve tekbir (büyüklüğünü i‘lân) ve hamd (övgü), namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât (hareketleri) ve ezkârında (zikirlerinde) bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar. Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın ma‘nâsını te’kîd ve takviye için şu kelimât-ı mübâreke (mübârek kelimeler), otuz üç def‘a tekrâr edilir. Namazın ma‘nâsı, şu mücmel (öz)hülâsalarla te’kîd edilir.” (Sözler, 9. Söz, 26)
İlyas Yorulmaz
Sabret. Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahların için Rabbinden bağışlanma dile ve Rabbinin şanını gece gündüz tesbih ederek yücelt.
Artık müşriklerin ezalarına katlan. Allah/ın nusrat hakkındaki vaadi doğrudur. Kusurun için [³] yarlıganmak dile, sabah ve akşam Rabbini överek tespih ve tenzih et.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'min Suresi 55. Ayet Açıklaması
[3] Evlâ olanı terketmek suretiyle kusurun hakkında yahut ümmeti hakkında mesnun olmak için irat olunmuştur.
Kadri Çelik
O halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın vaadi haktır. (Dininin geleceği hakkındaki yersiz endişelerinden ibaret olan) Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.
O hâlde, ey Müslüman! Allah yolunda giriştiğin mücâdelede başına geleceklere göğüs gererek sabret! Unutma ki, Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir! Rabb’ine giden yolda, şeytanın tuzaklarından birine takılıp tökezlesen bile, sakın ümitsizliğe kapılma; derhal günahının bağışlanması için Rabb’ine yalvar; gözlerini hedeften ayırmadan, kaldığın yerden yoluna devam et ve bu yolculuğunda sana azık olması için,sabah akşam Rabb’ini övgüyle yücelterek tesbih et! Kur’an’a karşı savaş açan kâfirler için de üzülme! Şunu iyi bil ki:
Artık sabret; Allah’ın vaadi gerçektir.
Senin günahın / kusurun için bağışlanma dile!
Sabah Erken Vakitler ve Akşamleyin, rabbinin hamdi ile tesbih et!
(Ey Muhammed!) Sen (biraz) sabret. Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Günahın için (Allah’tan) af dile1 ve Rabbini hamd ile akşam ve sabah (sürekli) an.
1 Bu âyete göre; Allah’tan af dilemek için günâhkâr olmak gerekmez. Her Müslüman’ın günâh işlesin veya işlemesin Allah’tan sürekli olarak af dilemesi gerekir ve bu o Müslüman için bir şereftir, tıpkı Peygamber (s.a.v) gibi.
Muhammed Esed
o halde sıkıntılara karşı sabırlı ol; çünkü, Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir, günahların için bağışlanma dile ve Rabbinin şanını sabah akşam yücelt. 38
O halde sen de sabret. Unutma ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahın için Allah’tan bağışlanma dile, sabah akşam Rabbini överek onun yüceliğini dillendir. 47/19
(Ey Rasûl!) Şu halde dirençli ol! Zira Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahın için af dile[4207] ve akşam sabah hamd ile Rabbinin yüceliğini dile getir![4208]
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 55. Ayet Açıklaması
[4207] Zenb, “bir şeyin kuyruğunu kısalttı” anlamına gelen zenebeden türetilmiştir. Sadece kasıtlı günahı ifade eden ismden farklı olarak kasıtlı kasıtsız günah, noksanlık, dikkatsizlik ve kusurları da kapsar. Yine zenb ile cunâh arasında da fark vardır. Zenb insanın hem Allah’a hem insanlara karşı işlediği suç ve hataları ifade eder. Cunâh ise insanın sadece insanlara karşı işlediklerini ifade eder (Külliyyât ve Müfredât). İstiğfârın buradaki karşılığı “kirlenmeden korunma talebi”dir (Râğıb). Bu takdirde günahkârın istiğfarı “af talebi”, takvâ sahibinin istiğfarı “korunma talebi”dir. Burada ve Muhammed 19’da geçen “Günahın için af dile” ifadesi iki amaca mebnidir: 1) Allah Rasûlü’nün üzerinden mü’min muhatapların rasul tasavvurunun inşâ edilmesi. Yani rasullerin bile kusur ve hatadan beri olmadıkları, onların da birer kul olduğu ve melek olmadıkları hatırlatılmaktadır. 2) Allah Rasûlü’nün Allah’ın yardımından ümit keser gibi olması ve “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” (2:214) diye şikâyetlenmesinden dolayı af dilemesinin istenmesi.
Zira Allah Rasûlü, bazı zamanlar Allah’ın yardımının gelip gelmeyeceğine yönelik tereddütler yaşamıştır. Kur’an bu durumun hemen her peygamberin başına geldiğini haber vererek Hz. Rasul’ü uyarmıştır (Bkz: 12:110, ilgili not. Ayrıca krş: 23:26, 39; 26:117).
Peygamberler risalet görevlerinden dolayı Allah’ın korumasıyla masumdur. Bakıllani’nin de isabetle belirttiği gibi, onların masumiyetleri elçilikleriyle sınırlıdır. Bu ve bunun gibi âyetler, bu masumiyetin nasıl anlaşılması gerektiğini beyan eder. Peygamber tasavvurunda ifratı temsil eden aşırı yüceltmeci Hıristiyânî ve tefriti temsil eden indirgemeci ve aşağılayıcı Yahudi anlayışlar böylece reddedilmiş olur.
Kur’an’da beş yerde Allah Rasûlü’nün insanların arınmasına katkıda bulunması emredilir (2:129, 151; 9:103; 62:2; ayrıca bkz: Üç Muhammed, s. 362-365). Allah Rasûlü’nün bu emri yerine getirdiğine ilişkin haberden, buradaki “günahı” nasıl anladığını da öğrenmiş oluyoruz: “Ara ara içimde anlık bir gaflet hissettiğim için, günde yüz kez Allah’tan mağfiret dilerim” (Buhârî ve Müslim).
[4208] Yani: “her daim”. 46. âyetin mukabili: sabah akşam cehenneme sunulmamak için…
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık sabret. Şüphe yok ki, Allah'ın vaadi hakdır ve kusurun için mağfiret iste ve akşam ve sabah Rabbine hamd ile tesbihte bulun.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem günah işlemekten korunmuştur. Ümmetine örnek olmak için ve ümmetinin fertlerinin günahları için istiğfar etmesi söz konusudur. Yahut burada hitap, Hz. Peygamber (a.s.m)’a olmayıp dolaylı şekilde ümmete hitap edilmektedir. İma yolu ile, ümmetin af dilemesi emredilmektedir.
Süleyman Ateş
Sabret, Allah'ın va'di mutlaka gerçektir. Günahına da istiğfar et ve akşam sabah Rabbini övgü ile an.
Sen, sabırlı ol. Allah'ın sözü gerçektir. Günahın için de bağışlanma dile; akşamleyin ve sabahın erken vakitlerinde her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine (Sahibine) ibadet et.