el-Müseyyeb b. Hazn

Ebû Saîd · Kendisi ve babası sahâbîdir

el-Müseyyeb b. Hazn b. Ebû Vehb b. Amr b. Âiz b. İmrân b. Mahzûm

KünyeEbû Saîd
Nisbeel-Mahzûmî, el-Kureşî, el-Medenî
TabakaKendisi ve babası sahâbîdir
Cerh-ta'dîlsahâbî

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Saîd İbnü'i-Müseyyeb babasından şunu aktarmıştır: Ebu Talib'in ölümü yaklaştığında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. Ebu Cehl bin Hişam, Abdullah İbn Ebi Ümeyye İbnü'l-Muğîre'nin orada olduğunu gördü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talib'e: "Amca! La ilahe illallah de. Bu kelimeyi söyle ki onun sayesinde senin için Allah katında şahit (şefaatçi) olayım" dedi. Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebu Ümeyye: "Ey Ebu Talib! Abdülmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun?" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem amcasına bu kelimeyi söylemesini teklif ettikçe onlar da söyledikleri sözü tekrarladılar. Sonunda Ebu Talib onlara son olarak şunu söyledi: "O (yani ben) Abdül-muttalib'in dini üzere" dedi ve "La ilahe illallah" demekten sakındı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Vallahi, bana yasaklanmadığı sürece ben senin için istiğfar edeceğim" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah onunla ilgili olarak şu ayeti indirdi: "Nebi ve iman edenlerin, kendi akrabaları bile olsa müşrikler için istiğfar etmeleri uygun değildir.[Tevbe 113] Tekrar: 3884, 4675, 4772, 6681.
Said b. el-Museyyeb babasından, o da dedesinden rivayetle dedi ki: "Cahiliye döneminde bir sel geldi. Her iki dağın arasını örttü. (Ravilerden) Süfyan dedi ki: (Amr) ayrıca bu çok önemi olan bir hadistir, derdi."
İbn el-Müseyyeb, babasından rivayete göre; "Ebu Talib'in vefatı yaklaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem --Ebu Cehil de yanında bulunuyorken onun yanına girdi. Ey amcam Allah'ın huzurunda kendisini senin lehine delil gösterebileceğim bir söz olan la ilahe illallah de, dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Umeyye: Ey Ebu Talib dediler. Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun? Onlar onunla konuşup durdular. Nihayet onlara söylediği son sözler: Abdulmuttalib'in dini üzere (ölüyorum), demek oldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Bana yasaklanmadığı sürece andolsun senin için mağfiret dileyeceğim, dedi. Bunun üzerine de: "O çılgın ateşlikler oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra akrabaları dahi olsalar müşriklere Nebiin de, mu'minlerin de mağfiret dilemeleri olur şey değil. " [Tevbe, 113] ayeti ile "Şüphesiz sen sevdiklerini hidayete iletemezsin." [Kasas, 56] ayetleri nazil oldu."
el-Müseyyeb, babasından rivayetle dedi ki: "Andalsun ben (altında bey'atin yapıldığı) ağacı gördüm. Sonra ise onun hangisi olduğu bana unutturuldu.. Fakat onu tanıyamadım." Mahmud dedi ki: "Sonra o bana unutturuldu." Bu Hadis 4163,4164,4165 numara ile gelecektir.
Said b. el-Müseyyeb, babasından rivayetine göre babası ağacın altında bey'at edenlerden idi. "Biz ertesi sene ona (ağacın yanına) döndük de biz onu tanıyamadık (dedi.)"
Said İbnu'l-Müseyyeb babasının şöyle söylediğini rivayet etmiştir: Ebu Talib ölüm döşeğine düşünce, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem yanına geldi. O sırada Ebu Talib'in yanında Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebu Ümeyye vardı. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem "Ey Amca! 'La ilahe illallah' de ki, bu söz ile Allah katında seni savunayım," dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebu Ümeyye: "Ey Ebu Talib! Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çevireceksin?" dediler. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem de şöyle buyurdu: Bana yasaklanmadığı sürece senin için bağışlanma dileyeceğim. Bunun üzerine "(Kafir olarak ölüp) Cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah La) ortak koşanlar için af dilemek ne Nebi'e yaraşır, ne de inananlara," ayeti indi.
Said İbnu'l-Müseyyeb'den, babasının şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ebu Talib'in ölümü yaklaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına geldi. Etrafında Ebu Cehil'i ve Abdullah İbn Ebı Ümeyye İbni'l-Muğıre'nin bulunduğunu gördü. Sonra "Ey amca! Bir tek la ilahe illallah cümlesini söyle, onunla Allah. katında seni savunayım. " dedi. Ebu Cehil ve Abdullah İbn Ebı Ümeyye hemen ona; "Abdulmuttalib'in dininden vaz mı geçiyorsun?" diye sordular. Hz. Nebi ona kelime-i tevhidi söylemesini teklif etmeye devam etti. Onlar da aynı cümleyi tekrarlamayı sürdürdüler. Nihayet Ebu Talib onlara son olarak Abdulmuttalib'in dini üzere olduğunu söyledi ve kelime-i tevhidi söylemeye yanaşmadı. Hz. Nebi, "Yasaklanmadığım sürece senin bağışlanmanı dileyeceğim," buyurdu. Bunun üzerine Allah Teala, "(Allah'a) ortak koşanlar için af dilemek ne Nebie yaraşır ne de inananlara,"(Tevbe 113) ayetini indirdi. Yine Ebu Talib hakkında ayet indirip Hz. Nebi'e şöyle buyurdu: "(Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Bilakis, Allah dilediğine hidayet verir. " (Kasas 56) İbn Abbas şöyle demiştir: Uli'l-kuwe (Kasas 76) [ifadesi Karun'un anahtarlarını] güçlü kuwetli bir grup e'rkeği; kaldıramayacağı anlamını ifade eder. Letenuu (Kasas 76) "ağır gelirdi," anlamına gelir. Fariğa (Kasas 10) [kelimesi annesinin kalbinde] sadece Hz. Musa'nın düşüncesinin olduğu anlamına gelir. Ferihin (Kasas 76) "şımarıklar" manasını ifade eder. Kussihi "onun peşinden git" anlamına gelir. Bu kelime "bir sözü anlatmak'i anlamını da ifade edebilir. Nitekim şu ayette bu manada kullanılmıştır: Sana en güzel kıssaları anlatıyoruz."(Yusuf 3)" An cunub "uzaktan" anlamına gelir. Bunun gibi an cenabetin ve an ictinabin ibareleri de aynı anlamı ifade eder. Betaşe fiilinin muzarisi] yebtışu (Kasas 19) ve yebtuşu şeklinde gelir' Ye'temirune "görüş alış-verişinde bulunuyorlar" demektir. Udvan, (Kasas 28) ada ve teaddi aynı anlama gelir. Anese (Kasas 29) "gördü" demektir. Cezve "yalımı olmayan kalın odun parçası," şihab ise "yalımlı ateş"tir. ' Yılanlar çeşit çeşittir. Kimi cann,(Kasas 31) kimi efai, kimi de esaviddir. Rid'en (Kasas 34) "yardımcı" anlamına gelir. İbn Abbas ayeti yusaddikuni şeklinde okumuştur. (Kasas 34). Başka bir müfessir ise şöyle demiştir: Seneşuddu (Kasas 35) "sana yardım edeceğim" demektir. Bir şeyi desteklersen, onun için pazu yaparsın. Makbuhın (Kasas 42) "helak edilmişler" anlamına gelir. vessalna(Kasas 51) "açıkladık, tamamladık" demektir. " Yucba(Kasas 57) "celb edilir" batirat (Kasas 58) "şımardı" anlamına gelir. Fi ummiha rasula (Kasas 59) [ifadesinde geçen ümm kelimesi şöyle izah edilir:] Şehiririp anası, Mekke ve çevresidir. tukinnu (Kasas 69) "gizler" anlamına gelir. Eknentu'ş-şey'e cümlesi "O şeyi gizledim," demektir. Kenentuhu i;e hem "onu gizledim" hem de "onu açığa çıkardım" anlamına gelir. { veyke ennalIahe (Kasas 82) ifadesi elem tera ennallahe ifadesi gibidir. yebsutu'r-rizka Iimen yeşau ve yekdir ifadesi "Allah dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğininkini ise daraltır," (Kasas 82) anlamlPa gelir.
İbnu'l-Müseyyeb'den, O babasından rivayet ettiğine göre; "Babasının babası Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince, ona: Adın nedir, diye sordu. O da: Hazn'dır deyince, Allah Rasulü: Sen Sehl'sin, buyurdu. O: Babamın bana verdiği adı değiştirmem, dedi." İbnu'l-Müseyyeb: O zamandan beri bizde hazn (sert ve kaba oluş) süregelmiştir, dedi. Hadis 6193 tede geçiyor.
Said b. eI-Müseyyeb'in babasından nakline göre Ebu Talib'e ölüm aIametIeri geIdiği zaman ResuIullah s.a.v. onun yanına girdi ve "(Amca!) La ilahe illallah kelimesini söyle ki bununla Allah katında senin için hüccet getireyim" dedi.
Bana Harmele b. Yahya et-Tudbi de tahdis etti. (1/53b) Said b. el-Müseyyeb babasından şöyle dediğini haber verdi: Ebu Talib'in vefatı yaklaşınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de yanına geldi. Yanında Ebu Cehil'i ve Abdullah b. Ebu Umeyye b. el-Muğire'yi buldu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):''Amcacığzm! Kendisi ile Allah'm nezdinde senin lehine şahitlik edeceğim bir söz olmak üzere Ia ilahe illaIlah de" buyurdu. Ebu Cehil ve Abdullah b. Umeyye: Ey Ebu Talib, Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çevireceksin, dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O sözü ona arzedip, durdu ve o söylediklerini ona tekrar etti. Nihayet son olarak onlara: O Abdulmuttalib'in dini üzere olduğunu söyledi ve la ilahe illallah demedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Selleml'de: ''Amca Allah'a yemin ederim ki senin için (mağfiret dilemek) bana yasaklanmadığı sürece sana mağfiret dileyeceğim" buyurdu. Aziz ve Celil Allah da bunun üzerine: "O çılgın ateşlikler oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra akrabaları dahi olsalar müşriklere nebinin de, müminlerin de mağfiret dilemeleri olur şey değildir. " (Tevbe, 113) buyruğunu indirdi. Yüce Allah Ebu Talib hakkında da, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hitaben: "Muhakkak ki sen sevdiğini hidayete erdiremezsin fakat Allah dilediğine hidayet verir ve o hidayet bulanları daha iyi bilir" (Kasas, 56) buyruğunu indirdi.
Bana Haccâc b. Şâir ile Muhammed b. Râfi' de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Saîd b. EI-Müseyyeb'dcn. o da babasından naklen rivayet etli. Şöyle demiş: Gerçekten o ağac'ı gördüm. Sonra ona geldim; ama onu bilemedim.