Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1519, sondan 4718. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 46. ayetidir. Hûd Suresi 46. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 76 ve toplam ebced değeri ise 4831 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (12) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
قال يا نوح انه ليس من اهلك انه عمل غير صالح فلا تسـلن ما ليس لك به علم اني اعظك ان تكون من الجاهلين
Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi.
Nûh’un oğlu iman etmediği için onun kendi ailesinden sayılmadığı, iman olmayınca tek başına kan bağının birçok hak ve ödev için yeterli olmadığı bildirilmektedir. Çünkü inkârcıları kurtarmak Hz. Nûh’un gönderiliş hikmetine aykırıydı. Nûh insanları bir olan Allah’a iman etmeye ve O’ndan başkasına kulluk etmemeye çağırmak, onları inkârcılık ve putperestlikten kurtarmak için gönderilmiştir. Oysa onlar peygambere isyan ve işkence etmişler, hatta davetine son vermediği takdirde onu öldüreceklerini söylemişlerdir. Artık böyle zalimlerin kurtuluşu söz konusu değildir. Bu sebeple yüce Allah, hakkında bilgi sahibi olmadığı bir şeyi kendisinden istememesi hususunda Nûh’u uyarmakta ve onun gibi büyük bir peygamberin bu tür isteklerden sakınmasını ve cahillerden olmamasını tavsiye etmektedir. Bu uyarı Hz. Nûh’un bir iman zaafına düştüğü anlamına gelmez. Nitekim kendisinin bu uyarıya verdiği karşılık onun Allah’a teslimiyetinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Şüphesiz o da diğer peygamberler gibi bir beşer olarak çocuk sevgisi ve benzeri insanî duygulara sahipti. Oğlunun tûfandan kurtulması için Allah’a yalvarması da bu duygudan kaynaklanıyordu. Cenâb-ı Allah bir peygamberin inkârcı biri hakkında böyle bir istekte bulunmasının doğru olmadığını bildirdi ve böyle hatalara düşmemesini tavsiye etti. Nitekim Hz. Peygamber’e de buna benzer bir uyarı yapılmıştır (bk. Tevbe 9:113). İbn Âşûr, Hz. Nûh’un bu isteğinin gemi karaya oturduktan sonra ve oğlunun dünyada kurtulmasından ümidini kesmiş olduğu bir anda gerçekleştiğini dikkate alarak Nûh’un bu talebinin oğlunun âhirette bağışlanmasına yönelik olduğu kanaatine varmıştır (XII, 83-85).
Mehmet Okuyan
(Allah) şöyle demişti: “Ey Nuh! O asla senin ailenden (destekçilerinden) değildir; şüphesiz ki o (yaptığı) kötü bir iştir. Hakkında bilgin olmayanı benden isteme! Şüphesiz ki cahillerden olma(ma)n konusunda sana öğüt veriyorum.”
Bu ayet değerlerle oluşan bağların biyolojik bağlardan çok daha önemli olduğunu göstermektedir. ,Ayette olumsuzluk edatı bulunmamasına rağmen Hz. Nuh yanlış bir istekte bulunduğu için mesaj onun uyarılmasıyla ilgilidir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, “Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü o, doğru olmayan bir iş yapmıştır. Öyleyse, hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Doğrusu, câhillerden olman konusunda seni uyarıyorum” dedi.
Dedi ki: “Ey Nuh! O senin ehlinden değildir. Zira onun yaptığı doğru olmayan bir işti. Öyleyse hakkında bilgin olmayan¹ şeyi Benden isteme. Cahillerden² olmaktan seni sakındırıyorum.”
(Allah) Buyurdu: “Ey Nuh, kesinlikle, o senin ailenden değildir... Çün-kü o, salih olmayan bir iş (bâtıl ve bozuk amel sahibidir... Sadık ve salih olmayan bir kişidir… Tavrı ve tabiatı, amel-i gayr-ı salihtir). O nedenle, hakkında (kesin) bilgi sahibi olmadığın şeyi Benden isteme! Doğrusu, sen cahillerden olmayasın (evladın diye zalim ve kâfirlere sahip çıkmayasın) diye sana öğüt veriyorum!”
De ki: Ya Nuh, o, kesin olarak senin ailenden değil, çünkü o, kötü bir iş işledi. Artık bilmediğin şeyi isteme benden şüphe yok ki bilgisizlerden olmaman için öğüt vermedeyim sana.
Allah “Ey Nuh!” dedi. “O senin ailenden sayılmazdı; çünkü iyi ve doğru olmayan bir şey olan inanmamayı tercih etti. Artık içyüzünü bilmediğin bir şeyi benden isteme! Bilgisizlerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.”
Allah:
“Ey Nuh, oğlun ailenden, iman edenlerden, kurtarılacaklardan değildi. İtirazın yerinde olmadığı gibi, doğru bir davranış da değil. O, sâlih amel işleyen biri de değil. O halde, hakkında bilgin olmayan bir konuda benden bir şey isteme. Ben sana, bilgiden muhakemeden uzak, tutarsız davranan cahillerden olmamanı tavsiye ediyorum, seni uyarıyorum.” dedi.
Allah:
“Ey Nuh, oğlun ailenden, iman edenlerden, kurtarılacaklardan değildir. O devamlı, salih olmayan, fasit ameller işleyen biri. O halde, hakkında bilgin olmayan bir konuda benden bir şey isteme. Ben sana, bilgiden muhakemeden uzak, tutarsız davranan cahillerden olmamanı tavsiye ediyorum, seni uyarıyorum.” dedi.
Dedi ki: 'Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Gerçekten cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.'
Allah şöyle buyurdu: “-Ey Nûh! O, senin ailenden değildir. Çünkü o, sâlih olmıyan bir amel sahibidir (kâfirdir). O halde bilmediğin bir şeyi benden isteme. Seni, cahillerden olmaktan menederim.”
Allah: “Ey Nuh! O senin ailenden değildir. O’nun yaptığı, uygun olmayan bir iştir. Kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi Benden isteme, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” dedi.
Allah buyurdu ki: «Ey Nuh! O senin ailenden değil, o yararsız bir iştir, bilmediğin şeyi benden isteme, seni öğütlerim ben, bilgisiz kimselerden olmayasın sen»
(Allah) buyurdu ki: “Ey Nuh! O (oğlun isyan ettiği için) senin ailenden değildir. Çünkü o kötü işler yaptı. İçyüzünü bilmediğin bir şeyi yapmamı benden isteme! Sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.”
Burada aslında zımnen ırkçılığa da bir atıf vardır. Hangi ırktan ve soydan gelirse gelsin insan, tevhid çatısı altından iman birliği olmadıkça gerçek kardeşlik olamaz.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah: "Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma" dedi.
Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.
Bu âyetten anlaşılıyor ki, insanlar arasındaki yakınlığın asıl sebebi din birliğidir. Allah’ın dinine inanmış ve peygamberlerini tasdik etmiş kimseler birbirlerinin manevi akrabası, yakını ve dostlarıdır. Bunların aralarında manevi bir birlik vardır. Müminlerle kâfirler ırk bakımından birbirlerinin akrabası olsalar bile, bu akrabalığın Allah katında hiçbir değeri yoktur. Nitekim Hz. Nuh’un oğlu babasına inanmadığı için, Allah Teâlâ onu Nuh peygamber’in ailesinden saymamıştır. Halbuki Hz. Peygamber, aralarında hiçbir neseb bağı bulunmayan Selman’ı kendi ailesinden saymıştır. Buna karşılık, özellikle Bedir harbinde birçok sahâbî, en yakınları olan babalarına ya da oğullarına karşı savaşmışlardır.
Edip Yüksel
Dedi ki: "Ey Nuh, o senin ailenden olamaz. Bilmediğin bir konuda benden istekte bulunman erdemli bir tavır değildir. Cahillerden olmamanı sana öğütlerim."
Şefaat, halkı putperestliğe saptırmak için Şeytanın etkili bir oltasıdır. Halbuki, ne İbrahim babasına, ne Nuh oğluna, ne de Muhammed amcalarına yardım edemedi (2:48, 123, 254; 6:70, 94; 7:53; 9:80; 10:3; 39:44; 43:86; 74:48; 82:17-19).
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (âilen)'den değildir. Çünkü o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakındırırım."
Ya Nuh! buyurdu: o senin ehlinden değil, o gayri salih bir amel, binaenaleyh bilmediğin şey'in benden isteme ben seni câhillerden olmaktan tahzir ederim
(Allah da şöyle) buyurdu: «Ey Nuh, o kat'iyyen senin ailenden değildir. Çünkü o (nun işlediği) Saalih olmayan (kötü) bir işdir. O halde bilgin olmadığı bir şey'i benden isteme. Seni bilmezlerden olmakdan bihakkın men ederim».
(Allah) buyurdu ki: “Ey Nûh! Şübhesiz o, senin âilenden değildir! Çünki o(nun yaptığı), sâlih olmayan bir ameldir. Öyleyse hakkında bilgi sâhibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Muhakkak ki ben seni câhillerden olmaktan sakındırırım!”
Allah Nuh’a “Ey Nuh! O senin ailenden değil. Zira O doğru olmayan işler yapmıştır. Bilgin olmayan konular hakkında benden bir şey isteme, muhakkak ki ben, cahillerden olmamanı sana öğüt ediyorum” dedi.
Allah dedi: Nuh! O senin ailenden [¹] değildir. Çünkü onun işi fenadır. Bilgin olmadığı şeyi bana sorma. Ben sana cahillerden olmayasın diye öğüt veriyorum.
İsmail Hakkı İzmirli Hûd Suresi 46. Ayet Açıklaması
[1] Kurtulacak ailenden veya dininden.
Kadri Çelik
Allah, “Ey Nuh! O senin ailenden değildir; çünkü o (adeta) salih olmayan bir amel kesilmiştir; öyleyse bilmediğin şeyi benden isteme. Gerçekten ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum” dedi.
Allah, “Ey Nûh!” dedi, “O, kan bağı yönünden senin öz oğlun olsa da, inkârcılarla birlikte olmayı tercih ettiği için senin ailenden değildir. Çünkü o, Allah’a isyan etmekle çok çirkin bir davranış sergiledi. O hâlde, ilâhî prensiplere uygun olup olmadığını bilmediğin bir şeyi isteme benden. Bütün inkârcılara ne yapılacaksa, senin oğluna da o yapılacak. Çocuğuna duyduğun babalık şefkati, zâlimlere verilecek ceza konusunda seni adâletsizliğe sürüklemesin. Zira bu, senin gibi vahyin eğitiminden geçmiş birine hiç yakışmaz.Sana, câhilce davranmamanı tavsiye ederim.”
-“Ey Nûh! O, senin ehlinden / ailenden değildi; çünkü o, salih dışı bir ameldir. Öyleyse hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyi benden isteme! Ben, seni ‘Câhiller’den olursun’ diye uyarıyorum” dedi.
(Allah): “Ey Nûh! O (oğlun) kesinlikle senin ailenden değildir.1 Çünkü o, (Allah’ın emrine) uygun olmayan iş (yapmış)tır.2 Sakın hakkında bilgin olmayan şeyi Benden isteme. Gerçekten Ben sana cahillerden olmayasın diye öğüt veriyorum.” diye buyurdu.
1 Bu âyete göre; kâfir olan çocuk, eş ve akrabalar bir Müslüman’ın ailesinden sayılmaz.2 Yani o kâfirlerdendir. Ayrıca âyetin bu bölümü: “Çünkü o (Allah’ın emrine) uygun olmayan (bir) iş yaptı...” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
[Allah:] “Ey Nûh!” dedi, “O senin ailenden sayılmazdı; çünkü iyi ve doğru olmayan bir şey yaptı o. 68 Ayrıca hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şey isteme Benden: 69 böylece, sana cahillerden olmamanı öğütlüyorum”. 70
Allah buyurdu ki: - O aile fertlerinden değildi, senin bu isteğin doğru olmayan bir davranıştır. Aslını bilmediğin bir konuda benden istekte bulunma ve senin cahillerden olmamanı öğütlerim. 17/36
(Allah) “Ey Nûh! Kesinlikle o senin ailenden sayılamaz;[1741] dolayısıyla bu/o salih olmayan bir ameldir;[1742] bundan böyle, iç yüzünü bilmediğin bir şeyi Benden isteme: İşte Ben, cahillerden olmaman konusunda seni ihtar ederim!” dedi.
[1741] Ehl teriminin kan bağını aşan kullanımıyla ilgili bir tahlil için bkz: 27:57, not 60. Tefsirlerimiz buradan yola çıkarak boğulan oğlun Hz. Nûh’un öz oğlu değil, karısının eski kocasına ait bir çocuk olduğunu dile getirirler. Nadir olarak, kadının zinadan peydahladığını söyleyenler de olmuştur. Fakat bu her açıdan yanlıştır. Zira böyle bir itham isbatı yoksa iftira olur ve iftira herkes için yasaktır.
[1742] Bu ibare iki anlama da gelebilir: 1) Senin ortaya koyduğun bu kayırıcı davranış salih olmayan ve
yerini bulmayan bir davranıştır. 2) O kafir (oğul) salih olmayan ve yerini bulmayan bir ameldir. Kur’an’ın genelinden, “insanın çocuğu onun amelidir” dediği çıkarılabilir. Fakat bu anlamın asli değil tâli bir anlam olduğu unutulmamalıdır. ‘Amelun, ‘amile olarak da okunmuştur. Bu durumda arkadan gelen kelimeyi de ğayra şeklinde mansup olarak okumak gerekecektir. Bu takdirde mâna şöyledir: “çünkü o (oğul) yanlış yaptı”. İbn Abbas, İkrime, Kisai ve Yakub gibi kıraat imamlarının tercih ettiği bu anlamda yanlış yapan boğulan oğul iken, bizim çevirimizde yanlış yapan Hz. Nûh’tur. Arkadan gelen Hz. Nûh’un tevbesi, yanlış yapanın Nuh olduğunun delilidir. Vahiy aynı hassasiyeti Hz. İbrahim’in babasına duası konusunda da sergilemiştir (9:113-114). Esas aldığımız okuyuşta mastar olarak amelun okunan sözcük alternatif okuyuşta fiil olarak amile okunmaktadır. Bunun kelamdaki “peygamberlerin masumiyeti” tartışmalarını önceleyen bir okuma biçimi olduğu açık. Bu ifadeden, Nuh’un oğlunun, iman etmeyen karısının işlediği zinanın mahsulü olduğu sonucunu çıkarmak, Nuh’un eşine yapılmış bir iftiradan başka bir şey değildir. Yalnız inanana değil, inanmayana iftira etmek de kınanmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Buyurdu ki: «Ey Nûh! O muhakkak senin ehlinden değildir. Şüphesiz ki o gayrı sâlih bir iştir. Artık kendisine senin için bilgi olmayan bir şeyi Benden sorma. Muhakkak ki, Ben sana cahillerden olmayasın diye öğüt veririm.»
“Ey Nuh! ” buyurdu Allah, “O senin ailenden değil. Çünkü o, dürüst iş yapan, temiz bir insan değildi. O halde, hakkında kesin bilgin olmayan bir şeyi Benden isteme. Cahilce bir davranışta bulunmayasın diye sana öğüt veriyorum. ”
Cenab-ı Allah’ın bu buyruğundan kasdı şudur: “Senin bu oğlun, kurtarmayı vaad ettiğim aile fertlerinden değildi. Çünkü kâfir idi. Kâfir senin ailenden sayılmaz. Zira müminle kâfir arasında velâyet yoktur.”
Süleyman Ateş
(Rabbi): "Ey Nuh, dedi, o senin ailenden değildir. O, yaramaz iş yaptı. Bilmediğin bir şeyi benden isteme. Sana cahillerden olmamanı öğütlerim!"
Allah dedi ki “Bak Nuh! O, senin ailenden değildir. O, uygunsuz bir iş ürünüdür. Bilmediğin şeyi bana sorma[1]. Kendini bilmezlerden[2] olmayasın diye sana öğüt veriyorum.”
[*] Taberi tefsirinde bunun zina mahsulü olduğu yazılı, Tahrîm 66:10 [*] Kendini bilmez, kendine hakim olamayan anlamları verdiğimiz bu kelime Arapça "cahil" kelimesidir. Arapçada cahil, bilgisiz değil, bildiği halde üzüntü, öfke, arzu, menfaat gibi nedenlerle kendine hakim olamayan, kendini tutamayana denir. Ayete göre Nuh (a.s.), o ana kadar kendi oğlu zannettiği kişiyi tufanda kaybetmiş olmanın acısıyla kendine engel olamayarak, Allah'a, bu emrinin gerekçelerini soruyor. Bu tavır Allah'ın nebi resulü açısından uygunsuz olduğundan ikaz ve öğüt alıyor. Kendisi de derhal Allah'a sığınıyor ve bağışlanma diliyor.
Şaban Piriş
Allah:-Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildi, çünkü doğru olmayanı yaptı. Öyleyse, bilmediğin şeyi benden isteme. Cahillerden olma diye sana öğüt veriyorum, dedi
Allah buyurdu ki: “Ey Nuh, o senin ailenden değildir. O kötü bir iş yaptı. Bilmediğin şeyi Benden isteme. Cahillik etmeyesin diye Ben sana öğüt veriyorum.”
Allah buyurdu: "Ey Nûh! O, senin ailenden değildi. Yaptığı, iyi olmayan bir işti. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Cahillerden olmaman hususunda seni uyarırım."
eyitti: “iy nūħ! bayıķ ol degül 'ayāluñdan. bayıķ ol işdür eyü işden ayruķ pes dileme baña anı kim yoķdur senüñ aña bilmek. bayıķ ben ögütlerin seni kim olasın cāhillerden.”'
Eyitdi: Yā Nūḥ, ol senüñ ehlüñden degüldür, ol Müselmān degül‐dür. Pes du‘ā dileme benden, isteme senüñ ‘ilmüñ olmayan nesneyi. Ben sañaögüt virürin ḥattā ki cāhillerden olmayasın.