

Selem konusu malın, ağırlık olarak belirlenmesi, tartılan (vezni) mallar içindir. Buhari bu ifadeyle, tartılan malların, hacim ölçüsü ile selem akdine konu olamayacağı görüşüne meyletmiş gibidir. Tabi bu durumun tersi de geçerlidir. Şafiilerde sahih olan görüşe göre böyle bir selem akdi caizdir. İmamü'l-Harameyn, bu görüşün, hacim ölçüsünün ölçüt olarak kabul edilebileceği mallar ;çin olduğu yorumunu yapmıştır.
Alimler, selem yapılırken, kullanılacak hacim ölçüsü cinsinin, Hicazlıların sa'ı, Iraklıların sa'ı veya Mısır irdebb'i gibi belirlenmesinin şart olduğunda görüş birliği içindedir. 2240 nolu hadiste, "şey" sözcüğünün kullanılmasından yola çıkılarak, hayvanlar hakkında da selem akdi caiz olduğu görüşüne varılmıştır. Bu konuda, sayı iIe saymak, hacim ölçüsü ile ölçmek kapsamına dahil edilmiştir. Hanefiler, hayvanların selem akdine konu olamayacağı görüşündedir.
Üç konu sonra, Hasan el-Basri'nin hayvanların selem akdine konu olmasının geçerli olduğu yönündeki sözüne yer verilecektir. kendisinde mevcut olmayan kimse ile selem akdi yapılıp yapılamayacağı hakkındadır. İbn Battal şöyle demiştir: "Selem konusu mal, hacim ölçüsü ile (keyli) veya tartı ile (veznı) ölçülen mallardan ise, bunların, mutlaka miktarının belirlenmesi gerektiğinde icma' vardır. Eğer böyle değilse, mutlaka sayı olarak tayin etmek gerekir." Uzunluk ölçüsü ile belirlenmesi halinde yine selem yapılabilir. Çünkü sayı ve uzunluk ölçüsü, ortak özellikleri miktar belirleyerek bilinmezliği ortadan kaldırmak olduğu için hacim veya tartı ile ölçme kapsamına girmektedir.
Uzunluk ölçüsü de, bölgeden bölgeye cins olarak değiştiği için, akit yapılırken hangi cins ölçünün kullanılacağı tayin edilmiş olmalıdır. Selem konusu mal'ı, diğerlerinden açıkça ayırt edilebilecek bir şekilde niteliklerinin tam olarak belirlenmesi gerektiği hususunda icma' bulunmaktadır. باب: السلم إلى من ليس عنده أصل. 3. SELEM KONUSU MALI ÜRETECEK ANA MALI BULUNMAYAN KİMSEYLE SELEM AKDİ YAPMAK• حدثنا موسى بن إسماعيل: حدثنا عبد الواحد: حدثنا الشيباني: حدثنا محمد بن أبي المجالد قال: بعثني عبد الله بن شداد وأبو بردة إلى عبد الله بن أبي أوفى رضي الله عنهما، فقالا: سله، هل كان أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم في عهد النبي صلى الله عليه وسلم يسلفون في الحنطة؟ قال عبد الله: كنا نسلف نبيط أهل الشأم في الحنطة والشعير والزيت، في كيل معلوم، إلى أجل معلوم. قلت: إلى من كان أصله عنده؟ قال: ما كنا نسألهم عن ذلك. ثم بعثاني إلى عبد الرحمن بن أبزى، فسألته فقال: كان أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم يسلفون على عهد النبي صلى الله عليه وسلم، ولم نسألهم: ألهم حرث أم لا.
حدثنا إسحاق: حدثنا خالد بن عبد الله، عن الشيباني، عن محمد بن أبي مجالد: بهذا، وقال فنسلفهم في الحنطة والشعير. وقال عبد الله بن الوليد، عن سفيان: حدثنا الشيباني وقال: والزيت، حدثنا قتيبة: حدثنا جرير، عن الشيباني وقال: في الحنطة والشعير والزبيب. "Selem konusunun aslı", selem konusu mal anlamındadır. Bir görüşe göre ise, söz konusu malın kaynağı / üretildiği yer anlamına gelir. Buna göre hububatın aslı ekindir. Meyvenin aslı ağaçtır.
Başlıkta kullanılan ifadelerle, selem akdinde, selem konusu malın aslının bulunmasının şart olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. "Nabatiler", Acem ve Rum beldelerine girip nesepleri karışmış, dilleri bozulmuş olan bir arap topluluğudur. Acemlerle karışan gruplar, Basra ile Kufe arasındaki (Irak sevad bölgesine) vadiye konaklardı. Rumlarla karışanlar ise Suriye vadisine konaklardı. Bunlara, Nabat denilirdi.
Çiftçilerle çok ilgili oldukları ve su çıkarmakla meşgul oldukları için, Enbat (Nebat) olarak isimlendirilmişlerdir. "Teslim edeceği şeyin aslı bulunan kimseye mi bunu yapardınız?" ifadesindeki, aslı, selem konusu olan mal anlamında kullanılmıştır. "Bu konuda hiç soru sormazdık" ifadesi ile, söz konusu meselede bir açıklama yapılmamasından ve Resulullah s.a.v.'in takririnden yola çıkılarak hükme varılmaktadır.
Bu hadis, selem akdinde malın teslim yerinin belirtilmemesi halinde akdin geçerli olacağına delil olarak getirilmiştir. Ahmed, İshak ve Ebu Sevr bu görüştedir. Malik de aynı görüşü benimseyerek, "Selem akdinin yapıldığı yerde teslim alır" demiştir. Bu konuda görüş ayrılığına düşerlerse, satıcının sözüne göre heküm verilir. Sevri, Ebu Hanife ve Şafii şöyle demiştir: Malın taşınmasının gerekli olduğ'nu ve bunun birtakım külfetler getirdiği durumlarda, malın teslim yeri belirlenmedikçe, selem akdi yapmak caiz olmaz.
Vade geldiğinde teslimi mümkün ise, akit sırasında mevcut olmayan mallar hakkında selem akdi yapmak caizdir. Alimlerin çoğunluğu bu görüştedir. Söz konusu malın, vadeden önce ya da sonra piyasada bulunmaması akde zarar vermez. Ebu Hanife'ye göre, vadeden önce piyasada bulunmayan mallarda yapılan selem akdi geçerli olmaz. Selem akdi, belirli bir bölge için değil de, genel olarak yapılsa, daha sonra mal, akit gerçekleştirilen piyasada bulunmasa (inkıta'a uğrasa) alimlerin çoğunluğuna göre selem akdi geçersiz olmaz.
İbn Ebi Evfa hadisi, zimmilerle alım-satımda bulunmanın, onlarla selem akdi yapmanın caiz olduğunu göstermektedir. Taraflar bir konuda anlaşmazlığa düştüğü zaman sünnete başvurmak gerekir. Resulullah (s.a.v.)'in bir konudaki takriri (öğrendiği bir şeye karş çıkmaması) ile hüküm çıkartılabilir. Bir hüküm, Hz. Nebi'in takriri ile sabit olunca artık bu, kendi başına geçerli bir asıl (kaynak) olur. Başka bir aslın (nassın) ona aykırı bir görüş bildirmesi bu hükme zarar vermez.
"Muhafaza altına alma" şeklinde tercüme ettiğimiz ..... ifadesi, Kuşmiheni'nin rivayetinde, .... şeklindedir. Buna göre, "tartma ve tahminde bulunma" anlamına gelmektedir. Bu işlemde, mal sahipleri tasarrufta bulunmadan önce, fakirlerin hakkının ne kadar olduğunun bilinmesi gibi bir fayda amaçlanmıştır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.