

Hasan-ı Basri'nin sözü farz namazlarla ilgilidir. Buna göre onun sözü şu anlama gelir: "Hasta bir kimse farz namaz kılmak isterse iki rekat ayakta kılar..." Bu İfadeden anlaşıldığı kadarıyla bir kimse oturarak namaza başladığı halde, daha sonra ayağa kalkabilecek gücü hissettiğinde dilerse kalkıp kalan rekatları kıldığı rekatlara ekleyerek namazını ayakta tamamlayabilir. Bununla birlikte dilediği takdirde namaza yeniden başlaması da mümkündür. Hasan-ı Basrî'nin sözü, kalan rekatların kılınmış olan rekatlar üzerine eklenerek kılınabileceğini gösterir. Zaten alimlerin çoğunluğu da bu görüştedir.
İbn Battal şöyle demiştir: "İmam Buharî'nin kullandığı bu başlık, farz namazlarla ilgilidir. Hz. Aişe hadisi ise nafile namazlar hakkındadır. İmam Buharî'nin görüşünü delillendirme tarzı ise şöyledir: Ayağa kalkmayı engelleyen herhangi bir hastalık ve mazeret bulunmadığı halde nafile namazlar oturularak kılı-nabilir. Zaten Resul-i Ekrem (s.a.v.) de oturarak namaza başlamış ve rükua gitmeden önce kalkmıştır. Buna göre sadece ayakta durma gücünün bulunmadığı durumlarda oturularak kılınabilen farz namazlarda bu hükmü esas almak daha uygun olacaktır."
Fakat benim anladığım kadarıyla bu başlık sadece farz namazlarla ilgili değildir. Başlıktaki "iyileşirse" şartı farz namazlarla ilgili iken "kısmî bir rahatlama hissederse" ifadesi nafile namazlarla ilgilidir. Bu son ifade zaten başlık altında nakledilen rivayete de uygun düşmektedir. Farz namazla ilgili kısım ise bu hükme kıyas edilir. Aralarındaki ortak nokta ise gerek nafile gerekse farz namazların bir kısmının ayakta ve kalan kısmının da oturularak kılınabilmesidir. Hz. Aişe'-den nakledilen rivayet bir kimsenin oturarak başladığı nafile namazı ayakta tamamlayabileceğini gösterdiği gibi, nafile bir namaza ayakta başlayan kimsenin namaz sırasında oturmasının caiz olduğunu da göstermektedir. Zira bu iki durum arasında herhangi bir fark yoktur. Özellikle de Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in namazın ikinci rekatını bu şekilde kıldığını düşünürsek bu hüküm daha da pekişecektir.
Söz konusu rivayetten çıkarılan hükümlerden birisi de şudur: "Uzanarak namaza başlayan bir kimse, namaz içinde iken oturabilecek veya kalkabilecek gücü hissederse namazını oturarak veya ayakta tamamlar." Nafile namaza oturarak başlayan bir kimsenin oturduğu yerden rükua gitmesi şart olmadığı gibi, ayakta başlayan bir kimsenin de kıyamdan rükuya gitmesi şart değildir. Bu konuyla ilgili ayrıntılı açıklamalar ileride gelecektir. Kitabü't-teheccüd, Bab.
16.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.