Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 868, sondan 5369. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 79. ayetidir. En'am Suresi 79. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 4123 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
اني وجهت وجهي للذي فطر السموات والارض حنيفا وما انا من المشركين
Milâttan önce 2100’lerde yaşadığı kabul edilen ve Allah’ın birliği esasına dayalı (Hanîf) dinî geleneğin önderi olarak bilinen Hz. İbrâhim’in kavmi ay, güneş ve yıldızlarla bu gök cisimlerini sembolize eden putlara taparlardı. Tevrat’a göre Hz. İbrâhim’in doğum yeri olan Ur şehrinde yapılan kazılar sonucu bulunan tabletlerde 5000 civarında tanrı ismi geçmektedir. İbrâhim aleyhisselâm, muhtemelen kendisi bu gözlemlere girişmeden önce de tevhid ehlinden olmakla birlikte, kavminin bu bâtıl inançlarından hareket ederek onları tevhid akîdesine ikna etmek düşüncesiyle önce, belki de yıldızlar içinde en parlak olan birinin, sonra ayın ve ardından da güneşin tanrı olup olamayacağını tartmış; gelip geçici ve değişken bir varlığın tanrı olamayacağı, tanrısal bir sevgiyle benimsenemeyeceği şeklindeki temel gerçeğe dayanarak bunların hiçbirini ilâh diye kabul etmenin mümkün olmadığını, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tan başka gerçek ilâh bulunmadığını ispatlamış; nihayet sahip olduğu veya gözlemlerinden sonra ulaştığı yakînî imanı “Ben, Hanîf olarak yüzümü (bütün varlığımla), gökleri ve yeri yoktan yaratan (dolayısıyla sizin tapmakta olduğunuz yıldızları, ayı ve güneşi de yaratan) Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim” ifadesiyle ortaya koymuştur. Böylece Hz. İbrâhim pek çok müslüman ilim ve fikir adamının Allah’ın varlık ve birliğini aklî delillerle ispat etmek bakımından önemle üzerinde durdukları, gözleme dayalı bu istidlâli ile hem putperest kavminin inançlarını çürütmüş hem de hak dinin en temel ilkesi olan doğru bir ulûhiyyet inancının nasıl olması gerektiğini göstermiş bulunmaktadır. İbn Âşûr, 78. âyetteki “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” şeklindeki ifadeden, İbrâhim’in bu gözlemi tek başına yapmadığı, yanında kavminden bir grup insanın da bulunduğu sonucunu çıkarmıştır (VII, 319). Ayrıca aynı ifadeden, başka birçok insan topluluğu gibi bu kavmin de aslında Allah’ın varlığına inandıkları, fakat gök cisimlerini ve bunları sembolize eden putları O’na ortak koşmak suretiyle tevhid inancından saptıkları anlaşılmaktadır. Esasen Kur’an’ın hâkim tavrı, tanrı tanımazlardan ziyade şirkle mücadeledir. Bu da Kur’an’ın insanlarda ulûhiyyet fikrinin fıtrî olduğu, ancak bunun birçok şirk çeşidiyle, çok tanrıcılık inancıyla bozulduğu şeklindeki yaklaşımından kaynaklanmaktadır.
Mehmet Okuyan
(İbrahim, kavmine şöyle demişti): “Ben [hanîf] (Allah’ı birleyen) olarak yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan (Allah)a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.”
Ayette yer alan [hanîf] kavramı “bâtıl şeylerden yüz çevirip Allah’a yönelmek, O’nu birlemek, O’nu bir olarak tanımak” anlamına gelmektedir. Bu kelime, “doğru asla yönelmek, doğru ve saf inanç” anlamıyla [hanîf] şeklinde tekil ve [hunefâ’] kalıbında çoğul olarak Kur’an’da çeşitli ayetlerde yer almaktadır. [Hanif]lik, tevhidi tanımlamak üzere Hz. İbrahim’e kadar dayanan arı-duru yolun adıdır. [Hanîf] olunmadan tevhide ulaşılamaz çünkü hanifliğe inanmayan kişi [muvahhid] olamaz. [Hanif]lik, İbrâhîmî sistemin eskimez tevhid ilkesinin olmazsa olmazıdır. Bu nedenlerle, Yüce Allah’a kulluk, dini sadece O’na ait kılıp, sadece O’na yönelmekle mümkün olabilir.,Benzer mesajlar: Bakara 2:135; Âl-i İmrân 3:95; Nisâ 4:125; En‘âm 6:161; Nahl 16:123; Hacc 22:78.
Bayraktar Bayraklı
“Ben, benliğimi tamamen gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben Ona ortak koşanlardan değilim!”[119]
Gerçek şu ki, ben bir muvahhid (şüphesiz ve şeriksiz tevhid inancına sahip) olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirmiş bulunmaktayım. Ve ben müşriklerden değilim (şirkten ve şekavetten beriyim).
Bakın, ben gerçeklere uymayan herşeyden uzak durarak yüzümü ve özümü, gökleri ve yeri var eden Allah'a çevirmekteyim. Ve ben, O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim.”
“Ben, Hakka ve tevhide yönelerek, yüzümü, yönümü, gökleri ve yeri yoktan var edene döndüm. Ben, ilâhlığında otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan, gizli şirki yaşayan, başka otoriteler de kabul eden müşriklerden değilim" dedi.
Şüphesiz ben sadece hak dine (tevhîde) boyun eğip yüzümü, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a çevirdim; ve ben, O'na ortak koşanlardan (müşriklerden) değilim.
(İbrahim) “Bakın, ben batıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah'a çevirdim ve ben O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!” (dedi).
Hz. İbrahim’in batıl olan şeylerden uzaklaşarak yüzünü Allah’a çevirmesi, bütün benliğiyle Allah’a teslim olarak yönünü O’na çevirmesi demektir. Ayette geçen “vech” kelimesi Kur’an ’da geçtiği yerlerin çoğunda “yön/istikamet, benlik, rıza” gibi farklı anlamlarda kullanılmıştır. “Bütün benliğini Allah’a teslim eden” (Nisa 4:125), “Yönünü tevhid dinine çevir” (Yunus 10:105), “O ancak Rabbinin rızasını kazanmak için verir” (Leyl, 92:20)
Diyanet İşleri (Eski)
"Doğrusu ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, doğruya yönelerek çevirdim, ben ortak koşanlardan değilim."
«Hanîf» Allah’ı bir bilen, Hakk’a yönelen ve bâtıldan hoşlanmayan anlamını ifade eder.
Hz. İbrahim’in bu davranışından maksat, gerçekten Allah’ı aramak mı, yoksa gök cisimlerine tapanları kınamak, onların gittiği yolun yanlış ve yaptıklarının bir sapıklık olduğunu göstermek midir? Bu hususta müfessirler ihtilâf etmişlerdir. Ancak ikinci görüş gerçeğe daha yakındır. Çünkü 74. âyette putlara taptıkları için babasını ve kavmini ağır bir dille kınaması Hz. İbrahim’de tevhid inancının mevcut olduğunu göstermektedir. Nitekim 78. âyetin sonu da bunu vurgular.
Edip Yüksel
Ben yüzümü tümüyle, gökleri ve yeri yaratana çevirdim ve ben ortak koşanlardan değilim.
"Yaratan" diye çevirdiğimiz "Fatara" kelimesi, 82:1 ayetinde de göreceğiniz gibi "yarmak, parçalamak" anlamına da gelir. Kuran, yaratılışın, büyük bir patlama sonucu oluştuğunu bildirir (21:30). Kainatın sonu ise kapalı kainat modeliyle açıklanır (21:104). Bak 4:82.
Elmalılı Hamdi Yazır
"Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim".
(2)Hz. İbrâhîm (as)’ın babası ve kavmi putlara taptıkları gibi güneşe, aya ve yıldızlara da taparlardı. O’nun yıldız, ay ve güneşten bu sûretle bahsetmesi, öyle inandığından değil, kavmini îkaz ve irşâd içindir. Yani onlarla alay ederek ve onların zanlarını inkâr niyetiyle “Sizin bâtıl zannınıza göre bu rabbimdir” veya “Bu benim rabbimdir, öyle mi?” demek istemiştir. (Nesefî, c. 2, 30)
İlyas Yorulmaz
“Ben yüzümü, doğru ve gerçekleri kabul etmiş (hanif) olarak yalnızca O’na, gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben asla ortak koşanlardan değilim” dedi
“Çünkü ben, her türlü sapık inançtan uzaklaşarak tevhide yönelen bir hanif olarak, yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a çevirdim ve tüm benliğimle O’na yöneldim.Haberiniz olsun; ben, Allah’tan başka otoriteler tanıyan şu müşriklerden biri değilim ve asla olmayacağım!”
78,79. (Daha sonra da) Güneş’i doğarken görünce: “Bu mu benim Rabb’im? (Bakın) bu daha büyük.” dedi. O da batınca: “Ey kavmim! Ben kesinlikle sizin (Allah’a) ortak koştuklarınızdan uzağım ve ben, bütün varlığımla yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratan (Allah’a) çevirdim ve ben asla Ona ortak koşanlardan değilim.” dedi.
Bakın, ben bâtıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri var eden Allah'a çevirmekteyim; ve ben O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!”
“İşte şimdi ben bütün varlığımla, şirkten arınmış/Hanif olarak gökleri ve yeri eşsiz bir biçimde yaratan Allah’a yöneldim ve ben Allah’a ortak koşan müşriklerden değilim.” dedi. 2/135
Artık ben, her türlü bâtıldan yüz çevirerek bütün varlığımla gökleri ve yeri yaratana yöneldim; ve ben O’ndan başkasına ilâhlık yakıştıranlardan değilim!”[1078]
78, 79. Daha sonra güneşi doğarken görünce (iddianıza göre) “Rabbim, her hâlde budur, bu hepsinden daha büyük! ” Batıp kaybolunca da: “Ey halkım, ben sizin Allah'a şerik koştuğunuz şeylerden berîyim. ” “Ben batıl dinlerden uzaklaşarak, yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Rabbülâlemin'e yönelttim, ben asla sizin gibi müşrik değilim! ” dedi. [6, 19; 7, 54]
(12) Hz. İbrahim, yıldızlarla uğraşan bir kavim içinde idi. Onların bel bağladığı ve insanlar üzerinde hüküm ve tasarruf sahibi saydığı yıldızlarla ilgili inanışlarının hiçbir asla dayanmadığını, aşamalı bir mantık silsilesi içinde böyle göstermiştir. Bu âyetlerde, doğru ve sağlıklı bir imanın, araştırmaya ve sağlam delillere dayanması gerektiği yolunda bir teşvik de vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
"Ben bir hanîf olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben."