Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2297, sondan 3940. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 47. ayetidir. Meryem Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 35 ve toplam ebced değeri ise 2693 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (1) ي (4) ع (1) ص (0) bulunuyor.
Bu âyetler, evlâdın ana babaya karşı tavrının nasıl olması gerektiğini göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Hz. İbrâhim, babası Âzer’e her sözünün başında “babacığım” diye hitap etmekte, –ilerideki âyetlerden anlaşılacağı üzere– babası müşrik olmasına, kendisine karşı son derece kaba ve tehditkâr ifadeler kullanmasına rağmen ona karşı saygıda kusur etmediği görülmektedir. Âyetlerden aynı zamanda küçüğün de büyüğe öğüt verebileceği ve din konusunda insanları doğru yola iletecek gerçek bilginin ilâhî vahiy olduğu anlaşılmaktadır. 44. âyette, Allah’ın emrine aykırı olmasına rağmen şeytanın emrine itaat etmek, “ona tapma” olarak değerlendirilmiştir. Kur’an akla, hakikate ve ahlâka aykırı olan her türlü hareketi şeytanî olarak; ve şeytanî sâiklere teslimiyet yönünde ortaya konan her bilinçli eylemi de “şeytana tapma” olarak tanımlamaktadır (Esed, II, 615; krş. Nisâ 4:117). İbrâhim’in babası için dua edeceği yönündeki vaadi, babasının inkârcı olarak öleceğini ve Allah düşmanı olduğunu öğrenmeden önce idi. Bu durumu öğrenince babasının affı için dua etmekten vazgeçti (bk. Tevbe9:114).
Mehmet Okuyan
(İbrahim) şöyle demişti: “Selam sana! Rabbimden senin için bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, bana lütufkârdır.
Bu ayetler Tevbe 9:113-114, Şu‘arâ 26:86-87 ve Mümtehine 60:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Hz. İbrahim babası sağken onun tevbe etmesi için dua etmişti.
Bayraktar Bayraklı
İbrâhim, “Selâm sana” dedi. “Rabbimden senin için af dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkârdır.”
İbrâhim:
“Selâm sana, selâmette ol. Senin hidayete ermen ve affedilmen için Rabbimden bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileyeceğim. O bana karşı çok lütufkârdır.” dedi.
İbrahim şöyle dedi: “- (Benden sana fenalık gelmez, emniyet ve) selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana çok lütufkârdır.
(İbrahim) şöyle dedi: “Selam olsun sana! Senin (hidayete ermen ve) affedilmen için Rabbimden af dileyeceğim. Hiç kuşkusuz benim Rabbim bana karşı lütufkârdır.”
Cemal Külünkoğlu Meryem Suresi 47. Ayet Açıklaması
Bkz. 9:114, 26:86, 60:4Yusuf suresi 97 ve 98. ayetlerde Hz. Yakup’un oğulları için Allah’tan af dilemesinden bahsediliyor ve baba şefkatinden örnekler veriliyor. Burada da tam tersi Hz. İbrahim ‘in babası için af dilemesinden bahsedilerek evladın babaya şefkati gösteriliyor. Nitekim İsra 1:24. ayetinde “Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki; ’Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!’” buyrulmaktadır. Hz. İbrahim ‘in duası babasının hidayete ermesine ve doğru yolu bulmasına yöneliktir. Hani İbrahim babasına: “Yalnız İbrahim'in, (henüz men edilmemişken) babasına: “Senin için mutlaka bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez!” (Mümtehine 60:4) şeklinde dua sözü vermişti. Buradaki dua da o sözün devamı niteliğindedir. Ancak yapılan bu dua Allah tarafından kabul görmemiştir. Demek insan peygamber de olsa, hele Hz. İbrahim gibi tevhid inancının inşasında öncülük ve rehberlik etmiş bir kişi de olsa babasına dahi şefaat edemiyor. Ancak insanlar özellikle aileleri için şefkat ve merhametle doludurlar. Bunun doğal bir sonucu olarak Hz. İbrahim’in babasının hidayeti için dua etmesi gayet normaldir.
Diyanet İşleri (Eski)
İbrahim şöyle cevap verdi: "Sana selam olsun. Senin için Rabbim'den mağfiret dileyeceğim, çünkü O, bana karşı çok lütufkardır."
47, 48. İbrahim demişti: Benden sana selâm olsun [⁵] ben senin için Rabbinden yarlıganmak dileyeceğim. Çünkü O, benim hakkımda çok lûtufkârdır, sizden, Tanrı/yı bırakarak taptıklarınız putlardan ayrılıp bir tarafa gideceğim. Rabbime ibadet edeceğim, umarım ki Rabbime olan ibadetimde bedbaht olmam.
Bunun üzerine İbrahim, “O hâlde, sağlıcakla kal!” dedi, “Ama ben yine de, seni bağışlaması için Rabb’ime yalvaracağım, çünkü O, bana karşı gerçekten de çok cömert, çok lütufkârdır.”
1 Buradaki selam ifâdesi hakkında farklı görüşler vardır: 1- Hz. İbrahim (a.s), babasına gerçekten selam vermiş ve onun için duâ edeceğini söylemiş (Bk. Mümtehine: 4, Şuara: 86) ama bunda hata (zelle) etmiştir. Çünkü (Tevbe: 114)’de, “İbrahim’in babası için (Allah’tan) af dilemesi de sadece ona verdiği bir sözden dolayı idi. Fakat onun, bir Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca, o işten vazgeçti…” 2- Hz. İbrahim (a.s) babasına gerçekten selam vermemiş ve ondan kurtulmak için (Furkan: 63)’deki, “Rahman (olan Allah’ın)’ın has kulları; yeryüzünde tevazu ile yürüyen ve kendini bilmez kimseler onlara sataştığında “selam!” deyip geçen, kimselerdir.” hükmünü uygulamıştır. Sonuç olarak, Müslüman olmayanlara mü’minlerin de Peygamberlerin de istiğfar etmesi ve selam vermesi câiz değildir.
Muhammed Esed
[İbrahim:] “Sana selâm olsun!” diye cevap verdi, “Rabbimden seni bağışlamasını isteyeceğim: Çünkü O bana karşı hep lütufkar olmuştur.
İbrahim: – Sana selam olsun babacığım senin bağışlanman için Rabbime yalvaracağım, zira O bana karşı oldukça lütufkârdır. 6/74...85, 2/124...135, 3/65…68, 14/35...41, 16/120…123, 22/78, 26/69...103, 60/4…6
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 47. Ayet Açıklaması
[2504] Hz. İbrahim babasına dua sözü vermişti (60:4). Buradaki duası o sözün bir parçasıydı. Fakat bu dua kabul edilmediği gibi, Allah’ın peygamber babası da olsa kâfir olarak ölüp gitmiş biri için dua etmemesini istediğini yine 60:4’ten anlıyoruz. Sözün özü: Her elçi bir şefkat pınarıdır. Bir âdem bir âlem diye yola çıkarlar ve bir âdemin ebedî saadetini bir âleme bedel bilirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
(Hazret-i İbrahim de) Dedi ki: «Sana selâm olsun. Senin için Rabbime elbette ki istiğfarda bulunacağım, şüphe yok ki, O benim için çok ikram etmektedir.»
İbrâhim: “Selâmet, esenlik içinde kal, dedi. Rabbimden senin için af dileyeceğim. O gerçekten bana karşı çok lütufkârdır. [25, 63; 28, 55; 60, 4; 9, 113-114; 14, 41]