Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 680, sondan 5557. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 11. ayetidir. Mâide Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 107 ve toplam ebced değeri ise 5834 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا اذكروا نعمت الله عليكم اذ هم قوم ان يبسطوا اليكم ايديهم فكف ايديهم عنكم واتقوا الله وعلى الله فليتوكل المؤمنون
Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı gelmekten sakının. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.
Müfessirler bu âyetin nüzûl sebebi olarak birçok olaydan söz etmişlerse de İbn Âşûr bunları tatmin edici bulmamakta ve âyetin Hendek Savaşı hakkında inmiş olan Ahzâb sûresinin 9. âyetine benzediğini ileri sürerek burada Hendek Savaşı’nın hatırlatıldığını ifade etmektedir. Orada şöyle buyurulmuştur: “Ey iman edenler! Allah’ın size şu lutfunu hatırlayın: Üzerinize düşman ordusu gelmişti de onların üzerine şiddetli bir fırtına ve göremediğiniz bir ordu göndermiştik. Allah bütün yaptıklarınızı görmekte idi.”
Hicretin 5. yılında Mekkeliler yanlarına bazı Arap kabilelerini de alarak müslümanları imha etmek amacıyla Medine’ye saldırdılar. Saldırıyı önceden haber alan Hz. Peygamber Medine’yi savunmak için düşmanın girebileceği yerlerde şehrin çevresine hendekler kazdırdı. Kuşatma yaklaşık bir ay sürdü, sonunda –âyette belirtildiği üzere– Allah’ın yardımı ulaştı, Hz. Peygamber ve ashabının uyguladıkları savaş taktikleri düşmanın bölünmesini ve birbirlerine olan güvenlerini yitirmelerini sağladı. Ayrıca şiddetli fırtına, yağmur ve yüce Allah’ın diğer yardımları neticesinde düşman çekilip gitti. Böylece savaş, müslümanların zaferiyle sonuçlanmış oldu. İbn Âşûr, âyette bu olaya işaret edildiğini belirtmektedir (VI, 137).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Allah’ın size olan (şu) nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de onların ellerini sizden çekmişti. Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Müminler yalnızca Allah’a güvensinler!
Yüce Allah’ın müminlere yönelik Mâide 5:7’de bildirdiği bazı nimetlerine ilave olarak, bu ayette de müminlere yönelik başka bir nimetini hatırlatmaktadır. Başta Hz. Muhammed olmak üzere müminleri ortadan kaldırmak üzere harekete geçen bir topluluğa karşı Allah, müminleri korumuş, düşmanlarının ellerini müslümanların üzerinden çekmelerini sağlamış ve böylece kâfirlerin amaçlarına ulaşmalarına engel olmuştur. Bilindiği gibi İslam’ın ilk yıllarında müşrikler galip, müslümanlar ise mağlup durumdaydı. Bu durumu fırsat bilen müşrikler, devamlı olarak müslümanlara zarar vermeyi, onları öldürmeyi ve mallarını mülklerini yağmalamayı istiyorlardı. Yüce Allah ise İslamiyet etkili olup, müslümanların gücü artıncaya kadar müşriklerin bu emellerine engel olmuştur.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani bir topluluk size el uzatmaya teşebbüs etmişti de, Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan sakınınız. Müminler sadece Allah'a güvensinler.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir toplum size saldırmayı tasarlamıştı da Allah, onları, size saldırmaktan vazgeçirmişti. Allah'a karşı takvalı olun. Mü'minler, yalnızca Allah'a güvenip yönelsinler.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani (zalim ve kâfir) bir topluluk size ellerini uzatmaya (üzerinize saldırıp öldürmeye ve esir almaya) yeltenmişti de, (Allah) onların ellerini sizlerden geri püskürtmüştü. (O halde) Allah'tan korkup (şirkten ve nankörlükten) sakının. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül edip dayanmalıdır.
Ey inananlar, anın Allah'ın nimetini size, hani bir kavim, size el uzatmaya niyetlenmişti de onların ellerini çektirmişti sizden ve çekinin Allah'tan ve inananların, ancak Allah'a dayanmaları gerek.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın, hani düşman bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Yolunuzu Allah'ın kitabı ile bulun. Mü'minler yalnızca Allah'a güvensinler.
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, kâfirlerden gelecek tecavüzü önlediğini hatırlayarak şükredin.
Hani bir kavim size karşı güç kullanmaya, peygamberi ve yanında bulunan eshabı öldürmeye yeltenmişti de, Allah onların ellerini sizin üzerinizden çektirmişti. Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Mü'minler yalnızca Allah'a dayanıp güvensinler, işlerini O'na havale etsinler.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Bir topluluk size ellerini uzatmaya yeltenmişti de Allah onların ellerini sizden alıkoymuştu [2]. Allah'a karşı gelmekten sakının. Mü'minler yalnız Allah'a güvensinler.
11.İbnu Cerir`in İkrime ve Yezid Ebi Ziyâd`dan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.), Ebu Bekir (r.a.), Ömer (r.a.), Osman (r.a.), Ali (r.a.), Talha (r.a.) ve Abdurrahman bin Avf (r.a.) ile birlikte Ka`b bin Eşref ve Nudayr oğulları yahudilerinin yanına gitti. Onlardan bir diyet konusunda yardımcı olmalarını istedi. (Ka`b): "Olur ama önce bir otur sana yemek yedirelim sonra istediğini veririz" dedi. Bu sırada Hayy bin Ahtab arkadaşlarına Resulullah (a.s.)`ı öldürmek için iyi bir fırsat doğduğunu bu fırsatı değerlendirerek onun işini bitirmelerini istedi. Hemen büyük bir değirmen taşına sarılarak onu Resulullah (a.s.)`ın üzerine düşürmeye çalıştılar. Ama Yüce Allah onları buna muvaffak kılmadı. Bu sırada Cibril (a.s.) gelerek olayı Resulullah (a.s.)`a haber verdi. Resulullah (a.s.) da hemen kalktı. Bu ayeti kerime de bu olayla ilgili olarak indirildi. Bu konuda daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Diğer rivayetlerde daha başka suikast girişimlerinden sözedilmekte ve bu girişimler ayeti kerimenin iniş sebebi olarak gösterilmektedir. Tarihi kaynaklarda Resulullah (a.s.)`a karşı birden fazla suikast girişiminde bulunulduğu ve hepsinin başarısız kaldığı bilinmektedir. Dolayısıyla ayeti kerimenin bu farklı suikast girişimlerinin hepsiyle bağlantısı olabilir. Yahut bu konuda rivayetler nakleden sahabilerin her biri kendi yorumuyla farklı suikast girişimlerini bu ayeti kerimenin iniş sebebi olarak değerlendirmiş olabilir.2.Burada kastedilen mü`minlere el uzatmaya yeltenen topluluğun kim olduğu ve hangi olaya işaret edildiği konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazı müfessirlere göre burada kastedilenler Kureyş müşrikleridir. Bazılarına göre ise Resulullah (a.s.)`ı ve sahabenin ileri gelenlerini öldürme planları kuran yahudilerdir. Yahudiler bu planlarını gerçekleştirmek için Resulullah (a.s.)`ı ve sahabilerin ileri gelenlerini bir yemeğe davet etmişlerdi ancak Resulullah (a.s.) onların planlarından haber aldığı için yemeklerine gitmemişlerdi. Ayetle ilgili olarak tefsir kitaplarında, bundan başka olaylardan da sözedilmiştir.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk, size ellerini uzatmaya yeltenmişti de, (Allah,) onların ellerini sizlerden geri püskürtmüştü. Allah'tan korkup-sakının. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.
Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın ki, bir toplum size saldırmaya yeltenirken, Allah onların ellerini sizden çekti. Allah’(ın azabın)dan sakının. Ve imanlı olanlar yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.
Ey inanmış olanlar! Allahın size olan nimetini anınız, hani size bir ulus el uzatmak istemişti, onların ellerini sizden uzaklaştırdı, Allahtan sakınınız, inanmışlar dayanalar Allaha
Ey iman edenler! Allah'ın size bahşettiği (şu) nimeti hatırlayın! Hani (siz zayıf ve çaresiz durumdayken düşman) bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. (Allah'ın desteğini almaya devam etmek istiyorsanız) Allah'a karşı gelmekten sakının ve O'nun istediği şekilde hayatınıza devam edin). Mü'minler yalnız Allah'a güvensinler.
Bu âyet, Kur’an vahyinin başlangıç dönemindeki inananların zayıflığına rağmen Allah’ın inayet ve korumasıyla inkârcılar karşısında güçlenmesine işaret ediyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini unutmayın; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun ve müminler yalnızca Allah'a güvensinler.
Bu âyetin nüzûl sebebi olarak, müşriklerin ve münafıkların tahriki ile Peygamberimizi öldürmeye teşebbüs eden bir silahlı adamın, Allah’ın inayet ve koruması ile bu emeline muvaffak olamaması zikredilmiştir. Suikast teşebbüsü Resûlullah’a yönelik bulunduğu halde «size el uzatmaya yeltenmişti» denilmesi, Allah Resûlü’nün, müminlerin canı ve hayatı mesâbesinde olmasındandır.
Edip Yüksel
İnananlar! ALLAH'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmağa yeltenmişti de onların ellerini sizden çekmişti. ALLAH'ı dinleyin. İnananlar ALLAH'a güvensin.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) yeltenmişti de, O (Allah) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun. Müminler yalnız Allah'a dayansınlar.
Ey o bütün iyman edenler! Anın Allahın üzerinizdeki o ni'metini ki bir vakıt size bir kavm el uzatmayı kurmuştu da o bunların ellerini size dokunmaktan men'etmişti, siz hep Allaha korunun ve mü'minler yalnız Allaha dayansınlar
Ey îman edenler, Allahın, üzerinizdeki ni'metini düşünün. Hani bir gurüh size ellerini uzatmayı kurmuşdu da o, bunların ellerini sizden itib çekmişdi. Allahdan korkun. Mü'minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır.
Ey îmân edenler! Allah'ın üzerinize olan ni'metini hatırlayın; hani bir kavim size(sû'-i kasd yapmak için) ellerini uzatmaya yeltenmişti de (Allah) onların ellerini sizdençekmişti. O hâlde Allah'dan sakının! Hem mü'minler, böylece ancak Allah'a tevekkül etsinler!(1)
(1)“İnsan zaîfdir, belâları çok. Fakirdir, ihtiyâcı pek ziyâde. Âcizdir, hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i zü’l-Celâl’e (celâl sâhibi, kudreti sonsuz olan Allah’a) dayanıp tevekkül etmezse (güvenmezse) ve i‘timâd edip teslîm olmazsa, vicdânı dâim azâb içinde kalır. Semeresiz (netîcesiz) meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar. Ya sarhoş veya canavar eder.” (Sözler, 6. Söz, 16)“Tevekkül (Allah’a güvenerek işin sonunu ona bırakmak), esbâbı (sebebleri) bütün bütün reddetmek değildir. Belki esbâbı dest-i kudretin (Allah’ın kudretinin) perdesi bilip riâyet ederek (uyarak) esbâba teşebbüs ise, bir nevi‘ duâ-yı fiilî telakkī ederek, müsebbebâtı (netîceleri) yalnız Cenâb-ı Hakk’tan istemek ve netîceleri O’ndan bilmek ve O’na minnetdâr olmaktan ibârettir.” (Sözler, 23. Söz, 104)
İlyas Yorulmaz
Ey İman edenler! Hatırlayın Allah’ın size olan nimetini, hani bir zamanlar bir toplum sizi yakalamak için üzerinize geliyordu. Allah onların bu çabalarını boşa çıkardı da, sizden ellerini çektirdi. Allah’dan sakının. İnananlar Allah’a güvenip dayansınlar.
Ey iman edenler! Allah/ın hakkınızdaki nimetini hatırlayın, hani size bir güruh el uzatmak kastinde bulunmuş idi de Allah onların ellerini sizden geri çekmişdi. Allah/tan sakının, mü/minler yalnız Allah/a mütevekkil olsunlar.
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın. Hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan sakının ve iman edenler Allah'a güvensinler.
Ey iman edenler! Allah’ın size bahşettiği şu nîmetini hatırlayın: Hani siz zayıf ve çaresiz durumdayken, düşmanlarınızdan bir grup size fenâlık etmek istemişti de, Allah sizi onların şerrinden korumuştu. Bu nîmetin devam etmesini istiyorsanız, Allah’tan gelen ilkeler doğrultusunda hayata yön vererek kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakının! Ve inananlar, başkasına değil, yalnızca Allah’a güvensinler.Bakın; Allah’a güvenen bir toplumun ne büyük lütuflara nâil olacağını, O’na tevekkül etmeyip ahdini bozan bir toplumun da başına neler geleceğini görmek için, şu iki örneği dikkatle dinleyin:
Ey îman edenler! Allah’ın bir topluluğun size tecavüze yeltenmesi üzerine sizi onların ellerinden kurtarma nîmetini hatırlayın1 Allah’a karşı hata etmekten sakının. Öyleyse îman edenler, sadece Allah’a tevekkül2 etsinler.3
1 Âyetin bu bölümü yukarıda mecâzî anlamlar dikkate alınarak tercüme edilmiştir. Âyetin tercümesi kelime anlamıyla; “Ey îman edenler! Allah’ın bir topluluğun size el uzatmaya yeltenmesi üzerine onların ellerini sizden çekme nîmetini hatırlayın.” şeklinde olur. 2 Tevekkül: Lügatte âcizliğini ortaya koymak ve başkasına güvenmek anlamına gelir. Dini terim olarak ise Tevekkül: Kulun sebepleri yerine getirdikten sonra, Allah’a karşı âcizliğini ortaya koyup, sadece ona güvenmesidir. Konu ile ilgili olarak Bk. (Nisa: 122, İbrahim: 11 ve dipnotları)3 Bu âyet, Nadîr Yahûdîlerinin, Peygamber (s.a.v) ve bazı sahabeleri, yemeklerine zehir katarak öldürmek üzere tuzak kurmaları veya Zat’ür-Rika’ gazvesinde bir bedevînin, Peygamberimiz Semûre ağacı altında uyurken kılıcını çekip: “Seni benden kim kurtarabilir!” deyince, Peygamberimizin: “Allah kurtarır!” demesi üzerine Cebrâil’in gelip Peygamberimizi kurtarması olayı sonrasında nâzil olmuştur. (Buhari, Kurtubî)
Muhammed Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! Hatırlayın [düşman] toplumun sizi altetmek üzere olduğu 20 ve Allah'ın sizi onların elinden kurtardığı zaman bahşettiği nimeti. O halde Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: ve iman edenler yalnız Allah'a güvensinler.
Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki şu nimetini bir düşünün, hani bir topluluk size saldırıp ortadan kaldırmaya kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah’a karşı gelmekten sakının. Öyleyse müminler, sadece Allah’a dayanıp güvensinler. 3/160, 58/10, 64/11
Siz ey iman edenler! Hatırlayın Allah’ın üzerinizdeki nimetini! Hani size bir toplum el uzatmaya kalkışmıştı da, onların elinden sizi kurtarmıştı? Şu hâlde Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Ve mü’minler artık yalnızca Allah’a güvensinler.
Ey imân edenler! Sizin üzerinize olan nîmet-i ilâhiyeyi yâd ediniz ki bir vakit bir kavim size ellerini uzatmayı kurmuştu, onların ellerini Cenâb-ı Hak sizden menetti. Ve Allah Teâlâ'dan korkunuz ve mü'minler artık Allah Teâlâ'ya tevekkül etsinler.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan şu nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmaya, sizi öldürüp yok etmeye teşebbüs etmişti de O, bunların ellerini size zarar vermekten menetmişti. Allah'ın hukukuna haksızlık etmekten sakının! Müminler yalnız Allah'a dayansınlar. [48, 24]
Bi’r-i Meûne faciasından hemen sonra çok nazik bir ortamda ashabdan âmir ed-Damrî, kasdî olmaksızın, anlaşmalı Benî Âmir kabilesinden iki kişiyi öldürmüş, gergin bir durum ortaya çıkmıştı. Hz. Peygamber bizzat gidip Benî Nadîr Yahudilerinden diyet ödemede yardım istedi. Aslında onları göreve çağırdı. Zira sözleşme gereği, diyet konusunda yardımlaşma görevleri vardı. Bunlar içlerinden suikast planı hazırlamışlardı. Cibril haber verdi, iş anlaşıldı, Allah resûlünü korudu. Âyet, bu olaya işaret etmektedir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani bir topluluk size ellerini uzatmağa (saldırmaya) yeltenmişti de (Allah) Onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun. Mü'minler Allah'a dayansınlar.
Ey inanıp güvenenler, Allah’ın üzerinizde olan nimetini hatırlayın; hani bir gün bir topluluk, içinize elini sokmaya çalıştı da Allah onları engelledi. Siz Allah’tan çekinin ve kendinizi koruyun. Müminler, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.
-Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani bir topluluk size saldırmaya kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan korkun. Müminler Allah'a güvensinler.
Ey iman edenler! Hatırlayın Allah'ın size olan nimetini ki, bir topluluk size sataşmaya niyetlenmişti de Allah onların elini sizden çekmişti. Allah'tan sakının. Mü'minler de ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Ey iman edenler! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya niyet etmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan sakının! Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler!