

"Yüce Allah'ın 'Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun' sözü." Ahmed b. Hanbel bu ayeti Kur'an'ın mahluk olmadığına delil göstermiştir. Çünkü ne Kur'an'da ve ne de hadislerde onun mahluk olduğuna dair herhangi bir ifade geçmediği gibi, onun mahluk olduğunu gösteren bir şey de yoktur. Öte yandan Hasan-i Basri'nin "Ca'd'ın dediği gerçek olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu tebliğ ederdi" demiştir.
"Zühri, risalet Yüce Allah tarafındandır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerine tebliğ, bizim üzerimize de kabul etmek (teslim) yükümlülüğü vardır demiştir." Bu söz Humeydl'nin en-Nevadir'de naklettiği bir olayda geçmektedir. Haberi Humeydi vasıtasıyla Hatib de nakletmiştir. Humeydı şöyle der: Süfyan bize şöyle dedi: Adamın biri Zührı'ye gelerek "Ey Ebu Bekir! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in 'Yakalarını yırtan bizden değildir'(Buhari, Cenaiz) sözünün manası nedir?" Zühri dedi ki: "Allah'tan ilim, Resulü üzerine tebliğ, bizim üzerimize de teslim olmak vardır." Burada zikri geçen "adam" Evzai'dir. Bu haberi İbn Ebi Asım Kitabu'l-Edeb'te rivayet etmiştir.
Yüce Allah "Ki böylece onların (Nebilerin) Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. "(Cin 28) "Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiyle) biliyorum ... (Araf 62,68) buyurmuştur." İmam Buhari Halk-u Ef'ali'l-İbad isimli eserinde Yüce Allah'ın "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et"(Maide 67) ayetini zikrettikten sonra şöyle der: Yüce Allah, önce ona indirileni tebliğden söz etti. Sonra risaleti tebliğ fiilini niteleyerek şöyle dedi: "Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun"(Maide 67) buyurdu. Allah onun tebliğine "risalet", bunu terk etmeye "fiil" (in lem tef'al) ismini verdi. Hiç kimsenin "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine emredilen risaleti tebliği yapmadı"
diyemez. Bu şu demektir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tebliğ ettiğinde kendisine emredileni yapmış demektir. Onun, kendisine indirilen okuması tebliğ demektir ki bu da onun fiilidir. Ebü'l-Ahvaz Avf b. Malik el-Cüşemi'nin nakline göre babası "Ben Nebie geldim" diyerek başladığı bir olayı anlatmıştır. Bu olayda şöyle bir cümle geçmektedir: "Bana Rabbimden risalet geldiğinde buna tahammül edemedim ve insanların beni yalanlayacaklarını düşündüm. Bana 'Ya bunu yaparsın veya sanaşöyle şöyle yapılacak' denildi. "(Humeydi, Müsned, II, 390) Bu haberin aslı Sünenlerdedir. Haberi İbn Hibban ve Hakim sahih olarak değerlendirmiştir. Semura b. Cündüb'ün güneş tutulmasıyla ilgili olarak naklettiği hadiste şöyle bir ifade yer alır: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaptığı konuşmada şöyle dedi: 'Ben ancak bir beşerim ve elçiyim. Size Allah'ı hatırlatıyorum ve soruyorum. Eğer benim Rabbimin risaletleri 'tebliğimde kusur ettiğimi biliyorsanız ... " Yani bunu bana söyleyiniz.(İbn Hibban, VII, 101; Hakim, el-Müstedrek, I, 478) Sahabiler de ona "Senin Rabbinin risaletlerini tebliğ ettiğine ve üzerindeki yükümlülüğü ifa ettiğine şahidiz" dediler. Bu haberin aslı Sünenlerdedir. Haberi İbn Huzeyme, İbn Hibban ve Hakim sahih olarak değerlendirmişlerdir. Buhari adı geçen kitapta bir de "Ey Resul!
Rabbinden sana indirileni tebliğ et" ayetini Rabbinin sana emrettiği şeylerden indirdiklerini şeklinde açıklamıştır. "Ekimu's-salate=Namazı kılınız" emri de böyledir. Salat tümü itibariyle Allah' a itaatten ibarettir. Kur'an okumak namazın içindeki unsurlardan biridir. Şu halde namaz itaattir ve bunu emir Kur'an'dır. Kur'an sahifelerde yazılı olup, gönüllerde ezberlenmiştir, dillerde okunmaktadır. Kıraat, hıfz, kitap mahluktur. Okunan, ezberde bulunan, yazılan ise mahluk değildir. Bunun delili şudur: İnsan "Allah" yazar, bunu ezberler ve ona dua eder.
Duası, ezberi, yazması ve fiili mahluktur. Allah ise halik yani yaratıcıdır. "Aişe r.anha bir kimsenin amelinin güzelliği senin hoşuna gittiği zaman (hemen övmeye kalkma) dedi (Yapacağınızı) yapınız! Amelinizi Allah da, Resulü de, .mu'minler de görecektir" ayetini okudu ve "Sakın seni hiçbir kimsegevşekliğe sevketmesin!" öğüdünü de ilave etti." Bunun manası şudur: Hiç kimse ameliyle seni aldatmasın. Sonra bunu hayır zannedersin! Ancak o kişiyi şeriatın sınırları dairesinde duruyor görürsen bu müstesnadır.
"Nebiimiz, Rabbimizin elçiliğinden olarak "Bizden cihadda öldürülen cennete gider" buyurdu." Bu kadarı hadisten merfu olan kısımdır. Bu hadis uzun haliyle daha önce geçmişti. Hadisin şevahidi Cizye Bölümündedir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.