

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadisi Buhâri «Küsûf», «Namaz» ve «Nikâh» bahislerinde; Ebû Dâvûd ile Tirmizi de «Namaz bahislerinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Ebû Dâvûd 'un bir riyâyetinde «îbni Abbâs» yerine "Ebû Hureyre» denilmişse de: Hatâdır. Doğrusu îbni Abbâs olacaktır. Nitekim hadis ulemâsından İbni Asâkir bunun hatâ olduğuna tembih etmiş; Mizzî: «Bu bir vehimden ibarettir,» demiştir. Hz. İbni Abbâs'ın: «Bakara sûresini okuyacak kadar uzun bir kıyam yaptı.» demesi gösteriyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıraati gizli imiş. Nitekim Âişe (Radiyallahu anhâ)'dan rivayet edilen bâzı tarîklerde: «Onun kıraatini tahmin ettim; Bakara sûresi kadar olduğunu gördüm.» denilmiş olması da bunu gösterir. Bâzıları: «îbni Abbâs o zaman küçüktü; saffların sonuna durduğu için kıraati işitmemiş de, müddeti tahmin etmiş olabilir.» demişlerse de, bu kavil reddedilmiştir. Çünkü aynı hadisin bâzı tarîklerinde: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanıbaşına durdum ama ondan bir harf bile işitmedim.» denilmiştir. «Kefefte»: Vaz geçtin, demektir. «Tekkâ'kâde» ve «Kâ'kâde» fiilleri: Geriledin, gerisi geriye gittin; mânâsına gelirler. Yalnız kelimenin iki bâbdan kullanılmasına bakarak Aynî: «Kâ'kâa» müteaddi; «Tekâ'kâa» lazımdır; demişdir. Bu takdirde Kâ'kâ'a fiilinin bir mef'ûlü bulunmak lâzım gelir. Aynî bunu «Kendini gerilettin» şeklinde takdir etmiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Eğer o salkımı almış olsaydım, dünyâ durdukça ondan yerdiniz.» buyurmakla: Cennet meyvalannın bitip tükenmek bilmiyeceğine işaret etmiştir. Bâzıları: «Bu cümlenin mânâsı: Üzümü yiyen kimse ağzında dâima yediğinin bir mislini yaratmakla zevki devam edecek, demekdir.» mütâlâasında bulunmuşlarsa da, bu söz felsefî bir fikir neticesi olduğu için reddedilmiştir. Filhakika felsefenin iddiasına göre âhiret hayâtının hakikati değil, sâdece misâli vardır. Fakat hakikatta cennetin yemişleri ile diğer muhtelif taamları feylesofların zannettiği gibi birer hayâl değil; Kur'ân-ı Kerim'in nass-ı kat'i ile beyân buyurduğu vecîhle bitip tükenmek bilmeyen hakîkî meyveler ve yiyeceklerdir. Allah Teâlâ koparılanların yerine derhâl başkalarını halkedecektir. Ona göre bunun hiç bir güçlüğü yoktur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cennet meyvelerinden koparmasına izin verilmemiştir. Çünkü cennet meyveleri ebedî; dünyâ ise fânidir. Binaenaleyh fânî dünyada bakî cennet meyvesi yiyen kimsenin de baki kalması icâbedecektir. Halbuki dünyâda buna imkân yoktur. Bu hadîsin bir çok muhelif rivayetleri vardır. Yine bu hadîsde, cehennemliklerin ekserisinin kadınlar olduğu bildirilmektedir. Hâlbuki Hz. Ebû Hureyre'nin rivayet ettiği bir hadîsde derece ittibâri ile cennetliklerin en aşağısına iki tane dünyâ kadını verileceği beyân edilmiştir. Bu hadis'e göre cennetliklerin üçte ikisinin kadınlar olması iktizâ eder. Bu suretle sûret-i zahirede iki hadîs biribirine muarız görünürse de, Ebû Hureyre hadisi kadınlar cehennemden çıkarıldıktan sonra cennete konacak, bu suretle en aşağı bir erkeğin iki karısı olacaktır, diye te'vil olunmuştur.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.