

Tahric: Yalnız Müslim rivayet etmiştir: Tuhfetu'I-Eşraf, 10737 DAVUDOĞLU İZAHI
NEVEVİ ŞERHİ: Bu babta Amr b. el-As (r.a.)'ın rivayet ettiği ve onun vefat olayını anlatan hadis ile (318 numarada gelecek olan) İbn Abbas (r.a.)'ın (2/136) yüce Allah'ın: "Onlar ki Allah ile birlikte başka bir ilaha ib'adet etmezler." (Furkan, 68) buyruğu ile "ey nefisleri aleyhine ileri giden kullarım ... " (Zümer, 53) buyruklarının nüzul sebebi ile ilgili hadisi yer almaktadır. Amr (r.a.)'ın rivayet ettiği hadisin isnadı ve metni ile ilgili açıklamaları yaptıktan sonra İbn Abbas (r.a.)'ın rivayet ettiği hadisi ele alacağız. Bu hadisin senedinde Muhammed b. Müsenna el-Anezi vardır ki nispetinde ayn ve nun harfleri fethalıdır. Ebu Ma'n er-Rakaşi'nin nispetinde re harfi fethalı, kaf harfi şeddesizdir. Adı Zeyd b. Yezid'dir. Ebu Asım ise en-Nebil lakaplı olup, adı ed-Dahhak b. Mahled'dir. İbn Şumase el-Mehri'nin babasının adı olan Şumase'deki şın harfi fethalı da, dammeli de (Şumase şeklinde) okunabilir. Her iki söyleyişi el-Metali sahibi zikretıniştir. Adı ise Abdurrahman b. Şumase b. Zi'b Ebu Amr'dır, Ebu Abdullah olduğu da söylenmiştir, elMehri nispeti de mim harfi fethalı, he harfi sakindir. Hadisin Metnindeki Lafızlar İle İlgili Açıklamalar: "Ölüm döşeğinde iken" ölümü yaklaşmış iken demektir. "Üç halde idim." (Hal lafzını anlatmak için kullandığı tabak kelimesinin çoğulu olan atbaki kullanmıştır.) Yüce Allah da (bu anlamda): "mutlaka sizler biri diğerine mutabık halden hale (tabaktan tabağa) geçeceksiniz." (İnşikak, 19) buyurulmaktadır. İşte "üç" anlamındaki "selas" lafzını "etbak"ın anlamını kastederek müennes ıikretmiştir. (2/137) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Neyi şart koşacaksm" buyruğunu bu şekilde "ma" edatı başında be harfi ile kaydettik. Be'nin benzerlerinde olduğu gibi, tekid için Zaide olması mümkündür. Ne ile ihtiyatlı davranmış olacaksın anlamının kastedildiği "şart koşma"nın anlamı için de gelmiş olabilir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "İslam kendisinden önce olanları yıkar" buyruğu, onu düşürür, etkisini siler demektir. "Beni defnettikten sonra üzerime iyice toprak doldurun" ifadesindeki toprak doldurmak, atmak kelimesini biz hem sin ile hem şın ile tespit etmiş bulunuyoruz. Kadı lyaı da aynı şekilde böyle demiştir. Bu da dökmek demektir diye açıklamıştır. "Şunnu: iyice toprak doldurun" ifadesinde sin ile kolay bir şekilde dökmek, şın ile dağınık, peyderpey dökmek anlamında olduğu da söylenmiştir. Hadisten Çıkartılan Hükümler - İslamın, hicretin ve haccın yerinin büyüklüğü belirtilmekte, bunların her birinin kendisinden önceki masiyetleri yıktığı (silip süpürdüğü) anlatılmaktadır. 2- Ölümü yaklaşmış olan bir kimseye yüce Allah hakkında iyi zan beslemesi için dikkatini çekmek, ümitlendirici ayetIeri ve af ile ilgili hadisleri yanında zikretmek, ölüm halindeki olan ıata yüce Allah'ın Müslümanlara hazırlamış olduğu mükMatların müjdesini vermek müstehabtır. Ayrıca yüce Allah hakkında güzel bir zan besleyip, o hal üzere ölmesi için onun güzel amellerini hatırlatmak da müstehabtır. Bu edebin müstehab olduğu ittifakla kabul edilmiştir. Hadisten buna delil olan da Abdullah b. Amr'ın babasına: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sana bu müjdeleri vermedi mi, demiş olmasıdır. 3- Hadisten ashabın (r.a.um) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ne kadar saygılı oldukları, onu ne kadar taıim ettikleri de anlaşılmaktadır. 4- "Benim arkamdan ağıt yakıp feryat eden bir kadın da gelmesin, ateş de gelmesin" sözleri Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bu husustaki yasağına uymak içindir. İlim adamları da bunun mekruh olduğunu söylemişlerdir. Feryat ile ağıt yakmak ise haramdır. Ölünün arkasından ateş götürmek ise hadis dolayısıyla mekruhtur. Diğer taraftan mekruh oluş. sebebinin bunun cahiliye şiarlarından oluşu olduğu da söylenmiştir. (2/138) İbn Habib el-Maliki: Ateş ile tefe'ül mekruhtur, demektedir. 5- "Üzerime toprak doldurunuz" sözlerinde kabre toprak doldurmanın müstehab olduğu ve bazı şehirlerdeki uygulamanın aksine kabrin üzerine oturulmamasının gerektiği anlaşılmaktadır. 6- "Kabrimin etrafında bir devenin kesilip, etinin paylaştırılacağı bir süre kadar durun ki sizinle ünsiyet edeyim ve Rabbimin elçilerine ne cevap vereceğime bir bakayım" sözlerinden çıkartılan faydalı birtakım sonuçlar vardır. Bazıları şunlardır: a- Hak ehlinin mezhebi olduğu üzere kabir fitnesi (sorgusu ve iki meleğin soru sorması) b- Definden sonra kabrin yanında belirttiği süre kadar ve belirttiği sebep dolayısıyla beklemek müstehabtır. c- Ölü o sırada kabrin etrafında olanları duyar. Bu, ortak olan bir miktar etin ve üzüm gibi yaş birtakım yiyeceklerin paylaştırılmasının caiz oluşuna da delil gösterilebilir. Bu hususta ise bizim mezhep alimlerimizin bilinen bir görüş ayrılığı vardır. Onlar şöyle derler: Eğer biz iki görüşten birisi olan paylaştırmak bir alışveriş değil, hakların ayırt edilmesidir görüşünü kabul edecek olursak caizdir. Eğer bu bir alışveriştir dersek bu hususta iki görüş vardır, daha sahih olanları bunun kemal derecesinde misliyetin bilinrr,emesinden ötürü faize götüreceğinden caiz değildir, ikincisi hal itibariyle eşitliklerinden ötürü caizdir. Caiz olmadığı görüşünü kabul edecek olursak izlenecek yol, et ve benzeri şeylerin önce iki kısma ayrılması sonra onlardan birisinin diğer ortağına iki kısımdan birisini mesela bir dirheme satması sonra diğerinin de kendi payına düşen kısmı üzerindeki borç olan dirhem mukabilinde satmasıdır. Böylelikle her birisi için eksiksiz (tam, kamil) bir kısım elde edilmiş olur. Bunun daha başka yolları da vardır ki burada onları zikrederek uzatmaya gerek yoktur. Allah en iyi bilendir.
Bu hadis Ashab-ı kiramdan Amr b. As (Radiyallahu anh) 'in vefatını anlatmaktadır. Müslim şarihlerinden Muhammed el-Übbî Hz . Amr hakkında şunları naklediyor: Amr akıl, fikir ve lisan itibariyle Arapların dahisi idi Hz. Ömer b. El, Hattab birisi ile konuşurken karşısındaki söz anlamazsa: «Seni ve Amr b. El-As'ı yaratan Allah'ı tenzih ederim» dermiş Hz . Amr, Mısır'da on sene üç ay Hz. Ömer zamanında dört sene H z. Osman zamanında iki sene üç ayda Hz. Muaviye zamanında valilik etmiş; ve Hicri 43 tarihinde 90 yaşında vefat etmiştir. Vefatı için başka tarih söyleyenlerde vardır. Vefatında 325.000 altın ve 2.000.000 dirhem gümüş ile 1.000.000 kıymetinde meşhur bir çiftlik bırakmıştır. Vefat edeceği zaman malına bakarak : «Keşke ya sen bir deve tezeği olaydın ya ben selasil gazasında öleydim. Öyle işlere girdim kî Allah huzurunda onlar hakkında hüccetimin ne olacağını bilmiyorum. Muaviyenin dünyasını düzelttim. Ama kendi ahiretimi batırdım. Aklımı şaşırdım nihayet ecelim geldi. İşte ecel, ile pençeleşmekteyim. Malımı aldı. Ailem hakkındaki hilafetimi berbad etti» demiş sonra oğluna dönerek bana bir bukağı getirde onunla elimi boynuma bağla demiş. Oğlu babasının dediğini yapmış. Sonra Amr (Radiyallahu anh) başını semaya kaldırarak ; «Allah'ım sen bana emir buyurdun ben isyan ettim; Nehy buyurdun kulak asmadım. Kudretim yok muzaffer olayım. Suçsuz değilim mazeret beyan edeyim. Ben ancak senden başka ilah olmadığına, Muhammedin senin kulun ve Resulün olduğuna şehadet ediyorum.» demiş; sonra pişman ve düşünceli gibi parmağını ağzına sokarak vefat etmiştir. Oğlu Abdullah kendisine : «Babacığım keşke Ölmekte olan akıllı bir adamın yanına varsamda neler çektiğini bana anlatsa derdim işte ölüm seninde başına geldi neler çektiğini bana anlat» demiş. Hz. Amr buna şu cevabı vermiştir; «Yavrucuğum sanki bir karanlık içindeyim sanki iğne deliğinden nefes alıyorum, sanki bir diken dalı ayağımdan başıma doğru çekiliyor» demiş. -DİKKAT İZAH İÇİNDEKİ RİVAYETLER MÜSLİM'İN DEĞİL, ŞARİLERİNDİR îbnu Abdi Rabbih diyor ki: Bize Medine'lilerden bazı zevatın haber verdiğine göre Amr b. As oğullarına şunları söylemiş «Ben ne öldüğüm zaman beni cehenneme götürecek şirk'in içindeyim, ne de öldüğüm zaman beni cennete götürecek islamın içinde. İslamiyet hakkında her ne kadar kusur etsemde yine La ilahe illallah'a sarılmaktayım.. • demiş. Eliyle kelime-i tevhidi tutar gibi yaparak avucunu yummuş; Bir halde ruh teslim etmiş. Yanındakiler elini açarlar sonra bırakırlar el yine kendi kendine yumulurmuş. Hz. Amr'ın üzerine toprak örtülmesini cenazesinin arkasından meddah yascı ve saire gelmemesini vasiyet etmesi dindeki sebatına ve Allah tan ne derece korktuğuna delalet eder. Nebi (Sallallahu Aleyhi v Sellem)'in bütün eshabı böyleydiier. İçlerinden birisi bir parça dünya'ya dalsa; derhal aklını başına alır. Allah ve Resulü hakkındaki güzel itikadına dönerdi. Burada « El-Ikdü'l-Ferid namı kitar-la Hz. Muaviye'nin vefatı hakkında yazılan bir kaç cümleyi de zikretmek yerinde olur kanaatindeyim. Muaviye (Radiyallahu anh) 'ın hastalığı ağırlaştığı zaman oğlu Yezid yanında yokmuş. Bilahare babasının yanına gelirken Osman b. Muhammed b. Ebî Süfyanı bir yerde otururken bulmuş; elinden tutarak beraberce Muaviye'nin yanına girmişler. Girdikleri zaman Hz. Muaviye can çekişiyormuş. Yezid kendisiyle konuşmak istediyse de Muaviye konuşmamış. Bunun üzerine Yezid ağlamağa başlamış. Muaviye (Radiyallahu anh) bir müddet Yezidi süzdükten sonra şunları söylemiş: «Yavrucuğum! Hakkında Allah'dan en çok korktuğum şey sana yaptıklarımdır. Yavrucuğum! Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte sefere çıktığım olurdu. Kendileri Kazay-ı hacet eder de abdest alırsa ellerine suyu ben dökerdim. Bir defasında gömleğimin omuz başından yırtıldığını görerek: «Ya Muaviye! sana bir gömlek giydireyim mi?» buyurdular. Hay hay Ya Resulallah, dedim. Bunun üzerine bana bir gömlek giydirdi. Onu bir defadan başka giymedim. Gömlek bendedir. Yine bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tıraş oldu Kesilen saçlarını ve tırnak kesintilerini aldım. Bunları bir şişe içine koydum. Öldüğüm zaman yavrucuğum, beni yıka! sonra bu saçlarla tırnakları benim gözlerime ve burnuma koy! Badehu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gömleğini kefenimin altına gömlek yerine koy .Eğer (bana) bir şey fayda verecekse bunlar fayda verir.» demiş. Görünüşe göre ashab-ı kiramm içerisinde dünyaya en ziyade kıymet veren şu iki sahabî-i celilin ölüm anındaki hallerini ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne derece hörmet ve ta'zim gösterdiklerini insafla düşünmeli de ibret almalıdır. Pahr-ı Kainat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize karşı hörmet ve ta'zim hususunda diğer sahabe-i kiram'ın halleri de böyle idi. Haklarında bir çok insafsızların ileri geri söz ettikleri Muaviye ile Amr b. As (Radıyallahu Anhüm) 'un halleri böyle olunca; diğer ashab-ı kiram ve ezvac-i tahirahın hallerini artık siz düşünün!.. Bize düşen vazife: kendimizi onlara hakemlik edecek mertebede görerek: «şu haklıdır; bu haksızdır.» diye ukalalık taslamak değil, cümlesi hakkında (Radıyallahu Anhüm) duasile tezyin-i lisan eylemektir. Hz, Amr'ın : «Sonra kabrimin etrafında bir deve boğazlayıp da eti taksim edilinceye kadar durun ki, sizinle ünsiyet edeyim; ve Rabbim in elçilerini nasıl karşılayacağımı düşüneyim...» sözünde bir takım faideler vardır: a) Kabir azabı ve münker nekir adlı iki meleğin sualleri haktır. Ehl-i hakkın mezhebi budur. b) Cenaze defnedildikten sonra kabrinin başında biraz durmak müstehaptır. c) Ölen kimse o anda kabrinin yanındakilerin konuştuklarını işitir. Binaenaleyh bazı ulemaya göre Kur'an okumak evladır. d) Et, yaş üzüm v.s. müşterek mallar taksim edilebilir.-

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.