Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4455, sondan 1782. ayet; 44. sure ve Duhân Suresinin 41. ayetidir. Duhân Suresi 41. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 2248 olarak hesaplanmıştır. Duhân Suresinin toplam ebced değeri 95938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (4) bulunuyor.
Dünyanın fâni, insanların ölümlü oldukları açıklanınca yeniden dirilişi takip edecek zaman içinde nelerin olacağı, insanların dünyada yapıp ettiklerine göre ebedî hayatta nelerle karşılaşacakları, kötüleri bekleyen cehennemin nasıl bir yer olduğu, oraya girenlerin çekecekleri ceza, iyiler için hazırlanmış olan cennetin tasviri, buraya girme bahtiyarlığına erecek olanların nâil olacakları çeşitli nimetler; insanların dünyadaki idrakleri, hayalleri, arzuları ve korkularından yola çıkılarak, bu kavramlar kullanılarak anlatılmaktadır. “Yargı günü”nden maksat kıyameti takip edecek olan sorgulama ve yargılamanın yapılacağı zamandır. Bu muhâkeme sonunda iyiler ve kötüler, suçlular ve mâsumlar, zalimler ve mazlumlar, cennetlikler ve cehennemlikler birbirinden ayrılacak, herkes dünyada yaptıklarının karşılığını elde edecektir. 43. âyetteki “zakkum ağacı” cehennemde bulunan ve azap için kullanılan bir ağaçtır (bk. Sâffât 37:62). 49. âyette geçen “Sen güçlü ve değerlisin” sözü, dünyada güçlerine güvenen, kendilerini değerli ve önemli bilen, böyle kabul ettiren, bu sayede kendilerine kimsenin dokunamayacağını zanneden kimselerin âhiretteki âcizlik ve çaresizliklerini, alaycı bir üslûpla dile getirmektedir. 56. âyette “İlk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar” buyuruluyor. Mü’min (Gåfir) sûresinde (40:11) ise iki kere öldürme ve iki kere diriltme olacağı ifade edilmişti. “İlk ölümleri” ifadesinden, her ikisi de gelip geçtiği ve “önceki” niteliğini aldığı için “dünyada ve berzahta vuku bulan iki ölüm” kastedilmiş olabilir. Bu ihtimali de geçerli görmekle beraber bize daha güçlü gelen ihtimal, dünya hayatının sonundaki ölümün kastedilmiş olmasıdır. Çünkü burada dünya ile âhiret, geçici ile ebedî, sonunda ölüm bulunan hayat ile bulunmayan hayat karşılaştırılmaktadır. Hangi ihtimal geçerli olursa olsun insanların defalarca ölüp dirileceklerini değil, dünya hayatı sonunda bir kere öleceklerini ifade eden âyet, reenkarnasyon inancını da reddetmiş olmaktadır (bk. Bakara 2:28).
Mehmet Okuyan
O gün, dostun dosta hiçbir yararı olmaz; kendilerine yardım da edilmez.
1- Nebiler de dâhil kimsenin kimseye bir yararı olmayacaktır. Yakın akrabaların bile olmadıktan sonra kimin olabilir ki? Anne, baba, kardeş, akraba fark etmez: Ayette, “mevlen” sözcüğünün kullanılmış olması bu anlamı çağrıştırmaktadır.
Ahmet Akgül
O gün, bir dostun (diğer) dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlaması mümkün değildir. Ve onlar (başka yerlerden de) yardım görmeyeceklerdir.
Bu ve Kur’an’ın muhtelif yerlerinde bu anlamdaki ayetleri gördükten sonra hâlâ birilerinden şefaat umarak günah işleme rahatlığını gösterenleri anlamak mümkün değil. Âyetler çok açık, Allah’ın kararı çok nettir. Kimsenin kimseye bir faydasının olmayacağı çok kesin. Torpilin, kayırmanın, arka çıkmanın, sahiplenmenin işe yaramayacağı belirgin. Kişinin kendi amellerinden başka Allah’ın rahmetinin ve mağfiretinin dışında ona yardım edecek hiçbir gücün olmayacağı aleni. Buna rağmen birilerinin şefaatine, himmetine, kayırmasına güvenme rahatlığı nereden geliyor? Eğer Kur’an’daki bu ayetlere gerçekten inanırsak işte o zaman şefaatçi aramak yerine güvenebileceğimiz çalışmalar yaparız, daha doğru ve verimli bir hayat ortaya koyarız. Birilerine güvenmek, birilerinin gönlünü almak ve kapıkulu olmak yerine Allah’a güveniriz, O’nun rızası için çalışırız, O’na kul oluruz, O’na sığınırız, yaptıklarımızı O’na arz ederiz, her şeyi O’ndan bekleriz, O’nun rahmetine güvenir ve O’nun rızasını kazanmak için mücadele veririz. İşte o zaman kimsenin bize şefaat etmesini beklemeyiz, zaten gerek de kalmaz.
Diyanet İşleri (Eski)
O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.
41,42. O gün, Allah’ın merhamet ettikleri dışında hiçbir dost, dosta fayda veremeyecek ve hiç kimse de yardım göremeyecektir. Şüphesiz O (Allah) çok şereflidir, pek merhametlidir.
41, 42. O gün dost dosta fayda veremez. Allah'ın merhametine mazhar olanlar dışında, kimseye yardım da edilmez. O, gerçekten azîzdir, rahîmdir (üstün kudret sahibidir, merhamet ve ihsanı boldur). [23, 101; 70, 10-11]