

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri, Tirmizî ve Nesâî «Kitâbü'l-Umre»de tahrîc etmişlerdir. Umrenin ikinci bir Umreye kadar yapılan günahlara keffâret olması küçük günahlar hakkındadır. Nitekim Cum'a'nın ikinci Cum'a'ya kadar işlenen günahlara keffâret olması da bu kabildendir. Hadîsin zahirine bakılırsa günahlara keffâret olan Umre birinci Umredir. Çünkü kendisinden haber verilen Umre odur. Fakat mânâya nazaran günahlara keffâret olan. Umre ikincisidir. Zira günahlar iki Umre arasında işlenecektir. Birinci Umrenin keffâret olması günahların işlenmeden affını iktizâ edeceği için zahirin hilâfına görülmektedir. Hacc-ı Mebrûr'dan murâd ne olduğu ihtilaflıdır. Ulemâdan bâzılarına göre içersine günah karışmayan haccdır. Bazıları makbul hacc, bir takımları da içersine riya, fisk u fücur karışmayan hacc demek olduğunu söylemişlerdir. Ardından günah işlenmeyen haccdır diyenler de vardır. Muhammed b. Münkedir'in Hz. Câbir'den rivayet ettiği bir hadisde Hacc-ı Mebrûr bu kavillerin hiçbirine uymayan bambaşka bir şekilde tefsir olunmuştur. Mezkûr hadîsde şöyle denilmektedir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Hacc-ı Mebrûr'un Cennet'ten başka karşılığı yoktur, buyurdu. Kendisine : — Yâ Resûlallah! Hacc'ın Mebrûr'u nasıl olur? diyenler oldu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Herkese selâm vermek ve yemek yedirmektir, buyurdular.» Bir rivayette ise selâm vermek yerine «Güzel söz söylemekdir denilmiştir. «Cennetten başka karşılığı yoktur» cümlesinden murâd: Bu suretle hacc edene mükâfatının asla noksan verilmiyeceğini, günahları affedilerek mutlaka Cennet'e gireceğini beyândır. Hacc la Umre'nin sevabı hakkında birçok hadîsler vârid olmuştur. Tirmizî'nin rivayet ettiği Abdullah b. Mesûd hadîsi ile İbni Mâce'nin rivayet ettiği Ömer hadîsi İmam Ahmed ile Nesâî'nin rivayet ettikleri Abdullah b. Nubeyş hadîsi ve Haris b. Ebî Usâme 'nin rivayet ettiği Ümmü Seleme hadîsi babımızda bundan sonra görülecek Ebû Hureyre hadîsi bunlar meyânındadır. Cumhûr.u ulemâ'ya göre Umreyi bir sene içinde tekrar tekrar yapmak müstehabdir. İmam Mâlik ile ekseri Malikiyye ulemâsına göre bir senede birden fazla Umre yapmak mekruhtur. Kadî İyad ile diğer bazı ulemâ bir ayda bir Umreden fazla yapılamıyacağına kaail olmuşlardır. Ebû Hanîfe'ye göre Umre senenin yalnız beş gününde, yani arefe. bayram ve teşrik günlerinde mekruhtur. İmam Ebû Yusuf dört günde yani arefe ile teşrik günlerinde mekruh olduğunu söylemiştir. Sâir günlerde Umre yapılabilir. Nevevî'nin beyânına göre Şâfiîlerle, Mâlikîler, Hanbelîler ve cumhûr-u ulemâ arefe, bayram ve teşrik günlerinde dahî Umre yapmanın mekruh olmadığını söylemişlerdir. Onlara göre Umre yalnız hacc esnasında yapılamaz. Hacc bittikten sonra senenin her gününde Umre yapmak caizdir. Umrenin vâcib olup olmadığında dahî ihtilâf vardır. Şâfiîler'le cumhûr-u ulemâ'ya göre vâcibdir. Bu kavil Ömer, İbni Ömer ve İbni Abbâs (Radiyallahu anh) hazerâtı ile tabiînden Tâvûs, Atâ' Saîd b. El-Müseyyeb, Saîd b. Cübeyr; Hasan-ı Basrî, Mesrûk, İbni Sîrîn, Şa'bî, Ebû Bürdete'bni Ebî Mûsâ, Abdullah b. Şeddâd, Sevri, îmam Ahmed îshâk, Ebû Ubeyd ve Dâvûdu Zahiri'den de rivayet olunmuştur. Ebû Hanîfe, İmam Mâlik, Ebû Sevr ve İbrahim Nehai Umrenin sünnet olduğuna kaaildirler.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 5 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.