

Bu rivayet bir öncekine göre şu bakımdan daha açıktır. Bir önceki rivayette "Ancak bu insanlar [Şam halkı] bu kıraati kabuletmeye yanaşmıyorlar," ifadesi yer alırken, bu rivayette "Ancak bu insanlar, benim bu ayeti ............ vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde okumamı istiyorlar," ifadesi bulunmaktadır. Bu kıraat, sadece bu rivayette bahsi geçen kimselerden nakledilmiştir. Diğer kıraat imamları ise bu ayeti .........vema halaka'z-zekera ve'l-unsa şeklinde okumuşlardır. Bu kıraatin Ebu'd-Derda ve bu rivayette bahsi geçen diğer kimselere isnadı sahih olsa da, bu ayetin okunuşu ..........vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde yerleşmiştir. Muhtemelen bu ayetin okunuşu neshedilmiş ve bu nesih olayı Ebu'd-Derda ve bu rivayette onunla birlikte bahsi geçen kimselere ulaşmamıştır. Kufeli kıraat alimlerinin bu kıraati Alkame ve İbn Mes'ud'dan nakledip sonra da hiçbirinin bu kıraate göre okumaması şaşırtıcıdır. Halbuki Kufe'de kıraat denince akla İbn Mes'ud ve Alkame gelir. Keza Şam halkı da Ebu'd-Derda'dan kıraati öğrenmişlerdir. Ancak hiçbiri bu ayeti bu şekilde okumamıştır. İşte bütün bunlar bu tilavetin neshedildiği görüşünü güçlendirmektedir .
باب: قوله: {فأما من أعطى واتقى} /5/. 3. "ARTIK KİM VERİR VE SAKINIRSA"(Leyl 5) AYETİNİN TEFSİRİ حدثنا أبو نعيم: حدثنا سفيان، عن الأعمش، عن سعد بن عبيدة، عن أبي عبد الرحمن السلمي، عن علي رضي الله عنه قال: كنا مع النبي صلى الله عليه وسلم في بقيع الغرقد في جنازة، فقال: (ما منكم من أحد، إلا وقد كتب مقعده من الجنة ومقعده من النار). فقالوا: يا رسول الله، أفلا نتكل؟ فقال: (اعملوا فكل ميسر. ثم قرأ: {فأما من أعطى واتقى. وصدق بالحسنى - إلى قوله - للعسرى}).
İmam Buhari bu ayetlerin sebeb-i nüzalü olarak Cündüb'den nakledilen rivayeti verdi. Bu rivayete göre, bu ayetlerin inmesinin nedeni Hz. Nebi'in rahatsızlığıdır. Salatu'l-leyVGece Namazı başlığı altında ifade edildiği gibi Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu rahatsızlığının ne olduğu bize nakledilmemiştir. Onun rahatsızlığını parmağının kanaması olarak açıklayanlar ise yanılmışlardır.
Daha yenilerde bu ayetin nüzül sebebi olarak Taberani'nin "Mu'cem"inde senedinde bilinmeyen bir ravinin bulunduğu bir rivayet gördüm. Bu rivayete göre ayetin iniş nedeni Hz. Nebi'in yatağının altında eniğin bulunmasıdır. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu eniği fark etmemiştir. Bundan dolayı Cebrail kendisine gelmemiştir. Cebrail'in, yatağın altında enik bulunması sebebiyle gecikmesi hikayesi meşhurdur. Ancak bu olayın ayetin sebebi nüzı1lü olması garib, hatta şazdır, Buhari'deki bu rivayet ile reddedilir.
باب: قوله: {ما ودعك ربك وما قلى} /3/. 2. "EY RESULÜM! HABBİN SENİ TERK ETMEDİ, SANA DARILMADI DA, "(Duha 3) AYETİNİN TEFSİRİ تقرأ بالتشديد والتخفيف، بمعنى واحد، ما تركك ربك، وقال ابن عباس: ما تركك وما أبغضك. ودعك veddeake fiili şeddeli ve şeddesiz olarak okunur. Her iki okuyuş da mana yönünden birdir ve "Rabbin seni terk etmedi" anlamına gelir. İbn Abbas şöyle demiştir: ما ودعك Ma veddeake "seni terk etmedi, وما قلى vema kala "ve seni klZdırmadl"
anlamına gelir. حدثنا محمد بن بشار: حدثنا محمد بن جعفر غندر: حدثنا شعبة، عن الأسود بن قيس قال: سمعت جندبا البجلي: قالت امرأة: يا رسول الله، ما أرى صاحبك إلا أبطأك، فنزلت: {ما ودعك ربك وما قلى}. "Öyle tahmin ediyorum ki arkadaşın sana uğramakta gecikti" sözünü Hz. Hatice söylemiş olabilir. Bir önceki rivayette ise böyle bir ihtimal yoktur. Çünkü şu üç nedenden dolayı bu söz, Cehenneme odun taşıyacak kadının sözü olabilir: a) Şeytan lafzını kullanması.
b) Terk ifadesini kullanması. c) Hz. Nebi'e "Muhammed" diye seslenmesi. Bir öncekinin tersine bu rivayette ise kadın şu tabirieri kullanmıştır: a) Arkadaşın. b) Gecikti. c) Ey Allah'ın elçisi! Kirmaml bu iki rivayetteki sıga değişikliğinin ravilerin bir tasarrufu olacağını belirtmiştir. Bu iddianın bir dayanağı vardır. Çünkü her iki rivayet de aynı kaynaktan gelmektedir.
.......Ebtaeke "okumada seni yavaşlattı" anlamına gelir. Meleğin Hz. Nebi'e vahiy okumada gecikmesi, onun da gelen vahyi okumada gecikmesini gerektirir .. Ahmed İbn Hanbel'in Muhammed İbn Ca'fer kanalıyla Şu'be'den naklettiği rivayette bu ifade ........ebtae anke'' sana gecikti" şeklinde geçmektedir. KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1759-4 İNŞİRAH SURESİ وقال مجاهد: {ووزرك} /2/: في الجاهلية.
{أنقض} /3/: أثقل. Mücahid şöyle demiştir: ووزرك vizreke (inşirah 2) "Cahiliyye dönemindeki yükün," أنقض enkede (inşirah 3) "ağır geldi" demektir. {مع العسر يسرا} /5، 6/: قال ابن عيينة: أي مع ذلك العسر يسرا آخر، كقوله: {هل تربصون بنا إلا إحدى الحسنين} /التوبة: 52/: ولن يغلب عسر يسرين. İbn Uyeyne مع العسر يسرا mea'l-usri yusra ayeti hakkında şöyle demiştir: Aynı zorluk ile birlikte başka bir kolaylık daha vardır. Bu ayet هل تربصون بنا إلا إحدى الحسنين Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz,(Tevbe 52) ayetine benzer. Bir zorluk, iki kolaylığı alt edemez.
وقال مجاهد: {فانصب} /7/: في حاجتك إلى ربك. Mücahid şöyle demiştir: فانصب Fenseb (İnşirah 7) "ihtiyaçların için Rabbine yöneı" demektir. ويذكر عن ابن عباس: {ألم نشرح لك صدرك} /1/: شرح الله صدره للإسلام. İbn Abbas'ın ألم نشرح لك صدرك elem neşrah leke sadrek (İnşirah 1) ayeti hakkında şöyle söylediği anlatılır: Allan Teala Hz. Nebi'e göğsünü Islam için açıp genişlik vermiştir.
Yukarıdaki yorumunda İbn Uyeyne'nin nahiv alimlerine uyduğu görülmektedir. Nahiv alimleri "Bir nekira/belirsiz kelime ikinci kez nekira olarak kullanılırsa, bu durumda ikinci kelime birinci kelimeden farklı bir mana ifade eder," görüşündedirler. Yukarıdaki bezetmenin yönü ise, mu'minler için iki güzellik söz konusu olduğu gibi iki kolaylığın olmasıdır. İbn Uyeyne iki kolaylıktan biri ile zaferin, diğeri ile sevabın kastedildiğini, mu'minlerin her halükarda bunlardan birini elde edeceğini de ifade etmiş olabilir.
Abd İbn Humeyd, Katade kanalıyla İbn Mes'Dd'dun şöyle söylediğini sahıh senetle nakletmiştir: Bize Hz. Nebi'in bu ayetle ashabını müjdelediği ve "Allah'ın izni ile bir zorluk iki kolaylığı alt edemez," buyurduğu anlatıldı. İbnu'l-Mübarek "Zühd" adlı eserinde Süfyan ve Mansur kanalıyla Mücahid'in .......feiza ferağte fensab ve ila Rabbike ferğeb ayetleri hakkında şöyle söylediğini senediyle birlikte nakletmiştir: "Boş kaldın mı hemen namazda Rabbine yönel ve O'na yakIaş! Niyetini ve isteğini Rabbine halis kıl!"
İbn Ebı Hatim de Zeyd İbn Eslem'in .........fe iza ferağte fensab ayeti hakkında şöyle söylediğini nakletmiştir: "Cihaddan dönünce ibadet et!" . İmam Buhari bu surenin tefsirinde merro bir hadis zikretmedi. Ancak Taberanı'nin tahriç ettiği İbn Hıbban'ın da sahıh olduğunu belirttiği Ebu Saıd'den nakledilen şu hadis bu surenin tefsiri ile alakalıdır: Cebrail bana geldi ve "Rabbin senin şanını nasıl yücelttiğini bilip bilmediğini soruyor" dedi. Ben de "Allah daha iyi b1lir" dedim. Bunun üzerine Allah Teala şöyle buyurdu: "Ben anıldığı m zaman sen de anılacaksın. "
KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1759-5 TİN SURESİ وقال مجاهد: هو التين والزيتون الذي يأكل الناس. يقال: {فما يكذبك} /7/: فما الذي يكذبك بأن الناس يدانون بأعمالهم؟ كأنه قال: ومن يقدر على تكذيبك بالثواب والعقاب؟ Mücahid şöyle demiştir: Bu surede bahsi geçen التين tın ve زيتون zeytun, insanların yedikleri incir ve zeytindir. فما يكذبك Fema yukezzibuke ifadesi şu şekilde açıklanmıştır: Sana, insanların Teala burada şöyle buyurmuştur: Se na sevap ve azabı yalanlatmaya kimin gücü yeter!
1. BAB حدثنا حجاج بن منهال: حدثنا شعبة قال: أخبرني عدي قال: سمعت البراء رضي الله عنه: أن النبي صلى الله عليه وسلم كان في سفر، فقرأ في العشاء في إحدى الركعتين بالتين والزيتون. {تقويم}: الخلق. Firyabi والتين والزيتون ve't-tini ve'z-zeyuun ayeti hakkında Mücahid'in şöyle dediğini senediyle naKletmiştir: Bunlar, insanların yediği meyvedir. Ebu Nuaym'ın rivayetinde ........takvim (Tin 4) "yaratma" olarak açıklanmıştır.
Firyabi, Mücahid'in ...........fi ahseni takvim ifadesini: 'en güzel bir şekilde yaratma" olarak açıkladığını senediyle birlikte nakletmiştir. İbnu'l-Münzir hasen bir senede İbn Abbas'ın bu ifadeyi "en doğru yaratma" şeklinde açıkladığını nakletmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.