Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1520, sondan 4717. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 47. ayetidir. Hûd Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 5268 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (8) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
قال رب اني اعوذ بك ان اسـلك ما ليس لي به علم والا تغفر لي وترحمني اكن من الخاسرين
Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi.
Nûh’un oğlu iman etmediği için onun kendi ailesinden sayılmadığı, iman olmayınca tek başına kan bağının birçok hak ve ödev için yeterli olmadığı bildirilmektedir. Çünkü inkârcıları kurtarmak Hz. Nûh’un gönderiliş hikmetine aykırıydı. Nûh insanları bir olan Allah’a iman etmeye ve O’ndan başkasına kulluk etmemeye çağırmak, onları inkârcılık ve putperestlikten kurtarmak için gönderilmiştir. Oysa onlar peygambere isyan ve işkence etmişler, hatta davetine son vermediği takdirde onu öldüreceklerini söylemişlerdir. Artık böyle zalimlerin kurtuluşu söz konusu değildir. Bu sebeple yüce Allah, hakkında bilgi sahibi olmadığı bir şeyi kendisinden istememesi hususunda Nûh’u uyarmakta ve onun gibi büyük bir peygamberin bu tür isteklerden sakınmasını ve cahillerden olmamasını tavsiye etmektedir. Bu uyarı Hz. Nûh’un bir iman zaafına düştüğü anlamına gelmez. Nitekim kendisinin bu uyarıya verdiği karşılık onun Allah’a teslimiyetinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Şüphesiz o da diğer peygamberler gibi bir beşer olarak çocuk sevgisi ve benzeri insanî duygulara sahipti. Oğlunun tûfandan kurtulması için Allah’a yalvarması da bu duygudan kaynaklanıyordu. Cenâb-ı Allah bir peygamberin inkârcı biri hakkında böyle bir istekte bulunmasının doğru olmadığını bildirdi ve böyle hatalara düşmemesini tavsiye etti. Nitekim Hz. Peygamber’e de buna benzer bir uyarı yapılmıştır (bk. Tevbe 9:113). İbn Âşûr, Hz. Nûh’un bu isteğinin gemi karaya oturduktan sonra ve oğlunun dünyada kurtulmasından ümidini kesmiş olduğu bir anda gerçekleştiğini dikkate alarak Nûh’un bu talebinin oğlunun âhirette bağışlanmasına yönelik olduğu kanaatine varmıştır (XII, 83-85).
Mehmet Okuyan
(Nuh) şöyle demişti: “Rabbim! Senden hakkında bilgim olmayanı istemekten sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum!”
Nûh, “Rabbim! Doğrusu, hakkında bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmezsen ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum.” dedi.
(Hz. Nuh) Dedi ki: “Ey Rabbim! Bilgim (ve yetkim) olmayan şeyi Senden istemekten (artık) Sana sığınırım... Ve (beşeri bir zaafiyet ve şefkatle yaptığım yanlışlıklardan dolayı) eğer beni bağışlamaz ve acıyıp merhamet buyurmazsan hüsrana uğrayanlardan olurum!”
[Not: Bu ayetlerden anlaşılıyor ki, Hz. Nuh’un oğlu açık inkârcılardan değil, Müslüman görünen ama iman kalbine tam yerleşmeyen münafık tipli bir insandı. Çünkü açıkça kâfir olsaydı, Hz. Nuh’un onu gemiye almaya çalışması ve kurtuluşuna duacı olması uygun bulunmazdı.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Nuh, Rabbim dedi, bilmediğim şeyi senden istemekten, gene sana sığınırım ve beni yarlıgamazsan, bana acımazsan ziyankarlardan olurum ben.
Nuh dedi ki: “Ey Rabbim! Bilmediğim bir şeyi senden istemekten, yine sana sığınırım; eğer beni bağışlamaz ve merhamet etmezsen, herhalde kaybedenlerden olurum!”
Nuh:
“Rabbim, hakkında bilgim olmayan bir konuda, senden bir şey istemekten sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, sen bana merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.
O da: "Ey Rabbim! Hakkında bilgim olmayan bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer sen beni bağışlamaz ve bana rahmet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum." dedi.
Nûh, dedi ki: “- Ey Rabbim, bilmediğim şeyi, senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, hüsrana düşenlerden olurum.”
Nuh: “Ya Rabbi! Hakkında bilgim olmayan bir şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlayıp bana rahmet etmezsen, zararlı çıkanlardan olurum.” dedi.
“(Nuh) Ey Rabbim! Senden, hakkında bilgi sahibi olmadığım herhangi bir şey istemekten sana sığınırım! Eğer beni bağışlamaz, bana acımazsan, şüphesiz kaybedenlerden olurum!” dedi.
Nuh dedi ki: Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, ben ziyana uğrayanlardan olurum!
Nuh: "Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş olmaktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uğrayanlardan olurum.
(Nuh) «Ey Rabbim, dedi, ben bilgimin olmadığı şey'i Senden istemekden Sana sığınırım. Eğer beni yarlığamazsan, beni esirgemezsen husrâne düşmüşlerden olurum».
(Nûh) dedi ki: “Rabbim! Doğrusu ben, hakkında bilgi sâhibi olmadığım bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer bana mağfiret etmez ve bana merhamet etmezsen, hüsrâna uğrayanlardan olurum.”
Nuh “Rabbim bilgim olmayan konularda bir şeyler istemekten, sana sığınıyorum. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, ben kendine yazık etmişlerden olurum” dedi.
Bunun üzerine Nûh, “Ey Rabb’im! İçyüzünü bilmediğin bir şeyi senden istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz, bana merhamet etmezsen, dünyada da âhirette de kaybedenlerden olurum!” dedi.
-“Rabbim! Ben, hakkında bilgi sahibi olmadığım şeyi senden istemekten sana sığınırım. Beni bağışlamaz, bana acımazsan, Hüsrana Düşenler’den olurum” dedi.
(Nûh): “Ey Rabbim! Bilgim olmayan şey (hakkında) Senden bir şey istemekten Sana sığınırım. Eğer Sen beni bağışlamaz ve bana rahmet etmezsen, (işte ben o zaman) perişan olurum.”1 dedi.
1 Böylece Hz. Nûh oğlunun affını istemekle, yaptığı hatadan dolayı tevbe etmiş oldu.
Muhammed Esed
“Ey Rabbim!” dedi [Nûh], “Senden, hakkında bilgi sahibi olmadığım herhangi bir şey istemekten Sana sığınırım! Çünkü, beni bağışlamaz, beni acıyıp esirgemezsen, şüphesiz, kaybedenlerden olurum!”
Ve Nuh da: - Rabbim, aslını esasını bilmediğim şeyi senden talep etmekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olurum, dedi. 7/23, 17/36
(Nûh) “Rabbim! Hakkında bilgim olmayan bir şey istemekten sana sığınırım! Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, büsbütün kaybedenlerden olurum!” dedi.[1743]
[1743] Hz. Nûh’un tevbe ederken yaptığı itiraf, kulun ilâhî takdirin sebepleri, insanın nihaî konumu, bunun niçin ve nedenleri hakkındaki bilgiyi tüketemeyeceğinin itirafıdır. Bir sonraki âyet bunun belgesidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Dedi ki: «Ey Rabbim! Kendisine benim için bilgi olmayan bir şeyi Senden sormaktan şüphe yok ki ben Sana sığınırım ve eğer benim için mağfiret etmez ve beni esirgemezsen ben hüsrâna düşenlerden olurum.»
“Ya Rabbî, dedi, hakkında kesin bilgim olmayan şeyi istemekten Sana sığınırım. Eğer beni affetmez, bana merhamet etmezsen, her şeyi kaybedenlerden olurum. ”
Nuh dedi ki “Rabbim! Bilmediğim şeyi sana sorduğum için sana sığınırım. Eğer ben (durumumu düzeltmez) bağışlamaz, bana acımazsan kaybedenlerden olurum.”
Nuh “Rabbim,” dedi, “bilmediğim birşeyi istemekten Sana sığınırım. Eğer Sen beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, ben hüsrana düşenlerden olurum.”
eyitti: “iy çalabum! bayıķ ben śıġınurın saña kim dileyeni saña anı kim yoķdur benüm bilmek. daħı eger yarlıġamayasıñ beni daħı raḥmet eylemeyesin baña olam ziyānlulardan.”