Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 900, sondan 5337. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 111. ayetidir. En'am Suresi 111. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 101 ve toplam ebced değeri ise 4045 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولو انـنا نزلـنا اليهم الملئكة وكلمهم الموتى وحشرنا عليهم كل شيء قبلا ما كانوا ليؤمنوا الا ان يشاء الله ولكن اكثرهم يجهلون
Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Allah müşriklerin istedikleri şekilde mûcize olarak onlara melekleri indirse, onları ölülerle konuştursa, daha başka türlü mûcizeleri önlerine serse yine de Allah dilemedikçe inanmayacaklardır.
Bu ve bundan önceki âyetin üslûbuna bakarak bundan cebirci bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Kur’an, kendine özgü üslûbu içinde, evrendeki bütün olup bitenler gibi insanların inanç ve amel hayatındaki gelişme ve değişmeleri de ontolojik bakımdan Allah’ın kuşatıcı iradesine bağlar ve bunu doğru bir tanrı akîdesinin gereği sayar. Buna göre müminin imanı da kâfirin inkârı da O’nun mutlak iradesi ve kanunları çerçevesinde oluşmaktadır; bunları Allah’ın kudret ve iradesinin dışında görmek, bazı şeylerin O’nun hâkimiyet ve tasarruf alanı dışında olup bittiği gibi yanlış bir sonuca ve kusurlu bir tanrı anlayışına götürür. Bununla birlikte Allah, yine kendi iradesi ve yaratmasıyla evrende sadece insanı akıl, irade gibi hakkı bâtıldan ayırma yetenekleriyle donatmıştır. Buna rağmen insan, müşrik Araplar gibi, içinde doğup büyüdüğü psikolojik ve sosyal şartların doğal tesirlerini aşamaz, insanî yeteneklerini kullanarak gerçeğin ve iyinin arayışı içinde olmaz, aksine bâtılda ısrar ederse, böylelerinin gözleri ve gönülleri iyice kararır. Allah’ın böylelerini zorla hakikate sevketmesi mümkünse de (meselâ bk. En‘âm 6:35, 107, 112, 137) bu durum, O’nun koymuş olduğu görev, sorumluluk ve ceza-mükâfat düzeniyle uyuşmaz. Bu yüzden bir âyette “Gerçek, rabbinizden gelendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin” (Kehf 18:29) buyurulur.
Mehmet Okuyan
Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler onlara konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi fakat çoğu bilmezler.
Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat çokları cehalet üretiyorlar.
Eğer onlara gerçekten melekleri indirmiş olsaydık, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe¹, yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu cahillik² ederler.
1- Zorunlu kılmadıkça, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça. 2- Hevalarına uymayı, çıkarlarını, bencilliklerini, şeytana tabi olmayı, dünyanın aldatıcı imkanlarını tercih ederler.
Ahmet Akgül
Gerçek şu ki, velev Biz onlara (inkârcılara, Yahudi, Hristiyan ve münafıklara) melekler indirip (uyarsaydık), onlara ölüler (dirilip) konuşsaydı ve (dile gelip varlığımıza ve buyruklarımıza şahitlik yapmak üzere) her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah’ın dilediği dışında (yine de) inanmayacaklardı. Çünkü onların çoğu ancak cahillik edip durmaktadır.
Onlara melekler indirseydik, ölüler dirilip onlarla konuşsaydı, her şeyi toplayıp önlerine koysaydık gene Allah dilemedikçe inanmazlardı, fakat çoğu bilmez.
Eğer biz onlara, melekler indirmiş olsaydık ve ölüler, kendileriyle konuşmuş olsalardı ve hakikati kanıtlayabilecek herşeyi karşılarına çıkarıp, önlerinde bir araya toplamış olsaydık bile, Allah dilemedikçe, yine inanmazlardı. Ama onların çoğu, bundan tamamen habersizdirler.
Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp grup grup önlerine getirseydik, ancak Allah'ın, sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde onlar iman edeceklerdi. Fakat onların çoğu bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız, cahilce davranmakta devam ediyorlar.
Onlara melekleri indirseydik, kendileriyle ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık Allah dilemedikçe yine iman etmezlerdi. Ancak onların çoğu bilmemektedir.
Gerçek şu ki, biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, -Allah'ın dilediği dışındayine inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar.
Eğer hakikaten biz onlara (diledikleri gibi) Melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı, bütün varlıkları karşılarında toplayarak senin doğruluğuna şâhid ve kefil gösterseydik, Allah dilemedikçe, yine şüphe yok ki iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.
(Mucize olarak:) Eğer onlara melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi onların önünde toplasaydık da, Allah’ın diledikleri müstesna, yine de inanacak değillerdi. Fakat çokları bunu bilmezler.
Biz onlara melekler indirseydik, ölüleri söyletseydik, her bir şeyi önlerine yığsaydık da, Tanrı dilemedikçe, yine inan etmezler, pek çokları bilmezler
Eğer, onlara gerçekten melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe (kendileri de istemedikçe), onlar yine de inanmayacaktı. Fakat onların çoğu (yaptıkları cahilliğin kendilerini nereye götüreceğini) bilmezler.
Eğer biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlardı; fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler.
Sapıklığa dalanların sapmalarına sebep, delillerin azlığı veya yokluğu değildir. Şayet sapıkların dilediği gibi, ölüler dirilse de kendileri ile konuşsa hatta kâinattaki her şey dile gelse ve onları imana çağırsa, yine kabul etmezler. Çünkü kalplerinde fitne, vicdanlarında pas vardır. Onlar hidayete yönelmedikleri için Allah da hidayete ermelerini dilemez.
Edip Yüksel
Onlara melekleri indirsek, kendileriyle ölüler konuşsa ve her şeyi getirip önlerine toplasak, ALLAH'ın diledikleri hariç, yine inanacak değillerdir. Fakat çoğu bu gerçeği bilmez.
Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah'ın diledikleri hariç, yine de inanacak değillerdi, fakat çokları bunu bilmezler.
Biz onlara dedikleri gibi Melekler indirmiş olsak da, ölüler kendilerile konuşsa da, ve bütün mevcudatı karşılarında fevc fevc haşrederek kefil göstersek de yine ihtimali yok iymân edecek değillerdi, meğer ki Allah dilemiş olsun, lâkin çokları bu hakıkatin câhili bulunuyorlar
Eğer hakıykaten biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı, her şey'i de onlara karşı (senin söylediklerine) kefiller (ve şâhidler) olmak üzere bir araya getirib toplasaydık onlar, Allah dilemedikçe, yine îman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Hâlbuki gerçekten biz, onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuşsaydı ve (senin doğruluğuna) kefîl olarak onlara karşı herşeyi toplasaydık, Allah'ındilemesi müstesnâ, (onlar, küfürlerindeki inadları sebebiyle) îmân edecek değillerdi; fakat onların çoğu câhillik ederler.
Biz onlara melekleri indirseydik veya ölüler onlarla konuşsaydı veya her şeyi onların karşısına getirip toplasaydık, Allah dilemedikçe onlar iman etmezlerdi. Ama şunu bilin ki onların pek çoğu cahillik ediyorlar.
Şayet onlara Melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı, herşeyi onlara bölük bölük [¹] toplasaydık yine Allah/ın dilediklerinden başkaları imana gelecek değildi; fakat onların pek çokları cahillerdir.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 111. Ayet Açıklaması
[1] Veya kefil olarak veya bütün halkı müvacehede bulundursak da bunlar sıtkına şehadet etseler bile.
Kadri Çelik
Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve de her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de iman etmezlerdi; fakat onların çoğu cahillik etmekteler.
Şâyet dedikleri gibi onlara melekleri gönderseydik veya ölüler mezarlarından kalkıp kendileriyle konuşsaydı ve hattâ onların mûcize dediği her şeyi bir araya getirip senin Peygamberliğinin şahidi olarak önlerine koymuş olsaydık bile, Allah irâdelerini ellerinden alıp zorla Müslüman olmalarınıdilemedikçe, hiç birisi imana gelmeyecekti. Zira onların hakîkati keşfetmek gibi bir niyetleri yoktur. Çünkü onların çoğu, özgür ve bilinçli bir seçimle gönüllerini hakîkate açmadıkları takdirde, böyle mûcizelerin zorlamasıyla imanın mümkün olamayacağını bilmezler. Fakatsizler, bu tip insanların asla iman etmeyeceğini, kıyâmete kadar onlarla mücâdelenin kaçınılmaz olduğunu bileceksiniz:
Biz, onlara Melekler’i indirseydik, onlarla Ölüler konuşsaydı, karşılaşmak üzere her şeyi onlara toplasaydık, Allah’ın dilemesi dışında iman etmezlerdi; ama onların çoğu câhillik ediyor.
Eğer Biz onlara apaçık melekler indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi getirip karşılarına koysaydık, Allah’ın diledikleri dışındakiler yine de inanmazlardı. Fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
Biz onlara melekler göndermiş olsaydık ve ölüler kendileriyle konuşmuş olsaydı, 96 ve [hakikati kanıtlayabilecek] her şeyi karşılarına çıkarıp önlerinde bir araya toplamış olsaydık [bile], Allah dilemediği sürece yine inanmazlardı. 97 Ama onların çoğu [bundan] tamamen habersizdir.
Eğer Allah, onlara Melekleri indirmiş olsaydı, ölüler de onlarla konuşmuş olsaydı ve gerçeği ispat edecek her şeyi onların önüne sermiş olsaydı bile Allah dilemedikçe iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bu ilahi yasayı bilmemektedirler. 6/109, 10/99-100, 13/31
Eğer Biz onlara melekleri indirmiş olsaydık, ölüler de onlarla konuşmuş olsalardı, (gerçeği isbat edecek) her şeyi de onların önüne sermiş olsaydık, Allah istemedikçe yine de iman etmezlerdi.[1104] Fakat onların çoğu (bunu) bilmezden gelirler.
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 111. Ayet Açıklaması
[1104] “Allah insanın hidayetini ne zaman ister?” sorusunun doğru cevabı bellidir: “İnsan istediği zaman” (Bkz: 13:27; 14:4; 24:21 ve ilgili notlar).
Ömer Nasuhi Bilmen
Eğer Biz hakikaten onlara melekleri indirsek ve onlar ile ölüler konuşacak olsalar ve onların üzerine her şey de bölük bölük haşretsek yine imân edecek değillerdir. Meğer ki Allah Teâlâ dileyecek olsun. Fakat onların çokları bilmezler.
Biz onlara, dedikleri gibi melekleri de indirseydik, ölüler diriltilip kendileriyle konuşsaydı, istedikleri her şeyi toplayıp karşılarına koysaydık, onlar, ihtimali yok, yine iman edecek değillerdi. Allah dilerse o başka! Fakat onların çoğu bunu bilmezler. [17, 92; 6, 124; 25, 21; 10, 96-97]
Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendilerine konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat çokları cahillik eder(kaprislerine uyar)lar.
Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler. Allah’ın öyle olmasını tercih etmesi (zorlayıcı düzen kurması) başka. Fakat onların pek çoğu (gerçeği bilmelerine rağmen) kendilerine hakim olamazlar.
Süleymaniye Vakfı En'am Suresi 111. Ayet Açıklaması
[*] Şae fiiline anlam verilmesi ile ilgili olarak Bkz. Bakara 2:20 ve dipnotu.
Şaban Piriş
Biz, onlara melekleri de indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve her şeyi de onlara karşı delil olarak bir araya getirseydik, Allah dilemedikçe yine iman etmezlerdi. Fakat, onların çoğu cahillik ederler.
Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa, karşılarında bütün varlıkları bölük bölük toplasak, Allah'ın diledikleri müstesna, onlar yine iman edecek değillerdir. Lâkin onların çoğu bunu bilmez.
Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına dikseydik, Allah'ın dilemesi dışında, yine de inanmazlardı. Ne var ki, çokları cehalet sergiliyorlar.
daħı eger biz indürmiş-misse-dük anlaruñ üzere firişteler daħı söylemiş- misse anlara ölüler daħı dirmiş miş-sevüz anlaruñ üzere her neseneyi bölükler yā yüze yüz olmayalardı kim įmān getüreler illā kim dileye Tañrı velįkin eyregi anlaruñ bilmezler.