Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4521, sondan 1716. ayet; 46. sure ve Ahkaf Suresinin 11. ayetidir. Ahkaf Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 76 ve toplam ebced değeri ise 5890 olarak hesaplanmıştır. Ahkaf Suresinin toplam ebced değeri 191977 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الذين كفروا للذين امنوا لو كان خيرا ما سبقونا اليه واذ لم يهتدوا به فسيقولون هذا افك قديم
İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
Sûrenin ana konusu Kur’an’ın Allah kelâmı, Muhammed aleyhisselâmın da gerçek peygamber olduğunu ispat etmektir. Bu maksatla sıralanan deliller ve ikna edici tartışma çerçevesinde bu âyetlerde şunlara yer verilmiş olmaktadır: a) Kur’an’a ve peygambere iman edenler bulunduğuna göre inkârcıların bunda ısrar etmek yerine bir de “Ya gerçek ise, Allah’tan gelmiş ise biz ona inanmamakla neleri kaybetmiş olacağız” diye düşünmelerinin akıl kârı olduğu. b) Kur’an’ın Allah’tan geldiği ve peygamberin doğru söylediği konusunda tanıklık eden, bununla da kalmayıp ona inanan bazı Yahudilerin tanıklıklarının dikkate alınması gerektiği. Bu şahidin kim olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmış, rivayetlere yer verilmiştir. Bu cümleden olarak “Şahit Hz. Mûsâ’dır, Tevrat’da Hz. Peygamber’in geleceğini bildirmiştir”; “Yahudi iken müslüman olan Abdullah b. Selâm’dır”; “Mekke müşriklerinin ticaret için gittikleri Medine’de ve başka yerlerde karşılaştıkları bazı yahudilerdir” diyenler olmuştur. Birinci ihtimal oldukça zayıftır; çünkü bu şahitlik Mekkeliler için ikna edici olmaz. İkinci ihtimal bazı sağlam rivayetlere dayanmakla beraber sûrenin Mekke’de inmiş olması bu yorumu zayıflatmaktadır. Bunu savunanlara göre sûrenin bütünü Mekke’de inmiş olmakla beraber bu âyet daha sonra Medine’de gelmiş ve sûredeki yerine konmuştur (Râzî, XXVIII, 7; Kurtubî, XVI,181; Şevkânî, V, 23). Bize göre ikinci ve üçüncü ihtimaller birbiri ile çelişmediği için kabul edilebilir niteliktedir. c) İnkârda ısrar eden Arap müşriklerinin, servet ve saltanatlarına güvenerek Allah’tan gelecek her iyi ve güzel şeyin öncelikle kendilerine gelmesi gerektiği konusundaki değerlendirmelerinin yanlış olduğu; insanların Allah katındaki değerlerinin servet ve saltanata değil, imana, ahlâka ve iyiliklere bağlı olduğu. d) Araplar’ın yakınlarında olan ve temas halinde bulundukları yahudilerin ellerinde bulunan Tevrat’ı ölçü olarak almalarının uygun olacağı. Hz. Mûsâ ve Tevrat ile Hz. Muhammed ve Kur’an arasında önemli benzerlikler vardır, fark dilde ve şekildedir; içerik ve amaç benzerliği, kaynak birliğinin ve gerçekliğin önemli bir delilidir.
Mehmet Okuyan
Kâfir olanlar, iman edenler için şöyle demişlerdi: “Bu iş bir iyilik olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.” Onlar (kâfirler) bununla doğru yola ulaşmayı istemedikleri için “Bu, eski bir iftiradır!” diyeceklerdir.
İnkâr edenler, inananlar hakkında şöyle dediler: “Eğer Muhammed'in getirdiği iyi olsaydı, biz onlardan önce inanırdık.” Bununla amaçlarına ulaşamayınca da, “Bu, eski bir uydurmadır” dediler.
Gerçeği yalanlayan nankörler, inananlar için: “Eğer Kur'an'da bir “hayır”¹ olsaydı, onlar², bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı.”³ dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, “Bu eski bir uydurmadır.” diyeceklerdir.
1- İyi, yararlı bir şey. 2- Bizim ayak takımımız, kölelerimiz, basit halk tabakası, garibanlar. 3- Biz onlardan önce kabul ederdik.
Ahmet Akgül
İnkâr edenler, iman edenler için diyorlar ki: "Eğer O (Kur'an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup-ulaşamazlardı." Oysa onlar, onunla hidayete eremediklerinden: "Bu eski bir yalandır" deyip durmaktadırlar.
Kafir olanlar, inananlara dediler ki: Eğer bir hayır olsaydı onlar, bizi geçemezlerdi ve Kur'an'la doğru yolu bulmadıkları için de diyecekler ki bu, çok eski bir yalan.
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler inananlar için; “Muhammed'in getirdiği mesaj ve din iyi birşey olsaydı, biz daha önce müslüman olurduk, onu kabul etmekte onlar bizi geçemezlerdi” derler. Fakat inanmayanlar Kur'ân ile doğru yolu bulmayı reddettikleri ve hedeflerine erişemedikleri için, “Bu çok eski bir yalan ve uydurmadır” diyecekler.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, iman edenlere:
“Eğer İslâm'da bir hayır, bir menfaat olsaydı, onlar, İslâm'ı kabulde bizi geçemezlerdi.” derler. Onlar, böyle derken, doğru yola girmeye istekli olmadıkları için:
“Bu eski bir yalandır.” da diyecekler.
İnkar edenler iman edenler için dediler ki: "Eğer (İslam) hayırlı bir şey olsaydı ona ulaşmada bizi geçemezlerdi." Onunla doğru yola erişemeyince: "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.
11.Taberani`nin Katade`den rivayet ettiğine göre müşrikler kendilerinin üstün kimseler olduklarını ileri sürerek: "Eğer bu din hayırlı bir şey olsaydı, filanca, falanca ona ulaşmada bizi geçemezdi" diyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
Ali Bulaç
İnkâr edenler, iman edenler için dediler ki: 'Eğer O (Kur'an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup-yetişemezlerdi.' Oysa onunla hidayete ermediklerinden: 'Bu, eski bir yalandır' diyecekler.
Bir de kâfirler, iman edenler hakkında şöyle dediler: “- Eğer o (Peygamberin dini) hayır olsaydı, bizden evvel (fakirler ve biçareler) ona koşmazlardı.” Böyle demekle, maksadlarına erişemeyince de; (Ku'an'ı inkâr etmek için) şöyle diyecekler: “- bu Kur'an eski bir yalandır.”
O kâfirler, inananlar için: “Eğer bu Kur’an, hayırlı bir şey olsaydı, (bu aşağılar) ona varmak için, bizi geçemezlerdi” dediler. Onlar, bu Kur’anın gösterdiği doğru yola erişemedikleri için: “Bu, eski bir uydurmadır” diyecekler.
İnanmış olanlara, küfredenler dediler ki: «Bunda hayır olsaydı, onlar bizi geçmezlerdi»; bununla onlar, doğru yolu bulmayınca: «Bu eski bir yalandır!» diyeceklerdir
İnkâr edenler, inananlara şöyle dedi: “Eğer o (Kur'an) iyi bir şey olsaydı, (şu ayak takımı sefil insanlar) onu kabulde bizi geçemezlerdi.” Bu söylemle amaçlarına ulaşamayınca da ister istemez şöyle diyecekler: “Bu eski bir masaldır.”
İnkar edenler, inananlar için: "Eğer İslamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi" derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler.
İnkâr edenler, iman edenler hakkında dediler ki: «Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.» Fakat onlar bununla doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için «Bu eski bir yalandır» diyecekler.
İlk önce köleler ve fakirler müslüman olunca, Kureyş ileri gelenleri, iman ve İslâm’ın hayır getirmediğini, bunun, bu dine ilk girenlerin seviyelerinden belli olduğunu söylemişler, Kitab’a da dil uzatmışlardı. Âyet inkârcıların bu tutumlarını sergileyip kınamaktadır.
Edip Yüksel
İnkar edenler, inananlara, "O iyi bir şey olsaydı onlar (İsrail oğulları) bizden öne geçemezlerdi" derler ve ona yol bulamadıkları için, "Bu bir efsanedir" diyeceklerdir.
Diyanet işleri eski başkanı ve birkaç dinadamından oluşan bir heyet de 19 mucizesine karşı olarak yayımladıkları kitaba "19 Efsanesi" adını verdiler. Bu, Kuran'ın bir haberinin tecellisidir. Bak: 6:25.
Elmalılı Hamdi Yazır
İnkâr edenler, iman ednler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. Bununla muvaffak olamayınca da: "Bu eski bir yalandır." diyeceklerdir.
Bir de küfredenler, iyman edenler hakkında dediler ki: eğer o bir hayr olsa idi bizden evvel ona koşmazlardı, bununla muvaffak olamayınca da şöyle diyecekler: bu eski bir yalan
O kâfirler, îman edenler hakkında dedi (ler) ki: «Eğer (îman) bir hayır olsaydı bizden evvel ona koşmazlardı». (Bunu söyleyenler) onunla hidâyeti kabul etmedikleri de «Bu, eski bir yalandır» diyeceklerdir.
Buna rağmen inkâr edenler, îmân edenler için dedi ki: “Eğer (Muhammed'in getirdiği dinde) bir hayır olsaydı, (etrâfındaki şu fakir insanlar) ona (ulaşmakta) bizi geçemezlerdi!” Ve (o inkâr edenler), onunla (Kur'ân'la) hidâyete eremediklerinden, artık: “O, eski bir yalandır!” diyeceklerdir.
Doğruları inkâr edenler iman edenlere “Eğer bu Kur’an hayırlı bir şey olsaydı, onu kabul etmekte bizi hiçbir kimse geçemezdi. Onlar o kitabı doğruluk rehberi kabul etmeyince “Bu kitap, eskilerden kalma bir uydurma (masal)” diyeceklerdir.
Kâfirler, mü/minler hakkında «— Eğer din iyi bir şey olsaydı onlar bizi geçemezlerdi [⁴]» dediler. Onlar Kur/an ile hidayet bulamayınca «İşte bu, eski bir yalan ve uydurmadır» diyecekler.
İsmail Hakkı İzmirli Ahkaf Suresi 11. Ayet Açıklaması
[4] Yâni «Riyaset ve şöhret bizde olmakla biz onlardan evvel iman ederdik». Za'ımlarınca büyük, yüksek işlere avam güruhu nâil olamazlardı, âhiretteki şeref dünyadaki şerefe tâbiydi.
Kadri Çelik
Küfre sapanlar, iman edenler için dedi ki: “Eğer O (Kur'an) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup yetişemezlerdi.” Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden, “Bu, eski bir yalandır” derler.
Fakat hakîkati inkâr edenler, inananlar hakkında, “Eğer bu Kur’an iyi bir şey olsaydı, bu ayak takımı insanlar, ona inanmakta bizden öne geçemezlerdi!” derler. Böylece, onun ışığından faydalanamadıkları için “Bu, dilden dile gelen eski bir efsanedir!” diyeceklerdir.
İnkâr edenler, iman edenler için dedi ki: -“Eğer hayır olsaydı, ona doğru bizi geçemezlerdi”.
Ona erişemediklerinde: -“Bu eski bir uydurma” diyeceklerdir.
Kâfirler, îman edenlere: “Eğer o (Kur’an) hayırlı bir şey olsaydı, (bu insanlar) ona inanmada bizi geçemezlerdi.”1 derler. Bir de onlar onunla hakka eremedikleri için, “Bu eski(lerin uydurduğu) bir yalandır” diyecekler.
1 Yani; “onlardan önce biz inanırdık.” dediler. Burada kastedilenler Bilal, Ammar, Suheyb ve Ebû Zer (r.a) gibi ilk Müslümanlardır.
Muhammed Esed
Fakat hakikati inkara şartlanmış olanlar, iman edenlere şöyle derler: “Eğer bu [mesaj]da bir hayır olsaydı, bu [insanlar] onu kabul etmekte 13 bizim önümüze geçmezlerdi!” Ve onlar, bu [mesaj] sayesinde hidayete ulaşmayı reddettiklerinden, her zaman, “Bu 14 [yalnızca] eski bir yalandır!” diyecekler.
Bir de gerçekleri örtbas eden kâfirler, iman edenler için: – Eğer bu Kuran’da bir hayır olsaydı, önce ona biz inanırdık, dediler. Onlar bu Kuran’la doğru yolu bulma niyetinde olmadıkları için “Bu eskilerin uydurması” derler. 16/24, 23/82-83
Bir de, inkârda direnenler imanda sebat edenler için şöyle derler: “Eğer o (mesajda) bir hayır olsaydı, şunlar[4512] ona bizden önce koşmazlardı.” Bu söylemle amaçlarına ulaşamayınca da,[4513] ister istemez şöyle diyecekler: “Bu kadim bir sahtekârlık türüdür.”[4514]
Mustafa İslamoğlu Ahkaf Suresi 11. Ayet Açıklaması
[4512] Yani: Soylulara mensup olmayan sıradan insanlar.
[4513] Veya: “Onunla hidayete ulaşamayınca da”.
[4514] Âyetin verdiği ders açıktır: Bir hakikatin istismarcılarını bahane ederek hakikate tavır koymak, istismarcıları istismar etmektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve kâfir olanlar, imân edenler için dedi ki: «Eğer bir hayır olsa idi bu hususta bizden öne bizi geçemezlerdi.» Ve onlar bununla (Kur'an ile) hidâyete eremedikleri vakit de hemen diyeceklerdir ki: «İşte bu, eski bir iftiradır.»
İnkâr edenler bir de, müminler hakkında şöyle derler: “Bu İslâm dini eğer önemli ve değerli bir şey olsaydı, bu Müslümanlar akıllarını kullanıp onu anlamakta bizi geçemezlerdi. ” Kendileri bunu başaramayınca “Bu, zaten eski, modası geçmiş bir yalan! ” deyip geçiştirmek isterler.
Mütekebbir, mağrur müşriklerin gözleri, dar dünya çıkarlarından başka bir şey görmediğinden, enaniyetleri akıl ve görüşlerini daralttığından, kendilerini ve görüşlerini hakikatin tek ölçüsü sanırlar. Müslümanlar hakkında ise peşin hükümlüdürler. Onların verdikleri en iyi not: “Akılları fazla ermeyen, safdil” olmaları şeklindedir. Böyle olunca, kendilerinin farkına varmadıkları önemli, gerçek, değerli hiçbir şeyi, müminlerin onlardan önce bulmalarını mümkün saymazlar. Kendilerinin malı olmayan hiçbir şey doğru, güzel, önemli, değerli, faydalı olamayacağı için, en parlak gerçekleri bile onlara kabul ettirmek mümkün değildir.
Süleyman Ateş
İnkar edenler, inananlar için "(Muhammed'in getirdiği) iyi bir şey olsaydı (şu zavallı kişiler) ona inanmada bizi geçemezlerdi, (biz onlardan önce inanırdık) dediler. Onlar, onun gösterdiği doğru yola eremediklerinden: "Bu eski bir yalandır," diyeceklerdir.
Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), bu kitaba inananlarla ilgili olarak şöyle derler: “İyi bir şey olsaydı onlardan önce ona biz inanırdık!” Onunla (kitapla) yola gelmeyi istemediklerinden “Bu eski bir yalan!” diyeceklerdir.
İnkâr edenler iman edenler için dediler ki: “Eğer bu işte bir hayır olsaydı, ona uymakta bunlar bizi geçemezdi.” Sonra da, Kur'ân ile doğru yolu bulmayı reddettikleri için, “Bu eski bir uydurma” deyip çıkacaklar.
İnkâr edenler, inananlara şöyle derler: "Eğer bu, hayırlı bir şey olsaydı, bunlar ona inanmakta bizi geçemezlerdi." Bununla umduklarını bulamayınca şöyle diyecekler: "Bu, eski bir uydurmadır."
Daḫı eyitdi kāfirler mü’minlere: Eger ḫayr olsa‐y‐ıdı aña, bizden ilerü var‐mazlardı. Anuñla hidāyet bulmadılar. Eydürler ki bu eski yalanlardur, dir‐ler.