el-Müseyyeb b. Hazn Râvi

el-Müseyyeb b. Hazn b. Ebû Vehb b. Amr b. Âiz b. İmrân b. Mahzûm
Künye
Ebû Saîd
Nisbe
el-Mahzûmî, el-Kureşî, el-Medenî
Tabaka
Kendisi ve babası sahâbîdir
Cerh-ta'dîl
sahâbî

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.

9 hadis
Saîd İbnü'i-Müseyyeb babasından şunu aktarmıştır: Ebu Talib'in ölümü yaklaştığında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. Ebu Cehl bin Hişam, Abdullah İbn Ebi Ümeyye İbnü'l-Muğîre'nin orada olduğunu gördü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talib'e: "Amca! La ilahe illallah de. Bu kelimeyi söyle ki onun sayesinde senin için Allah katında şahit (şefaatçi) olayım" dedi. Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebu Ümeyye: "Ey Ebu Talib! Abdülmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun?" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem amcasına bu kelimeyi söylemesini teklif ettikçe onlar da söyledikleri sözü tekrarladılar. Sonunda Ebu Talib onlara son olarak şunu söyledi: "O (yani ben) Abdül-muttalib'in dini üzere" dedi ve "La ilahe illallah" demekten sakındı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Vallahi, bana yasaklanmadığı sürece ben senin için istiğfar edeceğim" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah onunla ilgili olarak şu ayeti indirdi: "Nebi ve iman edenlerin, kendi akrabaları bile olsa müşrikler için istiğfar etmeleri uygun değildir.[Tevbe 113] Tekrar: 3884, 4675, 4772, 6681.
Said b. el-Museyyeb babasından, o da dedesinden rivayetle dedi ki: "Cahiliye döneminde bir sel geldi. Her iki dağın arasını örttü. (Ravilerden) Süfyan dedi ki: (Amr) ayrıca bu çok önemi olan bir hadistir, derdi."
Rivayet zinciri: Buhârî Ali b. Abdullah (el-Medînî) Süfyân Amr Saîd b. Müseyyeb el-Müseyyeb b. Hazn Ceddih
İbn el-Müseyyeb, babasından rivayete göre; "Ebu Talib'in vefatı yaklaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem --Ebu Cehil de yanında bulunuyorken onun yanına girdi. Ey amcam Allah'ın huzurunda kendisini senin lehine delil gösterebileceğim bir söz olan la ilahe illallah de, dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Umeyye: Ey Ebu Talib dediler. Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun? Onlar onunla konuşup durdular. Nihayet onlara söylediği son sözler: Abdulmuttalib'in dini üzere (ölüyorum), demek oldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Bana yasaklanmadığı sürece andolsun senin için mağfiret dileyeceğim, dedi. Bunun üzerine de: "O çılgın ateşlikler oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra akrabaları dahi olsalar müşriklere Nebiin de, mu'minlerin de mağfiret dilemeleri olur şey değil. " [Tevbe, 113] ayeti ile "Şüphesiz sen sevdiklerini hidayete iletemezsin." [Kasas, 56] ayetleri nazil oldu."
el-Müseyyeb, babasından rivayetle dedi ki: "Andalsun ben (altında bey'atin yapıldığı) ağacı gördüm. Sonra ise onun hangisi olduğu bana unutturuldu.. Fakat onu tanıyamadım." Mahmud dedi ki: "Sonra o bana unutturuldu." Bu Hadis 4163,4164,4165 numara ile gelecektir.
Said b. el-Müseyyeb, babasından rivayetine göre babası ağacın altında bey'at edenlerden idi. "Biz ertesi sene ona (ağacın yanına) döndük de biz onu tanıyamadık (dedi.)"
Rivayet zinciri: Buhârî Mûsâ Ebû Avâne Târık Saîd b. Müseyyeb el-Müseyyeb b. Hazn
Said İbnu'l-Müseyyeb babasının şöyle söylediğini rivayet etmiştir: Ebu Talib ölüm döşeğine düşünce, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem yanına geldi. O sırada Ebu Talib'in yanında Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebu Ümeyye vardı. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem "Ey Amca! 'La ilahe illallah' de ki, bu söz ile Allah katında seni savunayım," dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebu Ümeyye: "Ey Ebu Talib! Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çevireceksin?" dediler. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem de şöyle buyurdu: Bana yasaklanmadığı sürece senin için bağışlanma dileyeceğim. Bunun üzerine "(Kafir olarak ölüp) Cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah La) ortak koşanlar için af dilemek ne Nebi'e yaraşır, ne de inananlara," ayeti indi.
Said İbnu'l-Müseyyeb'den, babasının şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ebu Talib'in ölümü yaklaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. Etrafında Ebu Cehil'i ve Abdullah İbn Ebı Ümeyye İbni'l-Muğıre'nin bulunduğunu gördü. Sonra "Ey amca! Bir tek la ilahe illallah cümlesini söyle, onunla Allah. katında seni savunayım ... " dedi. Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebı Ümeyye hemen ona; "Abdulmuttalib'in dininden vaz mı geçiyorsun?" diye sordular. Hz. Nebi ona kelime-i tevhidi söylemesini teklif etmeye devam etti. Onlar da aynı cümleyi tekrarlamayı sürdürdüler. Nihayet Ebu Talib onlara son olarak Abdulmuttalib'in dini üzere olduğunu söyledi ve kelime-i tevhidi söylemeye yanaşmadı. Hz. Nebi, "Yasaklanmadığım sürece senin bağışlanmanı dileyeceğim," buyurdu. Bunun üzerine Allah Teala, "(Allah'a) ortak koşanlar için af dilemek ne Nebie yaraşır ne de inananlara,"(Tevbe 113) ayetini indirdi. Yine Ebu Talib hakkında ayet indirip Hz. Nebi'e şöyle buyurdu: "(Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Bilakis, Allah dilediğine hidayet verir. " (Kasas 56) قال ابن عباس: {أولي القوة} /76/: لا يرفعها العصبة من الرجال. {لتنوء} /76/: لتثقل. {فارغا} /10/: إلا من ذكر موسى. {الفرحين} /76/: المرحين. {قصيه} /11/: اتبعي أثره، وقد يكون: أن يقص الكلام. {نحن نقص عليك} /يوسف: 3/. {عن جنب} /11/: عن بعد، عن جنابة واحد، وعن اجتناب أيضا. {يبطش} /19/: ويبطش. {يأتمرون} /20/: يتشاورون. العدوان والعداء والتعدي واحد. {آنس} /29/: أبصر. الجذوة قطعة غليظة من الخشب ليس فيها لهب، والشهاب فيه لهب. {كأنها جان} /31/: وهي في آية أخرى: كأنها {حية تسعى} /طه: 20/. والحيات أجناس: الجان، والأفاعي، والأساود. {ردأ} /34/: معينا، İbn Abbas şöyle demiştir: أولي القوة Uli'l-kuwe (Kasas 76) [ifadesi Karun'un anahtarlarını] güçlü kuwetli bir grup e'rkeği; kaldıramayacağı anlamını ifade eder. لتنوء Letenuu (Kasas 76) "ağır gelirdi," anlamına gelir. فارغا Fariğa (Kasas 10) [kelimesi annesinin kalbinde] sadece Hz. Musa'nın düşüncesinin olduğu anlamına gelir. فرحين Ferihin (Kasas 76) "şımarıklar" manasını ifade eder. قصيه Kussihi "onun peşinden git" anlamına gelir. Bu kelime "bir sözü anlatmak'i anlamını da ifade edebilir. Nitekim şu ayette bu manada kullanılmıştır: نحن نقص عليك Sana en güzel kıssaları anlatıyoruz."(Yusuf 3)" عن جنب An cunub "uzaktan" anlamına gelir. Bunun gibi عن جنابة واحد، وعن اجتناب أيضا an cenabetin ve an ictinabin ibareleri de aynı anlamı ifade eder. ........ Betaşe fiilinin muzarisi] يبطش yebtışu (Kasas 19) ve يبطش yebtuşu şeklinde gelir' يأتمرون Ye'temirune "görüş alış-verişinde bulunuyorlar" demektir. عدوان Udvan, (Kasas 28) عداء ada ve تعدي teaddi aynı anlama gelir. آنس Anese (Kasas 29) "gördü" demektir. جذوة Cezve "yalımı olmayan kalın odun parçası," شهاب şihab ise "yalımlı ateş"tir. ' Yılanlar çeşit çeşittir. Kimi جان cann,(Kasas 31) kimi أفاعي efai, kimi de أساود esaviddir. ردأ Rid'en (Kasas 34) "yardımcı" anlamına gelir. قال ابن عباس: لكي {يصدقني}. İbn Abbas ayeti يصدقني yusaddikuni şeklinde okumuştur. (Kasas 34) وقال غيره: {سنشد} /35/: سنعينك، كلما عززت شيئا فقد جعلت له عضدا. مقبوحين: مهلكين. {وصلنا} /51/: بيناه وأتممناه. {يجبى} /57/: يجلب. {بطرت} /58/: أشرت. {في أمها رسولا} /59/: أم القرى مكة وما حولها. {تكن} /69/: تخفي، أكننت الشيء أخفيته، وكننته أخفيته وأظهرته. {ويكأن الله} /82/: مثل: ألم تر أن الله يبسط الزق لمن يشاء ويقدر: يوسع عليه، ويضيق عليه. Başka bir müfessir ise şöyle demiştir: سنشد Seneşuddu (Kasas 35) "sana yardım edeceğim" demektir. Bir şeyi desteklersen, onun için pazu yaparsın. مقبوحين Makbuhın (Kasas 42) "helak edilmişler" anlamına gelir. وصلنا vessalna(Kasas 51) "açıkladık, tamamladık" demektir. " يجبى Yucba(Kasas 57) "celb edilir" بطرت batirat (Kasas 58) "şımardı" anlamına gelir. في أمها رسولا Fi ummiha rasula (Kasas 59) [ifadesinde geçen ümm kelimesi şöyle izah edilir:] Şehiririp anası, Mekke ve çevresidir. تكن tukinnu (Kasas 69) "gizler" anlamına gelir. أكننت الشيء Eknentu'ş-şey'e cümlesi "O şeyi gizledim," demektir. كننتهKenentuhu i;e hem "onu gizledim" hem de "onu açığa çıkardım" anlamına gelir. {ويكأن الله veyke ennalIahe (Kasas 82) ifadesi ألم تر أن الله elem tera ennallahe ifadesi gibidir. يبسط الرزق لمن يشاء ويقدر yebsutu'r-rizka Iimen yeşau ve yekdir ifadesi "Allah dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğininkini ise daraltır," (Kasas 82) anlamlPa gelir.
İbnu'l-Müseyyeb'den, O babasından rivayet ettiğine göre; "Babasının babası Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince, ona: Adın nedir, diye sordu. O da: Hazn'dır deyince, Allah Rasulü: Sen Sehl'sin, buyurdu. O: Babamın bana verdiği adı değiştirmem, dedi." İbnu'l-Müseyyeb: O zamandan beri bizde hazn (sert ve kaba oluş) süregelmiştir, dedi. Hadis 6193 tede geçiyor.
Said b. eI-Müseyyeb'in babasından nakline göre Ebu Talib'e ölüm aIametIeri geIdiği zaman ResuIullah s.a.v. onun yanına girdi ve "(Amca!) La ilahe illallah kelimesini söyle ki bununla Allah katında senin için hüccet getireyim" dedi.