Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5154, sondan 1083. ayet; 60. sure ve Mümtehine Suresinin 4. ayetidir. Mümtehine Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 52, harf sayısı 221 ve toplam ebced değeri ise 12661 olarak hesaplanmıştır. Mümtehine Suresinin toplam ebced değeri 98928 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قد كانت لكم اسوة حسنة في ابرهيم والذين معه اذ قالوا لقومهم انا برءؤا منكم ومما تعبدون من دون الله كفرنا بكم وبدا بيننا وبينكم العداوة والبغضاء ابدا حتى تؤمنوا بالله وحده الا قول ابرهيم لابيه لاستغفرن لك وما املك لك من الله من شيء ربـنا عليك توكلنا واليك انبنا واليك المصير
İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538]
Müşrikler için bağışlama dilemek caiz olmadığı hâlde, Hz. İbrahim’in iman etmeyen babası için bağışlama dilemesi, onun iman edeceğini ummasından dolayı idi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Tevbe sûresi, âyet, 114.
“Güzel bir örneklik” diye tercüme ettiğimiz üsve hasene tamlaması, günümüz davranış bilimleri incelemelerinde, özellikle liderde bulunması gereken nitelikler konusunda önemli bir yere sahip olan “davranış modeli” veya “numune, örnek kişilik” kavramını çağrıştırmaktadır. Bu tamlama Ahzâb sûresinin 21. âyetinde Hz. Peygamber hakkında kullanılmış ve müminlerin onu örnek almaları istenmişti. Burada 4. ve 6. âyetlerde aynı kavram, insanlık tarihinde tevhid mücadelesinin öncü isimlerinden olan Hz. İbrâhim ve ona uyanlar hakkında kullanılarak, şirk ve inkâr batağına saplanıp kalma olgusunun yeni olmadığına dikkat çekilmekte ve bu gibi kimselerle ilişkiler konusunda yararlanılacak önemli bir tecrübeye gönderme yapılmaktadır (Hz. İbrâhim’in, babasının bağışlanması için dua etmesi hakkında bk. Tevbe 9:114; Meryem 19:47).
4. âyetin “ona uyanlar” diye tercüme edilen kısmı için “Hz. İbrâhim’e iman edip ona uyan müminler” ve “Hz. İbrâhim’in döneminde ve ona yakın zamanda yaşayıp ona tâbi olan peygamberler” şeklinde yorumlar yapılmıştır. İbn Atıyye Hz. İbrâhim’le birlikte Nemrud’a karşı mücadele veren bir grubun varlığının bilinmediği gerekçesiyle ikinci yorumu daha kuvvetli bulur (V, 295).
Hz. İbrâhim ve ona uyanların davranışı örnek gösterildiğine göre aynı âyette geçen, “Sizinle bizim aramızda, siz bir tek Allah’a iman edinceye kadar sürüp gidecek bir düşmanlık ve nefret açıkça ortaya çıkmıştır” anlamındaki sert ifadeyi –başka âyetler, özellikle bu sûrenin 7-9. âyetleri ve Resûlullah’ın tatbikatı ışığında– düşmanlık ilân etme, bunu alevlendirme ve nefreti kalıcı kılma amacıyla izah etmek mümkün değildir. Hz. İbrâhim ve tâbileri, inkârcılara onların yolundan uzak olduklarını ve bu tavrın sorumluluğunu paylaşmayacaklarını bildirirken kullandıkları bu ifadeyle, gerçeği açık yüreklilikle ve bütün çıplaklığıyla ortaya koymayı, bu konuda ödün vermeyeceklerini vurgulamayı, özellikle yeni iman etmiş olup bazı tereddütler yaşayanların mâneviyatını yükseltmeyi amaçlamış olabilirler.
5. âyetteki “Bizi, inkâr edenler için bir sınama konusu yapma” şeklinde çevrilen cümle daha çok şöyle açıklanmıştır: “Onları bize galip getirme” veya “Bizi doğrudan yahut onlar vasıtasıyla cezaya çarptırma ki ‘Bunların iddiası doğru olsaydı, güvendikleri Allah onları desteksiz bırakmazdı yahut bu muameleye mâruz kalmazlardı’ şeklinde düşünmesinler ve bu yüzden kendilerinin hakikat üzere olduklarını sanmasınlar. Bizi böyle bir sınamaya, bir imtihana vesile kılma” (Taberî, XXVIII, 64; Şevkânî, V, 245). Bir yoruma göre burada Allah Teâlâ’dan, müminlere karşı inkârcıların imkânlarını genişletmemesi istenmektedir. Çünkü inkârcıların müminlerden daha fazla imkânlara sahip olmaları da müminler için sıkıntı, dolayısıyla bir imtihan sebebi olacaktır (Râzî, XXIX, 302).
Mehmet Okuyan
İbrahim’de ve onunla birlikte olanlarda sizin için elbette güzel bir örnek vardır.Onlar toplumlarına demişlerdi ki: “Biz sizden ve Allah’ın peşi sıra taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz tek bir Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.” İbrahim’in, babasına “Şüphesiz ki senin için bağışlanma dileyeceğim. (Fakat) senin için Allah’tan (gelecek) herhangi bir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez.” sözü hariç. (O müminler şöyle dua etmişlerdi:) “Rabbimiz! Yalnızca sana güvendik, yalnızca sana yöneldik. Dönüş de yalnızca sanadır.
Benzer mesajlar: Ahzâb 33:21; Mümtehine 60:6.,Bu ayet Tevbe 9:113, Meryem 19:47 ve Şu‘arâ 26:86. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Hz. İbrahim’in babasına duası o sağken tevbe etmesine yönelikti.
Bayraktar Bayraklı
İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Çünkü onlar kendi toplumlarına şöyle demişlerdi: “Biz, sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzak kimseleriz. Sizi kabul etmiyoruz. Siz tek Allah'a inanıncaya kadar, aramızda asla ortadan kalkmayacak düşmanlık ve kin baş göstermiştir.” Ancak İbrâhim'in babasına, “Senin için bağışlanma dileyeceğim. Allah'a karşı senin için hiçbir şey yapamam” demesi istisnadır. Onlar, “Ey Rabbimiz! Sana güvendik, yalnız sana yöneldik ve sonunda dönüş sanadır” diyerek dua etmişlerdi.[629]
[629] Hz. İbrahim’in örnekliği hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 205-210.
Erhan Aktaş
İbrâhîm'de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için iyi bir örnek vardır. Onlar halklarına şöyle demişlerdi: “Biz, sizden ve sizin Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz şeylerden kesinlikle uzağız. Biz, sizi reddediyoruz. Siz, ilahın yalnızca Allah olduğuna inanıncaya kadar bizimle sizin aranızda düşmanlık ve buğz¹ devam edecektir. Ancak İbrahim’in babasına: “Allah'tan olacak olana gücüm yetmez, fakat senin için bağışlanma dileyeceğim” sözü hariç.² Rabb'imiz! Yalnız Sana dayandık, yalnız Sana yöneldik. Ve dönüş yalnızca Sana'dır.
1- Nefret, kınama. 2- İbrahim’in bu isteği iyi bir örnek değildir.
Ahmet Akgül
(Ey mü’minler! Hz.) İbrahim’de ve onunla beraber (hareket edenlerde) sizin için (şöyle) güzel bir örnek vardır. Hani onlar kendi (sapkın ve azgın) kavimlerine demişlerdi ki: Biz sizlerden ve Allah’tan gayrı tapındığınız (her şeyden ve herkesten) uzağız!.. (Böylece) Sizi (sisteminizi ve bâtıl düşüncelerinizi) tanımayıp inkâr etmiş bulunmaktayız! Artık sizinle (her türlü teslis akidesinden, şirkten ve zulümden vazgeçip) ; Allah’a “Bir”olarak (Cenab-ı Hakkın; Zatında, İcadatında (her şeyi hiç yoktan yaratmasında), İcraatında ve Şeriatında asla eşi ve şeriki olmadığı gerçeğini kavrayıp) iman edinceye kadar, aramızda ebedi bir düşmanlık ve kin tutmaklık (ayrılık ve aykırılık) baş göstermiştir. Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için (yardım etmeye) gücüm yetmez" demesi hariçtir. (Mü’minlere gereken:) “Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik ve 'içten Sana yöneldik.' Dönüş Sanadır” (diye dua etmektir).
Gerçekten de İbrahim'de ve onunla beraber bulunanlarda güzel bir örnek var size; hani kavimlerine demişlerdi ki: Şüphe yok ki biz, sizden ve Allah'tan başka kulluk ettiklerinizden tamamıyla uzağız, inkar ettik sizi ve aramızla aranızda, bir Allah'a siz de inanıncaya dek ebedi bir düşmanlık ve nefret belirmiştir; ancak İbrahim'in, atasına, elbette senin için yarlıganma dileyeceğim ve fakat Allah'tan sana gelecek hiçbirşeyi de menedemem sözü başka; Rabbimiz, sana dayandık ve sana yöneldik ve dönüpgeleceğimiz yer de senin tapın.
Gerçekten İbrahim'de ve O'na uyanlarda sizin için güzel bir örnek vardı. Onlar puta tapan kendi toplumlarına şöyle seslenmişlerdi: “Kesinlikle biz sizden ve Allah'tan başka bütün taptığınız o şeylerden uzağız, sizin inandığınız herşeyi inkâr ediyoruz. Sizinle bizim aramızda tek Allah'a inanacağınız zamana kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” Yalnızca İbrahim'in babasına: “Senin için Allah'tan bağışlanma dileyeceğim, fakat senin için Allah'tan gelecek hiçbir azabı önlemeye gücüm yetmez” demesi hariç. Ve İbrahim ile O'na uyanlar: “Ey Rabbimiz!” diye yakardılar. “Sana güveniyor ve sana yöneliyoruz. Çünkü bütün yolların varışı sanadır.
Sizin sıkıntılarınızın, problemlerinizin en güzel çözümü, çaresi, kurtuluşunuzun şifalı reçetesi, İbrâhim ve onunla birlikte olan yiğit mü'minlerde ve onların mücadelelerle dolu hayatındadır. Hani onlar kavimlerine:
“Biz sizden ve Allah'ı bırakıp, kulları durumundaki taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz, bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebedî bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.” dediler. Ancak İbrâhim'in babası için:
“Andolsun, senin için bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileyeceğim. Fakat, Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez.” demesi örnek alınamaz. Mü'minler:
“Rabbimiz, ancak sana dayanıp güvendik, işlerimizi sana havale ettik. Yalnız sana yöneldik, senin yoluna baş koyduk. Sonuçta, yalnız senin huzuruna varıp hesap vereceğiz.” derler.
İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi inkâr ettik ve siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda ebedi düşmanlık ve kin belirmiştir." Yalnız İbrahim'in babasına: "Senin için elbette mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan gelecek olana karşı senin için bir şeye gücüm yetmez" demesi müstesna. "Rabbimiz! Sana güvendik, sana yöneldik ve dönüş de sanadır." [2]
2.İbrahim ve beraberindekiler aynı zamanda böyle demişlerdi ve siz böyle deyin.
Ali Bulaç
İbrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: 'Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir.' Ancak İbrahim'in babasına: 'Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez.' demesi hariç. 'Ey Rabbimiz, biz sana tevekkül ettik ve 'içten sana yöneldik.' Dönüş sanadır.'
Gerçekten İbrahîm'in ve beraberinde olanların sözlerinde sizin için güzel bir örnek oldu: Vaktiyle kavimlerine dediler ki: “- Biz, sizlerden ve Allah'dan başka taptıklarınızdan berîyiz. Siz, Allah'ın birliğine iman etmedikçe, sizi (dininizi) tanımıyoruz. Sizinle aramızda ebedî düşmanlık ve kin baş gösterdi!” Ancak İbrahîm'in, babası için şöyle demesi müstesna olmuştur: “- Elbette senin için mağfiret dileyeceğim; fakat Allah'ın azabından hiç bir şeyi kaldırmağa senin için gücüm yetmez?” (O halde ey müminler, siz şöyle deyin): “- Ey Rabbimiz! Ancak sana tevekkül ettik, sana ibadete koyulduk ve yalnız sanadır dönüş...
İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine: “Biz, sizden ve Allah dışında taptıklarınızdan uzağız. Sizin düzeninizi tanımıyoruz. Siz yalnızca Allah’a inanıncaya kadar bizimle sizin aranızda ebede kadar düşmanlık ve nefret baş göstermiştir” dediler. Yalnızca İbrahim, babasına: “Ben senin için bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah’a karşı, senin için hiçbir şeye sahip değilim” dedi. (Onlar hep beraber:) “Ey Rabbimiz! Yalnızca sana tevekkül ettik, sana yöneldik. Her şeyin son dönüşü, yalnızca sanadır.”
Sizin için İbrahim'den, onunla birlikte bulunanlardan alınacak güzel örnekler vardır; hani, onlar kendi uluslarına şöyle demişler idi: «Biz hem sizden ırağız, hem de Allahtan başka taptığınızdan, bizler sizi atmışız, Allahın birliğine inanmadıkça, sizinle aramızda sonsuz bir düşmanlık, sonsuz bir iğrenme yaşayacaktır!»; ancak İbrahim'in babasına söylediği şu söz başkadır: «Ben seninçin, yarlıganmak dilerim; Allah tarafından sana gelen bir şeye, ben karışamam!»; «Ey Tanrımız! Biz sana dayanmışız, biz sana yönemişiz, döney sanadır
Gerçekten İbrahim ve ona uyanlar sizin için pek güzel bir örnektir. Onlar kendi toplumlarına şöyle seslenmişlerdi: “Kesinlikle biz sizden de Allah’tan başka bütün o taptıklarınızdan da uzağız. Sizin inandığınız her şeyi reddediyoruz. Sizinle bizim aramızda, tek Allah’a inanacağınız zamana kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret olacaktır!” Yalnız İbrahim’in, (henüz men edilmemişken) babasına: “Senin (hidayete gelmen) için mutlaka bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez!” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana güvenip dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”
İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir." -Yalnız, İbrahim'in, babasına: "And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah'tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez" sözü bu örneğin dışındadır- "Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır."
İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: «Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.» Şu kadar var ki, İbrahim babasına: «Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez» demişti. (O müminler şöyle dediler:) Rabbimiz! Ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.
Hz. İbrahim, iman etmemiş babasına, kendisi için istiğfar edeceğini söylemiş, imanı için mühlet vermişti, daha sonra da istiğfardan menedilmişti. Çünkü kâfirler için istiğfar caiz değildir.
Edip Yüksel
Sizin için İbrahim ve onunla beraber olanlarda güzel bir örnek vardır. Onunla beraber olanlar, halklarına, "Biz, sizden ve sizin ALLAH'ın dışında taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. YALNIZ ALLAH'a inanıncaya kadar bizimle sizin aranızda ebedi olarak düşmanlık ve nefret belirmiştir. Ne var ki, İbrahim'in babasına "Senin bağışlanman için dua edeceğim, fakat ALLAH'tan gelecek hiçbir şeye karşı seni koruyamam." biçimindeki sözü (bir hata olarak) bunun dışındaydı. "Rabbimiz, sana güvendik, sana yöneldik ve sonunda sana döneceğiz."
* Bak 33:21.
** Arapça "Vahdehu" ( Yalnız / Sadece ) sözcüğü Kuran'da altı kez geçmekte olup bunlardan birisi, SADECE Kuran'ı izlememizi emreder (17:46). "SADECE Allah" ifadesi 7:70; 39:45; 4:12, 84 ve 60:4 ayetlerinde geçer. Bu sayıların toplamı 361, yani 19x19 etmekte ve böylece Kuran'ın ana mesajının "SADECE Allah'a kulluk etmek" olduğunu vurgular.
*** Müşriklerin doğru yolu bulması için dua edebiliriz; ancak onların bağışlanmasını dileyemeyiz (4:48, 116).
Elmalılı Hamdi Yazır
İbrahim'de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve sizin Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir." Yalnız İbrahim'in babasına: "Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez." demesi hariç. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.
Sizin için güzel bir örnek İbrahim ile beraberindekiler de oldu: Vaktiyle onlar kavımlarına şöyle dediler: «Biz sizlerden ve Allahdan başka taptıklarınızdan beriyiz ve sizi tanımıyoruz, taki siz Allahın birliğine iyman edinciye kadar, sizinle aramızda ebedî buğz-u adavet başladı» ancak İbrahimin babasına «Elbette senin için istiğfar edeceğim» maamafih senin için Allahdan hiçbir şeye gücüm yetmez» demesi müstesna, dediler: Ya rabbena! Biz ancak sana tevekkül kıldık ve sana gönül verdik ve bütün gidiş sanadır
İbrâhîmde ve onun maiyyetindekilerde sizin için hakıykaten güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavmlerine «Biz, sizden ve Allâhı bırakıp da tapmakda olduğunuz nesnelerden kat'iyyen uzağız. Sizi inkâretdik. Siz Allaha bir olarak îman edinceye kadar bizimle aranızda ebedî düşmanlık ve buğuz belirmişdir» demişlerdi. Yalınız İbrâhîmin, babasına «Herhalde senin yarlığanmanı isteyeceğim. (Fakat) senin için Allahdan (gelecek) herhangi birşey (i celb ve def' etmey) e gücüm yetmez» demesi müstesna. (Siz şöyle deyin:) «Ey Rabbimiz, ancak Sana güvenib dayandık ve yalınız Sana yöneldik. Son dönüş de ancak Sanadır».
İbrâhîm'de ve onunla berâber bulunanlarda sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Hani kavimlerine şöyle demişlerdi: “Doğrusu biz, siz den ve Allah'dan başka tapmakta olduklarınız dan uzak kimseleriz! Sizi (bâtıl dîninizi) in kâr ettik; artık (siz) tek olarak Al lah'a îmân edin ceye kadar, si zinle bizim aramızda ebedî olarak düş manlık ve kin başlamıştır.” Ancak İbrâhîm 'in (îmân etmemiş) ba ba sına olan (şu) sözü müstesnâ: “(Allah'dan) senin için mutlakā mağfiret dileyeceğim; fakat senin için Allah'dan (gelecek) hiçbir şeye (bir hidâyet ve mağ firete) mâlik değilim!” (Ve onlar şöy le duâ ettiler:) “Rabbimiz! Ancak sa na tevekkül ettik ve sana yönel dik; dö nüş de ancak sanadır!”
İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek var. İbrahim ve o’nunla beraber olanlar kavimlerine “Biz sizden ve Allah’dan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizleri reddedip kabul etmiyoruz ve bundan böyle bizimle sizin aranızda düşmanlık ve sürekli olan bir kin başlamıştır. Ancak bir olan Allah’a inanırsanız bu düşmanlık ve kin biter” dedi. İbrahim babasına “Senin için bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah’dan sana yapılacak hiçbir şeye engel olmaya sahip değilim” diyerek sözünü yerine getirdi. İbrahim “Ey Rabbimiz! Sana güvenip teslim olduk, sana samimi olarak yöneldik ve dönüşümüz de yine sanadır.”
İbrahim ve onunla beraber olanlar size güzel bir örnektir [⁴]. Hani onlar kavimlerine demişlerdi: «— Bizim, sizinle ve Allah/ı bırakarak ibadet ettikleriniz putlarınızla ilişiğimiz yoktur, sizin dininizi tanımıyoruz; sizinle aramızda bir tek Allah/a iman edinceye kadar ebediyen adavet şiddetli bir nefret [⁵] aşikâr olmuştur [⁶]. İbrahim/in, babasına «— Senin için yarlıganmak dileyeceğim, hakkında Allah/tan hiçbir şeye mâlik değilim [⁷]» demesi başka [⁸]. Onlar şöyle demişlerdi: «— Ey Rabbimiz! Sana güvendik; sana döndük ve âhirette dönüş yine sanadır»:
İsmail Hakkı İzmirli Mümtehine Suresi 4. Ayet Açıklaması
[4] Yahut sizin için güzel uyulacak zevattır.[5] Ham ef'alde, hem kulüpte ayrılık, gayrılık vardır.[6] Yâni siz de böyle deyin.[7] İman etmezsen Allah'tan gelecek bir şeyi, bir ukubeti defetmek elimde değildir.[8] Yâni bu istiğfarda Hazret i İbrahim'e uymak yoktur.
Kadri Çelik
İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkâr ediyoruz. İbrahim'in babasına, “Hiç şüphesiz senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah'tan gelecek her hangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez” sözü dışında bizimle sizin aranızda tek olan Allah'a inanıncaya kadar ebedi düşmanlık ve öfke baş göstermiştir. Rabbimiz! Sana güvendik, sana yöneldik, dönüş sanadır.”
İbrahim ve arkadaşlarında, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar, zâlimlere karşı gösterdikleri kararlı tavırları, sarsılmayan imanları, tertemiz ahlâkları, fedâkârlıkları ve cesaretleri ile uyulması gereken en güzel örnektirler. Hani onlar, inkârcı toplumlarına meydan okuyarak, “Bakın!” demişlerdi, “Biz sizinle ve Allah’tan başka tapındığınızo sahte ilâhlarla hiçbir dostluk ve yakınlık bağımızın olmadığını ilan ediyor, sizi ve inkâra dayalı sisteminizi tümüyle reddediyoruz! Çünküaramızda, sonsuza dek sürecek bir düşmanlık ve nefret belirmiştir ve bu düşmanlık, sizler, bir tek Allah’a iman edip O’nun hükümlerine boyun eğinceye kadar da devam edecektir!” Evet, bu fedâkâr müminler her yönüyle size örnektirler. Ancak İbrahim’in babasına, “Gerçi Allah’tan gelecek hiçbir şeye karşı seni koruyamam ama, yine de söz veriyorum, senin bağışlanman için mutlaka duâ edeceğim!” demesi hariç. İbrahim, onun kesin olarak cehennemlik olduğunu ve artık bağışlanmasının mümkün olmadığını anlayınca, onun için yalvarmaktan vazgeçmişti. (9. Tevbe: 113-114) Çünkü Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamayacağını kesin hükme bağlamıştır (4. Nisa: 48).Hani İbrahim, arkadaşlarıyla birlikte Rabb’ine şöyle yalvarıyordu: “Ey Rabb’imiz, yalnızca Sana güveniyor ve tüm varlığımızla Sana yöneliyoruz;çünkü dönüşümüz Sanadır!”
İbrahim’de ve onunla birlikte olanlarda sizin için gerçekten güzel bir örnek oldu.
Hani, kavimlerine dediler ki:
-“Biz, Allah’tan başka kulluk ettiğiniz şeylerden ve sizden uzağız.
Sizi inkâr ettik; birleyerek Allah’a iman edinceye kadar bizim ve sizin aramızda ebedî olarak Düşmanlık ve Buğz / Nefret başladı.
Ancak İbrahim’in, kendi babasına: -‘Senin için bağışlanma dileyeceğim. Senin için Allah’tan gelecek hiçbir şeye mâlik olamam’ demesi başka!
Rabbimiz! Sana tevekkül ettik. Sana yöneldik. Gidip Varış sanadır”.
(Ey İman edenler!) İbrahim ve onunla birlikte olanlarda İbrahim’in babasına: “(Allah’tan) senin affını dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana (gelecek) hiçbir şeyi önlemeye de gücüm yetmez.” demesi dışında1 sizin için gerçekten pek güzel bir örnek2 vardır. Onlar, toplumlarına: “şüphesiz biz, artık sizi tanımayarak sizden de, Allah’ı bırakıp (Onun yerine) taptıklarınızdan da uzağız. Artık sizinle bizim aramızda siz, tek olan Allah’a iman edinceye kadar sonsuz bir düşmanlık ve bir nefret, başlamıştır.” dediler. Onlar (daha sonra): “Ey Rabbimiz! Biz sadece sana güvendik, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”
1 Ayetin bu bölümü, Hz. İbrahim’in kâfir olan babası için yaptığı ve Allah tarafından hoş karşılanmayan bu duasının, “güzel bir örnekten” istisna edildiği düşüncesiyle tercüme bu şekilde yapılmıştır.2 Üsve: Uyulacak, arkasından gidilecek, örnek alınacak şey demektir. (أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ) ifadesi ise, “pek güzel bir örnek” anlamında Kur’an-ı Kerim’de sadece Hz. Peygamber, Hz. İbrahim ve onunla birlikte iman edenler için kullanılmaktadır. Bk. (Ahzab: 21, Mümtehine: 6)
Muhammed Esed
Gerçekten İbrahim'de ve o'na uyanlarda sizin için güzel bir örnek vardı: onlar kendi [putperest] toplumlarına şöyle seslenmişlerdi: “Kesinlikle biz sizden de Allah'tan başka bütün o taptıklarınızdan da uzağız; sizin inandığınız her şeyi inkar ediyoruz; sizinle bizim aramızda, Tek Allah'a inanacağınız zamana kadar 4 sürecek bir düşmanlık ve nefret vardır!” Tek istisna, 5 İbrahim'in, babasına: “Senin için [Allah'tan] bağışlama dileyeceğim, ama senin adına Allah'tan herhangi bir şey elde etmek benim elimde değil” 6 demesiydi. [Ve İbrahim ile ona uyanlar,] “Ey Rabbimiz!” diye yalvardılar, “Sana güveniyor ve Sana yöneliyoruz: çünkü bütün yolların varışı Sanadır.
Doğrusu bu konuda İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örneklik vardır. İbrahim’in babasına "Senin için Allah’tan bağışlanma dileyeceğim bununla birlikte, Allah’tan sana gelecek cezayı engelleyemem’’ demesi dışında, hani onlar toplumlarına şöyle demişlerdi: "Bizim sizinle ve Allah ile aranıza koyup kulluk ettiklerinizle hiçbir ilgimiz yoktur, biz sizi reddediyoruz siz sadece tek Allah’a inanıp mümin oluncaya kadar aramızdaki kin, nefret ve düşmanlık devam edecektir. Rabbimiz biz yalnız sana güveniyor ve yalnız sana yöneliyoruz, zira sonunda dönüş sanadır. 16/123, 33/21, 60/6
Doğrusu İbrahim’de ve ona uyanlarda sizin için güzel bir örneklik vardır. Hani onlar kendi kavimlerine şöyle demişlerdi: “Bakın, biz sizden ve Allah’ın yanı sıra taptığınız her şeyden uzağız; biz sizi(n hayat tarzınızı) reddediyoruz; sizinle bizim aramızda, siz bir tek Allah’a ibadet edinceye kadar ebedîyen sürecek bir düşmanlık ve nefret vardır.” Tek istisna, İbrahim’in babasına “Senin için kesinlikle Allah’tan mağfiret dileyeceğim; ama senin lehine Allah’tan bir şey elde etme yetkisine sahip değilim” diye söz vermesiydi.[5056] (Size düşen şöyle yalvarmaktır):[5057] “Rabbimiz! Yalnız Sana güvendik, yalnız Sana yöneldik: zira tüm yollar Sana çıkar!
Mustafa İslamoğlu Mümtehine Suresi 4. Ayet Açıklaması
[5056] Hz. İbrahim, bu sözünü gerçekleştirdi (19:47 ve not 53). Bu talebinin arka planında ise, âhirette yakınlarından dolayı mahcup olma kaygısı yatıyordu (26:86-87). Ama babasının Allah düşmanı olduğuna kesin kanaat getirdiğinde, bu duasından derhal vazgeçti (9:114). Sözün özü: Hakikate saygı esastır. Evlat Hz. İbrahim baba onun babası olsa dahi, hakikate saygı duymalı, Allah’ın iman-inkâr arasına çizdiği sınır gözetilmelidir (5:5; Hz. Nûh’un oğluna yaptığı çağrının Allah tarafından reddi için bkz: 11:46).
[5057] Önceki cümlenin devamı olarak okunabilirse de, değişen kipleme tercihimizi doğrular niteliktedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak ki sizin için İbrahim'de ve O'nunla beraber olanlarda bir güzel örnek vardır. O vakit ki, kavimlerine dediler ki: «Şüphe yok, biz sizden ve Allah'tan gayrı tapmakta olduğunuz şeylerden müteberri kimseleriz. Sizi inkâr ettik ve yalnız bir Allah'a imân edeceğinize değin bizim aramızla sizin aranızda ebedîyyen adavet ve buğz başlamıştır.» Ancak İbrahim'in babasına, «Elbette senin için istiğfarda bulunacağım. Mamafih senin için Allah'tan hiç bir şeye malik olamam,» demesi müstesna... «Ey Rabbimiz! Ancak Sana tevekkül ettik ve Sana yöneldik ve son gidiş de ancak Sana'dır.»
İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda size güzel bir örnek vardır: Hani onlar hemşehrilerine şöyle demişlerdi: Bizim, ne sizinle, ne de Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeriklerinizle hiç bir ilişiğimiz kalmamıştır. Siz Allah'ın tek İlah olduğuna inanmadıkça, biz sizi reddediyor, bizimle sizin aranızda ebedi olarak düşmanlık ve nefret meydana geldiğini ilan ediyoruz. Ne var ki İbrâhim'in babasına: “Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Bununla beraber, Allah'ın senin hakkında dilediği hiç bir şeyi önlemem mümkün değildir. ” demesi başka. Onun ve beraberinde olanların duası şudur: “Ey Yüce Rabbimiz! Yalnız sana güvenip dayandık, Sana yöneldik ve sonunda da Senin huzuruna varacağız. [19, 47; 26, 86-87; 9, 113-114]
İbrahim'de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır; onlar kavimlerine "Biz sizden ve sizin Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi(n taptıklarınızı) tanımıyoruz. Siz, bir tek Allah'a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir" demişlerdi. Yalnız İbrahim'in babasına: "Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat Allah'tan gelecek bir şeyi senden savamam" demesi hariç. "Rabbimiz, sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş(ümüz) sanadır!"
Bu âyet, tıpkı:"İbrâhîm'in babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi. Fakat onun, bir Allâh düşmanı olduğu, kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Gerçekten İbrâhîm, çok içli ve yumuşuk huylu idi." (Tevbe: 114) âyeti gibi İbrâhîm'in babasına istiğfarının, onun yola gelmesini umarak mağfiret dilediğini, yoksa küfrü kesin olan kimseler için istiğfar edilmeyeceğini anlatmaktadır.
Süleymaniye Vakfı
İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Bir gün halklarına şöyle demişlerdi: “Bizim sizinle ve Allah ile aranıza koyup kul olduklarınızla bir ilişiğimiz yoktur. Biz sizi tanımıyoruz. Tek ilah olan Allah’a inanıp güvenene kadar aramızda düşmanlık ve nefret doğmuştur. Rabbimiz! Biz seni vekil edindik ve sana yöneldik. Dönüp varılacak yer, senin huzurundur.” Sadece İbrahim’in babasına söylediği şu söz size örnek olmaz: “Allah’tan sana gelecek bir şeyi engellemeye gücüm yetmez ama senin bağışlanman için dua edeceğim”.
Sizin için İbrahim ve onunla beraber olanlarda güzel bir örnek vardır. Hani onlar toplumlarına şöyle demişlerdi:-Biz, şüphesiz sizden ve Allah'tan başka kulluk ettiklerinizden uzağız. Sizi reddediyoruz. Sizinle aramızda, siz Allah'a tek olarak iman edinceye kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret belirmiştir. İbrahim'in babasına söylediği şu söz hariç:-Senin için bağışlanma dileyeceğim, fakat Allah'tan sana gelecek hiçbir şeye gücüm yetmez.-Rabbimiz, sana dayandık, sana yöneldik ve dönüş sanadır!
İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Biz sizden ve sizin Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Biz sizi reddediyoruz; aramıza, siz Allah'a bir olarak inanıncaya kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret girmiştir.” Ancak İbrahim'in babasına “Senin için Allah'tan af dileyeceğim; ama sana Allah'tan gelecek hiçbir şeye ben engel olamam” demesi müstesna.(1) Onlar şöyle dua ederlerdi: “Rabbimiz! Sana tevekkül ettik, Sana yöneldik. Varacağımız yer de Senin huzurundur.
(1) İbrahim’in müşrik olan babası için Allah’tan af dilemesi örnek alınacak bir davranış değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
İbrahim'le, beraberinde olanlarda sizin için çok güzel bir örnek vardır. Hani, onlar toplumlarına şöyle demişlerdi: "Biz sizden de Allah dışındaki kulluk ettiklerinizden de uzağız. Sizi tanımıyoruz. Sizinle bizim aramızda, siz Allah'a, yalnız Allah'a inanıncaya kadar, sürekli düşmanlık ve nefret olacaktır." Ancak İbrahim babasına şöyle demişti: "Senin için hep af dileyeceğim ama Allah'tan sana gelecek şeyi geri çevirme gücüm yoktur. Ey Rabbimiz! Yalnız sana güveniyoruz, yalnız sana yöneliyoruz! Dönüş yalnız sanadır!"