

Zeyn İbnü'l-Müneyyir şöyle demiştir: Buharî konu başlığı ile "şehit için cenaze namazı kılmanın hükmü"nü kasdetmiştir. Bu sebeple bu konuda, şehit için cenaze namazı kılınmayacağını gösteren Cabir hadisi ile, cenaze namazı kılınacağını gösteren Ukbe hadisini rivayet etmiştir. Buharî burada şunu da kasdetmiş olabilir: İki hadisten de ilk anda anlaşılan anlama göre amel etmek suretiyle, şehitlerin namazı onların defninden önce değil, kabirlerinde iken kılınır. Yıkanmayan ve namazı kılınmayan şehitten kasıt, kafirlerle yapılan savaşta, savaş meydanında ölen müslümandır.
Buharî'nin daha sonraki "şehidin yıkanacağını kabul etmeyenler" ifadesinde kasdedilen şehit de böyledir. Bu konuda kadın - erkek, küçük-büyük, hür-köle, salih olan ile olmayan arasında bir fark yoktur. Şehid Kim’e Denir: Şehit, kafirlerle yapılan savaşta, savaş meydanında ölen müslümandır. Bu tarifteki "savaş meydanında ölen" ifadesi ile, savaş sırasında yaralanan, bundan sonra bir süre yaşayan kimseler, "kafirlerle yapılan savaşta" ifadesi ile isyankar Müslümanlarla yapılan savaşta ölen Müslüman kimseler tarifin dışında bırakılmıştır. Bu tarif, belirtilen şekilde ölmediği halde şehit sayılan kişileri de hükmün dışında bırakmaktadır. Söz konusu kişilere ahiretteki sevap açısından şehit denilmektedir. Bu söylediklerimiz, alimlerden nakledilen sahih görüşlere uygun olan açıklamalardır.
Şehidin Cenaze Namazı Kılınır mı? Savaş meydanında ölen şehidin cenaze namazının kılınıp kılınmamasi konusundaki görüş ayrılığı meşhurdur. Bu konuda Tirmizî şöyle der: Bazıları şehidin cenaze namazının kılınacağını kabul etmişlerdir ki, bunlar Kufeliler ve İshak'tır. Bazıları da şehidin cenaze namazının kılınmayacağı görüşünü kabul etmişlerdir. Bunlar da Medineliler ile Şafıî ve Ahmed İbn Hanbel'dir.
Şafiî el-Ümm'de şöyle demektedir: "Mütevatİr yollarla gelen haberler, bizlere gözümüzle görme ölçüsündeki kesinlikle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Uhud şehitleri için cenaze namazı kılmadığını göstermektedir. Nebi s.a.v.'in onların cenaze namazını kıldığı ve Hz. Hamza için yetmiş tekbir aldığına dair rivayet sahih değildir. Böyle bir rivayete dayanarak belirttiğimiz şekildeki sahih hadislere muhalefet edenin haya etmesi gerekir.
Ukbe hadisine gelince, bizzat hadiste Nebi s.a.v.'in bu fiili sekiz yıl sonra yaptığı söylenmektedir. Oysa muhalif görüşte olanlar, ölünün gömülmesinin üzerinden uzun süre geçtiğinde onun cenaze namazının kılınmayacağı görüşünü benimsiyorlar. Nebi bu fiili ile sanki ecelinin yaklaştığını öğrenince onlara veda eder tarzda onlar için dua ve istiğfar etmiştir. Bu, daha önceki sabit hükmün neshedildİğinİ göstermez. Şafiî'nin söz ettiği "sekiz yıl" geçmesi ve "Hz. Nebi'in veda etmesi" konusunu Buharî de rivayet etmektedir.
"Şafıîlerdeki en sahih görüşe göre bu konudaki görüş ayrılığı onların cenaze namazının kılınmasının yasak olması ile ilgilidir. Diğer bir görüşe göre ise görüş ayrılığı onların cenaze namazını kılmanın müstehap olup olmadığı İle İlgilidir. Hanbelîler'den nakledilen de budur. Maverdî, İmam Ahmed'in şu sözünü nakletmiştir: "Şehidin cenaze namazını kılmak daha iyidir. Bununla birlikte insanlar onun cenaze namazını kılmazlarsa bu da yeterli olur."
Yukarıdaki Cabir hadisi ile İlgili ele alınması gereken pek çok mesele bulunmaktadır. Biz bunları Megazî bölümünde ele alacağız.(4079. hadis.) Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- İki erkeğin zaruret sebebiyle bir kefenle kefenlenmesi caizdir. Bu ya onları bir arada kefenlemek, yahut da elbiseyi ikiye kesmek suretiyle olur. 2- İki kişiyi bir lahde defnetmek caizdir.
3- Lahde koyarken iki kişiden daha faziletli olanın önce konulması müstehaptır. 4- Savaş meydanında şehit olan kişi yıkanmaz. 5- Bu hadis, şehidin cenaze namazının kılınmasının meşru olduğuna delil getirilmiştir. Şafiî'nin buna cevabı yıkarıda geçmişti. 6- Tahavî şöyle der: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Uhud şehitleri için cenaze namazı kılmasında şu üç ihtimalden biri söz konusudur: a. Bu fiil, Hz. Nebi'in daha önceki"şehitlerin cenaze namazını kılmama" fiilini neshetmıştir (yürürlükten kaldırmıştır).
b. Şehitler için geçerli uygulama, ancak gömülmelerinin üzerinden bu kadar bir zaman geçtikten sonra cenaze namazlarının kılınmasıdır. c. Başkalarının cenaze namazını kılmak farz olduğu halde şehitlerin cenaze namazını kılmak caizdir. Zamanımızda bu konuda tartışanlar, şehidin gömülmesinden önce namazının kılınıp kılınmamasını tartışmaktadırlar. Şehitlerin gömülmesinden sonra cenaze namazlarını kılmak sabit olunca, gömülmeden önce namazlarını kılmak haydi haydi caiz olur.
Tahavî'nin zikrettiği bu ihtimallerin yanı sıra şu ihtimaller de bulunmaktadır: a. Hz. Nebi'in şehitler İçin cenaze namazı kılması ona özgü bir özelliktir. b. Bu, onlar için bir dua mahiyetindedir. c. Bu, yalnızca bir defa gerçekleşmiş muayyen bir fiildir, genel bir uygulama değildir. Yerleşik bir hükmü def etme konusunda bu nasıl delil teşkil edebilir? Alimlerden hiç kimse Tahavî'nin zikrettiği ikinci ihtimali kabul etmemiştir.
Nevevî ise bu konuda şunları kaydeder: Buradaki "salat" sözcüğünden kasıt namaz değil, duadır. Bu duanın, ölüler için yapılana benzemesinin anlamı, Hz. Nebi'in şehitlere, ölüler için yaptığı dualara benzer şekilde dua etmesidir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Vallahi ben şu an havuzuma bakıyorum" ifadesi ile bu sözden ilk anda anlaşılan anlam kasdedilmiştir. Sanki o bu sözü söylerken, havuz kendisine keşfolunmuştur.
Havuz konusunda detaylı açıklama ileride gelecektir.[6575. hadis.] Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Ben sizin şirk koşmanızdan korkmuyorum" ifadesi, sizin tümünüzün şirke düşmesinden korkmuyorum anlamındadır. Çünkü ümmet içinden bazıları şirke düşmüştür. Bu hadis Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mucizelerindendir. Bu sebeple Buharîbu hadisi Peygamberlik Alametleri bölümünde de rivayet etmiştir. Bu hadisle ilgili diğer açıklamalar orada gelecektir.[3596. hadis] باب: دفن الرجلين والثلاثة في قبر.
73. İki, Üç Erkeği Bir Kabre Gömmek حدثنا سعيد بن سليمان: حدثنا الليث: حدثنا ابن شهاب، عن عبد الرحمن بن كعب: أن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما: أخبره أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يجمع بين الرجلين من قتلى أحد. Bu hadis, iki kadının bir kabre konulmasının da caiz olduğunu gösterir. Bir erkek ve kadının aynı kabre gömülmesine gelince, Abdürrezzak, Vasile ibn Eska'dan hasen bir senetle şunu rivayet etmiştir: "Erkek ve kadın bir kabre gömülür, önce erkek sonra da kadın konulurdu." Bu durumda aralarına topraktan bir engel yapılır. Özellikle de kadın ile erkek birbirine yabancı ise engel kesin olarak konulur.
باب: من لم ير غسل الشهداء. 74. Şehitlerin Yıkanması Görüşünü Kabul Etmeyenler حدثنا أبو الوليد: حدثنا ليث، عن ابن شهاب، عن عبد الرحمن بن كعب، عن جابر قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: (ادفنوهم في دمائهم). يعني يوم أحد، ولم يغسلهم. İmam Ahmed İbn Hanbel, bir başka yolla Cabir'den Uhud şehitleri ile ilgili olarak şunu rivayet etmiştir: "Onları yıkamayın. Çünkü onların her bir yarasından kıyamet günü misk fışkıracak." Onların namazı da kılınmadı. Bu rivayette şehitlerin yıkanmamasının hikmeti de açıklanmıştır.
Buharî, Cabir hadisini muhtasar olarak "onları yıkattırmadı" şeklinde rivayet etmiştir. Cünüp ve Adetli Olarak Ölen Şehidin Yıkanması Meselesi Bu hadisin genel ifadesi şehidin cünüp ve adetli bile olsa yıkanmayacağına delil getirilmiştir. Şafiîler'deki en doğru görüş de budur. Diğer bir görüşe göre cünüp olan şehit, ölüyü yıkama niyetiyle değil cünüplüğü sebebiyle yıkanır. Çünkü Hanzala ibnü'r-Rahib'le ilgili olayda, Uhud savaşında cünüp olarak şehit olması sebebiyle onu meleklerin yıkadığı söylenmiştir.
Hanzala'nın olayı meşhur olup İbn İshak ve diğer alimler tarafından rivayet edilmiştir. Buna şu şekilde itiraz edilmiştir; "Şayet cünüp olan şehidi yıkamak farz olsaydı, meleklerin yıkaması ile yetinilmezdi. Bu, şehidi yıkama yükümlülüğünün onu defnetmekle uğraşan kişiden düştüğünü gösterir." باب: من يقدم في اللحد. 75. Lahde Kim Önce Konulur? -وسمي اللحد لأنه في ناحية، وكل جائر ملحد، {ملتحدا} /الكهف: 27/: معدلا، ولو كان مستقيما كان ضريحا.
Ölü, kabrin bir yönüne konduğu için buraya lahid denilmiştir. Bir yerden sapan kişiye "mülhid" denir. Sapma yerine "mültehad" denir. Şayet kabir düz olsaydı buna "darîh" denirdi. حدثنا ابن مقاتل: (أخبرنا عبد الله:) أخبرنا ليث بن سعد: حدثني ابن شهاب، عن عبد الرحمن بن كعب بن مالك، عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يجمع بين الرجلين من قتلى أحد قي ثوب واحد، ثم يقول: (أيهم أكثر أخذا للقرآن). فإذا أشير له إلى أحدهما قدمه في اللحد، وقال: (أنا شهيد على هؤلاء). وأمر بدفنهم في دمائهم، ولم يصل عليهم، ولم يغسلهم.
Bu bölümde bir kabre birden fazla kimse konulacağında hangisinin lahde önce konulacağı ele alınmaktadır. Hadisler, Kur'an'ı daha çok öğrenmiş olanın lahde daha önce konulacağını göstermektedir. Bu, imamlık konusunda Kur'an'ı daha çok bilenin öne geçmesi gibidir. Dilciler şöyle demişlerdir: "Lahid" kelimesi aslen bir şeyden meyletmek ve sapmak anlamına gelir. Dinden meyleden kişiye de "mülhid" denilir. Mezar içinde ölünün konduğu yere "lahid"
isminin verilmesi, kabrin bir yönüne doğru yarılması, kabrin ortasından kıble yönüne doğru sapılması sebebiyledir. Kıble tarafına doğru ölünün sığacağı kadar bir oyuk açılır ve ölü buraya konulur, buranın kenarı tuğla ile örülür. Buharî'nin "Şayet kabir düz olsaydı buna darîh denilirdi" sözü göstermek-dedir ki, darîh kabrin düz olarak yarılması ve Ölünün buraya defnedilmesidir. Bu hadisle ilgili diğer açıklamalar Megazî bölümünde gelecektir.[4079. hadis] Hadis, Kur'an okuyan kişinin üstünlüğünü açık olarak göstermektedir. Fıkıh ve zühd ehli ile diğer fazilet sahipleri de Kur'an okuyan kimseler gibi değerlendirilir ve aynı hükümdedir.
باب: الإذخر والحشيش في القبر. 76. Kabirlere Ot Ve Izhır Koymak حدثنا محمد بن عبد الله بن حوشب: حدثنا عبد الوهاب: حدثنا خالد، عن عكرمة، عن ابن عباس رضي الله عنهما، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (حرم الله مكة، فلم تحل لأحد قبلي ولا لأحد بعدي، أحلت لي ساعة من نهار، لا يختلى خلاها، ولا يعضد شجرها، ولا ينفر صيدها، ولا تلتقط لقطتها إلا لمعرف). فقال العباس رضي الله عنه: إلا الإذخر لصاغتنا وقبورنا؟ فقال: (إلا الإذخر).
وقال أبو هريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم: لقبورنا وبيوتنا؟وقال أبان بن صالح، عن الحسن بن مسلم، عن صفية بنت شيبة: سمعت النبي صلى الله عليه وسلم: مثله.وقال مجاهد، عن طاوس، عن ابن عباس رضي الله عنهما: لقينهم وبيوتهم. Buharî, Mekke'nin haram kılınması ile ilgili rivayet ettiği İbn Abbas hadisinde şöyle demiştir: "Abbas, bizim dökümcülerimizin işlerinde kullandığı ve kabirlerimiz için kullanılan ızhır otu hariç, dedi." Bu hadisten çıkan hükümlerle ilgili açıklamalar Hac bölümünde gelecektir.[1833. hadis] KİTABU’L-CENAİZ EK SAYFA – 661-2 باب: هل يخرج الميت من القبر واللحد لعلة.
77. Ölü, Bir Sebebe Binaen Kabirden Ve Lahitten Çıkarılır Mı? حدثنا علي بن عبد الله: حدثنا سفيان: قال عمرو: سمعت جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: أتى رسول الله صلى الله عليه وسلم عبد الله بن أبي بعد ما أدخل حفرته، فأمر به فأخرج، فوضعه على ركبتيه، ونفث عليه من ريقه، وألبسه قميصه، فالله أعلم، وكان كسا عباسا قميصا. قال سفيان: وقال أبو هارون: وكان على رسول الله صلى الله عليه وسلم قمصان، فقال له ابن عبد الله: يا رسول الله، ألبس أبي قميصك الذي يلي جلدك. قال سفيان: فيرون أن النبي صلى الله عليه وسلم ألبس عبد الله قميصه، مكافأة لما صنع.
Buharî konu başlığını bu şekilde koymakla, ölüyü kabirden çıkarmayı mutlak olarak haram sayan veya bir sebeple caiz görüp başka bir sebeple caiz görmeyenleri (örneğin yıkanmadan ve namazı kılınmadan gömülmüş olması durumu vb. gibi) reddetmektedir. Cabir'den rivayet edilen İlk hadis, ölü için bereketin artması gibi ona ilişkin bir maslahat sebebiyle kabrinin açılmasının caiz olduğuna delildir.
Cabir'den rivayet edilen ikinci hadis, hayatta olan kişiye ilişkin bir durum sebebiyle ölünün kabrinin açılmasının caiz olduğuna delildir. Çünkü bir Ölünün başka bir ölü İle birlikte gömülmüş olmasının ölüye bir zararı yoktur. Cabİr bunu "gönlüm elvermedi / içim rahat etmedi" İfadesi ile dile getirmiştir. Buharî'nîn konu başlığındaki "lahit" İfadesi de bu şekilde yorumlanır. Çünkü Cabir'in babası lahitteydi.
Hadiste bahsedilen Abbas, Nebi s.a.v.'in amcası Abbas İbn Abdülmuttalib'tir. Süfyan'ın sözü muttasıl olarak Buharî'de Cihad bölümünde, "esirleri giydirmek" konusunda, Abdullah İbn Muhammed aracılığıyla rivayet edilmiştir. Oradaki rivayette şöyle denilmektedir: "Bedir savaşı bittikten sonra esirler getirildi. Esirlar arasında (Hz. Nebi'in amcası) Abbas da vardı. Abbas'ın üzerinde elbisesi yoktu. Onun ölçüsüne uyan Abdullah İbn Übey'in bir elbisesini buldular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu elbiseyi Abbas'a giydirdi. İşte Hz. Nebi Abdullah İbn Übey'e giydirdiği gömleği buna karşılık olarak el-Müstedrek adlı eserinde Vakıdî'den, Cabir'in babasının "Zannediyorum ki" diye başlayan sözündeki zannın sebebinin gördüğü bir rüya olduğunu söylemiştir. Cabir'in babası rüyasında Bedir'de şehit olan Mübeşşir İbn Abdülmünzir'İ gördü. Bu zat ona "Bugünlerde sen de bizim yanımıza geleceksin" dedi. Cabir'in babası bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu, şehitliktir" dedi.
İbnü's-Seken'de yer alan Ebu Nadre'nin Cabir'den rivayetine göre babası ona şöyle dedi: "Ben kendimi ölüme arz edeceğim...." İbnü't-Tîn şöyle dedi: Cabir'in babası bu sözü, kendi niyetini açıklamak için söylemişti. O "Hz.Nebi'in ashabından ilk öldürüleceklerden biri olacağım" sözü ile ashaptan başkalarının da öldürüleceğini ifade etti. Bu sözle, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabının bir kısmının öldürüleceğine dair verdiği habere işaret etmiştir.
Cabir'in babasının yukarıdaki sözde ifade edilen borcunun miktarı ve Cabir'in kız kardeşlerinin sayısı ileride gelecektir.[4081, 3580. hadisler] Cabir'in babası İle birlikte gömülen kişi, Amr İbn Cemuh İbn Yezîd İbn Haram el-Ensarî'dir. Bu zat, Cabir'in babasının arkadaşı ve kız kardeşi Hind binti Amr'ın da kocası idi. Taberanî, sahih bir senetle Muhammed İbnü'l-Münkedir aracılığıyla Cabir'den; babasının Uhud savaşında şehit edildiğini, sonra da kendisine müsle yapıldığını, burnunun ve kulaklarının parçalandığını söylemiştir. Bu hadisin aslı Müslim'dedir. Bu rivayet ile yukarıdaki hadis çelişmez. Çünkü bu rivayetten müşriklerin onun kulaklarının bir bölümünü kestikleri, tümünü kesmedikleri Cabir in Babasının Kıssasından Çıkan Bazı Sonuçlar 1. Çocukların, özellikle de ölümlerinden sonra, ana-babalarına iyilik yapmaya İrşad edilmesi, 2. Bunu sağlamak için, çocukların ana-babalar nezdindeki değerinin onlara İfade edilmesi, 3. Abdullah'ın (Cabir'in babasının) güçlü imana sahip olması.
Çünkü o geride bıraktığı en değerli şey olarak çocuğundan önce Hz. Nebi'i zikretmiştir. 4. Durumun Abdullah'ın dediği gibi çıkması onun kerametini gösterir. Kabirde altı ay kadar bir zaman kaldığı halde cesedinin çürümemesi de onun kerametidir. Anlaşıldığı kadarıyla bu şehitlik makamı sebebiyledir. Bu hadis Cabir'in üstünlüğünü de gösterir. Çünkü o babasının ölümünden sonra, onun kendisine vasiyet ettiği şekilde onun borcunu ödemiştir.
باب: اللحد والشق في القبر. 78. Kabirde Lahit Yapmak Ve Kabri Şakk yapmak (yani yarmak)

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.