

Konu başlığında yer alan "hîm" kelimesi hakkında Taberî tefsirinde şöyle demiştir: "Bu, devenin yakalandığı hastalık sonucunda su içse bile suya kanma-masıdır. Diğer bir görüşe göre derisinde uyuz hastalığı bulunduğu için katran ile derisi sıvanan, bu uyuzun harareti sebebiyle sürekli susayan devedir". İbn Ömer'in sözü "Hz. Nebi'in hükmüne razı oldum. O, hastalığın bulaşması ve uğursuzluk yoktur şeklinde hükmetmiştir"
anlamındadır. Hadis, şayet satıcı, sattığı malın kusurunu açıklamış ve alıcı da razı olmuşsa kusurlu bir malın satımının caiz olduğunu göstermektedir. Satıcının kusuru akit öncesinde veya sonrasında açıklaması arasında fark yoktur. Ancak akit sonrasında açıkladığında müşterinin akdi yapıp yapmama konusunda seçim hakkı olur. Büyük kimsenin kendi ihtiyacı olan şeyi kendisinin satın alması, salih bir kimseye haksızlık etmekten sakınmak konuları da hadiste yer almaktadır.
Hattabî şöyle demiştir: Hadiste geçen "adva" kelimesi ile kastedilen, uyuz olan devenin diğer develerle birlikte otlatıldığında hastalığının benzerinin diğer develerde de oluşmasıdır. Diğer bir görüşe göre bunun anlamı, "Kusuruna rağmen bu satışa razı oldum. Satıcıyı hakime götürmem" demektir. İbnü't-Tîn ve ona tabi olanlar bu görüşü tercih etmişlerdir. Davudî şöyle demiştir: Bunun anlamı haddi aşmak ve haksızlığın yasak-lanmasıdır.
باب: بيع السلاح في الفتنة وغيرها. 37- Kargaşa (Fitne) Vb. Dönemlerde Silah Satmak وكره عمران بن حصين بيعه في الفتنة. İmran İbn Husayn, kargaşa döneminde silah satımını kerih görmüştür. حدثنا عبد الله بن مسلمة، عن مالك عن يحيى بن سعيد، عن ابن أفلح، عن أبي محمد، مولى أبي قتادة، عن أبي قتادة رضي الله عنه قال: خرجنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم عام حنين، فأعطاه - يعني درعا - فبعت الدرع، فابتعت به مخرفا في بني سلمة، فإنه لأول مال تأثلته في الإسلام.
Burada fitne (kargaşa) İle kastedilen, Müslümanlar arasında vuku bulan iç savaşlardır. Böyle bir dönemde silah satmak, satılan kimseye yardım etmek anlamına gelir. Bu hüküm, haklı ile haksızın bilinmediği duruma özgüdür. Savaş yapanlardan bir grubun haksızlık yaptığı diğerinin hak üzere olduğu biliniyorsa, haklı tarafa silah satmakta bir sakınca yoktur. İbn Battal şöyle demiştir: Kargaşa döneminde silah satmanın çirkin görülmesi, bu fiilin "günahta yardımlaşma" anlamına gelmesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim bundan dolayı İmam Malik, Şafiî, Ahmed İbn Hanbel ve İshak, şarap imalatçısına üzüm satmayı çirkin görmüşler, Malik bu satışın feshedilmesi görüşünü kabul etmiştir. Buharı, konu başlığı ile sanki Sevrî'nin bu konudaki farklı düşüncesine işaret etmektedir. Nitekim Sevrî "helal olan malını dilediğine sat" demiştir.
Hattabî şöyle demiştir: Hadisin bu rivayetinde, sözün düzgün anlaşılmasına yardımcı olacak bir ifade düşmüştür. Bu da şudur: Ebu Katade kafirlerden birini öldürdü. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem maktulün üzerinden çıkan eşyaları Ebu Katade'ye verdi. Sözü geçen zırh, o kafirin üzerinden çıkan eşyalardandı. İbnü't-Tîn, Hattabî'nin Buhari'yi eleştirme konusunda zorlama bir yoruma saptığını belirterek şöyle demiştir: Buhari yalnızca zırh satımının caiz olduğunu açıklamak istemiş ve hadiste onun bulunduğu yeri zikretmiş, diğer bölümleri ise zikretmemiştir. Nitekim Buharı çoğunlukla böyle yapar.
Ben (İbn Hacer) derim ki, bu konuda İbnü't-Tîn haklıdır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.