

"Evlendik evleneli yatağımıza hiç basmadı" ifadesi birlikte yatmadık manasına gelir .. "Bir örtüyü de kaldırmış değil" ifadesi de, birlikte olmadık anlamınadır. "Bu durum bu şekilde uzayınca, babam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip durumu anlatmış." Öyle anlaşılıyor ki, Amr'ın babası, oğlu, hatasını anlayıp telafi eder umuduyla şikayetini geciktirmiştir. Ancak oğlu istikametini değiştirmeyince, eşinin hakkına riayet etmemesi yüzünden günaha düşmesinden endişe ettiği için onu şikayet etmiştir.
Bazıları üç günde, bazıları bir haftada, bazıları da bir haftadan daha uzun zamanda kuran'ın hatmedilebileceğini söylemiştir. Ebu Davı1d ve Tirmizi sahih olarak Yezid İbn Abdullah İbnü'ş-Şahir kanalıyla Abdullah İbn Amr'dan merfu olarak şu rivayeti nakletmiştir: "Üç günden daha az bir zamanda kuran'ı hatmeden, onu anlayamaz." Bu hadisin Said İbn Manslir'un sahih bir senetle İbn Mes'ud'dan nakledilen bir de şahidi vardır: "kuran'ı bir haftada hatmedin! Üç günden daha az bir zamanda onu hatmetmeyin!"
Seleften birçok kimsenin kuran'ı bu süreden daha az zamada hatmettikleri bilinmektedir. Bu konuda İmam Nevevı şöyle demiştir: "Tercih edilen görüşe göre bu durum, kişiden kişiye değişir. Kimin anlayışı yüksek, fikriyatı üst seviyede ise, bu belirtilen sürede kuran'ı hatmetmesi müstehap olur. Ancak kuran okumanın ana gayesi olan tefekkürü ve bir takım manaları anlamayı ihmal etmemek şartı aranır. Kim de ilim ve diğer dini konularla meşgulse varsa veya Müslümanların genel menfaatiyle ilgileniyorsa, kıraatteki manayı ihlal etmeyeceği sürede kuran'ı hatmeder.
Bu iki duruma girmeyen kimsenin, bıkkınlığa yol açmayacak derecede mümkün olduğu kadar çok kuran okuması müstehaptır. Ancak ne söylediğini bilmeyecek şekilde kuran'ı okumamalıdır. Doğrusunu en iyi Allah bilir." KİTABU FEDAİLU’L-KUR’AN EK SAYFA – 1782-2 باب: البكاء عند قراءة القرآن. 35. kuran OKUNURKEN AĞLAMAK حدثنا صدقة: أخبرنا يحيى، عن سفيان، عن سليمان، عن إبراهيم، عن عبيدة، عن عبد الله: قال يحيى: بعض الحديث عن عمرو بن مرة، قال النبي صلى الله عليه وسلم. وحدثنا مسدد، عن يحيى، عن سفيان، عن الأعمش، عن إبراهيم، عن عبيدة، عن عبد الله. قال الأعمش: وبعض الحديث حدثني عمرو بن مرة، عن إبراهيم وعن أبيه، عن أبي الضحى، عن عبد الله قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (اقرأ علي). قال: قلت: اقرأ عليك وعليك أنزل؟ قال: (إني أشتهي أن أسمعه من غيري). قال: فقرأت النساء حتى إذا بلغت: {فكيف إذا جئنا من كل أمة بشهيد وجئنا بك على هؤلاء شهيدا}. قال لي: (كف، أو أمسك).
فرأيت عينيه تذرفان. İmam Nevevı "kuran Okunurken Ağlamak" konusunda şunları söylemiştir: "kuran okurken ağlamak, ariflerin bir özelliği, salihlerin bir alametidir. Nitekim bu konuda Allah TeSIS şöyle buyurmuştur: 'Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar'(İsra ı 109), 'Allah'ın ayet/eri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar. '(Meryem 58) Ayrıca bu konuda çok sayıda hadis vardır."
GazzSl1 şöyle demiştir: "kuran okurken veya okunurken ağlamak müstehaptır. Kişi, kuran'da geçen şiddetli tehditleri, vaıdleri, cezaları düşünür ve kendi kusurlarını hatırlar. Bu vesileyle korku ve üzüntü kalbine hakim olduğu için ağlar. Eğer kişinin kalbi bu durumlar karşısında hüzünlenmezse bundan daha büyük musibetten bahsedilemez." İbn BattaI şöyle demiştir: "Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbn Mes'ud bu ayeti okurken ağlamıştır. Çünkü kıyamet gününün denşetli anları gözünde canlanmıştı. Kendisinin ümmetini tasdik etmesi için şahit olarak getirileceği anı ve oradaki insanlara şefaat isteğinde bulunmasını bir an için yaşıyor gibi olmuştu."
Öyle anlaşılıyor ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ümmetine merhametinden dolayı ağlamıştır. Çünkü o, kesinlikle kendisinin ümmetinin amellerine şahitlik edeceğini, onların amellerinin bazen düzgün olmayacağını ve bu yüzden onların cehenneme sürük1eneceklerini biliyordu.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.