Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1164, sondan 5073. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 4. ayetidir. Enfal Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 3412 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
اولئك هم المؤمنون حـقا لهم درجات عند ربهم ومغفرة ورزق كريم
Bu vasıfları taşıyan kimseler gerçek ve kâmil mânada müminlerdir. Allah nezdinde, iman ve amellerinin nicelik ve nitelik yönlerinden, yeterli olandan kâmil olana, daha güzel ve mükemmel olana doğru farklılığına dayalı değerleri ve dereceleri vardır. Allah’ın bu derecelere yerleştirdiği kullarına lütfedeceği nimetler de birbirinden üstündür, çeşitlidir, zengindir, benzersizdir. Allah onların günahlarını da bağışlayacak ve kendilerini ebedî mutlulukla ödüllendirecektir.
Mehmet Okuyan
İşte onlar, gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.
İşte gerçek mü’minler bunlardır. Rableri katında onlar için dereceler, (manevi huzur ve makamlar, günahlarından) bağışlanma ve üstün (ve sürekli) bir rızık vardır.
Demek, namaz lütfundan yararlanmayan ve Allah’ın kendisine emanet ettiği nimetleri infak yoluyla sahiplerine ulaştırmayan bir anlamda emanete ihanet ederek başkalarının hakkını gasp edenler imanını gözden geçirmeli ve kendine çekidüzen vermelidir.
Diyanet İşleri (Eski)
İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.
Bedir savaşına çıkarken müslümanların bir kısmı huzursuz idiler. Bazıları da ganimetlerin bölüştürülmesinde hoşnutsuzluk gösterdiler. Allah Teâlâ onların bu durumunu öncekilerin hoşnutsuzluk durumlarına teşbih ederek şöyle buyurdu:
Edip Yüksel
Böyleleri gerçek inananlardır. Onlar için Rab'leri yanında dereceler, bağışlanma ve tükenmez rızık vardır.
İşte gerçek anlamda inanmış olanlar, bunlardır. İşte onlar, Rab’leri katında en yüksek derecelere erişecek, ufak tefek kusurları affedilerek bağışlanacak ve en kıymetli nîmetlere kavuşacaklardır. Bu muhteşem nîmetlerin yanında dünya malının, savaş ganîmetlerinin ne değeri olabilir? O hâlde, ganîmetlerin size Allah tarafından fazladan ve peşin olarak lütfedilmiş bir hediye olduğunu unutmamalısınız, Allah’ın rızasını kazanmak ve böylece âhiret nîmetlerini elde etmek için çaba göstermelisiniz. Hiç kuşkunuz olmasın, nihâî zafer, kesinlikle inananların olacaktır! İşte buna çarpıcı bir örnek; Bedir Savaşı:Hicretin ikinci yılında, yani mîlâdî 624’de, Mekke müşrikleri, Medîne’de oluşan İslâm toplumunu imhâ etmek amacıyla kapsamlı bir saldırı yapmaya karar vermişlerdi. Bunun için de, tüm gelirini bu savaş için harcamak üzere, ortaklaşa hazırladıkları büyük bir ticâret kervanını Ebû Süfyan komutasında Sûriye’ye gönderdiler. Kervan, dönüş yolculuğunda Medîne yakınlarından geçecekti. Bunu haber alan Allah’ın Elçisi, kervanı ele geçirmek üzere, 313 kişilik küçük bir askerî birlikle harekete geçti. Çünkü bu kervan, yurtlarından sürülen Müslümanların geride bıraktıkları tüm mal varlığına el koyan müşriklere aitti. Bu arada, Ebû Süfyan’ın acil yardım çağrısını alan bin kişilik tam teçhizatlı Kureyş ordusu, kervanı kurtarmak amacıyla Mekke’den yola çıkmıştı. Bunun üzerine Rasul-ü Ekrem, Allah’tan aldığı emir uyarınca, kervanı ele geçirmekten vazgeçip bu güçlü orduyla savaşmak üzere Bedir vadisine doğru yöneldi. Hz. Peygamberin arkadaşları, böyle bir savaş için hazırlıklı değillerdi. İçlerinden, kendilerinin en az üç katı olan tam teçhizatlı bir orduyla savaşa girmekten çekinenler vardı. Fakat önde gelen Müslümanlar, Allah’a ve Elçisine sonsuz güven duyduklarını ve ölünceye kadar Peygamberin izinden ayrılmayacaklarını söyleyerek tüm tereddütleri bertaraf ettiler. Böylece iki ordu, Bedir’de karşı karşıya geldi ve Allah’ın yardımıyla, Müslümanlar Kureyş ordusunu tamamen bozguna uğratarak büyük bir zafer kazandılar. Müşriklerden yetmiş tanesi öldürüldü, bir o kadarı da esir alındı.İşte Bedir savaşı öncesinde de, tıpkı ganîmetler konusunda olduğu gibi, yersiz itirazlar ve tartışmalar yaşanmıştı:
4,5. İşte gerçek mü’minler onlardır.1 (Ey Muhammed!) Tıpkı Rabbinin seni, hak uğruna savaşmak için2 evinden çıkardığında olduğu gibi, onlara Rablerinin katında yüksek dereceler, büyük bir af ve tükenmez bir rızık vardır. Oysa Müslümanların bir kısmı, o zaman bundan hiç hoşlanmamışlardı.
İşte gerçekten mümin olanlar bunlardır. Bunlara Rableri katında üstün rütbeler, sınırsız bir bağış ve görkemli bir rızık vardır. 8/2- 74, 49/15, 4/95, 9/20, 20/75, 57/10, 58/11, 31- 89- 157, 4/106, 5/39, 9/102, 16/110, 43/37, 7/50, 8/74, 16/56, 22/34, 30/28
[1327] Bu âyetler dışarıdaki savaşı kazananlara, içteki savaşı nasıl kazanacaklarının yolunu göstermektedir. Kerîm rızık, imanın verdiği özgüven ve mutluluktur. Kerîm sıfatı, türünün en kalitelisi için kullanılır. Sonradan cömertlik ve verdiğini hesaplamadan ve saymadan “veren” anlamı kazanmıştır. Kur’an’a göre Rab kerîmdir, Kur’an kerîmdir, vahiy meleği kerîmdir, Rasul kerîmdir, Arş kerîmdir ve cennet rızıkları kerîmdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
İşte bihakkın mü'minler onlardır. Onlar için Rablerinin nezdinde dereceler ve mağfiret ile bînihaye bir rızık vardır.