Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 675, sondan 5562. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 6. ayetidir. Mâide Suresi 6. ayetinin kelime sayisi 62, harf sayısı 279 ve toplam ebced değeri ise 16073 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا اذا قمتم الى الصلوة فاغسلوا وجوهكم وايديكم الى المرافق وامسحوا برؤسكم وارجلكم الى الكعبين وان كنتم جنبا فاطهروا وان كنتم مرضى او على سفر او جاء احد منكم من الغائط او لمستم النساء فلم تجدوا ماء فتيمموا صعيدا طيبا فامسحوا بوجوهكم وايديكم منه ما يريد الله ليجعل عليكم من حرج ولكن يريد ليطهركم وليتم نعمته عليكم لعلكم تشكرون
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
“Namaz” diye çevirdiğimiz salât kelimesi sözlükte “dua etmek, yalvarmak, iyi dilekte bulunmak” anlamlarına gelir. Dinî bir terim olarak salât, tekbirle başlayıp selâmla tamamlanan belirli hareket ve sözlerden oluşan ibadeti ifade eder. İslâm’ın beş esasından biri olan namaz, kulun ibadet duygusuyla Allah’ın huzuruna çıkması, O’nunla bağlantı kurup konuşması, belli şekillerle O’na tapınmasıdır (bilgi için bk. Bakara 238-239; Nisâ 4:43, 101-103). Ancak bu ibadet, kulun uyanık, hazırlıklı, şuurlu, ruh ve beden bakımından temiz olmasını gerektirir. Allah’ın huzuruna çıkmadan önce abdest alma, gerektiğinde gusül etme emri de bu amacın önemli vasıtalarındandır.
Önceki ilâhî dinlerde de bulunan namaz ibadeti (bk. Lokmân 31:17), İslâm’da hicretten yaklaşık bir buçuk yıl önce gerçekleşmiş olan mi‘rac esnasında farz kılınmıştır (Buhârî, “Salât”, 1). Namazın ön şartı olan abdest ve gusül de namazla birlikte farz kılınmış olup ibadet tarihinde hiçbir zaman abdestsiz namaz kılınmamıştır (Elmalılı, III, 1583; İbn Âşûr, VI, 126 vd.).
Abdest –âyette de belirtildiği üzere– ibadet niyetiyle yüzü ve dirseklere kadar kolları yıkamak, başı meshetmek, ayakları topuklara kadar yıkamaktan ibarettir. Abdest, “hadesten tahâret” yani “görünmeyen fakat hükmen var olduğu kabul edilen bir kirlilikten temizlenmek” anlamına geldiği için farz olan temizlik yukarıda bildirilen âzaları bir defa yıkamakla sağlanmış olur. İki veya üç defa yıkamak ve abdest organlarını ovmak sünnettir.
Âyette belirtilen abdest organlarının sınırları hakkında fıkıh kitaplarında yapılan açıklamaların özeti şöyledir:
a) Yüz. Dikey olarak alında saç bittiği yerden çene altına kadar, yatay olarak iki kulak yumuşakları arasında kalan kısımdır. Abdestin farzlarından biri, bu alanı yıkamaktır. Ağza ve burna su vermek, kulakların içini meshetmek ise sünnettir.
b) Kollar. Parmak uçlarından dirseklere kadar olan kısımdır. Dirsekler bu âzalara dahil olduğu için kolları bunlarla birlikte yıkamak farzdır.
c) Baş. Kulakların üstünde kalan kısımdır. Bu âzayı ıslak elle meshetmek farzdır. Ancak ne kadarı ve ne şekilde meshedileceği hakkında mezheplerin görüşleri farklıdır. Hanefîler’e göre başın en az dörtte birini meshetmek farzdır.
d) Ayaklar. Parmak uçlarından topuk kemiklerine kadar olan kısımdır. Abdestte ayakların yıkanması veya meshedilmesi konusunda iki ayrı görüş vardır:
1. “Ayaklar” anlamına gelen “ercül” kelimesindeki “lâm” harfini üstünlü okuyup “yüzler” anlamına gelen “vücûh” üzerine atfedenlere göre ayakları yıkamak farzdır. Meşhur dört mezhep mensuplarının anlayış ve uygulamaları böyledir. Meâlde bu kıraat esas alınmıştır.
2. “Ercül” kelimesinin “lâm”ını esreli okuyup kelimeyi “Başlarınızı meshedin” cümlesindeki “başlar” anlamına gelen “ruûs” üzerine atfedenlere göre ayakları –yıkamak değil– meshetmek farzdır. İmâmî Şiîler bu kıraati benimsedikleri için ayakları meshetmekle yetinirler. Bu takdirde âyetin meâli şöyle olur: “Yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı ve topuk kemiklerine (küçük topuklara) kadar ayaklarınızı meshedin.”
İbn Abbas, Enes b. Mâlik gibi sahâbîlerin ve tâbiîlerden bazılarının çıplak ayakları üzerine meshettiklerine dair rivayetler bu görüşü destekler mahiyettedir (bk. Taberî, VI, 126 vd.; İbn Kesîr, III, 48, 49). Taberî’nin kanaati de bu doğrultudadır. Ona göre yüce Allah, teyemmümde yüzün tamamının toprakla meshedilmesini emrettiği gibi abdestte de ayakların tamamının su ile meshedilmesini emretmiştir. Su ile ayaklarını yıkayan kimse ise hem meshetmiş hem de yıkamış sayılır (bk. VI, 130). İbn Kesîr, ayakların meshedilmesine dair rivayetleri garip bulmakta ve Beyhakî’nin Hz. Ali’ye isnat ettiği bir uygulamaya dayanarak buradaki meshin “hafif yıkama” şeklinde yorumlandığını ifade etmektedir (III, 49).
Hz. Peygamber’in uygulamalarına dair hadisler birinci görüşü destekler mahiyettedir (Buhârî, “Vudû‘”, 7, 24, 28, 38, 39, 41, 42; Müslim, “Tahâret”, 3, 4, 18; Müsned, I, 59, IV, 112; Taberî, VI, 126 vd.). Ayrıca ayaklarını güzelce yıkamamış ve ökçelerinde biraz kuru kalmış kimseler hakkında Hz. Peygamber, “O ökçelerin ateşten çekeceği var!” (Buhârî, “Vudû‘”, 27, 29; Müslim, “Tahâret”, 25-30) diyerek ayakları yıkamanın farz olduğuna işaret etmiştir.
İbn Âşûr, Enes b. Mâlik’ten gelen başka bir rivayete dayanarak bu konuda sünnetin Kur’an’ı neshettiğini yani ayakları meshetmek Kur’an’la farz kılınmış ise de sünnetin bu hükmü kaldırıp ayakları yıkamayı farz kıldığını söylemektedir (VI, 130-131). Bize göre burada nesih yoktur. Zira âyet ihtimallidir; bu ihtimallerden birini tayin etmek hadise bırakılmış, hadis âyetin mâna ve maksadını açıklamıştır.
Hz. Peygamber’in abdestte her uzvunu üç kere yıkadığı, ayrıca ağzına ve burnuna da üçer defa su verdiği rivayet edilmiştir (Tirmizî, “Tahâret”, 22). Bunun yanı sıra abdest âzalarını bir defa veya iki defa yıkadığına dair rivayetler de vardır (Buhârî, “Vudû‘”, 22-24). Sakalını ve parmaklarının arasını hilâllediği, kulaklarının içini ve dışını meshettiği rivayet edilmiştir (Tirmizî, “Tahâret”, 23, 28, 30). Âyet ve hadislerden anlaşıldığına göre abdestte yıkanması gereken uzuvları birer kere yıkamak farz, üçer kere yıkamak ise sünnettir.
Âyetin zâhirinden her namazdan önce abdest almanın şart olduğu anlaşılır. Ancak Hz. Peygamber Mekke’nin fethine kadar her namazdan önce abdest aldığı halde Mekke fethedildiği gün birkaç vakit namazı bir abdestle kılarak, bozulmadığı müddetçe bir abdestle birden çok namazın kılınabileceğini göstermiş ve ümmetine bu kolaylığı sağlamıştır (Müslim, “Tahâret”, 86; Ebû Dâvûd, “Tahâret”, 66). Sahâbeden bazıları da bir abdestle birden fazla namaz kılmışlardır (Buhârî, “Vudû‘”, 54; Müsned, III, 132). Bu uygulamalardan anlaşıldığına göre abdest bozulmadığı müddetçe her namaz için yeniden abdest almak farz değil, menduptur. Kur’an’da mestler üzerine meshten söz edilmemekle birlikte Hz. Peygamber’in uygulamaları bunun da câiz olduğunu göstermektedir (Buhârî, “Vudû‘”, 48).
Cünüplük, büyük mânevî kirlilik (hades-i ekber) halini ifade eder. Boşalma olmasa bile cinsel ilişki, –ilişki olmasa da– cinsel haz duyarak boşalma veya uykuda meninin gelmesi kişiyi cünüp eder. Cünüp olan bir kimsenin bu durumdan temizlenmesi için gusül yapması yani boy abdesti alması gerekir. Guslün farz olması bu âyete, sünnete ve icmâa dayanmaktadır (bk. Buhârî, “Gusül”, 28; Müslim, “Hayız”, 87).
Cünüplük ve hayız veya nifas kanının kesilmesi durumlarında dinen yükümlü olan kimselerin gusletmeleri farzdır. Öte yandan ölüyü yıkamak da geride kalanların görevidir. Gusül, Hanefîler’e göre “ağız ve burun içi dahil olmak üzere bütün vücudun temiz su ile yıkanması” demektir. Ağız ve burna su vermek abdestte sünnet olduğu halde gusülde farzdır. Suyun bulunmaması halinde veya kullanma imkânı olmayan durumlarda temiz toprakla yapılan teyemmüm gusül yerine geçer.
Teyemmüm, büyük veya küçük kirliliği gidermek niyetiyle ellerin içini toprak cinsinden temiz bir şeye vurup önce yüze sürmek, sonra tekrar vurup her elin içiyle karşı kolu meshetmektir. Cünüplükten temizlenmek için yapılan teyemmüm hem gusül hem de abdest yerine geçer. Sembolik ve mânevî temizlenme yolu olan teyemmüm, her ne kadar maddî bir temizlik sağlamasa da kişiyi mânevî ve psikolojik olarak temizlenme duygusuna kavuşturur ve kendisini Allah’a ibadet için hazırlıklı hissetmesine imkân sağlar.
Hz. Peygamber bir seferden dönerken yanında bulunan eşi Hz. Âişe gerdanlığını yitirmiş, Resûlullah sahâbîlerle birlikte onu aramaya başlamış, bu durum onların yollarından kalmalarına ve susuz bir yerde gecelemelerine sebep olmuş, sabah namazını kılmak için abdest alacak su bulamamışlardı. Bu olay üzerine teyemmüm hükmünü içeren âyet nâzil olmuştur (Buhârî, “Teyemmüm”, 1, 2; “Tefsîr”, 4:10, 5:3). Ancak bunun Nisâ sûresinin 43. âyeti mi yoksa konumuz olan âyet mi olduğu hususunda görüş ayrılığı vardır (bk. Nisâ 4:43). Daha önce Hz. Peygamber’in açıklama ve uygulamalarıyla farz kılınmış olan abdest ve guslün hükmü bu âyetle pekiştirilmiş ve abdestin ayrıntılarıyla birlikte teyemmüm hükmüne de yer verilmiştir.
Allah Teâlâ, Bakara sûresinin 185. âyetinde olduğu gibi bu âyetin devamında da kulları için güçlük değil kolaylık murat ettiğini ifade buyurarak İslâm’da kolaylığın esas olduğunu bildirmiştir. Hasta iken veya yolculuk esnasında cünüp olanlar, gusül yerine temiz toprakla teyemmüm ederek temizlenebilirler. Aynı şekilde, tuvalete çıkmış, dolayısıyla abdesti bozulmuş olan veya cinsel ilişkide bulunmuş ve her iki halde de su bulamamış olan veya suyu bulduğu halde şiddetli soğuk, hastalık, düşman korkusu ve benzeri sebeplerle onu kullanma imkânı bulamayanlar temiz toprakla teyemmüm ederler.
Meâlinde “cinsel ilişki” diye tercüme ettiğimiz kısmın sözlük anlamı “kadına dokunmak”tır. Mezhep imamları bu ifadeyi farklı şekillerde yorumlamış ve farklı sonuçlara varmışlardır. Ebû Hanîfe’ye göre burada kadınlara dokunmak “cinsel ilişki”den kinaye olup maksat onlarla cinsel ilişkide bulunmaktır. Ona göre şehvetle veya şehvetsiz olarak erkeğin teni kadının tenine dokunmakla abdest bozulmaz. Şâfiî’ye göre bu ifade kinaye değil hakikattir. Maksat, erkeğin teninin kadının tenine dokunmasıdır. İster şehvetle, isterse şehvetsiz olsun erkeğin teni aralarında evlenme engeli oluşturacak düzeyde yakınlık bulunmayan bir kadının tenine dokunduğu takdirde her ikisinin de abdesti bozulur. İmam Mâlik’e göre ise erkek veya kadın karşı cinse şehvetle dokunduğu takdirde abdesti bozulur (bilgi için bk. Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, IV, 4; ayrıca bk. Nisâ 4:43).
Yüce Allah abdesti, guslü veya teyemmümü farz kılmakla insanları güçlük içerisine sokmak değil, onları temizlemek ve onlara nimetini tamamlamak istemiştir. Bunlar insanların gücünün üstünde olan işler değildir. Dinde insanların yapamayacağı hiçbir yükümlülük yoktur. İstisnaî durumlarda ise özel kolaylıklar (ruhsat) getirilmiştir. Abdest ve gusül bedeni mikroplardan koruyucu bir temizlik olduğu gibi mânevî olarak da insanı Allah’a yaklaştıran ve onun ibadet için kendisini hazır hissetmesini sağlayan bir iç temizliğidir. Teyemmüm de bir mânevî temizliktir. Hz. Peygamber “Temizlik imanın yarısıdır” buyurarak genel anlamıyla temizlik yanında gusül, abdest ve teyemmümün dindeki önemine işaret etmişlerdir (Müslim, “Tahâret”, 1; Tirmizî, “Da‘avât”, 86).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! [Salât]a (namaza) kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi (kollarınızı) yıkayın; başlarınızı ve aşık kemiklerine kadar ayaklarınızı [mesh] edin! Cünüp olduysanız temizlenin (yıkanın)! Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de ondan (onunla) [mesh] edin! Allah size herhangi bir güçlük (çıkarmak) istemez fakat sizi tertemiz kılmak ve size (verdiği) nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
Buradaki [es-salâh] kelimesi [kumtum] fiiliyle birlikte kullanıldığı için ayette kastedilen eylem, bilinen ve uygulanan şekliyle “namaz kılmak”tır.,Bu ayet benzer mesaj içeren Nisâ 4:43. ayetle birlikte okunmadır.,Yüce Allah’ın dinde zorlamaya yer vermemesiyle ilgili olarak bkz. Bakara 2:185; Hacc 22:78.,Yüce Allah toplumsal hayata dair çok önemli konularda hükümlerini belirledikten sonra, bu ayette bireysel hayatın en önemli unsurlarından birisi olan namazı, abdesti, guslü ve teyemmümü ele almaktadır. Bu çerçevede öncelikle abdestle ilgili açıklayıcı bilgiler verilmekte, abdestte iki organın yıkanması, iki organın ise meshedilmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır. Yıkanacak organlar “yüz” ve “dirseklere kadar eller-kollar”dır; meshedilecek organlar ise “baş” ve “aşık kemiklerine kadar ayaklar”dır. Buna göre abdestin farzları dörttür, diğer uygulamalar ise sünnetlerdir. Abdestin her namaz için gerekli olup olmadığı da tartışılmıştır; ancak devam eden cümlelerden de anlaşılacağı gibi, abdestin bozulması durumu yaşanırsa abdest veya teyemmümle ilgili bilgilerin verilmesi, her namaz için değil de abdest bozulunca tazelenmesi gerektiğini göstermektedir. Her namaz için abdestin alınması gerektiği görüşü ise ayetin zahirinden anlaşılan bir yaklaşımın sonucudur.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar kollarınızı, başlarınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer cünüp iseniz boy abdesti alınız. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız veya biriniz tuvaletten gelirse, ya da kadınlara dokunmuşsanız /cinsi birleşme yapmışsanız ve bu hallerde su bulamamışsanız, temiz toprakla teyemmüm ediniz de yüzünüzü ve dirseklere kadar ellerinizi onunla mesh ediniz. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size ihsan ettiği nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.[95]
[95] Abdest, teyemmüm, gusül ve namaz hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 512-516.
Erhan Aktaş
Ey iman edenler! Salâta¹ durduğunuz zaman, yüzlerinizi ve ellerinizi -dirseklerinizle beraber- yıkayın. Başlarınızı ve –aşık kemiklerinizle beraber- ayaklarınızı mesh edin.² Eğer cünüpseniz; tam olarak temizlenin.³ Eğer hastaysanız veya yolcuysanız veya sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz; o anda su bulamadıysanız, temiz kumla⁴ teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Allah size herhangi bir zorluk dilemiyor. Ancak sizi tertemiz etmek ve üzerinize nimetini tamamlamak istiyor. Umulur ki şükredersiniz.
1- Namaza. 2- Abdest alırken, esas olan şey ayakların mesh edilmesidir. Ayakları yıkamak, abdestin koşullarından değildir. Dikkat edilirse teyemmüm etmede abdest alırken yıkanan azalar sayılmıştır. Teyemmüm edilecek azalar arasında ayakların sayılmaması, abdest alırken ayakların yıkanmasının şart olmadığının göstergesidir. Ancak, isteğe bağlı olarak ayakların yıkanmasının bir sakıncası yoktur. Mesh, doğrudan ayağa yapılmalıdır. Başka bir nesnenin üzerine yapılan mesh geçerli değildir. 3- Boy abdesti alın. 4- İnce toprak.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül yapın) ; eğer hasta veya yolculukta iseniz, ya da biriniz ayakyolundan (hacet yerinden) gelmişse, yahut kadınlara dokunmuş (cinsi temasta bulunmuş) da (gusül için) su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edip (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sıvazlayın. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. (Allah’ın size olan nimet ve faziletlerini fark edip kıymetini bilirsiniz diye bu öğütler yapılmaktadır.)
Ey inananlar, namaza kalktığınız zaman yıkayın yüzlerinizi ve dirseklerinizle beraber ellerinizi ve başınızın bir kısmını meshedip ayaklarınızı topuklarınızla beraber ve cünüpseniz iyice yıkanıp arının. Hastaysanız, yahut seferdeyseniz, yahut içinizden biri ayak yolundan geldiyse, yahut da kadınlara temas etmişseniz su bulamadığınız takdirde temiz toprakla teyemmüm edin de toprakla yüzünüzü, ellerinizi meshedin. Allah, sizi güce koşmayı istemez, fakat şükredesiniz diye tertemiz olmanızı ve size verdiği nimeti tamamlamayı diler.
Ey iman edenler! Namaz kılacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi; ve başlarınıza meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer boy abdestini gerektirecek bir halde iseniz guslediniz. Eğer hasta iseniz veya seyahatte iseniz, yahut tabii ihtiyacınızı gidermişseniz veya kadınlarınızla cinsî birleşme yapmışsanız ve bu halde de su bulamamışsanız, o zaman temiz toprağa ellerinizi sürün ve onunla yüzünüzü ve kollarınızı hafifçe ovun. Allah sizi zora koşmak istemez; ama sizi tertemiz kılmak ve size olan nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredenlerden olasınız.
Ey iman edenler, şafak sökerken uykunuzdan uyanıp namaza kalktığınız zaman, namazları kılacağınız zaman, yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi-kollarınızı yıkayın, başlarınızı mesh edin. Aşık kemiklerine (ayak bileklerine) kadar da ayaklarınızı yıkayın.
Eğer cünüp olduysanız boy abdesti alın, namazınızı kılın.
Eğer hasta, yaralı iseniz veya seferde, seyahatte bulunuyorsanız yahut herhangi biriniz ayakyolundan gelirse yahut da hanımlarınızla ilişkiye girmişseniz, bu hallerde iken, su da bulamazsanız abdest alma veya gusül etme niyetiyle temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzünüzü ve ellerinizi-kollarınızı toprakla mesh edin, namazınızı kılın.
Allah size güçlük çıkarmak istemiyor. Fakat sizi arındırmak, size ihsan ettiği nimetini tamamlamayı, lenf ve kan dolaşımınızı, bünyenizdeki statik elektriği dengelemeyi, güzelliğinizi ve nurunuzu artırmayı, sağlıklı olmanızı istiyor. Umulur ki, şükredersiniz.
Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz boydan boya yıkanın. Eğer hasta yahut yolculukta olursanız veya sizden biri tuvalet ihtiyacını görmüş ya da kadınlara dokunmuş olup da su bulamazsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah size bir zorluk çıkarmak istemiyor; ancak sizi temizlemek ve olur ki şükredersiniz diye üzerinize nimetini tamamlamak istiyor.
Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.
Ey mü'minler! Namaza kalkacağınız zaman yüzünüzü ve ellerinizi (dirseklerinizle beraber) yıkayın, başınızı (ıslak elle silin) mesh edin ve ayaklarınızı da (topuklarınızla beraber) yıkayın. Eğer cünub iseniz boy abdesti alın. Eğer hasta veya yolculukta bulunuyorsanız veya içinizden biri ayak yolundan gelmişse veya kadınlara dokunmuş (cima etmiş) iseniz ve bu hallerde su bulamamışsanız, o vakit pâk bir toprakla teyemmüm edin, niyetle ondan (o topraktan) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah size bir güçlük dilemez, fakat sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister, tâ ki şükredesiniz.
Ey iman edenler! Namaz için kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve ayaklarınızı da topuklara kadar yıkayın (veya meshedin.) Eğer cenabet iseniz, temizlenin (yıkanın.) Eğer hasta veya yolcu iseniz veya biriniz tuvaletten gelir() veya kadınlara dokunmuşsanız ve su bulamazsanız temiz bir toprağa yönelin, onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah sizi zora sokmak istemiyor. Yalnızca sizi temizlemek, size olan nimetini tamamlamak istiyor ki şükredesiniz.
(*) Herkes kendi başına tuvalete girdiği için, çoğul ifadesi içinde tekil olarak zikredilmiştir.
Besim Atalay
Ey inanmış olanlar! Namaz kılmak isterseniz, yüzünüzü, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, elinizi başınıza sürünüz, topuklara değin ayakları yıkayın, eğer cünüp iseniz, hemen arının, hastaysanız, ya da yolcu iseniz, ya ayak yolundan çıkmış iseniz, ya kadına dokunmuşsanız, su bulamazsanız, temiz bir toprakla silinesiniz, bu topraktan yüzünüze, elinize sürünüz, Allah size zorluk vermek istemez, oysa sizi arılamak, size olan nimetini tümlemek dilemektedir, olur ki şükredesiz
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın ve başlarınızı meshedip her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın/meshedin. Eğer cünüp iseniz, iyice (tepeden tırnağa) yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya yolculukta bulunursanız ya da abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzünüzü ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, (bu emirleri vermekle) size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Ancak şükredesiniz diye, sizi (maddi ve manevi kirlerden) temizlemek ve size vermiş olduğu (iman, sağlık ve güzellik gibi) nimetlerini tamamlamak ister.
Teyemmüm, ellerin içiyle toprağa veya toz alabilen toprak cinsinden herhangi bir şeye dokunup yüzünü yıkar gibi bir defa sıvazlamak, tekrar aynı şekilde vurup, sol eliyle sağ kolunu, sağ eliyle de sol kolunu dirseklerle beraber birer defa sıvazlamak ve bunları temizlenme niyetiyle yapmaktır. Nisâ sûresinin 4:43. ayetinde de belirtildiği gibi, suya ulaşmanın mümkün olmadığı ya da hastalık sebebiyle suyun kullanılamadığı durumlarda teyemmüm, hem cinsel münasebetten sonraki (guslün) boy abdestinin hem de namazlardan önceki abdestin yerine geçer.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın). Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.
Namaz, ibadet duygusu ile Allah huzuruna çıkmak, belli şekillerle O’na tapınmak ve O’nunla konuşmaktır. Namaz Allah’ın, kulunu, huzuruna kabul etmesidir. İşte bu kabul ve bu ubûdiyet arzı, bir hazırlığı gerekli kılmaktadır. Huzur-ı ilâhîde duran kulun uyanık, şuurlu, içi ve dışı ile tertemiz olması gerekir; abdest ve gusül bunları temin için en güzel vasıtadır. Suyun bulunmaması veya bulunduğu halde kullanmayı engelleyen bir mâni yahut mazeretin bulunması halinde teyemmüm edilir. Teyemmüm her ne kadar maddî temizliği sağlamazsa da temizlik şuuru vermekte ve ibadete hazırlamaktadır.
Edip Yüksel
İnananlar! Namaza kalktığınız zaman: (1) Yüzünüzü yıkayın, (2) ellerinizi dirseklere kadar yıkayın, (3) başınızı sıvazlayın, (4) ve ayaklarınızı da topuklara kadar (sıvazlayın/yıkayın). Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanınız. Hasta veya yolcu iseniz, yahut tuvaletten gelmiş, yahut kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa yönelip yüzünüzü ve kollarınızı onunla sıvazlayın. ALLAH size güçlük çıkarmak istemez. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Olur ki şükredersiniz.
Görüldüğü gibi, tamam, detaylı ve mükemmel olan Kuran aptesi dört basamakta açıklıyor. Bu maddeleri eksik görüp eklemelerde bulunmamalı. Orijinaldeki "Ercüleküm" sözcüğünün farklı biçimde okunmasıyla ayakların yıkanması veya meshedilmesi anlaşılabilir. Büyük ve küçük su dökmek abdesti bozar. Cinsel ilişki ayrıca duş almayı gerektirir. Bak 4:43.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.
Ey o bütün iyman edenler! Namaza kalkacağınız vakit yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi ve başlarınıza mesh edib her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın, cünübseniz tas tamam yıkanın, eğer hasta veya seferde olursunuz veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursunuz da suya gücünüz yetmezse o vakit de temiz bir toprağa teyemmüm edin: niyyetle ondan yüzlerinize ve ellerinize mesh eyleyin, Allahın muradı sizi sıkıntıya koşmak değil ve lâkin o sizi pam pâk etmek ve üzerinizdeki ni'metini tamamlamak istiyor ki şükredesiniz
Ey îman edenler, namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi ve başlarınıza meshedib, her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüb olduysanız boy abdesti alın. Eğer hasta olmuşsanız, yahud bir sefer üzerindeyseniz veya içinizden biri ayak yolundan gelmişse, yahud da kadınlara dokunmuşsanız ve bu halde su da bulamamışsanız o vakit tertemiz bir toprakla teyemmüm edin, binâenaleyh (niyyetle) ondan yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah, sizin üzerinize bir güçlük yapmayı dilemez, fakat iyice temizlenmenizi ve üstünüzdeki ni'metinin tamamlanmasını diler. Tâki şükredersiniz.
Ey îmân edenler! Namaza kalktığınız zaman, artık yüzlerinizi ve dir seklere kadar ellerinizi yı ka yın; başlarınızı ise meshedin; topuklara kadar da ayaklarınızı (yıkayın)! Bununla be râber cünüb iseniz hemen (ta mâ men) yıkanıp temizlenin!Fakat hasta olur veya bir yolculukta (bulunur) iseniz veya içinizden biri def'-i hâcetten gelir (abdesti bozulur)sa veya kadınlara dokunursanız, artık (abdest veya gusül almanızı gerektiren bu hâllerde) su bulamazsanız, o vakit temiz bir toprağa teyem müm edin de yüzlerinizi ve (dirseklere ka dar) ellerinizi ondan meshedin!Allah size hiçbir zor luk çıkarmak istemez; fakat sizi temizlemek ve üzerinize olan ni'metini tamamlamak ister; tâ ki şükredesiniz.
Ey İman edenler! Namaza kalkacağınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başınızı ve ayaklarınızı topuklara kadar mesh edin . Eğer cünüp olmuşsanız ve cünüp olduğunuz durumlarda hasta iseniz veya yolcu iseniz veya tuvalet ihtiyacınızı yapmışsanız veya kadınlarınızla cinsi münasebette bulunmuş ve bu hallerde su bulamamışsanız, temiz bir toprak ile (ellerinizi toprağa vurup) yüzünüzü ve ellerinize mesh (sürün) edip, teyemmüm ederek temizlenin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor, ancak sizi temizlemek ve üzerinize nimetini tamamlamak istiyor ki, şükür edesiniz.
Ey iman edenler! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın başlarınızı sığayın. Topuklarınıza kadar ayaklarınızı da yıkayın [¹]. Cünüp iseniz iyice temizlenin [²]. Keyifsiz iseniz veya yolda iseniz, yahut biriniz ayak yolundan gelirse veya kadınlara dokanmış iseniz, su da bulamazsanız yer yüzünün pâk toprak cinsiyle teyemmüm edin, artık ondan yüzlerinize, ellerinize sürün, Allah size darlık vermek istemez, fakat şükredesiniz diye sizin pâk olmanızı, hakkınızda nimetini tamamlamağı ister.
İsmail Hakkı İzmirli Mâide Suresi 6. Ayet Açıklaması
[1] Yahut sığayın veya hafifçe yıkayın.[2] Gusledin.
Kadri Çelik
Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın ve başlarınızı ve inci kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya ayakyolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin de yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Allah size zorluk çıkarmak istemez. Allah şükredesiniz diye sizi arıtmak ve üzerinize olan nimetini tamamlamak ister.
(Abdest hakkındaki kesin bir hüküm de başı ve inci kemiklerine kadar da ayakları mesh etmektir. Bu konuda sadece nassın teyit etmiş olduğu rivayetler kabul edilebilir ve naslara muhalif olan rivayetler merduttur. Apaçık nassın haber-i vahid ile nesh edilmesi mümkün değildir. Ayet apaçık meshi emretmektedir. Dikkat ederseniz Kur’ân-ı Kerim’in zahiri de bu manaya delalet etmektedir. Zira Allah-u Teala ayetin başında şöyle buyurmaktadır: “Feğsilu vucuhekum ve eydiyekum” (Yüzlerinizi ve ellerinizi yıkayın). Ve “eydiyekum” ifadesindeki vav-ı atife vasıtasıyla yüzden sonra ellerin yıkanmasının gerekliliğini emretmektedir. İkinci hükümde ise şöyle buyuruyor: “Ve’msehu bi ruisukum ve erculekum” (Başınızı mesh edin ve ayaklarınızı da). “Erculekeum” ifadesini vav-ı atifeyle bir öncesine, yani “bi ruisukum” kelimesine atfederek ayakların da mesh edilmesini emretmektedir. Yüz ve ellerin yıkanmasına hükmedildiği gibi, burada da baş ve ayakların mesh edilmesi istenmektedir. Şüphesiz yıkamak meshin yerini alamaz. Yani yüz ve elleri farz olarak yıkamak gerektiği gibi baş ve ayakları da farz olarak mesh etmek gerekir. Birini mesh ederken diğerini yıkamak asla doğru değildir. Aksi takdirde iki cümle arasındaki “vav” harfi anlamsız kalır.Kur’ân hükümlerinin tam aksine olan hükümlerden biri ise mest ve çorabın üzerine mesh edilmesidir. Burada da Kur’ân-ı Kerim’in açık hükümlerine aykırı görüşler beyan edilmiştir. Çünkü Kur’an ayakların üzerine mesh edilmesini hükmetmektedir; mest veya çorapların üzerine değil. Ayakların mesh edilmesine cevaz verilmezken, nasıl olur da mest veya çorabın mesh edilmesine cevaz verilebilir? Herkesin de bildiği gibi, mest veya çoraplara mesh etmek, ayaklara mesh etmekten ayrı bir şeydir ve baş yerine sarık vb. şeylere mesh etmek de aynı şekilde Kur’an’ın zahirine aykırıdır.Fahr-u Razi bu ayetin tefsirinde, Kur’ân-ı Kerim’in zahirine göre meshin farz oluşu noktasında uzun açıklamalar yapmıştır, isteyenler gerçekleri bulmak için Fahr-u Razi’nin tefsirine müracaat etsinler.)
Mahmut Kısa
Ey iman edenler! Namaz kılmak istediğiniz zaman, eğer abdestli değilseniz, ellerinizi, yüzünüzü ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, sonra başınızı ıslak elle sıvazlayarak meshedin ve bileklere kadar ayaklarınızı yıkayın. Fakat abdestli iken ayağınıza mest giymişseniz, abdest alırken, onları meshetmeniz de ayak yıkama yerine geçer. Eğer cinsel ilişki veya şehvetle meni boşalması sebebiyle boy abdesti gerektiren bir durumda, yani cünüp iseniz, namaz kılmak, Kur’an okumak, Kâbe’yi tavaf etmek veya mescide girmek için tepeden tırnağa yıkanıp guslederektamamen temizlenmelisiniz. Ayrıca, kadınlar da, bu ibadetleri yerine getirmek için hayızdan sonra temizlenip boy abdesti almalıdırlar.Ama eğer hasta veya yolculuk hâlinde iken abdest almanız veya gusletmeniz gerektiği hâlde, buna imkân bulamamış iseniz, yâhut hasta veya yolcu değilken tuvalet ihtiyacınızı gidermiş veya bir kadınla aşırı derecede şehvet uyandıracak şekilde temasta bulunmuş olur da, abdest alacak veya yıkanacak su bulamazsanız, ya da bulduğunuz suyu kullanmanıza bir engel varsa, o zaman şöyle teyemmüm alın; temiz bir toprak veya taş, kireç, kum ve benzeri toprak cinsinden bir madde bulun ve ellerinizi ona hafifçe sürüp çırptıktan sonra, onu yüzünüze ve ellerinize, kollarınıza sürün. Bu da abdest veya gusül yani boy abdesti yerine geçer.Bütün bunları bir zorluk, bir meşakkat sanmayın: Allah, bu emirleri vermekle sizi sıkıntıya sokmak istemez; ancak sizi maddî ve mânevî kirlerden arındırıp tertemiz kılmak ve size vermiş olduğu iman, sağlık, güzellik gibi nîmetlerini tamamlamak ister ki, böylece şükredesiniz. Bunun için:
Ey iman edenler!
Namaz’a kalktığınız zaman Dirsekler’e kadar ellerinizi ve yüzlerinizi yıkayın!
Başlarınızı mesh edin!
Topuklar’a kadar ayaklarınızı da (yıkayın)!
Cünüp olduğunuzda temizlenin!
Hasta olmuşsanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz Tuvalet’ten gelmişse veya Kadınlar’a dokunmuşsanız (cinsel ilişkide bulunmuşsanız), derken su bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin!
Onunla ellerinize ve yüzlerinize meshedin / sürün!
Allah, size hiçbir sıkıntı yapsın istemiyor.
Ama Allah, sizi temizlesin, üzerinizdeki nimetini tamamlasın istiyor.
Umulur ki şükredersiniz.
Ey îman edenler!1 Namaza kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı mesh edin,2 topuklarınıza kadar da ayaklarınızı (yıkayın.)3 Eğer cünüp iseniz hemen iyice temizlenin.4 Eğer hasta olmuşsanız veya yolcu iseniz yahut helâdan gelmişseniz ya da kadınlara yaklaşmış5 ve de su bulamamışsanız; temiz bir topraktan6 yüzlerinize ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. (Bu emirlerle) Allah, size güçlük vermek istemeyip şükredesiniz diye sizi temizlemek ve size olan nîmetini tamamlamak istiyor.
1 Bu âyete teyemmüm âyeti denir. Bu âyet, Hz. Aişe (r.a)’nın gerdanlığını kaybettiği seferde geceleyin susuz bir mevkide abdest almak mümkün olamadığından dolayı nâzil olmuştur ve özellikle teyemmümü emretmektedir. (Buharî, Müslim) Zîrâ abdest, bu âyetten önce Mekke’de namazın farz kılınmasından beri vardı. Bu âyet nâzil oluncaya kadar Peygamberimiz abdest almadıkça asla konuşmaz ve selam almazdı. Esasen bu âyet, abdestin her ibâdet için değil, namaz için farz olduğunu açıklamak ve Peygamberimize bir ruhsat olarak indirilmiştir. Kur’an okumak için abdest konusunda Bk. (Vakıa: 79) 2 Sünnetteki uygulamaya göre başın saçlı kısmının en az dörtte birinin, bir defa mesh edilmesi farzdır. Âyette, kulaklarla ilgili hüküm yoktur. Ancak kulak başa dâhil olduğu için onun da aynı ıslaklıkla mesh edilmesinde bir mahzur yoktur. Peygamberimiz bu şekilde yapmıştır. (Kurtubî)3 Âyetteki (وَأَرْجُلَكُمْ) kelimesi, meşhur kıraatlerde mansub olarak okunur. Buna göre, çıplak ayakların yıkanması gerekir. Sünnetteki uygulama da böyledir. Hattâ Peygamberimiz, ayaklarını yıkarken topukları kuru kalan birisini: “vay, şu ökçelerin ateşten haline” diyerek tekrar yıkamasını emretmiştir. Ancak sünnetteki uygulamada ayağa giyilen mest ve çorap üzerine mesh etmek de vardır. Bu âyetin mecrur olarak okunması halinde ise ayakların mesh edileceği anlaşılır. Bu konudaki mezhepler arası görüş farklılıkları, fıkıh kitaplarında mevcuttur. Şunu da belirtelim ki; çıplak ayaklara meshi caiz görmek ayetin sonundaki (لِيُطَهِّرَكُمْ) ifadesine ters düşmektedir. Bir de buradaki murad sadece mesh olsa idi (اِلَى الْكَعْبَيْنِ) ifadesine lüzum kalmazdı. Hâsılı ayaklar hakkında yıkamak emri muhkem, mesh emri mücmeldir ve konu sünnet ile de beyan olunmuştur. Ancak bu âyetin, iki şekilde de anlaşılmaya müsâit olması, ayakların da mestli iken mesh edilebileceğine bir işaret olarak, düşünülebilir. Zîrâ el ve yüzün mesh edilmesi, mümkün değildir.4 Yani gusül abdesti alın. Bütün vücudunuzu yıkayın. (فَاطَّهَّرُوا) ifâdesinde mübalâğa bulunduğu için, vücudun mümkün olan her tarafını, ağız ve burun içlerine varıncaya kadar dikkatlice yıkamak farzdır. 5 Allahu Teâlâ’nın: “ya da kadınlara yaklaşmış ve de su bulamamışsanız” buyruğunda geçen “yaklaşma” (لَمْسٌ) için Ebû Ubeyde ve Abdullah b. Mes'ud, öpmek, lemstendir, İbnu Ömer de, cıma’dan daha aşağı bütün fiiller birer lems’tir demiştir. Zira âyet-i kerimenin baş tarafında cima’da bulunan kimseye ne gerektiği: “Eğer cünüp iseniz hemen iyice temizlenin” emri ile ifade edilmiştir. Şafii mezhebi imamları bu kanaati tercih ederek, kadına dokunan kimsenin abdestinin bozulacağı kanaatine varmışlardır. Abdullah b. Abbas ise: “Lems, cima’dan kinayedir” demiştir. Hanefi fukahası da bu görüşü kabul ederek, kadına dokunan kimsenin abdestinin bozulmayacağı kanaatine varmışlar ve burada emredilenin abdest değil, teyemmüm olduğunu, teyemmümün ise hem gusül abdesti hem de namaz abdesti yerine geçeceğini ifade etmişlerdir. (Kurtubi)6 Nisâ: 43. âyetten fazla olarak, bu âyette (مِنْهُ) ifâdesi bulunduğu için tercüme “temiz bir toprakla” değil de “temiz bir topraktan” şeklinde yapılmıştır. Bu ifâdeden dolayı, taş ve mermer türü olan şeylerle teyemmümün câiz olup olmayacağı hakkında ihtilâf vardır. Buna göre taş ile teyemmüm ruhsat, toprak ile teyemmüm ise, ihtiyattır. Bk. (Nisa: 43)
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! Namaz kılacağınız zaman yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve [ıslak] ellerinizi başınızın üzerine hafifçe sürün ve bileklere kadar ayaklarınızı [yıkayın]. Eğer boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi temizleyin. 17 Ama eğer hasta iseniz yahut seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı gidermişseniz yahut bir kadınla birlikte olmuşsanız ve su bulamıyorsanız, o zaman, temiz toprağa ellerinizi sürün ve onunla yüzünüzü ve kollarınızı hafifçe ovun. Allah sizi zora koşmak istemez; ama sizi tertemiz kılmak ve nimetlerinin tamamını size bahşetmek ister ki şükredenlerden olasınız.
Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı, mesh edin topuklara kadar ayaklarınızı da. Eğer, cünüp iseniz, baştan ayağa temizlenin. Hasta veya yolculukta iseniz veya biriniz tuvaletten gelmiş yahut eşlerinizle temasta bulunmuş ve su bulamamış/suya ulaşamamış iseniz temiz bir yer/yüzey ile teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah, sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki nimetlerin hakkını verirsiniz. 4/43, 14/7
SİZ ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın ve (ıslak) ellerinizle başınızı meshedin ve bileklere kadar ayaklarınızı da (yıkayın veya meshedin).[899] Eğer cünüp olmuşsanız baştan ayağa temizlenin! Fakat eğer hastaysanız ya da yolcuysanız, yahut doğal ihtiyacınızı gidermişseniz veya kadınlarla birlikte olmuşsanız ve su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelerek[900] onunla yüzlerinizi ve kollarınızı meshedin.[901] Allah sizi zora sokmak istemiyor; fakat sizi pırıl pırıl yapmak ve nimetlerinin tamamını size bahşetmek istiyor ki şükredenlerden olasınız.
[899] Kıraat imamlarından Nâfi, İbn Âmir, Hafs, Kisâî ve Yakub’un okuyuşuna göre âyet ayakların yıkanmasını, geri kalanının okuyuşlarına göre ayaklara meshedilmesini emreder. Ebubekir er-Râzî, her ikisini de “meşhur kıraat” olarak verir (Garibu’l-Kur’an, r-c-l md). Ehl-i Sünnet okuluna mensup âlimlerin çoğunluğu birincisini, Ehl-i Beyt okulu mensupları ikincisini tercih ederler. Taberî ise her iki okuyuşu da sahih bulur. Süyûtî, İsferâyînî’den bu âyetin iki farklı okunuşu bağlamında şunu nakleder: “Bir cümle ifade ettiği mânalardan birine izafe ediliyorsa bunda bir çelişki söz konusu değildir” (İtkân III, 89). Üçüncü ve şaz bir okuyuş da Hasan Basri’den gelen erculukum okuyuşudur. Açılımı ve mağsulu erculikum ile’l-ka’beyn (ayaklarınızın yıkanılan yeri topuklara kadardır) olur.
[900] Teyemmemû: “yönelin, niyetlenin, hedefleyin”. Kelimenin anlamı, maksadı tasavvurda oluşturmaktır. Bu nedenle “niyet” teyemmümün esası sayılmıştır.
[901] “Abdest âyeti” diye bilinen bu âyet, aslında guslü farz kılar. Allahu a’lem abdest namazla yaşıttır. Teyemmüm hükmünün özünde namazın her durumda vazgeçilemezliği yatar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey mü'minler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayınız ve başlarınıza meshediniz ve ayaklarınızı iki topuğa kadar yıkayınız ve eğer cünüb iseniz gusül ediniz (tamamen yıkanınız). Ve eğer hastalar iseniz veya sefer halinde iseniz veya sizden biri helâdan gelmiş ise veya kadınlarınıza dokunmuşsanız da su bulamazsanız o halde temiz bir toprak ile teyemmüm ediniz, ondan yüzlerinize ve ellerinize meshediniz. Allah Teâlâ sizin üzerinize bir sıkıntı vermek istemez. Fakat o sizi tertemiz kılmak ve üzerinize nîmetini itmam etmek ister ki şükredesiniz.
Ey iman edenler! Namaza kalkmak istediğinizde yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın Başlarınızı meshedip topuklarınızla birlikte ayaklarınızı da yıkayın. Cünüp iseniz tastamam yıkanın (boy abdesti alın). Eğer hasta veya yolcu iseniz veya tuvaletten gelmişseniz, yahut kadınlarla münasebette bulunmuş olup da su bulamazsanız temiz toprağa teyemmüm edin, (mânen arınma niyeti ile) ondan yüzlerinize ve ellerinize meshedin. Allah size güçlük çıkarmak istemez, fakat şükredesiniz diye sizi temizleyip arındırmak ve size olan nimetlerini tamama erdirmek ister. [4, 43]
Abdest ve guslü bildiren âyet budur. Cinsel temas veya ihtilam sonucu manen kirlenen kişi gusleder. Yıkanmadan namaz, tavaf, mescide girme, Kur’ân okuma gibi ibadetleri yapamaz. Ruh temizliğine beden temizliği de eklendiğinde hidâyet ve nimet tamamlanmış olur.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, namaza dur(mak iste)diğiniz zaman yıkayın: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerizi; meshedin: başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı. Eğer cünüp iseniz tam temizlenin. Hasta, yahut yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, ya da kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz toprağa teyemmüm edin; ondan yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve size olan ni'metini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.
Ey inanıp güvenenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı ve ayak bileği kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin[1]. Eğer cünüp olmuşsanız[2] yıkanın. Hasta veya yolcu olur yahut sizden biri ayak yolundan[3] gelir ya da kadınlarınızla birlikte olur da [4] su bulamazsanız, temiz yüzeye (toprağa) yönelin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. Onun isteği sizi arındırmak[5] ve size olan nimetini tamamlamaktır. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
[*] Cünüp: Cinsel ilişkiye girmişseniz [3] Kişinin boşaltma ihtiyacını giderdiği yer, tuvalet, hela [*] Cinsel ilişki [*] Enfal 8:11: O gün güven içinde sizi uykuya daldırmış, sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı yere sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı
Şaban Piriş
-Ey İman edenler! Namaza kalktığınız zaman, yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, başınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer, cünüp iseniz, temizlenin, hasta veya yolculukta iseniz, veya biriniz tuvaletten gelmişseniz, yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.
Ey iman edenler! Namaz için kalktığınızda, yüzünüzü, dirseklere kadar ellerinizi, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın ve başınızı meshedin. Cünüp iseniz tamamen yıkanın. Hasta olduğunuz zaman, seferde iken veya tuvaletten gelip yahut kadınlarla temasta bulunup da su bulamadığınız zaman, temiz bir toprakla teyemmüm ederek onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor; lâkin şükredesiniz diye üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.
Ey iman sahipleri! Namaza/duaya duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin/yahut yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin! Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.