Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4520, sondan 1717. ayet; 46. sure ve Ahkaf Suresinin 10. ayetidir. Ahkaf Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 95 ve toplam ebced değeri ise 6417 olarak hesaplanmıştır. Ahkaf Suresinin toplam ebced değeri 191977 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
قل ارايتم ان كان من عند الله وكفرتم به وشهد شاهد من بني اسرايل على مثله فامن واستكـبرتم ان الله لا يهدي القوم الظالمين
Kul eraeytum in kâne min ‘indi(A)llâhi ve kefertum bihi ve şehide şâhidun min benî isrâ-île ‘alâ miślihi fe-âmene vestekbertum(s) inna(A)llâhe lâ yehdî-lkavme-zzâlimîn(e)
De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
Sûrenin ana konusu Kur’an’ın Allah kelâmı, Muhammed aleyhisselâmın da gerçek peygamber olduğunu ispat etmektir. Bu maksatla sıralanan deliller ve ikna edici tartışma çerçevesinde bu âyetlerde şunlara yer verilmiş olmaktadır:
a) Kur’an’a ve peygambere iman edenler bulunduğuna göre inkârcıların bunda ısrar etmek yerine bir de “Ya gerçek ise, Allah’tan gelmiş ise biz ona inanmamakla neleri kaybetmiş olacağız” diye düşünmelerinin makul olacağı.
b) Kur’an’ın Allah’tan geldiği ve peygamberin doğru söylediği konusunda tanıklık eden, bununla da kalmayıp ona inanan bazı yahudilerin tanıklıklarının dikkate alınması gerektiği. Bu şahidin kim olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmış, rivayetlere yer verilmiştir. Bu cümleden olarak “Şahit Hz. Mûsâ’dır, Tevrat’da Hz. Peygamber’in geleceğini bildirmiştir”; “Yahudi iken müslüman olan Abdullah b. Selâm’dır”; “Mekke müşriklerinin ticaret için gittikleri Medine’de ve başka yerlerde karşılaştıkları bazı yahudilerdir” diyenler olmuştur. Birinci ihtimal oldukça zayıftır; çünkü bu şahitlik Mekkeliler için ikna edici olmaz. İkinci ihtimal bazı sağlam rivayetlere dayanmakla beraber sûrenin Mekke’de inmiş olması bu yorumu zayıflatmaktadır. Bunu savunanlara göre sûrenin bütünü Mekke’de inmiş olmakla beraber bu âyet daha sonra Medine’de gelmiş ve sûredeki yerine konmuştur (Râzî, XXVIII, 7; Kurtubî, XVI,181; Şevkânî, V, 23). Bize göre ikinci ve üçüncü ihtimaller birbiri ile çelişmediği için kabul edilebilir niteliktedir.
c) İnkârda ısrar eden Arap müşriklerinin, servet ve saltanatlarına güvenerek Allah’tan gelecek her iyi ve güzel şeyin öncelikle kendilerine gelmesi gerektiği konusundaki değerlendirmelerinin yanlış olduğu; insanların Allah katındaki değerlerinin servet ve saltanata değil, imana, ahlâka ve iyiliklere bağlı olduğu.
d) Araplar’ın yakınlarında olan ve temas halinde bulundukları yahudilerin ellerinde bulunan Tevrat’ı ölçü olarak almalarının uygun olacağı. Hz. Mûsâ ve Tevrat ile Hz. Muhammed ve Kur’an arasında önemli benzerlikler vardır, fark dilde ve şekildedir; içerik ve amaç benzerliği, kaynak birliğinin ve gerçekliğin önemli bir delilidir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Hiç düşündünüz mü; ya bu (Kur’an) Allah katından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı hâlde siz yine de kibirlenmişseniz (hâliniz nasıl olacak)?” Şüphesiz ki Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
De ki: “Hiç düşündünüz mü? Eğer Kur'ân, Allah katından olduğu halde siz onu tanımamışsanız, İsrâiloğuları'ndan bir tanık da bunun benzerini görüp inanmış iken siz inanmaya tenezzül etmemişseniz, durumunuz nice olur? Allah, zâlim toplumu doğru yola iletmez.”
De ki: “Gördünüz mü?¹ Kur'an gerçekten de Allah katındansa ve siz onu yalanladıysanız; İsrailoğulları'ndan bir tanık da bunun benzerine tanık olup da inanmışsa ve siz de büyüklük tasladıysanız…² Kuşkusuz Allah, zalim bir halka doğru yolu göstermez.”
De ki: "Gördünüz mü (söyleyin) ; eğer (bu Kur'an) Allah katından ise, siz de onu inkâr etmişseniz ve İsrailoğullarından bir şahit (akil ve âlim bir kişi de) bunun bir benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de büyüklük taslayarak (kibirlenip yüz çevirmişseniz; hiç düşündünüz mü, bunun sonucu ne olacaktır) ? Şüphesiz Allah, zalim olan bir kavmi hidayete ulaştırmayacaktır.”
De ki: Ne dersiniz, Allah katındansa ve siz onu inkar ettiyseniz; İsrailoğullarından bir tanık, onun gerçek olup Allah'tan geldiğine tanıklık etti de inandı, halbuki gene de siz ululandınız, kibirinize yediremediniz; şüphe yok ki Allah, zulmeden topluluğu doğru yola sevketmez.
De ki: “Hiç düşündünüz mü? Eğer bu Kur'ân, Allah tarafından gönderilmiş ise ve siz de O'nu inkâr ederek tanımamışsanız, İsrailoğullarından bir şahit durumunda olan Musa da, Kur'ân'ın bir benzeri olan Tevrat'taki müjdeye dayanarak, böyle bir peygamberin geleceğine iman etmiş olduğu halde, sizler inanmaya tenezzül etmeyip kibirlenerek imandan uzak durursanız, yaratılış gayesi dışında yaşamış olmaz mısınız? Şüphesiz Allah, varoluş gayesine aykırı hareket eden bir toplumu, asla doğru yola iletmez.”
“Hiç düşündünüz mü? Eğer bu Kuran Allah tarafından gelmişse, siz de onu inkâr etmişseniz; İsrâiloğulları'ndan bir şâhit, âlim birisi de, onun muhtevasının benzerini, Tevrat'ta görüp ona, Kur'ân'a inanmışken, siz büyüklük taslamaya, serkeşlik etmeye devam ederseniz, haksızlık etmiş olmaz mısınız? Allah, bile bile hakka riayet etmeyen, inkârda, isyanda ısrar eden zâlim bir kavmi doğru, hak yola sevketme lütfunda bulunmaz, başarıya ulaştırmaz.” de.
De ki: "Ne dersiniz? Eğer (Kur'an) Allah katındansa, siz de onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de büyüklenmişseniz (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."
10.Buhari ve Müslim`in Sa`d bin Ebi Vakkas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerimede İsrail oğullarından şahitlik edenle Abdullah bin Selâm (r.a.) kastedilmektedir. İbnu Cerir`in rivayet ettiğine göre de Abdullah bin Selâm (r.a.): "Bu benim hakkımda inmiştir" demiştir. Bunu destekleyen daha teferruatlı bir rivayeti Taberani, İbnu Avf bin Malik el-Eşca`i`den rivayet etmiştir.
Ali Bulaç
De ki: 'Gördünüz mü-haber verin; eğer (bu Kur'an,) Allah katından ise, siz de onu inkâr etmişseniz ve İsrailoğullarından bir şahid bunun bir benzerine şahidlik edip iman etmişse ve siz de büyüklük taslamışsanız (bunun sonucu ne olacak)? Şüphesiz Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.
(Yahudi'lere) de ki: “- Şunu iyice düşünüb bana haber verin: Eğer bu Kur'an Allah tarafından gönderilmiş de, siz onu inkâr ettinizse ve İsraîloğullarından bir şahid, Kur'an'ın (Tevhid esaslarında) benzerine (Tevrat'a ve ondaki manalara dayanarak) şahidlik edib iman getirdi de siz kibirlendinizse, (artık zalimler değil misiniz)? Şübhe yok ki Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”
De ki: “Gördünüz mü (düşündünüz mü?) Eğer bu Kur’an Allah katından ise ve İsrailoğullarından bir şahit O’nun benzerine şahitlik ettiği halde siz onu yalanlamış iseniz, o iman ettiği halde siz büyüklük taslamışsanız, (bile bile hakkı inkâr ettiğiniz için, siz zalim olmaz mısınız?) Şüphesiz Allah, zalim olan bir toplumu doğru yola iletmez.
Diyesin ki: «Bu Allah katındansa, siz de onu tanımamış iseniz, Yakup oğullarından bir tanık onun benzerine tanıklık ederek, inanmış ise, siz de kasalırsanız ne düşünürsünüz? Zulmeyliyen bir ulusu evet, Allah doğru yola iletmez!»
De ki: “Eğer bu (Kur'an) gerçekten Allah'tan (gelen bir vahiy) ise (ki öyledir) buna rağmen onun gerçekliğini inkâr ediyorsanız (halinizin ne olacağını) hiç düşündünüz mü? Hatta İsrailoğullarından bir şahit, kendisi gibi birisi(nin ortaya çıkması)na şahitlik etmişken; siz de (o kişiye iman etmeyerek) büyüklük taslamışsanız (o zaman zalimlerden olmaz mısınız)? Şüphesiz Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.”
Ayette zikredilen “şahit” Hz. Musa’dır. Çalışmalarıyla diğer peygamberlere nazaran daha çok övülmeyi hak edecek bir peygamberin geleceği ile ilgili iki Tevrat pasajı aynen şöyledir: “Rabbiniz, Allah aranızdan sizin kardeşiniz ve bana benzeyen bir peygamber çıkaracaktır.” (Tesniye, xviii, 15) ve “Ben onlar için senin kardeşlerin arasından, sana benzeyen bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi o’nun ağzına koyacağım.” (Tesniye xviii, 18) Bu pasajlardaki “kardeş” ifadesi iman kardeşliğidir. Aynı soydan (İsrailoğullarından) gelecektir demek değildir. Bu ayeti, Saff suresi 61:6 ayetinde Hz. İsa’nın söylemiyle ilişkilendirirsek daha kolay anlaşılır.“Bir zamanlar Meryem oğlu İsa: ‘Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, övülmüş bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim’ demişti…”
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Eğer bu Kitap Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz; İsrailoğullarından bir şahit de bunun böyle olduğuna şehadet edip de inanmışken, siz yine de büyüklük taslarsınız, bana söyleyin kendinize yazık etmiş olmaz mısınız?" Doğrusu Allah zalim milleti doğru yola eriştirmez.
De ki: Hiç düşündünüz mü; şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Âyette dikkat çekilen husus, Kur’an’ın Allah tarafından gönderilmiş olduğunun teyit edilmesidir. Bunun İsrailoğullarından olan şahidi de bir rivayete göre Hz. Musa’dır, diğer bir rivayete göre ise Abdullah b. Selâm’dır. Tefsirlerde, sûrenin tamamının Mekkî sayılması halinde, yahudi iken Medine’de müslümanlığı kabul eden bu zata işaretin gayb haberi olarak niteleneceği belirtilir. Öte yandan, sûrenin sadece bu âyetinin Medine’de indiği görüşü de vardır.
Edip Yüksel
De ki, "Düşündünüz mü, ya o ALLAH katından ise ve siz de ona karşı çıkmışsanız ve İsrail oğullarından bir tanık da bunun benzerini görüp inandığı halde, siz kibirlenip yüz çevirmişseniz?! Kuşkusuz ALLAH zalim topluluğu doğru yola iletmez."
Onbirinci yüzyılda Fransa'da yaşamış bulunan Rabi Juda adlı bir Yahudi hahamının, Tevrat'ın orijinal bir parçasında 19 kodu üzerine kurulu matematiksel sistemi keşfetmiş olduğu ortaya çıktı. Juda'nın çalışmaları üzerine Joseph Dan tarafından yazılan bir makale Californiya Universitesi'nin yayımladığı "Studies in Jewish Mysticism" (Yahudi Mistisizmi üzerine Araştırmalar) adlı dergide 1978 yılında yayımlandı.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Ne dersiniz, eğer bu Kur'an Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, bununla birlikte İsrailoğulları'ndan bir şahit de onun bir benzerini (Tevrat'ta görüp) inanmışken siz hala büyüklük taslarsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz ki, Allah zalim bir topluluğu doğru yola iletmez."
De ki: şuna vicdanınızda bir re'y edindiniz mi? Eğer bu, Allah tarafından da siz ona küfrettinizse ve Benî İsraîlden bir şâhid onun misline şehadet edip iyman getirdi de siz kibretmek istedinizse? Şübhe yok ki Allah zâlimleri doğru yola çıkarmaz
De ki: «Bana haber verin, eğer (bu Kur'an) Allah tarafından (gönderilmiş) olup da siz (buna rağmen) onu (inkâr ile) küfr ediyorsanız ve İsrâîl oğullarından bir şâhid de onun benzerine (istinaden) buna şâhidlik etmiş, îman etmiş olduğu halde siz (îman etmeyi) kibrinize yediremiyorsanız (zulmetmiş olmaz mısınız?). Şübhe yok ki Allah, o zaalimler güruhunu muvaffak etmez».
De ki: “Söyleyin bana! Ya (Kur'ân) Allah tarafından (gelmiş) olup da (siz) onu inkâr etmişseniz ve İsrâiloğullarından bir şâhid onun benzerine (Tevrât'a) şâhidlik edip îmân ettiği hâlde (siz) büyüklük taslamışsanız (zulmetmiş olmaz mısınız)? Şübhesiz ki Allah, o zâlimler topluluğunu hidâyete erdirmez.”
Onlara deki “Görmediniz mi? O Kur’an Allah tarafından indirilmişse ve sizde onu inkâr etmişseniz ve İsrail oğullarından birisi, o kitabın bir benzerinin indiğine şahitlik edip de, sizin bu Kur’an’a iman etmeye kibirlendiğiniz halde, o iman etmişse, şunu bilin ki Allah, zalimler topluluğunu asla doğru yola iletmez.”
De ki ne dersiniz? Kur/an Allah tarafından olsa siz de onu tanımasanız, İsrail oğullarından bir şahit ona şehadet edip [³] iman getirse, sizse imanı kibirinize yediremezseniz böyle vakitte zalim olmaz mısınız? Allah zalimleri doğru yola götürmez.
İsmail Hakkı İzmirli Ahkaf Suresi 10. Ayet Açıklaması
[3] Yâni İsrail oğulları alimlerinden biri Allah tarafından olduğuna dair Kur'an'a şehadet etse veya onun gibi olan Tevrat'a mutabık olduğuna şehadet etse.
Kadri Çelik
De ki: “Söyleyin bakalım; eğer (bu Kur'an,) Allah katından ise, siz de onu inkâr etmişseniz, İsrail oğullarından bir şahit de bunun bir benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de (iman etmeyerek) büyüklük taslamışsanız (o zaman zalimlerden olmaz mısınız)? Şüphesiz Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.”
(Müfessirlerin çoğuna göre bu şahitten maksat Abdullah bin Selâm’dır. Çünkü o, Medine-i Münevvere’deki en meşhur Yahudi âlimiydi. Hicretten sonra Allah Resulü’ne iman ederek Müslüman olmuştur.)
Mahmut Kısa
Yine onlara de ki: “Bir düşünsenize, bu Kur’an gerçekten deAllah tarafından gönderilmiş olduğu hâlde siz onu inkâr etmişseniz; İsrail Oğulları’ndan örneğin Abdullah bin Selâm veya Kâbu’l-Ahbar gibi Allah’ın verdiği akıl, idrak ve firaseti vahye tâbi ve teslim olmada kullanan bir şâhit de bu kitabın dile getirdiği hakikatlerin aynısını Tevrat’ta görüp Kur’an’a iman ettiği hâlde, siz kibirlenip ondan yüz çevirmişseniz, bu zulmün hesabını nasıl vereceksiniz? Doğrusu Allah, zâlim toplumu doğru yola iletmez.”
De ki:
-“Gördünüz mü, eğer Allah katından ise; onu inkâr ettiniz; onun benzerine İsrail’in oğullarından bir şahid şehadet etti; siz büyüklük tasladınız.
Allah, Zâlim Kavim’i hidayete eriştirmez.
(Müşriklere de): “Ya inkâr edip durduğunuz bu (Kur’an)1, Allah katından ise, ya da İsrâil oğullarından (Tevrât’ta onun özelliklerine) şâhit olan2 her kişi3, o (kitabın)4 benzerini görünce derhal îman etmişse ve siz de büyüklük taslamışsanız (durumunuzun ne olacağını) biliyor musunuz? Elbette Allah zâlim bir toplumu, hak yola ulaştırmaz.” de.
1 Veya bu peygamber yani Hz. Muhammed…2 İsrâil oğullarından şahadet ile îman eden şâhit hakkında Abdullah b. Selâm’dır denil miştir. Ancak, bu sûre mekkîdir. Abdullah b. Selâm ise Medîne’de Müslüman olmuştur. Fakat bazı müfessirler sûre, mekkî olmakla beraber bu âyetin medenî olduğunu söylemişlerse de bu rivâyetler, zayıf görülmüştür. Bazıları da bunun Mûsa (a.s) olduğunu söylemişlerse de bir sonraki "O, îman etmiş ve siz kibir içerisindesiniz" cümlesi bu kanaatle uyum sağlamamaktadır. Bazıları da burada “şahitten belirli bir şahıs kastedilmemektedir. Bundan maksat İsrail oğullarından sıradan bir şahıstır" demişlerdir. (İbnu Kesir) O zaman bu bölümü “Muhammed de Mûsa gibidir. İsrâil oğulları Tevrât’a ve Peygamberlerine îman ettiler, siz ise inkâr ettiniz.” şeklinde anlamak daha doğru olabilir. Bk. (Tefhim’ül Kur’an-Mevdudi)3 (شَاهِدٌ) kelimesi cins ve nekra bir isim olduğu için bu şekilde tercüme edilmiştir.4 (مِثْلِهِ)’deki zamir Kur’an’a veya Peygamberimize gidebilir. Ancak bu ayetin devamına bakılırsa bu zamirin Kur’an’a gitmesi daha uygundur.
Muhammed Esed
De ki: “Eğer bu gerçekten Allah'tan [gelen bir vahiy] ise ve buna rağmen onun gerçekliğini inkar ediyorsanız [halinizin ne olacağını] hiç düşündünüz mü? Hatta, İsrailoğullarından bir şahit, kendisi gibi birisi[nin 12 ortaya çıkması]na şahitlik yaparken ve [o'na] inanırken bile sizin küstahça büyüklük taslamanız [ve o'nun mesajını reddetmeniz] halinde? Allah, [böyle] zalim bir toplumu doğru yola eriştirmez!”
De ki: – Söyleyin bakalım şayet bu Kuran Allah katından indirilmiş ise siz de buna inanmamışsanız, üstelik İsrailoğullarından bir şahit de bu şekilde elçi geldiğine şahitlik ederek ona iman etmiş olduğu halde, siz buna inanmayı kibrinize yedirememişseniz. Bu durumda hiç şüpheniz olmasın ki Allah ayetlerine karşı kibirlenen zalimleri emellerine ulaştırmayacaktır. 12/111, 7/146, 46/20
De ki: “Düşünsenize bir: ya bu (mesaj) Allah katından gelmiş de buna rağmen siz onu inkâr ediyorsanız; üstelik İsrâiloğullarından bir şahit onun/kendisinin benzerine[4510] şahitlik yapmış ve ona inanmışken, siz kalkıp küstahça başkaldırmışsanız? Unutmayın ki Allah haddini aşan bir topluma rehberliğini bahşetmez.”[4511]
Mustafa İslamoğlu Ahkaf Suresi 10. Ayet Açıklaması
[4510] Eğer zamirin Allah Rasûlü’nü gösterdiğini düşünürsek çeviri “onun benzeri bir (rasul)” olur, yok eğer vahyi gösterdiğini kabul edersek “onun benzeri bir (mesaj)” olur. Zamirin üç muhtemel mercii içerisinden tercihimiz Hz. Mûsa’dır. Bu, âyetin iç bağlamıyla uyumludur. Eski Ahid’deki kimi metinler de bunu tasdik eder: “Rabbiniz Allah aranızdan bir elçi çıkaracaktır; sizin kardeşiniz, bana benzeyen” (Tesniye 18:15). “Ben onlar için senin kardeşlerin arasından sana benzeyen bir elçi çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım; ve ona emredeceğim, her şeyi onlara söyleyecek” (Tesniye 18:18-19). Ayrıca 12. âyetin muhtevası da tercihimizi teyit eder. İnkârcı muhataplar bu tür meydan okumalara karşı çareyi toptan inkârda bulmuş olmalılar ki şöyle söyleyebiliyorlar: “Allah’ın kimseye bir şey indirdiği yok” (6:91). Âyetteki “şâhid” ile, Yahudi iken hicretten sonra Medine’de müslüman olan Abdullah b. Selâm’ın kastedildiğini söyleyenler vardır. Bu kabul edilemez. Zira bu sûre tartışmasız Mekkidir.
[4511] Zalimîn kelimesine verdiğimiz bu anlam için bkz: 21:29, not 37.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Bana haber veriniz! Eğer (Kur'an) Allah tarafından olup da siz onu inkâr eyledinizse ve İsrâiloğullarından bir şahit de onun misli üzerine şehâdette bulundu ve hemen imân etti de siz böbürlendi iseniz (zalimlerden olmaz mısınız?) Şüphe yok ki, Allah zalimler olan kavmi doğru bir yola muvaffak kılmaz.»
De ki: Söyleyin bakalım: Eğer bu Kur'ân Allah tarafından geldiği halde siz reddetmişseniz, İsrailoğullarından da bir şahit, (tevhid, âhiret vb. İman esasları gibi Kur'ân'da bildirilen hakikatlerin) benzerine şahitlik edip iman ettiği halde, siz büyüklük taslayarak iman etmezseniz sizden daha şaşkın, daha zalim kimse olabilir mi? Allah elbette böyle zalimleri hidâyet edip emellerine ulaştırmaz.
Buradaki şahit, Medine’deki en meşhur Yahudi bilgini Abdullah İbn Selâm (r.a) gibi kimselerdir.
Süleyman Ateş
De ki: "Hiç düşündünüz mü: Eğer bu (Kur'an) Allah katından olduğu halde siz onu tanımamışsanız; İsrail oğullarından bir şahid de bunun benzerini (Tevrat'ta) görüp inandığı halde siz (inanmağa) tenezzül etmemişseniz (durumunuz nice olur)? Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
De ki “Bu Allah katından ise; üstelik İsrailoğulları’ndan güvendiğiniz bir kişi de ellerindekinin dengi olduğuna şahitlik edip ona inandığı halde hâlâ büyüklenip üstünü örtüyorsanız, sonunuzu nasıl görüyorsunuz?” Şurası bir gerçek ki Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.”
Süleymaniye Vakfı Ahkaf Suresi 10. Ayet Açıklaması
[*] Güvenilmeyen kişinin şahitliği kabul edilmeyeceği için burada güven üzerinde durulmuştur.
Şaban Piriş
De ki:-Gördünüz mü? Eğer, o Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun bir benzerine şahitlik etmiş ve iman etmiş olduğu halde, siz büyüklük taslamış iseniz? Allah, zalim topluma yol göstermez.
De ki: Söyleyin bana, ya bu Kur'ân Allah katından geldiği halde siz onu inkâr etmişseniz, üstelik İsrailoğullarından bir şahit de onun benzeri bir kitaba dayanarak onun doğruluğuna tanıklık etmiş ve ona iman etmiş, ama siz yine ona iman etmeyi kibrinize yedirememişseniz? Hiç şüphe yok ki, Allah zalimler güruhunu amaçlarına ulaştırmaz.
De ki: "Hiç düşündünüz mü? Eğer bu, Allah katından ise ve siz onu tanımamışsanız, İsrailoğullarından bir tanık da onun benzerine tanıklık edip inandığı halde, siz böbürlenmişseniz haliniz nice olur! Allah, zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez."
eyit “ħaber virüñ eger olur-ise ya'nį ķur’ān Tañrı ķatından kāfir olduñuz iken aña daħı eger ŧanuķlıķ virür-ise ŧanuķ benį isrāyil’den anuñ gibi üzere ya'nį ķur’ān ŧanuķlıġı gibi pes įmān getürürse daħı kibr eylerseñüz bayıķ Tañrı ŧoġru yol göstermez ķavma žālimler.”
Eyit: Görür misiz, eger bu Tañrı Ta‘ālā ḳatında olsa ve aña kāfir olsañuz veaña bir ṭanuḳ ṭanuḳluḳ virse Benī İsrā’īlden anuñ gibi üstine, pes īmān ge‐türdi ve siz büyüklendüñüz. Tañrı Ta‘ālā hidāyet virmez ẓālım ḳavmlere.