Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Muhammed b. el-Müsenna el-Anezi, Ebu Ma'mer -Rekaşi ve İshak b. Mansur hepsi Ebu Asım'dan -lafız İbnu'l-Müsenna'nın olmak üzere- tahdis etti. Bize ed-Dahhak -yani Ebu Asım- tahdis etti. Bize Hayve b. Şureyh haber verdi. Bana Yezid b. Ebi Habib, İbn Şumase el-Mehri'den şöyle dediğini tahdis etti: Ölümüne yakın Amr b. el-As'ın yanında idik. Yüzünü duvara çevirerek uzunca ağladı. Oğlu: Babacığım Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sana şöyle bir müjde vermemiş miydi? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sana şu müjdeyi vermemiş miydi, demeye koyuldu. (İbn Şumase) dedi ki: Sonra yüzünü çevirerek dedi ki: Hazırladıklarımız arasında en faziletli şey, Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahadet etmektir. Gerçekten ben üç (farklı) halde bulundum. Kendimin Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e benden daha çok buğz eden bir kimsenin olmadığı ve imkan bulup da onu öldürmekten daha çok sevdiğim hiçbir şeyin bulunmadığı bir halini görmüşümdür. Eğer o hal üzere ölmüş olsaydım elbette cehennemliklerden olurdum. Allah İslam'ı kalbime yerleştirince Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gidip: Sağ elini uzat ta sana bey'at edeyim, dedim. O da sağ elini uzattı. Bu sefer ben elimi geri çektim. "Ne oluyor sana ey Amr" buyurdu. Ben: Şart koşmak istedim, dedim. Allah Resulü: "Neyi şart koşacaksın" buyurdu. Ben: Bana günahlarımın bağışlanmasını, dedim. O: "İslam'ın kendisinden önce olanları yıktığını, hicretin kendisinden önce olanları yıktığını, haccın da kendisinden önce olanları yıktığını bilmiyor muydun?" dedi. Bu halde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den daha çok sevdiğim, gözümde ondan daha üstün bulduğum hiçbir kimse yoktu. Onu ta'zim ettiğimden dolayı kendisine doya doya bakamıyordum. Bana onun niteliklerini anlatmam istenseydi yapamayacaktım. Çünkü ona doya doya bakabilmiş değildim. Şayet o hal üzere ölmüş olsaydım şüphesiz cennetliklerden olacağımı ümit edecektim. Sonra birtakım işlere bulaştık. Onlarda halim nedir bilemiyorum. Ben ölecek olursam sakın benimle birlikte hiçbir ağıtçı ve ateş bulunmasın. Beni defnettikten sonra üzerimi toprakla iyice kapatın. Sonra kabrimin etrafında bir deve kesilip, etinin dağıtılacağı bir süre kadar kalın ki varlığınızla yalnızlığımı gidereyim. Rabbimin elçilerine nasıl cevap vereceğime bir bakayım.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Leys ile başkasından, onlarda Ebu Habib'den. o da Abdurrahman b. Şumâse'den naklen haber verdiki, Abdurrahman Ukbetü'bnu Âmir'i minber üzerinde şunları söylerken işitmiş: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Mu'min Mu'minin kardeşidir. Binâenaleyh bîr Mu'min için kardeşinin satışı üzerine satış yapması ve o vazgeçmedikçe dünürlüğü üzerine dünür göndermesi helâl değildir.» buyurdular.
Bana Hârûn b. Saîd EI-Eylî ile Yûnus. b. Abdilâlâ ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Yûnus (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize İbni Vehb rivayet etti, dediler. (Demişki) : Bana Amr b. El-Hâris, Kâ'b b. Alkame'den, o da Abdurrahmân b. Şumâse'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Amir'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki ; Nezir keffâreti, yemîn keffâretidir.» buyurmuşlar.
Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Harmele, Abdurrahmân b. Şümâse'den rivayet etti. (Şöyle demiş) : Âişe'ye bir şey sormaya geldim. — Sen kimlerdensin? Diye sordu. Ben de: — Mısırlılardan bir adamım! Dedim. Müteakiben Âişe: — Bu gazanızda sizinkinin size karşı muamelesi nasıldı? Diye sormuş. O da: — Kendisinden bir fenalık görmedik. Bizden birimizin devesi ölse hemen ona deve verir; kölesi ölse köle verir; yiyeceğe muhtâc olsa yiyecek verirdi. Demiş. Bunun üzerine Âişe şunu söylemiş: — Beri bak! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir şeyi sana haber vermekten, onun kardeşim Muhammed b. Ebî Bekr'e yaptıkları beni men'edemez! Şu evimde: «Allahım! Bir kimse ümmetimin umurundan bir vazîfe alır da onlara zorluk gösterirse sen de ona zorluk göster! Bir kimse ümmetimin umurundan bir vazife alır da onlara hoş muamele ederse, sen de ona hoş muamele eyle!» buyurdular. "
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Mehdî rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr b. Hâzim, Harmeletü'l-Mısrî'den, o da Abdurrahmân b. Şümâse'den, o da Âişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Muhammed b. Rumh b, Muhacir rivayet etti. (Dediki) Bize Leys, Haris b. Ya'kub'dan o da Abdurrahman b. Şumase' naklen haber verdiki Fukeym-i Lahmî, Ukbe b. Amir'e : — Şu iki hedef arasında gidip geliyorsun. Halbuki sen yaşlısın bu sana zor gelir demiş. Ukbe: —> Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir soz olmasaydı ben buna katlanmazdım. Cevabını vermiş. Haris diyor ki; Bunun özerine ben ibnü Şumase'ye : — Ne o? diye sordum. — Nebi (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Her kîm atıcılığı öğrenir de sonra terkederse bizden değildir. Yahud muhakkak isyan etmiştir,» buyurdu dedi.
Bana Ahmed b. Abdîrrahman b. Vehb rivayet etti. (Dediki); Bize amcam Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bana Yezid b. Ebî Habib rivayet etti. (Dediki): Bana Abdurrahman b. Şumaset'l-Mehri rivayet etti. (Dediki): Mesleme b. Muhalled'in yanındaydım. Abdullah b. Amr b, As da onun yanında idi. Abdullah şunu söyledi : — Kıyamet ancak halkın kötüleri üzerine kopacaktır. Onlar cahiliyyet halkından daha kötüdürlr. Allah'dan bir şey isterlerse onu üzerlerine reddeder. Onlar bu haldeyken Ukbe b. Âmir geldi. Mesleme ona : — Ya Ukbe! Dinle Abdullah ne diyor. Dedi. Ukbe de : — O daha iyi bilir. Amma ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ümmetimden bîr cemaat düşmanlarını kahr ederek Allah'ın emri uğrunda çarpışmakta devam edeceklerdir. Onlara muhalefet edenler kendilerine bîr zarar veremiyecek. Nihayef onlar bu halde iken kıyamet kendilerine gelecektir» buyururken işittim, cevabını verdi. Bunun üzerine Abdullah şunu söyledi — Evet, sonra Allah misk kokusu gibi bir koku gönderecek, teması ipeğin teması gibi olacak, ama kalbinde tane ağırlığı iman olan hiç bir kimseyi bırakmayıp öldürecek, Sonra insanların kötüleri kalacak, kıyamet onların üzerine kopacaktır.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize İbnü Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Harmele haber verdi. H. Bana Harun b. Said El-Eyli de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Harmele (bu zât İbni İmrân Et-Tücibi'dir) Ahdurrahman b. Sümâsete'l-Mehri'den rivayet etti. (Demişki): Ben Ehû Zerr'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem): «Siz öyle bir yer fethedeceksiniz ki, orada kirat söylenir. 0 yerin ahâlisi hakkında birbirinize hayr tavsiyesinde bulunun! Çünkü onların bir zimmet ve rahim (hörmet)'i vardır. Bir kerpiç yeri hakkında kavga eden iki adam gördünüz mü hemen oradan çık!» buyurdular. Râvi demiş ki: Ebû Zer Şurahbil b, Hasene'nin oğulları Rabia ile Abdurrahman, bir kerpiç yeri hakkında kavga ederken yanlarına uğramış da hemen oradan çıkmış.
Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Said rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vehb b. Cerir rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Mısırlı Harmele'yi, Ahdurrahman b. Şümâse'den, o da Ebû Basra'dan, o da Ebû Zer'den naklen rivayet ederken işittim. Ebû Zer şöyle demiş: Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Siz muhakkak Mısır'ı fethedeceksiniz. Mısır öyle bir yerdir ki; orada kirat söylenir. Orasını fethettiğiniz zaman ahâlisine iyi muamelede bulunun. Çünkü onların bir zimmet ve rahim (hakk)'ı vardır, —Yahut bir zimmet ve sıhriyeti vardır. — Orada iki adamın bir kerpiç yeri hakkında kavga ettiklerini görürsen hemen oradan çık!» buyurdular. Ebû Zer demiş ki: Sonra Abdurrahman b. Şurahbil b, Hasene ile kardeşi Rabia'yı hir kerpiç yeri için kavga ederlerken gördüm de oradan çıktım.