

Rivayet alimleri bu ayetin [l\asas 28/56) Ebu Talib hakkında indiği konusunda ihtilaf etmemiştir. Ancak ,........ahbebte fiilinin mutaallakı konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir görüşe göre, bu fiilin mutaallakı hidayettir. Diğer bir görüşe göre ise, Hz. Nebi'e yakınlığından dolayı bizzat Ebu Talib'in 'kendisidir. Kirmanı şöyle demiştir: "Ebu Talib'in ölümü yaklaşınca" ifadesi ile ölümün belirtilerinin ortaya çıktığı kastediimiştir. Şayet gerçekten ölüm anı olsaydı, Ebu Talib, hakikati anlayacağı ve iman etse bile imanın kendisine bir yarar sağlamayacağı merhaleye gelmiş olurdu. Onunla etrafında bulunanlar arasında geçen konuşmalar da, ilk görüşün doğruluğunu göstermektedir.
Muhtemelen Ebu Talib hakikatleri anlayacağı merhaleye de gelmiştir. Hz. Nebi, o merhalede bile olsa, tevhidi kabul ettiği zaman sadece onun için imanın fayda vereceğini ve onun yanında yer almasından dolayı kendisine şefaat edebileceğini ummuş olabilir. Bundan dolayı da "Onunla Allah katında seni savunayım ve senin için şefaatçi olayım!" buyurmuştur. Bu konunun açıklaması ileride gelecektir.
Ebu Talib'in "özel bir konumunun" bulunduğunu şu husus desteklemektedir: Ebu Talib, tevhidi kabul etmekten kaçınıp "O Abdulmuttalib'in dini üzeredir," demiş ve öylece ölmüştü. Ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun için şefaat etmekten vazgeçmemiştir. Aksine ona şefaat etmiş, bunun neticesinde diğerlerine göre azabı hafiflemiştir. Bu, ona tanınan ayrıcalıklardan biridir. Bu konuda siyer rivayetlerinde birçok haber anlatılmaktadır. (Hadis no: 3883) Muhtemelen hadisin ravilerinden Müseyyeb bu olaya şahit olmuştur. Çünkü burada bahsi geçen kimseler Mahzumoğullarındandır. Müseyyeb de bu kabiledendir. Bu üç kişi o gün kafir idi. İçlerinden Ebu Cehil kafir olarak öldü, diğer ikisi ise Müslüman oldu.
......ala mllleti Abdilmuttalib ifadesi mahfuz olan bir haberin mübtedasıd(r. Takdiri ise şu şekildedir: ...........Huve ala milleti Abdilmuttalib. Hadis, Ma'mer rivayetinde'bu şekllde '8eçmektedir. Ebu Talib burada "O" zamiri ile kendisini kastetmiştir. Belki de o "Gilene (ben)" demiştir. Ravi, onun bu sözünü çirkin gördüğü için nakletmekten sakın ip değiştirmiş olabilir. Bu tür değişiklikler, güzel tasarruflar kabilindendir.
Ebu Hazim'in Ebu Hureyre'den aktardığı ve Müslim, Tirmizı ve Taberi'de geçen rivayete göre ise, Ebu Talib şöyle demiştir: "Eğer Kureyşliler 'ölüm korkusu onun böyle söylemesine neden oldu,' diyerek, beni ayıplayacak olmasalardı, kelime-i tevhidi söyler, seni mutlu ederdim." ez-Zeyn İbnu'l-Müneyyir şöyle demiştir: "Hz. Nebi'in Ebu Talib için bağışlanma dilernesinden maksat, genelolarak bağışlanmasını ve şirk suçundan dolayı sorumlu tutulmamasını isternek değildir. Doğrusu bununla, başka bir hadiste açıklandığı gibi, azabın hafifletilmesi kastedilmiştir."
Kanaatime göre bu sözler, onun büyük gafletinin sonucudur. Çünkü Hz. Nebi'in, azabının hafifletilmesi için Ebu Talib'e yapacağı şefaat reddedilmemiş, böyle bir şefaat talebinde bulunması da yasaklanmamıştır. Şu kadarı var ki, onun genel bir bağışlanmaya tabi tutulmasını istemesi yasaklanmıştır. Hz. Nebi'in, Hz. İbrahim'e- tabi olarak böyle bir bağışlama talebinde bulunması normaldir.
Ancak bu tür taleblerde bulunmak, ileride açıklanacağı gibi, nesh edilmiştir. Bu hadisten anlaşıldığına göre, son nefesini la ilahe ilallah diyerek veren kimse, her ne kadar hiçbir surette salih amel işlemese de, Müslüman olarak kabul edilir ve Müslümanlarla aynı muameleye tabi tutulur. Sözleri kalbindeki düşüncelerle uyuşuyor ve hayattan ümidini kesme aşamasına gelmemiş, kendisine söyleneni anlayacak ve bunlara cevap verecek konumda ise, kişini ettiği iman Allah katında kendisine fayda verir. Eğer kişi, hayattan ümidini kesmiş, kendisine söylenenleri anlayamıyar ve bunlara cevap veremiyorsa, içinde bulunduğu zamana "muayene/hakikatleri n ayan beyan artaya çıkma vakti" denir. Nitekim şu ayet-i kerımede buna işaret edilmiştir: "Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Benşimdi tevbe ettim" diyenler ile kdfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. "(Nisa 18) .........Batırat kelimesinin "şırnardı" şeklinde tefsır edilmesi Ebu Ubeyde'ye aittir. O bu kelimeyi şu şekilde izah etmiştir: "...........Batırat, şımardı, azdı, taşkınlık yaptı gibi anlamlara gelir.
Ayetin anlamı .......- geçimi konusunda şımarnp azan ve taşkınlık yapan ... şeklindedir. Buradaki .......maışe kelimesi harf-i cerrin düşürülmesi ile manso.b olmuştur." Ferra ise şöyle demiştir: "Ayetin anlamı şu şekildedir: Yaşam standartlarının şımarttığı ... " ..........veyke ennallahe ifadesi .......elem tera ennallahe ifadesi gibidir. ...........Yebsudu'r-rızka limen yeşau ve yekdir ifadesi "Allah dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğin in kin i ise daraltır," yorumu Ebu Ubeyde'ye aittir. O şöyle demiştir: .......veyke ennallahe ifadesi 'Görmedin mi Allah ... ' anlamına gelir."
Abdurrezzak İbn Hemmam Ma'mer kanalıyla Katade'nin ......veyke ennallahe" ayetini şöyle açıkladığını nakletmiştir: "Bilmiyor mu Allah ... " باب: {إن الذي فرض عليك القرآن}. الآية /85/. 2. "kuran'I (OKUMAYI, TEBLİĞ ETMEYİ VE ONA UYMAYI) SANA FARZ KILAN,"(Kasas 85) AYETİNİN TEFSİRİ حدثنا محمد بن مقاتل: أخبرنا يعلى: حدثنا سفيان العصفري، عن عكرمة، عن ابن عباس: {لرادك إلى معاد}. قال: إلى مكة.
Mücahid, ............kanu müstebsirin (Oysa bakıp görebilecekleri durumdaydllar.)(Ankebut 38) ayetini yorumlarken, Ad ve Semud kavminin sapkın olduklarını ifade etmiştir. İbn Ebı Hatim bu rivayeti, Şibn İbn Abbad ve İbn Ebı Nedh kanalıyla ve muttasıl bir senetle Mücahid'den nakletmiştir. Abdurrezzak İbn [Hemmam] ise, Ma'mer İbn [Raşid] kanalıyla Katade'den bu ayet hakkında şu yorumu nakletmiştir: "Sapkınlıkları onların hoşuna gidiyordu."
İbn Ebı Hatim başka bir senetle, Katade'den bu ayet hakkında şu yorumu nakletmiştir: "Oysa bakıp görebilecek durumdaydllar."(Ankebut 38) Yani sapıkl1k içinde olduklarını görebilecek durumda idiler. Ne var ki, sapıklık onların hoşuna gidiyordu. Başka bir müfessir ise, ...........hayevan ile ..........hayyu kelimeleri aynı anlama gelir, demiştir. Taberi, İbn Ebı Nedh kanalıyla Mücahid'in "Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte ası/ yaşam odur," ayeti hakkında, "Ahiret hayatında ölüm yoktur," dediğini nakletmiştir.
Ebu Ubeyde ............Feleye'lemennallahullezıne amenu ayetinde geçen "bilme" fiilini, "ayırt etmek" olarak tefsır etmiştir. Çünkü Allah Teala, ezelden beri onları bilmektedir. ...........Eskalen mea eskalihim ifadesinin "günahlarıyla birlikte nice günahları da yüklenecekler," şeklinde izah edilmesi Ebu Ubeyde'ye aittir. Abdürrezzak İbn Hemmam, Ma'mer İbn Raşid kanalıyla Katade'den bu ayetin tefsiri hakkında şunları nakletmiştir: "Kendi yüklerini taşıyacaklar," "Kendi günahlarını yüklenecekler," anlamına gelir. "Kendi yükleri ile birlikte nice yükleri" ifadesi ise, "Saptırdıkları kimselerin veballerini yılklenecekler," anlamına gelir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.